Basında Mazlumder

GAZZE SADECE İSRAIL İŞGALINE DEĞIL İNSANLIĞINI KAYBETMIŞ REJIMLERE KARŞI DA ONURUYLA DIRENIYOR!

Siyonist İsrail rejiminin, 1948'den beri Filistin halkına uyguladığı zulümler son üç yıldır Gazze Şeridi’nde kabul edilemez bir insanlık suçu halinde devam ediyor.

Siyonist İsrail rejiminin, 1948'den beri Filistin halkına uyguladığı zulümler son üç yıldır Gazze Şeridi’nde kabul edilemez bir insanlık suçu halinde devam ediyor.

İsrail'in Gazze'deki bu vahşi saldırısı ve sivilleri katletmesi emperyalizmin Ortadoğu'daki çirkin yüzünün bir kez daha apaçık kanıtı olmuştur. Tam bir yıl önce bu gün başlayarak 22 gün süren ve her türlü insanlık dışı yöntemin kullanıldığı savaşta 1500’den fazla şehit ve 5.000’den fazla yaralı bırakarak İsrail nasıl bir canavar olduğunu bütün dünyaya bir daha göstermiştir. Siyonist İsrail, bir taraftan savaş uçakları ve helikopterlerden tonlarca fosfor bombası yağdırmış, diğer taraftan da kara harekâtıyla korkunç katliamlara imza atmıştır.

Siyonist işgal güçleri; füzelerle, bombalarla, tanklarla ve suikastlarla baş eğdiremediği Filistin halkını son bir yıldır daha da ağırlaşan açlıkla, yoklukla terbiye etme, baş eğdirme ve sindirme peşindedir. Filistin halkının direnişi karşısında, gücünün küresel emperyalizmin desteğinin yanı sıra oluşturduğu korkudan ibaret olduğu ortaya çıkan Siyonistler iyice çılgına dönmüş, kimsenin aklına bile getirmediği en vahşi soykırım yöntemlerini kullanmaya başlamıştır.

Özellikle son yıllarda vahşi ambargo ve kuşatma politikasını giderek daha da barbarca yöntemlerle zirve noktasına çıkartmıştır. İşgale boyun eğmeyen ve iradesini direnişten yana belirleyen Gazze halkı bu nedenle elektriksiz, susuz, yakıtsız, ilaçsız bırakılmakta, açlığa mahkûm edilmektedir. Şüphesiz tüm bu yapılanlar açık bir soykırım girişimidir ve tarihe Siyonist çetecilerin yeni bir insanlık suçu olarak kaydolacaktır.

Siyonistler bu uygulamalarında dünyada yalnızlaştırılması gerekirken başta Amerika ve İngiltere olmak üzere emperyalist güçler tarafından sürekli şımartılmaya devam etmektedir. Bu kirli ortaklığa halkı Müslüman olan bazı devletlerin de dahil olduğunu görüyoruz. Tüm dünyayı ve özellikle halkı Müslüman olan devletleri bir defa daha bu kirli ortaklıktan derhal ve tümüyle çekilmeye davet ediyoruz. Aksi takdirde içine girdiğiniz bataklığın siz de yutacağından emin olunuz.

Bu kanlı saldırının bir yıllık bilançosunun ve dayanılmaz ambargo şartlarının son bulması için tüm dünyadan yükselen özgürlük sloganına kulak verilmelidir. Siyonist İsrail’in beton duvarlarına imrenen Mısır yönetimi, Gazze sınırına çelik duvar örmeye karar vermekle, siyonistlerin ayak izlerini takip ettiğini göstermektedir. Mübarek yönetimi bununla da kalmayarak “insanlığın ortak vicdanının sesini” Londra’dan Gazze’ye taşımaya çalışan insanların önüne engeller çıkartmaktadır. Filistin’e ulaştırılmak için yola çıkan yardım malzemelerine ve araçlara derhal yol açılmalıdır. Mısır hükümeti kendi halkının, Müslüman halkların ve tüm dünyadaki vicdan sahiplerinin sesine sağır kalamaz, kalmamalıdır.

Türkiye; tarihî, insanî ve İslamî sorumluluğunu yerine getirerek bu baskı, şiddet ve soykırım içeren ambargonun kaldırılması için sonuç alıcı yöntemler kullanmalı, İsrail işgal güçlerinin yapmış olduğu zulmün adını tam olarak dünyaya duyurmalıdır. Tarihin yazıldığı bu dönemde haklının yanındaki yerini almalı ve korumalıdır. Ancak böylesi bir süreç ile Siyonist çete ile darbe dönemlerinde oluşturulan stratejik işbirliği anlaşmalarının, ortak tatbikat ve istihbarat paylaşımının insanlığa karşı işlenmiş günahlarını temizleme yoluna sokacaktır.

Filistin halkı ve direnişi bu haklı davasında yalnız değildir. Bizler Filistin halkının ve haklı davalarının destekçisi ve takipçisi olacağız. Filistin halkına ve direnişine maddî, manevî her türlü desteğimizi devam ettireceğiz.

FİLİSTİN DOSTLARI