KAN VE SAVAŞIN GÖLGESİNDE KALAN BİR SORUN; KÜRT SORUNU
Bir savaşın içinde hak ve adalet ortamının oluşması için çaba harcayan duyarlılık sahibi insanlar, tarafsızlığını yitirmemiş kurum ve kuruluşlar, barışa, huzura inancını yitirmemişler olarak; her ferdin varlık hakkının sorumluluğu omuzlarımızdadır.
Hak ve özgürlüklerde ufak adımların güç bela atıldığı, sorunların azda olsa konuşulma ortamının bulunduğu zaman dilimlerinde daha adil bir dünya için çaba sarf eder olmuş idik. Ancak geldiğimiz noktada operasyonlar gölgesinde kalan bir sorunun, Kürt sorununun çözümüne dair sivil ve tarafsız yorumlar getirilemez oldu. Çünkü bu ülkede yaşamak savaştan bir taraf olmayı gerektiriyordu! Zira artık silahlar konuşuyor, birbirlerine kırdırılan iki kesim olduğu halde buna da taraf olunmaya zorlanıyordu.
On yıllardır akan kan üzerinden nemalananların takındıkları çıkarcı politikalar her iki kesimin arasında ki uçurumu büyüttü. Batıda dışlama, tecrit şeklini kendisini gösteren kutuplaşma, doğuda kendisini çatışma ve şiddet şeklinde gösteriyor.
Birilerinin Dillerinin, birilerinin Dinlerinin üzerinden yürütülen baskı ve dayatma çözüm yolunu kapatmaya da çalışarak sürdürülen strateji ne kadar yürütüle bilir? İnsan haklarına sadece saygı göstermeyen, insan haklarını koruyan, gözeten ihlal etmeyen Devlet olgusu konusunda AKP Hükümetinden beklenilen cesur, olumlu adımların arkası da Diyarbakır gezisi arkasından son bulmuş idi. Askeri vesayetin insan hakları meselelerini gölgede bıraktığına bir defa daha bu meselede şahit olduk. Sorunu yok sayarak, görmezden gelerek, sadece şiddetle üzerini kapatıp inkar etmek ne �Hukuk Devleti� olgusu ile, nede �Sosyal Devlet� olgusu ile örtüşmemektedir.
İçeride sunulan çözüm önerilerinin üzeri kapatılarak, kan ve savaş üzerinden bir çözüm arayışı kısır bir arayış olacaktır. Operasyonlar bölge hakları açısından kimseye kalıcı bir çözüm sunmayacaktır. Türkiye mali kaynaklarını akıttığı bu operasyonları durdurmalı. Zira ateş düştüğü yeri yaktı ve kimsenin kimsenin acısı üzerinden siyaset yapmaya hakkı olamamalıdır. Derinliği kalmamış Devlet hareketleri, sokaklara taşan PKK saldırıları ile de, iki taraflı bir kan gölünün pompalandığı görülüyor. Şiddet, şiddeti doğurup kan kan ile yumuluyor.
Bizler herkesin bu kirli savaşa taraf olmaya zorlandığı şu günlerde ancak hakiki anlamda barış için adil çözüm gerekliliğini savunanlar olarak; operasyonların bir an önce sol bulması gerektiğini belirtirken, silahların gölgesinde acı ve kana inat birbirimizin üzerinden yürütülen kirli politikalara inat, hak ve adaletin teslim edilmesinde birey olarak sorumluluğumuzun hakkını vermek için çaba sarf edeceğiz. Çünkü barışın da ancak insan hak ve özgürlüklerine uygun bir çözüm ile sağlanacağına inanıyoruz.
Eline kardeş kanı bulaşmamışlar; hala barışa ve huzura inancımız varsa, farklı dillerde aynı ağıtları yakan acılı annelerin, çocukların, kadınların acılarına ortak olup daha gür bir şekilde barış umutlarımızı dillendirelim. İnsan hak ve özgürlüklerine uygun çözüm yolu ile,inancımızı yitirmeden çaba sarf ederken; her şey aydınlığa çıkmak için olsun, her şey mutlak adalet için olsun�
Nigar Gümrükçüoğlu
MAZLUMDER Kocaeli Şube Başkanı