Eski JİTEM Diyarbakır Grup Komutanı ve Devlet Övünç Madalyası sahibi emekli Kurmay Albay Abdülkerim Kırca, Güvercinlik'teki askeri lojmanında dün ölü bulundu. Diyarbakır JİTEM Grup Komutanlığı'nda faili meçhul bir cinayete kurban giden Cem Ersever'in yerine gelen Kırca'nın ölümünü soruşturmak üzere olay yerine gelen polislerin lojmana girmesine izin verilmedi. Sekiz cinayeti kapsayan JİTEM davasının sanıkları arasında yer alan Kırca'nın ölümüyle ilgili soruşturmayı, sivil değil askeri savcı üstlendi. Güneydoğu'daki ölüm kuyularının da sorumlularından olduğu iddia edilen Kırca'nın, beylik silahıyla kafasına bir el ateş ederek intihar ettiği öne sürüldü.
Edinilen bilgiye göre, Diyarbakır'da binbaşı rütbesiyle görev yaptığı dönemde 'Kerim Binbaşı' olarak tanınan Abdülkerim Kırca, dün sabah Güvercinlik'teki askeri lojmanlardaki evinde ölü bulundu.
Polis lojmana alınmadı
Kırca'nın ölümünü soruşturmak üzere olay yerine gelen polisler, 'askeri bölge' olduğu gerekçesiyle lojmanlara alınmadı. Emekli kurmay albay olmasına rağmen Kırca'nın ölümüyle ilgili soruşturmayı da sivil değil askeri bir savcının yürüttüğü öğrenildi.
Abdülkerim Kırca'nın kuşkulu ölümüyle ilgili herhangi bir açıklama yapılmazken Kırca'nın beylik tabancasıyla kafasına bir el ateş ederek intihar ettiği öne sürüldü. Bir çatışmada omuriliğinden vurulduğu için tekerlekli sandalyeye mahkum olan Kırca'nın, askeri lojmanda eşiyle birlikte yaşadığı biliniyor. Ancak intihar anında eşinin evde olup olmadığı bilinmiyor.
Aynı gün şok iddialar
Kırca'nın hakkında önceki gün ve dün bir gazetede şok iddilara yer verilmişti. JİTEM itirafçısı Aygan'ın anlatımlarına yer veren gazetede Kırca'nın "Üç kişiyi diz çöktürüp kafalarına yakın mesafeden ateş ederek öldürdüğü" iddia edilmişti.
Sezer madalya vermişti
PKK itirafçısı Abdülkadir Aygan'ın sekiz cinayetten ve Güneydoğu'daki ölüm kuyularından sorumlu tuttuğu Kırca, 23 Aralık 2004 tarihinde dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından Devlet Övünç Madalyası'yla ödüllendirildi. Kırca'ya Genelkurmay Başkanlığı'nın girişimiyle verilen bu madalya, kamuoyunda tepkiyle karşılanmıştı.
Susurluk'ta adı var
Öldürülmeden kısa süre önce Ankara'ya atanan Cem Ersever'den boşalan JİTEM Diyarbakır Grup Komutanlığı'na atanan Abdülkerim Kırca'nın adı, Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın Susurluk Raporu'nda da yer almıştı. Kutlu Savaş'ın hazırladığı raporda, Kırca'nın JİTEM Diyarbakır Grup Komutanlığı döneminde bölgede işlenen bazı faili meçhul cinayetler sıralandıktan sonra "Bahse konu olayların planlayıcısı ve yürürlüğe koyucularının J.İsth.'da Kerim Binbaşı olarak tanınan Abdülkerim Kırca, Ahmet Demir ve Alaattin Kanat olduğu" denilmişti.
İnfazlardan sorumlu tutuluyordu
JİTEM kurucusu ve Ergenekon sanıkları emekli Tuğgeneral Veli Küçük ve emekli Albay Arif Doğan'la birlikte ismi anılan emekli albay Abdülkerim Kırca, sekiz cinayetten sorumlu tutuluyordu. Ankara Uyuşmazlık Mahkemesi, Diyarbakır 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nin verdiği görevsizlik kararı üzerine Kırca ve bir grup PKK itirafçısı JİTEM'cinin terör davalarına bakmakla görevli özel yetkili Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmasını uygun görmüştü.
