8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ
BASIN AÇIKLAMASI
8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York şehrinde 40.000 tekstil işçisi daha iyi şartlarda çalışmak isteğiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Polisin işçilere saldırması, işçilerin fabrikaya kilitlenmesi ve fabrikanın etrafına kurulan barikatlar yüzünden fabrikada çıkan yangından kaçamayan çoğu kadın 129 işçi hayatını kaybetti. 1910 yılında Uluslar arası Sosyalist Kadınlar Konferansında 8 Mart'ın Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmasına karar verildi. 16 Aralık 1977 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 8 Mart'ın Dünya Kadınlar Günü olarak anılmasına karar verdi. Ülkemizde de 1984 yılında çeşitli kadın örgütleri tarafından kutlanmaya başladı.
1857 de olanların günümüzde de devam ettiğini üzülerek müşahede ediyoruz. Özellikle kadınların yaşamlarını kısıtlamak için yüzlerine kapatılan ve kilitlenen kapıları; uğradığı her türlü saldırıları ve vahşi cinayetlere kurban edilişini seyretmeye devam ediyoruz. Kadınlara karşı yasal, yargısal ve eylemsel ayrımcılık maalesef devam ediyor.
Kadınlara karşı uygulanan haksız uygulamaların önüne geçmek için 1979 yılında Birleşmiş Milletlerde kabul edilen CEDAW (Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi)e Türkiye 1985'te taraf olmuş ve 2002 yılında TBMM tarafından kabul edilerek resmi gazetede yayınlanmıştır. Türkiye'de CEDAW'da öngörülen hükümlere riayet edilmemekte; kadınlara yönelik ayrımcılıkla mücadele için başarılı bir yöntem izlenememektedir.
Bu sözleşmeye göz atarsak ; ülkenin politika ve kamu hayatında kadınlara karşı ayrımcılığı önlemek için; bütün seçimlerde oy kullanabilmeleri, hükümet politikaları hazırlama ve uygulamalarına katılarak her türlü kademede kamu görevi ifa edebilmeleri; kamu dışı her türlü dernek ve kuruluşlara katılabilmeleri için her türlü tedbir alınacaktır. Tabiyet kazanılması, değiştirilmesi, muhafazası ve çocukların tabiyeti konusunda erkeklerle eşit haklara sahip olmaları sağlanacak. Eğitim kurumlarına girişte ve diploma almada, meslek ve sanat yönlendirilmesinde, burs ve diğer eğitim faaliyetlerinden faydalanmada, spor ve diğer beden eğitimi faaliyetlerinden erkeklerle eşit şartlarda faydalanmaları sağlanacak. Çalışma ve istihdam hakkı başta olmak üzere, iş seçme , iş güvenliği, eşit ücret, sosyal güvenlik ve güvenli çalışma hakkından kadınların erkeklerle şekilde faydalanmaları sağlanacak. Aile planlaması ve sağlık hizmetlerinden eşit bir şekilde faydalanmaları sağlanacak. Kadınların ekonomik ve sosyal hayatın her dalında erkeklerle eşit haklardan faydalanması sağlanacak. Kanun önünde erkekler kadınların eşit haklara sahip olmaları sağlanacak. Kadınların hukuki ehliyetlerini engelleye bütün sözleşmeler geçersiz kabul edilecek.
Ülkemizde; sağlık, eğitim, sosyal ve siyasi alanlarda kadınlar için eşit erişim ve eşit fırsat algısı yerleştirilememiş olup toplumsal statü, gelir, karar alma mekanizmalarında temsil gibi konularda yetersizlikler devam etmektedir.
Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü'nce yapılan araştırmalara göre Türkiye'de on kadından dördü şiddete maruz kalmakta; yaygın namus ya da töre cinayetleri devam etmekte, bölgesel olarak halen kanayan yaralarımız, töre kararları sonucu kadınların, yaşama haklarına yöneltilen saldırılar, eğitim, sosyal ve siyasi alanlardaki hak ihlallerini geride bırakmakta ve bu durum teoride tanınmış olan eşitlik ve hakların, pratikte uygulanmadığını göstermektedir.
Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi, "Eğitim Hakkı" başlığını taşıyan 10. madde taraf devletlere, eğitimde erkeklerle eşit haklara sahip olmalarını sağlamak için kadınlara karşı ayrımı önleyen bütün uygun önlemleri alma yükümlülüğü getirmektedir.
Ülkemizde, kamusal alan çıkmazına takılan başörtüsü yasağı sadece kadınların eğitim haklarını değil, dini inanç ve ifade özgürlüklerini, çalışma hürriyetlerini, seçme ve seçilme haklarını da gasp ederek tümüyle insan haklarına aykırı bir uygulama teşkil etmektedir. Başörtülü kadınlara getirilen yasaklar yargı kararları ve bazı bürokratik uygulamalarla şekillenmekte; devlet memurluğu, eğitim ve öğrenim hakkının tanınmaması, siyasi alanda temsil imkanı verilmemesi ve hatta geçtiğimiz yıl örneklerine rastladığımız sağlık haklarından yararlandırılmama şekillerinde tezahür etmekte ve her geçen gün ihlallerin sayısı artmaktadır.
Gerek uluslararası belgeler gerek anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile incelendiğinde kadınlara yönelik her hangi bir ayrımcı düzenlemenin olmadığı, her alanda kadınlara fırsat eşitliği tanındığı gibi bir algı oluşsa da kadınlar ikinci sınıf insan muamelesi görmekte, cinsel obje olarak nitelendirilmekte, şiddete ve pek çok insan hakkı ihlaline maruz bırakılmakta ve önemli değerlerin taşıyıcısı olmaları gerekirken topluma küstürülmektedirler.
.
Sonuç olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti kadının uğrayacağı her türlü ayrımcılığı engelleyip her alanda erkeklerle eşit haklara sahip olmasını sağlamak zorunda olduğunu kabul etmiştir. Fakat hala bu ülke kadınları kanunla güvence altına alınan haklarını elde edememektedir. Her ne kadar kanunlarla güvence altına alınsa da kadınlar hukukun gözü önünde haklarının gasp edilişini izlemeye devam etmektedir.
MAZLUMDER olarak, sadece hakkın tanınmasının yeterli olmadığını, hakların kullanılmasına yönelik uygun fırsat ve ortamların sağlanmasının da gerektiğini ve kadınlara yönelik her türlü ayrımcılığın karşısında olduğumuzu belirterek, dünyada ve ülkemizdeki tüm kadınların "8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü"nü kutlarız
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
MAZLUMDER Kocaeli Şubesi
Yönetim Kurulu Başkanı
Çetin TAHTACI