Değerli Basın Mensupları
Bilindiği gibi son 10 yıldır gündemde olan ve son günlerde medya ve basın aracılığı ile yoğun şekilde tartışılan GDO, bir canlının gen diziliminin değiştirilmesi ya da doğasında yer almayan yeni bir karakterin kazandırılması yoluyla elde edilen ürünlerle ilgili toplumda oluşan kafa karışıklığı ve sert tartışmalar devam etmektedir. Tarım ve Köy işleri Bakanlığı tarafından "Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmelik"in 26 Ekim 2009 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanıp yürürlüğe girmesi ile de büsbütün artmış bulunmaktadır.
Genleri değiştirilmiş organizmalar konusu; sınırsız kar etme hırsı ile hareket eden küresel sermaye guruplarının tarım ürünleri üzerindeki manüpilasyonları ve uzun vadede insanlığın beslenme kaynaklarını ele geçirmek istedikleri, modern sömürge anlayışının yeni bir versiyonu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Tohumlarda ve hayvanlarda yüksek dayanıklılık ve verimlilik önerisi ile hareket eden bu yaklaşımın; evrende milyonlarca yılda var olmuş birbiriyle bağlantılı hiyerarşik bir düzen meydana getiren,. en küçük ve en az karmaşık birimlerden daha büyük ve kompleks üst sistemlere kadar etkileşim içinde olan bütüncül doğal organik yapıyı, geriye dönülmesi imkansız bir biçimde tahrip edeceği muhakkaktır.
GDO'yu savunan çevrelerin dayandıkları en temel düşünce, dünyada giderek artan besin ihtiyacını karşılamak ve açlık sorununa çare olmak iddiasıdır.
Bu tür iddialar ile mahrumiyet içinde yaşayan ülkelerde görülen açlık sorununun, üretim potansiyelinin eksikliğinden değil, üretim kapasitesinin plansız kullanımından ve dağılımın adil olmayışından kaynaklandığı gerçeği gözlerden kaçırılmak istenmektedir. Tüm dünyada büyük bir "açlık" sorununun yaşandığı yadsınamaz bir gerçektir. Ancak uzmanlar; mevcut tarım kapasitesinin dünya nüfusunun ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli olduğu görüşündedirler. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü FAO'nun raporlarına göre, tahıl üretimindeki artış, nüfus artışından yüzde 50 daha fazladır. Bu veriden de anlaşılacağı üzere açlık sorunu, dünya tarım kapasitesi ve üretim yetersizliğinden değil, dağılımın adil olmayışından kaynaklanmaktadır.
Artan besin ihtiyacına yanıt vermek ya da açlığın hüküm sürdüğü yerlere yiyecek götürebilmek için GDO'ya ihtiyacımızın olmadığı açıkça ortadadır. Dünyadaki açlığın nedeni yeterli besin olmaması değil, besinin adil dağılmaması ve plansız tarım politikalarıdır.
Uzun yıllardır GDO'lu ürünlerin ülkemize girdiği, birçok tüketim zincirinde var olduğu artık herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Buradan hareketle bursa Mazlumder şubesi olarak ilgili yönetmeliğin yayınlanmasını mevcut başıboşluğun giderilmesi bakımından faydalı bulmakla beraber, toplum sağlığı ve doğal dengenin korunması açısından birçok eksiklikleri de bünyesinde barındırdığı kanaatindeyiz.
Bu nedenle aşağıda sıraladığımız taleplerle ilgili hükümete acil tedbir alma çağrısında bulunmayı görev biliyoruz.
1. GDO'lu ürünlerin üretim, tüketim ve satışla ilgili tüm aşamaları sivil toplumun bilgi ve denetimine açık hale getirilmelidir.
2. yönetmeliğin "genel hükümler" başlığının (6) maddesinde yer alan "gıda veya yem, GDO'lardan biri ya da birkaçını toplamda en az % 0,9 oranında içeriyor ise, GDO'lu olarak kabul edilir." Hükmü, "gıda veya yem, GDO içeriyorsa, GDO'lu olarak kabul edilir." Şeklinde değiştirilmelidir.
3. (8) madde de yer alan "GDO'suz ürünlerin etiketinde, ürünün GDO'suz olduğuna dair ifadeler bulunamaz" ibaresinin kaldırılarak, "ürünlerimizde domuz yağı yoktur" örneğinde olduğu gibi GDO'suz ürünlerde de benzer ya da "GDO'suz ürün" ibaresi yer alacak şekilde değiştirilmelidir.
4. üçüncü bölümde yer alan komite başvuru ve çalışma gurupları kısmının komite ile ilgili bölümün de (Madde 7.- 1) yer alan "Bakanlık tarafından GDO ile ilgili bilimsel ve teknik verileri araştıracak, yorumlayacak ve görüş oluşturacak, görev süreleri iki yıl olan uzmanlar listesi teşkil edilir. Uzmanlar listesi, Bakanlık TAGEM, TÜGEM, KKGM birimlerinden temsilciler ile üniversiteler, TÜBİTAK ve araştırma enstitülerinde görevli konu ile ilgili uzman veya öğretim üyelerinden oluşur. Uzmanlar listesinden Bakanlık tarafından belirlenecek on bir üyeden oluşacak bir komite her bir başvuru için ayrıca oluşturulur." Maddesinde yer alan "uzmanlar listesi", en az iki sivil toplum kuruluşu temsilcisi dahil edilecek şekilde değiştirilmelidir.
Bütün bunların yanında, yurt içindeki tarımsal üretim faaliyetlerinde zirai mücadele ve bakım beslemeye ilişkin insan ve çevre sağlığını tehdit edebilecek tüm üretim faaliyetleri sıkı bir şekilde denetlenmelidir. Tarladan sofraya kadar oluşan üretim zinciri kamu ve sivil toplum örgütlerinin oluşturacağı yerel mekanizmalar tarafından takip edilmeli ve iyi tarım uygulamaları tüm ülkemizdeki tarımsal faaliyet alanlarında yaygınlaştırılmalıdır.
Anayasanın 56. maddesinde yer alan Çevre hakkına göre; "herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşın ödevidir." denilmektedir.
Yeryüzü Mazlum ve Mahrumları ile dayanışmayı ve İnsan Haklarını önceleyen derneğimiz; modernizmin; insanın insanla ve doğayla iletişiminin sağlıksız ve bütünlükten uzak bir anlayışa sahip olduğunu ve bu düşüncenin yeryüzünün her köşesinde insana ve doğaya karşı sorun ürettiği düşüncesindedir. Buradan hareketle esas sorgulanması gereken modernizmin çevreye ve insana karşı ihlallerini kurgulayan yapısıdır. Ekonomide yüzyıla damgasını vuran "kıt kaynaklarla sonsuz ihtiyaçların giderilmesi" ön kabulü, insanı ve doğayı sarf malzemesine dönüştürmüş, doğada geri döndürülmesi hemen, hemen imkansız tahribatlara neden olmuştur.
Ulusal sınırlarla sınırlı kalmayacak kadar tüm insanlığın temel sorunu haline gelmiş bulunan insan hakları ve çevre sorunlarının çözümü, varlığın nedenine getirilen yanıtlarda gizlidir.
MAZLUMDER Bursa şubesi, varlığa ve çevreye karşı duyduğu sorumluluğun gereği olarak tüm insan hakları ihlalleri ve çevreye karşı duyarlılığını bu çerçevede sürdürmeye ve takipçisi olmaya devam edecektir.
MAZLUMDER BURSA ŞUBESİ