Diyarbakır'da 1992-94 yılları arasında sekiz kişiyi kaçırıp öldürdükleri iddiasıyla haklarında "Bir suçu söyletmek için işkence yapmak, taammüden adam öldürmek ve cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak" suçlarından ömür boyu hapis istemiyle dava açılan 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım, PKK itirafçıları Fethi Çetin, Kemal Emlük, eşi Saniye Alataş Emlük, Muhsin Gül, Abdulkadir Aygan, uzman çavuş Uğur Yüksel, devlet övünç madalyası alan ve sekiz kişinin öldürülmesi talimatını verdiği için çetenin yöneticisi olmakla suçlanan dönemin Jandarma İstihbarat Gruplar Komutanı Binbaşı Abdulkerim Kırca hakkında görevli özel yetkili Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılama kararı çıkmıştı.
Dosya Ankara'dan döndü
Diyarbakır'daki 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi sekiz sanığın suç tarihinde "asker" oldukları için yargılama yetkisinin Diyarbakır 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nde olduğu gerekçesiyle 'görevsizlik' kararı verip dosyayı askeri mahkemeye göndermişti. Askeri mahkeme de, sanıkların işledikleri suçların askeri suç kapsamında olmadığı, bir kısım sanıkların Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişkilerinin kesildiği gerekçesiyle 'görevsizlik' kararı verince dosya yargılama yetkisinin hangi mahkemede olduğu için Ankara Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığı'na gönderilmişti.
Ağır Ceza'da görülecek
Kasım 2008'de Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanı ile altı üye imzasını taşıyan ve oy birliğiyle alınan kararda JİTEM davasına son nokta konuldu. Mahkeme, işlenen suçun askeri suç olmadığı için yargılama yetkisinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde olduğunu kararlaştırdı. Kararda, sanıkların "JİTEM adı altında oluşmuş sözde devlet adına yasadışı yollarla birçok adam öldürme, adam kaçırma eylemlerinde bulundukları" belirtildi.
Sekiz kişiyi öldürdüler
Kararda, sanıkların, kapatılan HEP'in Muş İl örgütü üyesi Harbi Arman'ı kaçırıp sorguladıktan sonra öldürdükleri, iki gün arayla Lokman ve Zana Zuğurlu adlı iki kardeşi kaçırıp öldürdükleri, ardından PKK'ya yardım ettiklerine inandıkları Servet Aslan, Şahabettin Latifeci, Ahmet Ceylan, Abdulkadir Çelikbilek ve Mehmet Sıddık Etyemez'i bilgi almak amacıyla işkence yaparak öldürüp cesetlerini çuval içine bırakıp elleri ve gözleri bağlı halde köprü altları, duvar dipleri ve boş arazilere attıkları kaydedildi.
Mahkeme kararı
Uyuşmazlık Mahkemesi kararında şu görüşlere yer verilmişti: "Sanıkların, TSK ile ilişkilerinin kesilmesi, suçun askeri suç olmaması nedeniyle askeri mahkemede yargılanmalarını gerektiren ilginin de kalmadığı anlaşıldığından davanın adli yargı yerinde görülmesi gerekmektedir. Sanıklara yüklenen 'cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, bir suçu söyletmek için işkence yapmak, taammüden adam öldürmek' suçları Askeri Ceza Kanunu'nda yazılı suçlardan olmadığı için bu durumda bile sanıkların adli yargı yerinde yargılanması gerektiği açıktır. Bu nedenle Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. Sonuç olarak davaya bakmak için adli yargı yerinin görevli olduğuna oy birliğiyle kesin olarak karar verilmiştir."
Uyuşmazlık kararı Diyarbakır 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'ne dosya ile birlikte tebliğ edildi. Mahkeme, davayı terör suçlarına bakmakla görevli özel yetkili ağır ceza mahkemesine gönderdi.
Ersever'in yerine getirildi
JİTEM'in kurucuları arasında yer alan Cem Ersever, Albay Arif Doğan ile birlikte 1992 yılı ortalarında Veli Küçük ile ayrı düşünce tasfiye edildi. Ersever Ankara'ya kızağa çekildikten sonra infaz edilirken, yerine Abdülkerim Kırca getirildi. JİTEM Diyarbakır Grup Komutanlığı'na getirilen Kırca, haklarında onlarca dava açılan itirafçılar Ali Ozansoy, Hüseyin Tilki, Recep Tiril, Adil Timurtaş, Hayrettin Toka, Abdülkadir Aygan ve Fethi (Çetin) ile birlikte çalıştı.
