Gözaltında gördüğü işkenceler sonucu yaşamını yitiren Alpaslan Yelden'in ölümüne ilişkin davada yargılanan polislere beraat kararı verildi. "İşkence sonucu ölüm" davalarının sanıklarına beraat kararıyla sonuçlanması 'alışılagelmiş' bir durum olsa da bu davada sıra dışı bir durum dikkatleri üstüne çekti: Sanık polis amiri İbrahim Peker'in, "işkence ve kötü muamele" davalarından ve soruşturmalarından 'geçilmeyen' dosyasında 17 tane de 'takdirname' bulunuyor.
Yelden, 2 Temmuz 1999'da gözaltına alındığı İzmir Asayiş Şube Müdürlüğü Faili Meçhul Cinayet Büro Amirliği'nde gördüğü işkenceler sonucu yaşamını yitirmişti. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Yelden'in öldürülmesine ilişkin yargılanan 10 polis hakkında 3 yıl 4 ay alt sınırından verilen hapis cezasını bozmuştu. İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yeniden görülmeye başlayan davanın önceki günkü karar duruşmasında beraat kararı verildi. Yelden'in avukatı Türkan Aslan, kararın hukuka ve adalete olan inançlarını zedelediğini belirterek dosyayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşıyacaklarını dile getirdi.
Delillere rağmen beraat
Aslan, "Beraat kararı ile 'işkenceye sıfır ceza' gerçeğini bir kez daha gördük. Bizim için bu kararla birlikte iç hukuk yolları tükenmiştir" dedi. Delillere rağmen beraat kararı verilmesinin hukukla bağdaşmadığına işaret eden Aslan, "Bu kararla birlikte işkenceciler cezasız kalmış ve önümüzdeki günlerde yaşanacak işkence ve kötü muamele sonucu ölümlerin önü açılmıştır" diye konuştu. İktidarın "işkenceye sıfır tolerans" sözlerinin hayata geçirilmesi için Adli Tıp Kurumu (ATK) ve yargının kendine çeki düzen vermesi gerektiğini belirten Aslan, son günlerde bilimselliği tartışılan ATK'nın bu davada da bilimselliği ve tarafsızlığını ortaya koyduğunu dile getirdi.
23 soruşturma, 17 takdirname
Yelden'in öldürüldüğü Faili Meçhul Bürosu Amiri İbrahim Peker'in dosyası ise 'görülmeye değer'. 1999'a kadarki 10 yıllık polislik hayatında, hakkında 23 kez soruşturma açılan Peker, bunların hiçbirinden ceza almadı. Bu soruşturmaların gerekçeleri ve sayıları ise şöyle: "işkence ve kötü muamele"den 20, "hürriyeti tehdit"ten 2, "tecavüz"den 1 soruşturma. 1997'de ise "işkence ve kötü muamele" gerekçesiyle açılan davanın sonucunda 10 ay hapis ve 2 ay 15 gün memuriyetten uzaklaştırma cezası alan Peker'in, bu cezasının da "bir daha suç işlenmeyeceğine kanaat getirilerek" ertelendiği öğrenildi. Peker, 17 kez takdirname ile ödüllendirildi.
Yargıtay cezayı
'çok' bulmuştu
2 Temmuz 1999'da gözaltına alınan Yelden, bir gün sonra "koma halinde yolda bulunduğu" öne sürülerek hastaneye götürüldü. Kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılmayan Yelden'in ölümü, emniyet kayıtlarına "faili meçhul" olarak geçti. Olayın ardından Yeldan ailesi İnsan Hakları Derneği'ne yaptığı başvuru ve polisler hakkında suç duyurusunda bulunulmasından sonra 10 polis hakkında dava açıldı. 6 yıllık yargılamanın ardından İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi, sanık polisler hakkında 3 yıl 4 ay alt sınırdan hapis cezası vermiş, ancak Yargıtay 1. Ceza Dairesi sanık polislere verilen cezaları 'çok' bularak kararı bozmuştu. (İzmir/DİHA)
'Polisim' dedi bacağından vurdu
İzmir ve Antalya'da polis kurşunları sonucu yaşamını yitiren Baran Tursun ve Çağdaş Gemik'in öldürülmesi tartışılırken, İstanbul'da bir polis, kendisine "Polis kimliğinizi görebilir miyim?" diyen Cengiz Sezgin'e önce biber gazı sıktı, sonra da diz kapağından vurdu.
