|
Bunun 'yargıya baskı amacı' taşıdığı vurgulanırken, Ergenekon'da devam eden yargı sürecinin sonuna kadar götürülmesi istendi. Yapılan uyarılar dün Yargıtay Başkanlar Kurulu toplantısında da etkili oldu. İhsas-ı rey endişelerini göz önünde bulunduran kurul, açıklama yapmama kararı aldı.
CHP dışındaki partilerden, soruşturmanın sürdürülmesi çağrıları yükselirken, hukukçular bazı önemli isimlerin gözaltına alınmasına yönelik eleştirilere karşı çıktı. Ankara Barosu, hukuk devletinde kurallara bağlı kalınması şartıyla suç işleyen herkese dokunulabileceğinin altını çizdi. Emekli Yargıtay Savcısı Ahmet Gündel, görülmekte olan dava hakkında görüş açıklamanın suç teşkil edeceğini vurgularken, Prof. Hasan Fehim Üçışık, adlî süreç bitinceye kadar mahkeme kararlarının bilimsel açıdan bile eleştirilemeyeceğine işaret etti.
Tartışmalara iş dünyası da katıldı. Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD), Ergenekon gibi kamuoyuna mal olmuş davaların sonuna kadar soğukkanlılıkla takip edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Yargıya gölge düşürecek açıklamalardan kaçınılmasını isteyen dernek şu görüşleri aktardı: "Hukuk devletinde kimsenin mutlak dokunulmazlığı yoktur. Konumundan bağımsız olarak tüm kamu görevlileri de, eylemlerinden ötürü yargı önünde hesap verebilir."
Meclis'ten yargıya tam destek
'Faili meçhul cinayetler ve seçilmiş hükümetleri zorla düşürmek'le suçlanan Ergenekon terör örgütünün üzerine kararlılıkla giden yargıya siyasetten tam destek geldi. CHP ve DSP dışındaki bütün partiler, "sonuna kadar gidilmesi"ni istedi. Soruşturmanın adlî bir süreç olduğunu belirten Meclis Başkanı Köksal Toptan, "intikam alınıyor" eleştirilerine karşı çıktı. Toptan, "Yargıya güvenmemiz lazım. Kimse Türkiye'de intikam duygusu ile hareket edemez." dedi. BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu, hukuk zemininde kalınması şartıyla sonuna kadar gidilmesi gerektiğini kaydetti. ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras da, "Derin devlet eşittir Cumhuriyet" denklemine tepki gösterdi. Uras, "Derin devletin üzerine gidilmeli. Aksi halde şeffaflık olmaz." uyarısında bulundu.
Siyasetin gündeminde dün Ergenekon soruşturmasındaki son dalga vardı. Edirne'de çeşitli temaslarda bulunan Meclis Başkanı Toptan, gazetecilerin soruları üzerine dava kapsamındaki gözaltıları değerlendirdi. Toptan, konumu itibarıyla işin siyasi yönüyle uğraşmadığını; ancak davada adli sürecin işlediğini vurguladı. Yargıya güvenilmesini isteyen Toptan, "Yargının sonuçta en iyi kararı vereceğine inanmamız lazım. İlgililer konu ile ilgili çalışmalarını yapıyor. Herkes bu konuda hassasiyet gösteriyor. Sonucunu beklemek lazım." diye konuştu.
BBP lideri Yazıcıoğlu, gözaltına alınanların çok önemli kişiler olduğuna dikkat çekti. "Bu iş nereye kadar gidiyorsa götürmek lazım." diyen Yazıcıoğlu, soruşturma ve yargılama sürecinde hukuk zemininden ayrılmamak gerektiği uyarısında bulundu. BBP lideri, şu görüşü dile getirdi: "Sonuçta bir yargı süreci var. Bu sürecin, hukuk zemininde kalınarak karara bağlanmasını diliyorum. Ama bu gözaltılar gerçekten 1 Numara'ya gider mi, onu bilmiyorum. Dışarıda daha önemli komutanlar var, örneğin 28 Şubat sürecinin sorumluları var. Nereye kadar gitmesi gerekiyorsa oraya kadar gitmeli. Gözaltına alınanların geçmişte üstlenmiş olduğu sorumluluklar dikkate alındığında çok vahim bir durum ortaya çıkmış oluyor."
