Çin'in egemenliği altındaki Doğu Türkistan bölgesinde yaşayan Uygur'lara yönelik sürdürülen asimilasyon ve etnik temizlik politikası, kitlesel katliamlarla devam ediyor. Çin'in en kalabalık etnik gurubu olan Han Etnik gurubu mensuplarının, Uygur işçilerinin zorla getirildikleri ve köle gibi çalıştırıldıkları bir fabrikanın yatakhanesini basmaları ve birçok kişiyi öldürmesiyle başkent Urumçi'de başlayan, Kaşgar ve diğer şehirlere de sıçrayan olaylarda yüzlerce ölü ve yaralının olduğu; binlerce kişinin tutuklandığı haber alınmaktadır.
Çin'in Uygurlara yönelik olarak sistematik şekilde sürdürdüğü zorunlu göç ettirme, bölgeye Çin'li nüfusun ithal edilmesi, kültürel, dini ve etnik kimliğe yönelik yasak ve kısıtlamalar, v.b. politikaların altında yatan asıl sebebin bölgedeki yeraltı kaynakları ve bölgenin stratejik konumu olduğu siyasal analizlerde ifade edilmektedir.
Son bir haftadır Çinli toplulukların ve Çin güvenlik güçlerinin katliam boyutuna varan müdahalelerine maruz kalan Uygurların yaşadığı dram karşısında günlerce sessiz kalan Türkiye Hükümeti, Dışişleri Bakanı üzerinden Çin tarafına kaygılarını iletmekle yetinmiştir. Başbakan ise olayların son bulması için çağrıda bulunmuş ve konuyu BM Güvenlik Konseyi gündemine taşıyacaklarını ifade etmiştir.
Etnik kimliklere karşı yürütülen asimilasyon ve etnik temizlik politikalarına karşı Uluslar arası boyutta tepki verebilmek için o konuda kendi sicilinizin temiz olması gerekiyor. Ancak Türkiye Cumhuriyeti, Türk olmayan etnik unsurlara karşı Cumhuriyet tarihi boyunca benzer asimilasyonist politikaları şiddetli bir şekilde uygulamış ve bu politikalarını halen sürdüren bir devlettir. Bu politikalara karşı Genel Kurmay kayıtlarına göre 29 Kürt isyanı yaşanmış; bu isyanların bastırılması sürecinde yüzbinlerce Kürt öldürülmüştür. Cumhuriyet tarihi boyunca tenkil, tehcir, sürgün Kürtlerin değişmez kaderi olmuştur.
Asimilasyon Almanya'da, Çin'de olduğu gibi Türkiye'de de insanlık suçudur. İnsan haklarına duyarlılık, bu konuda çifte standartlı bir tutumu kaldırmaz. İnsan hakları ihlalleri hiçbir ülkenin iç işi olarak da nitelendirilemez. O nedenle Türkiye Hükümeti 23.12.1998 tarihinde 36 sayılı gizli Başbakanlık genelgesi ile Doğu Türkistan ile ilgili faaliyetlere son veren politikasından bir an önce vazgeçmelidir. Ayrıca konunun BM Güvenlik Konseyinin gündemine taşınması da hayırlı sonuçları beraberinde getirebilir. Mümkündür ki başka ülkeler de Türkiye'deki ve başka yerlerdeki benzer sorunları aynı zemine taşırlar. Böylelikle tüm dünyada insan hakları ihlallerinin son bulması, toplulukların yaşam standartlarının yükseltilmesi yolunda adım atılmış olur.
MAZLUMDER Şanlıurfa Şubesi, uluslar arası toplum ve STK'lar başta olmak üzere insan haklarına duyarlı tüm kesimleri Çin'in Sincan bölgesinde Uygur halkına karşı uyguladığı katliama tepki vermeye çağırmaktadır.
MAZLUMDER ŞANLIURFA
Şb. Bsk. Yrd.
Av. Ömer SİNİKAN