HALK İDEOLOJİK DEVLETE KURBAN EDİLEMEZ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 14 Mart 2008 tarihi itibariyle
Adalet ve Kalkınma Partisinin Kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesine dava
açmış bulunmaktadır.
Halen yürürlükte bulunan 1982 Anayasası
döneminde, 18 siyasi parti kapatılmıştır. Bir diğer deyişle Türkiye siyasi
yaşamı, siyasi partiler mezarlığına dönüştürülmüştür. Anlaşılan odur ki Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığı örgütlenme özgürlüğünü bitirmek için özel bir çaba
içerisinde bulunmaktadır.
Adalet ve Kalkınma Partisi hakkında kapatılma davasının
açılması hak ve özgürlükler alanındaki gelişmeler; özellikle başörtüsü yasağının
kısmen kaldırılmasına yönelik anayasa değişikliğinin yapıldığı ve yeni bir sivil
anayasa çalışmasının olduğu bir döneme denk getirilmesi tesadüf olamaz. Zira
"başörtüsü konusundaki özgürlükçü tutumun ve manevi değerler konusundaki
hassasiyetin "laiklik karşıtı eylemlerin odağı olma" olarak tarif edilmesi
laikliğin din düşmanlığı olarak algılanmasına sebep olmaktadır.
Ayrıca
Ergenekon operasyonu ile de Türkiye'de rejimin şeffaflaştırılmasının önünün
açılmasına büyük katkı sağlayacak olan gelişmelerin olduğu zamanda bu kapatma
girişiminin olması düşündürücüdür. İdeolojik devlet yapılanmasının, 16 milyonluk
seçmenin iradesine/halkın iradesine ipotek koymasının ve partiler üzerinden
halkla hesaplaşmanın açık ifadesidir.
Parti kapatmanın
yargısal bir gelenek haline geldiği, toplumun önemli çoğunluğunun desteğini alan
partilerin dahi kapatma tehdidinden muaf olamadığı bir siyasal ve yargısal
sistemde özgürlüklerden ve çoğulculuktan bahsedilemeyeceği açıktır. Demokratik
Toplum Partisi'nin kapatılma davasının yanı sıra Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının Adalet ve Kalkınma Partisinin Kapatılması istemiyle Anayasa
Mahkemesine dava açmış olması örgütlenme özgürlüğünün ihlalidir. Bu noktada
Anayasa'da : "Siyasi partiler demokratik siyasi yaşamın vazgeçilmez
unsurlarıdır" deniliyor olmasının da hiçbir anlamı kalmamıştır. Bu başvuru ile
ortaya çıkan yüksek yargı organlarının hegemonyası ve diktatörlüğüne karşı
çıkıyoruz. Çünkü bu açıkça yargıyı araçsallaştırılarak darbe girişiminde
bulunmaktır.
Parti kapatmanın Anayasa'da belirlenmiş
gerekçeleri, siyasi partileri, denetim altına alınması gereken tehdit unsurları
olarak gören bir zihniyetin eseridir. Bu zihniyetin ifadesi olarak Anayasa'nın
68. ve 69. maddeleri, bütün siyasi partilere adeta ortak bir parti programını
dayatmaktadır.
Demokratik Toplum Partisi ile Adalet ve
Kalkınma Partisinin kapatılması davalarıyla gelinen bu vasatta, çoğulcu bir
toplumsal ve siyasal yapıyı güvence altına alan özgürlükçü bir anayasa reformu
kaçınılmaz hale gelmiştir. Yargının siyasallaştığı, bir zihniyetin arka bahçesi
gibi hareket ettiği tartışmasızdır. Yargı ideolojik devletin değil, hak ve
özgürlüklerin koruyucusu olmalıdır. Yargının siyasallaşması, militanlaşması
kabul edilemeyeceği gibi parti kapatmalar da kabul edilemez. Bu iddianame ile
yargı, çoğulcu parlamenter rejim, halk iradesi, ülke ekonomisi ve dış politika
ağır bir yara almıştır.
Ayrıca bölgemizde %90'a yakın seçmenin oyunu alan
iki partinin kapatılması iddiası ile dava açılmış olması "bölgenin siyasal
temsilinin engellenmesidir."
Biz aşağıda imzası bulunan Sivil Toplum Örgütleri
—Halk iradesini ortadan kaldırmaya yönelik, darbe hevesleri taşıyan tüm parti kapatma girişimlerini kınıyoruz.
— Siyasi partiler Yasası ve diğer yasalarda geçen örgütlenme özgürlüğünü önündeki tüm engellerin bir an önce kaldırılmasını istiyoruz
—Hükümeti de muhatap olduğu parti kapatma tehdidini ve ihlalleri dikkate alarak rafa kaldırmış olduğu Anayasa reformunu gerçekleştirmek üzere siyasal sorumluluğunu ve parlamenter görevlerini aciliyetle yerine getirmeye davet ediyoruz.
HUDER / MAZLUMDER /
ŞUURLU ÖĞRETMENLER DERNEĞİ/MEMURSEN
(KÜLTÜR
MEMUR-SEN, BEM BİR-SEN, ENERJİ BİR-SEN, SAĞLIK BİR-SEN, TOÇ-BİR-SEN, BÜRO
MEMUR-SEN, EĞİTİM BİR-SEN, BİRLİK HABER-SEN, ULAŞTIRMA MEMURSEN, BAYINDIR
MEMUR-SEN, DİYANET-SEN) / MÜSİAD
/
AY-DER / GÖNÜL KÖPRÜSÜ DERNEĞİ /
MUSTAZAFDER / ÖZGÜRDER / ISLAH
HAREKETİ DERNEĞİ