Meclis'te gazetecilerin sorularını cevaplandıran ÖDP lideri Ufuk Uras da, Ergenekon soruşturmasının siyasi tartışma malzemesi olamayacağını bildirdi. Uras, "Demokratik hukuk anlayışından uzaklaşmadan derin devletin üzerine sonuna kadar gidilmesinden yanayız. Bütün yasadışı örgütlerin üzerine gidilmeli. Aksi halde şeffaflık olmaz.'' dedi. Ankara, Zaman
Çiçek: Hukukçu sıfatını taşıyan bazı kimseler tribünlere konuşuyor
Devlet Bakanı Cemil Çiçek, Ergenekon davası kapsamında gerçekleştirilen gözaltılarla ilgili herkesi dikkatli konuşmaya çağırdı. Soruşturmanın gündelik siyasetin konusu haline getirildiğini söyleyen Çiçek, anamuhalefetin olayı ajite eden, toplumu provoke eden açıklamalar yaptığını belirtti. Davayla ilgili yorumların hepsinin siyaset koktuğunu vurgulayan Çiçek, hukukçu sıfatı taşıyan bazı kişilerin tribünlere dönük açıklamalar yaptığını kaydetti. Çiçek, "Vatandaşa, kendisini kaybetmiş bir şekilde, rejim korkusu yayarak bir şeyler vermeye çalışıyorlar. Bunlar 50 senedir kimseye bir şey kazandırmadı, bundan sonra da olmaz." dedi.
Kanal 24'e konuşan Çiçek, olayın gündelik siyasetin içine çekilmemesi gerektiğini vurguladı. Özellikle yargı çevrelerinin ihsas-ı reyden kaçınması gerektiğinin altını çizdi. Baykal'ın açıklamalarına değinen Çiçek, şöyle devam etti: "367 konusunda da Anayasa Mahkemesi'ne tehditler savruldu. O zaman ne Anayasa'ya, ne savcılara ne de Yargıtay'a gerek kalır. O zaman bir parti yeter her şeyin esasını belirlemeye, o ne söylüyorsa doğrudur. O işte tek parti anlayışıdır. Türkiye değişmiştir, açık toplumdur, hükümet de yapsa Türkiye'nin önündedir, olup biten her şey toplumun gözü önünde geçiyor. Herkes beyanlarını bu çerçevede vermeli, bilmedikleri konuda bir şey dememeli." Ankara, Zaman
Soruşturmanın derinleştirilmesi çok olumlu
Hannes Swoboda- AP Sosyalist Grup Başkan Yardımcısı: Eğer Ergenekon şebekesini temizleme şansı yakalanmış ve bu şans kullanılıyorsa bu ancak memnuniyet duyulması gereken bir durumdur. Soruşturma tarafsız ve hukukun üstünlüğü ilkeleri çerçevesinde yürütülüyor. Hastalığı bütün vücudu sarmadan tedavi etme imkanı varsa, bu fırsat hemen değerlendirilmeli. Dolayısıyla soruşturmanın derinleştirilmesini çok olumlu bir sinyal olarak görüyorum. Baykal tutarlı olmak mecburiyetinde. Daha birkaç ay önce yargıya müdahale edilmemesi gerektiğini söylüyordu. Şimdi hükümetin yargıya müdahale ettiğini söylemesi pek tutarlı gelmiyor bana. Bu davanın istismar edilmesini tabii ki istemem, şimdiye kadar polis ya da yargının istismar ettiğine dair bir intiba edinmedim. Yargının işini yapmasına müsaade etmek lazım ve müdahale etmemek gerekiyor.
