"Sevgili Vatandaşlar, Bugün demokrasimizin içine düştüğü buhran ve son müessif hadiseler dolayısıyla kardeş kavgasına meydan vermemek maksadıyla Türk Silahlı Kuvvetleri, memleketin idaresini ele almıştır.''
Bundan tam elli yıl önce zamanın kudretli albayı ''Demokrasi ''ile yönetildiği varsayılan ülkemizde yapılan ilk darbeyi bu cümlelerle duyurdu.'' Demokrasinin içine düştüğü buhran ve kardeş kavgaları'' gibi kavramlaştırmalar da daha sonra yapılacak darbe ve muhtıralar için dayanak olarak kullanıldı.
27 Mayıs darbesi seçimle iktidara gelen Menderes Hükümetini devirmesiyle beraber, darbeci cunta ve sivil uzantısının açıklamalarıyla halkın oyunun belirleyiciliğinin Türkiye için anlamsız, söz etmeye değmeyecek bir olgu olduğunun gelecek nesillerin hafızasında yer etmesi sonucunu da doğurmuştur. Darbe sonrası başta başbakan olmak üzere iktidarın üç mensubunun şimdilerde düzmece ve sonucu belli olarak tanımlanan özel mahkemelerde yargılanarak idam edilmeleri sonraki dönem iktidarları için bir uyarı kabul edilmiş ve tehdit amaçlı kullanılmasında bir beis görülmemiştir. Nitekim bir siyasi parti üst düzey yöneticisi siyasi rakibine 27 Mayıs'ın sonucunu unutmaması tavsiyesinde bulunabilmiştir.
27 Mayıs ve takip eden darbe ve muhtıralarda sadece görünür gücü suçlamak içine düşülen yanlışların en büyüğüdür. Darbenin arka planını irdelediğimizde toplumdan farklılaşan bir takım elitlerin askeri darbe yapması konusunda teşvik ettiklerini görüyoruz. Bugün dahi üniversite mezununun oyu ile çobanın oyu veya sermayeyi tek elde toplayan patronun oyuyla işçinin oyu karşılaştırması yapılarak antik çağın site devletlerine özlem duyan elitistlerin amacı halkın sandıktaki gücünün meclise tam olarak yansımasının önüne geçilmesidir. 1960 darbesi sonrası yapılan anayasa ile birlikte kurumlar ihdas edilerek yasama ve yürütmenin yetkilerinin azaltılması cihetine gidilmiş, muktedir olamayan iktidarlar dönemi tartışmasız günümüze kadar devam edegelmiştir.
Günümüzde devam eden bir çok sorunun, kapısı 27 mayıs darbesiyle açılmıştır.Özellikle ülkedeki etnik farklılıkları körükleyen cunta hiçbir suça karışmamış oldukları halde Kürtçülük ve isyan edebilirler suçlamasıyla özellikle Kürt ailelerin önde gelenlerinin de aralarında olduğu 485 kişiyi zorunlu ikamete mecbur bırakmış daha sonra bu topluluktan 55 kişi ülkenin değişik bölgelerine sürgün edilmişlerdir.Örneğin zorunlu ikamete tabi tutulan Zeynel Turanlı'nın ailesi kurtuluş savaşı sırasında milli mücadeleye katkılarından dolayı birinci meclis tarafından altın madalya ile ödüllendirilmiştir.Yazar Nevzat çeliğin " Sivas kampı" adlı kitabından "bu günkü siyasal Kürtçülüğün Sivas kamp faciasının sonucu olduğunu Celal Bayar'ın ağzından öğreniyoruz.
Kurucu ve koruyucu unsur olduğu konusunda tartışma kabul etmeyen silahlı güç içindeki bir takım yasal olmayan yapılanmalar, ülkenin geleceğinin belirleyiciliği konusunun sivillere bırakılmasına hata olarak bakmakta, Ergenekon ve muhtelif isimlerle anılan darbe planlarını hayata geçirmeye çalışmaktadır.
İyi darbe kötü darbe veya sizin darbecileriniz, bizim darbecilerimiz tanımlamaları her türlü siyasi organizasyondan bağımsız olması gereken günümüz sivil toplum hareketlerinin kırılma noktasını oluşturmaktadır. Millet egemenliği üzerindeki her türlü vesayete karşı bir mücadele bilincinin oluşması bu bağımsız kimliği korumakla mümkün olabilir.
Geçtiğimiz hafta içinde ülkenin dört biryanında darbe karşıtı gösteriler yapılmış, darbe mağduru kişiler yadedilmiştir. Bizler de seslerimizi yükselterek darbelere ve vesayetin her türlüsüne ''Bir Daha Asla'' diyoruz.
KGKTP ADINA Selahattin Mengül
Sağlık Sen Kocaeli Şube sekreteri