İsrail Devletinin Saldırganlığı Dünyayı Felakete Sürüklüyor
Basına ve kamuoyuna...
31 Mayıs 2010 günü sabah saatlerinde, İsrail ordusu Gazze açıklarında, uluslararası sularda Gazze'ye yardım götüren insani yardım gemilerine ve bu gemilerde tamamen silahsız bir şekilde bulunan sivil gönüllülere silahlı saldırıda bulundu. Bu saldırıda, en az 10'un üzerinde ölü ve onlarca yaralı olduğu belirtilmektedir. Ölenlerin ailelerinin ve yakınlarının acılarını paylaşıyoruz. Yakınlarına ve tüm vicdanlara baş sağlığı diliyor, yaralıların ise bir an önce iyileşmesini diliyoruz.
İsrail'in bu kalleş saldırısını kınıyor ve lanetliyoruz. Yapılan bu eylem insanlığa karşı işlenmiş ağır bir suçtur. İsrailli yetkililer insanlığa karşı işledikleri suçlardan dolayı mutlaka yargı önüne çıkarılmalı ve yaptıkları karşılıksız kalmamalıdır.
1982 tarihli BM Uluslararası Deniz Hukuku Sözleşmesi ve denizlerde gemiler arası çatışmaların önlenmesini düzenleyen diğer sözleşmeler ve bu sözleşmelerin ilgili hükümlerine göre şekillenmiş olan Uluslararası Adalet Divanı içtihatları, uluslararası sularda seyreden gemilerin dokunulmazlığını belirlemektedir. Dolayısıyla uluslararası sularda İsrail tarafından sivil gemilere yönelik düzenlenen saldırıların hukuki bakımdan savunulacak hiçbir yanı bulunmadığı gibi insani yardım taşıdıkları tüm dünya kamuoyu tarafından bilinen filodaki sivillerin öldürülmelerine ve yaralanmalarına neden olan eylemler de açık bir insanlık suçu olarak kesinlikle cezalandırılmayı gerektirmektedir.
İsrail saldırganlığı ve hukuk tanımazlığının uluslararası kamuoyunda "yaramaz çocuk" muamelesi görmesine artık son verilmelidir. Bu çocuk büyümüştür. Çocukken yaptığı yaramazlıkları bir yetişkin olarak suç işleme alışkanlığı haline getirmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti hükümetine ve başbakana sesleniyoruz. Asıl şimdi "One Minute" deme zamanıdır. Başbakanın açıklaması yerinde olmakla birlikte somut sonuçlara yönelmedikçe ikna edici olmayacaktır. Diplomatik, askeri ve diğer alanlarda bu korsan şebeke gerekli karşılığı görmelidir.
Türkiye kamuoyuna buradan seslenmek istiyoruz. Hiçbir şekilde İsrail yurttaşlarına, İsrail yurttaşı olmayıp bir başka ülkenin yurttaşı olan Yahudi dinine mensup olan kişilere kesinlikle tepki gösterilmemelidir. İsrail devletinin provokasyonlarına gelinmemelidir. Olaylarla hiçbir ilgisi olmayan kişilerin etnik veya dini sebepler nedeniyle saldırıya uğraması kesin bir ayrımcılık olacaktır. Bu insanların ayrımcılığa karşı korunması hakkı başta olmak üzere, hak ve özgürlükleri güvence altına alınmalıdır.
İsrail tarafından saldırıya uğrayan ve kaçırılarak alıkonulan ve içerisinde MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal ve yönetim kurulu üyeleri olmak üzere, İnsani Yardım Vakfı (İHH) Başkanı Bülent Yıldırım ve yöneticileri ile tüm aktivistlerin güvenli bir şekilde Türkiye'ye ve diğer ülkelere getirilinceye kadar demokratik tepkimizin artarak süreceğinin bilinmesini isteriz.
İHD Van Şubesi Av.Mehmet Nasih AYDIN
MAZLUMDERr Van Şubesi MAZLUMDER Van Şb. Bşk. Yrd.