B'den Ergenekon davasına destek: Demokrasi için sonuna kadar gidin
Ergenekon terör örgütüyle ilgili soruşturmaya Avrupa'dan tam destek geldi. Herkesin yargıya saygı göstermesini isteyen Avrupa Parlamentosu temsilcileri, Türk demokrasisi açısından büyük önem taşıyan davada sonuna kadar gidilmesini istedi. Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk, "Türkiye'de birtakım şahıslara dokunulamayacağına inanılıyordu, şimdi bu anlayış kayboluyor. Şebekenin ortaya çıkarılması için her şey yapılmalı." dedi. Zaman'ın sorularını cevaplayan Lagendijk, Ergenekon sanıklarını savunan Deniz Baykal'ı da eleştirdi. CHP liderini anlamakta zorlandığını belirten Lagendijk, "Daha iddianame yayınlanmadan sanıkları savunuyordu. Baykal'ın tepkileri olağanüstü tuhaf." ifadesini kullandı. Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Başkan Yardımcısı Maria Eleni Koppa ise yargıya inanarak konuyu hakim ve savcılarına bırakmak gerektiğini vurguladı: "Ergenekon meselesinin tamamen aydınlatılmasını istiyoruz." Avrupalı parlamenterler, sanık haklarının korunmasının önemine de dikkat çekti.
Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye hakkında hazırladığı taslak raporda da Ergenekon davasına atıf yapılmıştı. Hollandalı Hıristiyan Demokrat Ria Oomen-Ruijten'in imzasını taşıyan taslakta şu ifadeler kullanılmıştı: "Ergenekon suç şebekesi üyesi olmakla itham edilenlere karşı başlatılan davanın başlamasını memnuniyetle karşılar. Devlet yapılarına kadar nüfuz eden örgüt ağının tam olarak ortaya çıkartılması için yetkililerin soruşturmayı sürdürmesini teşvik eder. Davada sanıklara yapılan muameleye ilişkin endişelerini ifade ederken, Türk yetkililerin sanıklara adil bir yargılanma şansı temini ve hukukun üstünlüğü ilkelerine sıkı sıkıya riayet etmesi çağrısı yapar." Selçuk Gültaşlı / Brüksel
Graham Watson (AP Liberal Grup Başkanı): Hukuki sürece saygı duyulmalı En önemsediğim husus hukuki sürecin devam etmesi. En çok itimat edilmesi gereken hukuki süreç ve hukukun üstünlüğü olmalı. Kimlerin suçlu ya da masum oldukları ancak yargı sürecinin sonucunda belli olacak ve insanlar buna göre karar verecek. Hukuki sürece azami saygı duyulmalı.
Maria Eleni Koppa (Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Baş. Yard.): Dava, Türk demokrasisi açısından çok önemli Soruşturmayı Türk hakim ve savcılarına bırakmamız lazım. Şimdiye kadar çok iyi bir iş yaptılar. Sürece siyasi müdahalelerin yapılması hata olur. CHP, bizim kardeş partimiz olmasına rağmen Baykal gibi düşünmüyoruz. Ergenekon meselesinin aydınlatılmasını istiyoruz. Davanın Türk demokrasisi için çok çok ciddi olduğunu düşünüyoruz. Soruşturma sonuna kadar götürülmelidir.
Joost Lagendijk (Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı): Baykal'ın tepkileri olağanüstü tuhaf Araştırmanın derinleştirilmesi olumlu. Benim bu konudaki görüşümün iki temel ayağı var. Birincisi, Ergenekon şebekesinin ortaya çıkarılması için her şey yapılmalı. İkincisi soruşturma kanunlar çerçevesinde yürütülmeli. Sanıklar ne ile suçlandıklarını bilmeli. Başından beri Baykal'ın duruşunu anlayamıyorum. Daha iddianame yayınlanmadan bile sanıkları savunuyordu.
Gerçeker: İhsas-ı reyden kaçınmalıyız
Yargıtay Başkanlar Kurulu, Ergenekon soruşturması ve Deniz Baykal'ın yargıyı ağır dille eleştirdiği konuşmasının ardından dün olağanüstü toplandı. Yargıtay Başkan Hasan Gerçeker, toplantının ardından ihsas-ı rey olur düşüncesiyle açıklama yapmama kararı aldıklarını söyledi. "Her şey hukuka uygun olsun." diyen Gerçeker, "Arkadaşlarımız hassasiyetlerini dile getirdi. Sadece bununla ilgili değil tüm olaylarla ilgili hukuka uygun davranılsın. İhsas-ı rey olabilecek şeylerden kaçınmak zorundayız, yanlış anlaşılmalara sebebiyet verilmemeli." şeklinde konuştu.