İddialara göre olay, önceki gün akşam saatlerinde Eminönü Gedikpaşa'daki Gül İş Hanı önünde gerçekleşti. İş hanı önünde oturan 30 yaşındaki Cengiz Sezgin ve arkadaşlarının yanına; sivil giysili ve kendini polis olarak tanıtan bir kişi gelip kimliklerini sordu. Hurdacılık yapan Sezgin, sivil polisten kimliğini göstermesini istedi. Polis, cebinden çıkardığı biber gazını Sezgin'e sıktı. Gazın etkisiyle geriye yönelen Sezgin'in kaçtığını zanneden polis, silahıyla üç el ateş etti. Sağ dizinden vurulan Sezgin, yere yığıldı.
Hastaneye
götürülmesini engelledi
Polisin, gence yardım etmek isteyen arkadaşlarını da tehdit edip Sezgin'in hastaneye kaldırılmasını engellemeye çalıştığı belirtildi. Uzun süren çabaların ardından polis ikna edilerek, Sezgin, Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Sivil polisin diğer polislerce uzaklaştırıldığı belirtilirken, Sezgin'in bacağındaki kurşunun çıkarıldığı, fakat sakat kalma ihtimalinin bulunduğu belirtildi.
Olayın görgü tanığı Sezgin'in arkadaşı Cumali Tekcan ise "Kimliğini görmek istememiz suç mu? Bir anda silahını çıkarıp ateş etti, sonra da arkadaşımıza yardım etmememiz için bizi tehdit etti'' dedi. Ateş eden polis hakkında soruşturma başlatıldığı, Sezgin hakkında da 'polise mukavemet ve bıçakla saldırmaktan' işlem yapıldığı öğrenildi.
Polis işkencesi yine cezasız
Bu yılki Newroz kutlamalarında Siirt'te ağır yaralanan Sosin Özalp ve Ahmet Bartık ile gözaltına alınan Mehmet Zeki Ete'nin polisler hakkında yaptığı suç duyurusu sonuçsuz kaldı. Siirt Cumhuriyet Başsavcılığı, ağır yaralı şikayetçilerin hastane raporlarını görmezden gelerek, polisler hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdi. İşkence ve kötü muamele davaları yine sonuçsuz kaldı.
İki kişi ağır yaralandı
Siirt'te Newroz kutlamalarında yapılan gösteriler, polisin sert müdahalesine sahne olmuştu. Eyleme katılanlardan Sosin Özalp, silahla yaralandı. Özalp, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne kaldırıldı. Bir süre tedavi olduktan sonra taburcu oldu. Yapılan incelemede, Özalp'in yaralanmasına neden olan silahın mahiyeti tespit edilemedi. Gösterilerde ağır yaralananlardan biri de 15 yaşındaki lise öğrencisi Ahmet Bartık'tı. Bartık da Evren Mahallesi'ndeki olaylarda silahla yaralandı. Kaldırıldığı Tıp Fakültesi'nde tedavi oldu.
Polisler çocuklara da saldırdı. Bu sırada Mehmet Zeki Ete de feci şekilde dövüldü. Gözaltına alınan ve burada da işkence gördüğü iddia edilen Ete, ertesi gün çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Şikayetçi oldular
Özalp ve Bartık, taburcu olmalarının hemen ardından polisler hakkında suç duyurusunda bulundular. Siirt Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvuran Özalp ve Bartık, hastane raporlarını başsavcılığa sunarak, olay günü görevli olan polisler hakkında soruşturma başlatılmasını talep etti. Suç duyurusunda, yüzleştirme yapılması da talep edilirken, polislerin işkence, kötü muamele ve adam yaralama suçlarından cezalandırılması istendi. Cezaevine giren Mehmet Zeki Ete de işkence gördüğü gerekçesiyle avukatı aracılığıyla suç duyurusunda bulundu.
Yine sonuçsuz kaldı
Siirt Cumhuriyet Başsavcılığı, Özalp, Bartık ve Ete'nin yaptıkları suç duyurusu üzerine inceleme başlattı. Hastane raporları, tanık anlatımları ve görüntülere karşın başsavcılık, polisler hakkında hiçbir işlem yapmadı. Başsavcılık, geçtiğimiz günlerde 15 polis hakkında başlattığı incelemeyi bitirdi. Başsavcılık, "kovuşturmaya yer olmadığı" kararını vererek dosyayı kapattı.
BiaHaber