Erdal Şenel korumuştu
Ergenekon'a yönelik son dalga operasyonda tutuklanan emekli Tümgeneral Erdal Şenel, 1995-2003 yılları arasında Genelkurmay hukuk müşavirliği görevinde iken JİTEM sanıklarıyla ilgili tutumu dikkat çekmişti. Emekli Tuğgeneral Veli Küçük ve emekli Albay Arif Doğan gibi isimlerin yargılanmalarına izin vermeyen Şenel, Abdülkerim Kırca ile ilgili bilgi isteyen Diyarbakır DGM savcılarını 13 Ekim 1998 tarihinde "Genelkurmay Adli Müşavir Hakim Tümgeneral" imzasıyla şöyle yanıtlamıştı: "Genelkurmay Başkanlığı'nca gerekli inceleme ve soruşturma tarafımızdan yürütülmüştür. Bu nedenle aynı konuda tekrar talepte bulunulmasının sebebi anlaşılmamıştır. Konunun bu hali ile merciine bildirilmesi uygun olacaktır."
Aygan: Üçünü de Kırca öldürdü
PKK itirafçısı ve JİTEM'in eski üyesi Abdülkadir Aygan, Diyarbakır'da Sağlık-Sen Şube Başkanı Necati Aydın ile Ramazan Keskin ve Mehmet Aydın adlı kişilerin öldürülmesi olayıyla ilgili Kırca'yı suçlamıştı. İşte Aygan'ın anlatımları: "Bir olay nedeniyle DGM'ye düşmüşlerdi. Mahkemeden çıktıktan sonra 'Emniyete gideceğiz, bir ifadeniz unutulmuş' diyerek polisin gözü önünde tekrar arabaya aldık. İki araçla Silvan- Diyarbakır arasındaki Kağıtlı Karakolu'nu geçtik. Köprü yakınında ayrılarak tarlanın içerisine girdik. Binbaşı Abdulkerim Kırca tarafından kurşun sıkılarak öldürüldüler. Bu olayda Uzman Çavuş Uğur Yüksel, 'Adıyamanlı Apo' kod adlı Uzman Çavuş Abdülkadir Uğur, ben, Kemal Emlük, Diyarbakır İstihbarat Tim Komutanı Yüzbaşı Tuncay Yanardağ ve Binbaşı Abdulkerim Kırca vardı."
DNA testi doğruladı
Aygan, Diyarbakır'da 10 Haziran 1994 tarihinde Murat Aslan adlı kişinin kaçırılıp öldürülmesi olayının da Abdülkerim Kırca'nın emriyle yapıldığını iddia etmişti. Anlatımlara göre evinden elektrik faturasını yatırmak için çıkan Aslan, Kırca'nın emriyle Aygan ve bir grup itirafçı tarafından zorla bir arabaya bindirilerek kaçırıldı. JİTEM merkezinde sorgulanan Aslan, daha sonra Şırnak'ın Silopi ilçesinde bir köyde toprağa gömüldü. Aygan'ın televizyon programında verdiği yer tarifi üzerine baba İzettin Aslan harekete geçti. Yapılan kaçı üzerine bulunan kemikler üzerinde yapılan DNA testine göre kemikler 'kayıp' Murat Aslan'a aitti.
Operasyonda cezalandırıldı
JİTEM'ci Aygan, Antalya Serik'te PKK operasyonunda yaralanarak 'gazi oldu' denilen Abdülkerim Kırca'yla ilgili şu çarpıcı iddiada bulundu. Star gazetesine konuşan Aygan, şunları söyledi: "Kırca, Ankara'ya tayin edildikten bir süre sonra Antalya'ya gönderildi. Toros dağlarındaki bir operasyonda yer alan Kırca burada vuruldu. Omuriliğinden vurulan Kırca, tekerlekli sandalyede yaşamaya mahkum oldu. Daha sonra Kırca'nın akrabaları ve JİTEM içinden bazı kişiler Kırca'nın JİTEM tarafından cezalandırıldığını söylediler."