Baykal'ın 'yargıya güvenmiyorum' sözlerinin ardından başlayan ihsas-ı rey tartışmalarıyla ilgili hukukçuların görüşleri şöyle:
Emekli Yargıtay Savcısı Ahmet Gündel: Görülen dava hakkında görüş açıklanamaz. Başta CHP olmak üzere bazı yorumcuların zanlılarla ilgili 'suçsuzlar' diyerek görüş belirtmeleri suçtur. Bağımsız yargı bu davayı sonuna kadar götürecek ve sonunda suçluyu suçsuzu ayıklayacaktır.
Marmara Üniversitesi emekli öğretim üyesi, Prof. Dr. Hasan Fehim Üçışık: Adli süreç tamamlanıncaya kadar mahkeme kararlarının bilimsel olarak bile eleştirilmesi doğru değildir. Karar kesinleştikten sonra bile yapılan eleştiri bilimsel doktrin olmalı. Hukukçular 70 milyonu bölecek açıklamalar yerine İnsan Hakları Bildirgesi'nin uygulanması yönünde çalışma yapmalı.
Hukuk ve Demokrasi Kurumu Yönetim Kurulu Üyesi Necdet Pakdil: Bazı hukukçu arkadaşların, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın ve İstanbul Barosu'nun açıklamalarını normal bulmuyorum. Emniyet güçlerinin elindeki bilgi ve belgeleri bilmeden gözaltına alınan kişilerin suçsuz olduklarını söylemek yanlış bir yaklaşım.
Anadolu Hukuk Derneği Başkanı Av. Süleyman Gürkök: Söz konusu isimler savcının mahkemeye sunduğu delillerin inandırıcılığına bağlı gerçekleşiyor. Soruşturma hakkında yargı süreci devam ederken yapılan açıklama hukukun ihlalidir. Soruşturmanın iradesini sarsmaya yönelik sözler akla hayale gelmeyen hukuk dışılık içeriyor.
TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu: Birileri telaş halinde, sıra bana gelecek korkusu var. Düne kadar Susurluk nerede kaldı? Bir dakika karanlık naraları atanlar bugün bakıyorum karanlık istiyorlar. Böyle şey olabilir mi? Bunun benzerleri Yunanistan ve İtalya'da da oldu. Bundan neden rahatsız olunuyor? İstanbul, Zaman
'Hukuk devletinde suç işleyene dokunulur'
Ankara Barosu, Ergenekon soruşturmasında gelinen noktayı, "Hukuk devletinde hiç kimse ayrıcalıklı, suç işleyen herkese dokunulur. Ne var ki bu dokunmanın biçimi, devlet gücü kullananlarca değil, yürürlükteki yasalar tarafından belirlenir." sözleriyle değerlendirdi. Açıklamada, operasyonların hukukun öngördüğü kurallara bağlı olarak yürütülmesi gerektiğine vurgu yapıldı. İstanbul Barosu Başkanı Muammer Aydın, emekli askerler ile yargı mensuplarının gözaltına alınmasını eleştirirken, ilgili şahısların ifadelerine başvurulmak üzere davet edilmesi gerektiğini söyledi.
TÜSİAD: Herkes yargıya hesap verebilmeli
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD), hukuk devletinin hiç kimseye mutlak dokunulmazlık sağlamadığını bildirdi. Ergenekon soruşturması ile TÜSİAD'dan yapılan açıklamada şöyle denildi: "Hukuk devleti, hiçbir kişi veya kuruma mutlak bir dokunulmazlık sağlamaz. Demokratik toplumda, konumundan bağımsız olarak tüm kamu görevlileri de, eylemlerinden ötürü, gereğinde yargı önünde hesap verebilir olmalıdır. Ergenekon soruşturması gibi kamuoyuna mal olmuş davalar, demokratik toplum düzeni ve hukuk devleti ilkeleri bağlamında sonuna kadar soğukkanlılıkla takip edilmesi gereken süreçlerdir." |