Basın Açıklamaları

Kadınlar, Kendisiyle İlgili Konularda Tamamen Karar Sahibi Olmalı

1857 yılında ABD'de bir tekstil fabrikasında daha iyi çalışma koşulları için greve giden kadın işçilerin fabrikaya kilitlenmesi,arkasından da çıkan yangında fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamayarak tekelci ve egemen anlayıştan kaynaklı çoğu kadın 129 işçinin can vermesiyle birlikte kadınlara özgü bir günün var olma düşüncesi 26-27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag k

07.03.2008

Kadınlar, Kendisiyle İlgili Konularda Tamamen Karar Sahibi Olmalı

1857 yılında ABD'de bir tekstil fabrikasında daha iyi çalışma koşulları için greve giden kadın işçilerin fabrikaya kilitlenmesi,arkasından da çıkan yangında fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamayarak tekelci ve egemen anlayıştan kaynaklı çoğu kadın 129 işçinin can vermesiyle birlikte kadınlara özgü bir günün var olma düşüncesi 26-27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde 'Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı'nda alınan bir kararla 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kabul edilmesine ve o günden bugüne 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününde ilk zamanlarda olduğu gibi bugünde eşitlik, bağımsızlık,politik haksızlıkların ortadan kalkması,daha iyi yaşama,eğitim ve çalışma koşulları elde etmek ve erkek egemen dünyada kadın eşitliğini geliştirmek için kutlanılır.Her ne kadar bizlerin bugüne dair söyleyeceği sözleri olsa da kadınların sadece bir güne hasredilen kutlamalarının hak ve özgürlüklerini elde etme noktasında yeterli olmadığını düşünüyoruz.

Ancak aradan 151 yıl geçmesine rağmen halen erkek egemen anlayışı ve statükocu yaklaşım değişmemiştir.Dinin kadına verdiği değeri göz ardı ederek dini istismar edip kadını zorla eve hapseden anlayış devam ederken, diğer yandan kadınlara zorla tecavüz edilmekte, sokak ortasında namus kisvesi altında kadınlar yargısızca infaz edilmektedir. Hatta kadın haklarıyla ilgili internetten yazı indirdiği gerekçesiyle Afganistan'da üniversiteli bir genç idam cezasına çarptırılabilmektedir.

Kadının rengiyle, sesiyle, gücüyle ve özgürlüğüyle var olduğu bir sistemden yanayız ve bu sistemi oluşturmak için kadın özgürlük mücadelesine taktik, dönemsel ve belli ihtiyaçlar üzerinden bakılmamalı; kadına bu anlamda öncülük düzeyinde misyon biçilmelidir.Öte taraftan tarlada çalışan kadının emeğinin sömürülmesi ve potansiyel bir iş gücü olarak görülmesi özel ve resmi kurumlarda görünürlük kazanan kadın kimliğinin ailesel, çevresel ve toplumsal baskı ve engellerle karşılaşması başlı başına bir sorundur.

Kadınlar, kendisiyle ilgili konularda tamamen karar sahibi olmalı, kendisini gerçekleştirmeyi kadınlar üzerinde tahakküm kurmakta bulan ve kadınları aşağılamaktan haz duyan otoriter kişiliklere kendilerini tatmin edebilecekleri ortam sağlamayarak ötekileşmeyi reddetmelidirler

Bu anlamda, son dönemlerde kadınlarla ilgili başörtüsü tartışmalarında kadınlar dışında erkeklerin, kadınlar yerine düşünmesi hatta karar alması vahim bir durumdur. Erkek egemen sisteminin halen daha katı ve tutucu bir şekilde devam ettiğini 21. Yüzyılda içimiz acıyarak söyleyebiliriz.

Ülkemizin içinde bulunduğu adı konmamış savaştan dolayı anneler olarak yine en çok biz kadınlar etkilenmekteyiz. Bu nedenle, bütün kadınları, kadının barışçıl özelliğini ön plana çıkararak, daha yüksek bir sesle barışı haykırmalarını istiyoruz.

Biz Mazlum-Der olarak, , insan haklarına dayalı, barış içinde, çoğulcu,cinsiyet ayrımsız, özgür ve demokratik bir ülke istiyoruz. Birimizin diğerimiz için tehlike olduğu korkusunu yaratarak bizi birbirimize düşüren sosyal adaletsizliği devam ettiren yasakçı zihniyet, tamamen değişmedikçe özgürlük olamaz. Özgürlüklerin kısıtlanmasının ne demek olduğunu bilen biz kadınlar, bundan sonra da her türlü ayrımcılığın, hak ihlalinin, baskının, dayatmanın karşısında olacağız. Bu vesileyle tüm dünyadaki kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü kutlar ve özgür kadın özgür birey ve toplumdur diyerek tüm kadınları selamlıyoruz.

MAZLUMDER ŞUBE YÖNETİCİSİ GÜLER ÖZAVCI