Şahinbey Belediyesi konferans salonunda düzenlenen konferansa konuk olarak gazeteci-yazar Abdurrahman Dilipak katıldı. Sivil tolum kuruluşları adına selamlama konuşması yapan MAZLUMDER Genel Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet alkış, " Resmi ideolojinin dışındaki bütün görüş ve düşünce sahibi kesimler ötekileştirilmiş, hakları ellerinden alınmış, baskı ve dayatmalara maruz kalmışlardır. Şu günlerde bir takım "açılım"larla hakları ellerinden alınmış kimi kesimlerin hakları verilmek üzere yeniden belirlenmeye çalışılmaktadır. Ancak Ülke'nin çoğunluğunu oluşturan Müslüman kitlenin elinden alınmış hakları ile ilgili hiçbir çaba ortada gözükmemektedir. En kötüsü ise; bizzat Müslümanların ellerinden alınmış haklarının farkında olmamaları ve bu yönde her hangi bir talebi dillendirmemeleridir. Haklarını başörtüsü ve katsayıya indirgemiş olmaları ve bütünü bunlardan ibaret saymaları ise, gafletin, duyarsızlığın, ilgisizliğin, bilgisizliğin boyutunu göstermesi bakımından son derece ilginçtir" dedi.
Alkış konuşmasını şu şekilde sürdürdü: "Müslümanlar farkında olmasalar ve talep etmeseler de, hiç kuşkusuz bir takım hakları vardır ve bunları talep etmek gibi bir sorumlulukları da bulunmaktadır. İnançlarını yaşamak için bu yolda mücadele etmek, sıkıntıları göğüslemek ve sonuç alıncaya kadar çabalamakla yükümlüdürler. Toplumun barış içinde bir arada yaşamasını isteyenlerin de bu hakları tanıması ve görmezden gelmekten vazgeçmesi zorunludur. Bazı odakların Müslümanların verilmemiş, gasbedilmiş hakkı bulunmadığı, Türkiye'de Müslümanların inancını en üst seviyede yaşama imkanına sahip oldukları tarzındaki yanıltıcı yönlendirme de iyice anlamsızlaşmıştır.Aşağıdaki hususlar konuyu doğru anlamamızı kolaylaştıracak, Müslümanların inançlarından doğan haklarının nasıl budandığını görmeye yardımcı olacaktır:- Din/İslam, kamu gücünü elinde bulunduranlar tarafından İslami referansların ve Müslümanların kabul etmeyeceği şekilde tanımlanarak bütünlüğünden koparılmış, inanç ve ibadet konularına indirgenmiştir. Sosyal, siyasal, ekonomik, hukuki ve benzeri alanlarda Müslümanların Din'in gerektirdiği şekilde davranma hakkı bulunmamaktadır."
Gazeteci Yazar Dilipak ise, darbecileri aşağılık ve vicdansız olarak niteledi. Cuntacıların ulusalcı geçindiklerini ama aslında ajan ruhlu olduklarını vurgulayan Dilipak,
Alçaklık öyle bir had seviyesindedir ki, celladını alkışlatır gibi, kendi cinayetlerini alkışlatmak için bayram ilan ederler darbe gününü" diye konuştu. 27 Mayıs'a karşı 50 yıldır dinmeyen bir öfkenin devam ettiğini vurgulayan Dilipak, " "Anayasa ve Hürriyet Bayramı" imiş.. Hukukun, yasanın, yargının işinin bitirildiği gündür o gün. Darbeyi meşrulaştırmak adına her türlü komplo düzenlendi.. Güya üniversite öğrencileri kıyma yapılıyor, asfaltların altına döşeniyormuş.. Öyle ya; yoksa Aksaray"daki Vatan Caddesi başka ne için yapılabilir ki" dedi.
Dilipak sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Korkaklar da ha! Ahmet Çifçi ve birkaç arkadaşı Saraybunu"ndan, sahilden yürüyerek Aksaray"a doğru giderken, Yassıada"daki yargılamayı konuşmaktadırlar.. Yassıada karşıda görünmektedir.. Hani bir imkan olsa da orada neler olduğunu bilebilseler.. Hani İstanbul"un altında tüneller var ya, eskiden kalma gizli bir tünel olsa da deniz altından, onu bulsalar.. Hayal, laf olsun işte. Peşlerinden gelen istihbarat elemanı, durumu rapor eder.. Genç yazarlar Aksaray"a varmadan yakalanır, gözaltına alınırlar ve daha sonra da mahkemeye çıkartılırlar. Suçları, İstanbul sahilinden Yassıada"ya tünel kazarak Menderes"i kaçırma planı yapmak. İyi mi! İsmet Paşa daha ilk günden "Emrinizdeyim komutanım" demedi mi? CHP , İstanbul Üniversitesi"nin "büyük hukukçuları" darbecilerin emireri durumunda. Onları teşvik etmekten öte kışkırtıyorlar.. Askerlerden daha militarist bir ruh taşıyorlar.. Başlarında Oktay Ekşi, Aksoy, Kırca, bir sürü genç akademisyen ve yazar gönüllü olarak Ankara"ya koşup darbecilerin emrine girmişlerdi. Ekşi"nin başını çektiği bir grup, ezanın derhal Türkçe"ye çevrilmesini istiyorlardı.. Osman Nuri Çerman, Kemalistleri toplayıp Ankara"ya gelenler arasında idi, "Dem bu dem, dinde reform yapılsın" diyorlardı. Dahası "Türkün dini Kemalizmdir" diye ilan edilmesini istiyorlardı.. "946 ruhu" dedikleri ruh, bu ruh işte! O zaman TDK sözlüğüne bu hükmü koydurmayı başarmışlardı.. Gazeteciler, daha ilk günden darbeye eklemlenmişlerdi. Eklemlenmeseler kapatılacaklarını biliyorlardı.."
Konuşmasına ilginç iddialar ile devam eden Dilipak, "Bu memlekette bütün darbeler Kemalizm adına yapıldı ve bu darbeler sonunda tek kapanmayan kuruluş Mason locaları oldu. Ve yine her darbeden sonra kurulan hükümetlerin üçte ikisi Masonlardan oluştu. Bu gerçekler size bazı şeyleri açıklamıyor mu? Bugün Ergenekoncular şikâyet ediyorlar ama, bilmem biliyorlar mı, darbeden sonra kaç asker, kaç hakim, kaç sivil, kaç aydın, kaç gazetecinin üzeri çizildi. Sanık sandalyesine oturtulanlar nasıl yargılandılar ve hangi işkenceleri gördüler ve sonları nasıl oldu? DP, CHP"nin kendi içinde çıkarttığı bir ekipti üstelik. Mustafa Kemal birinci adamsa, İsmet Paşa ikinci adamdı. Bayar 3. adam.. İsmet Paşa DP"yi Bayar"a emanet etti. Menderes dediğiniz adam, Mustafa Kemal"in özel kalem müdürü idi.. Yumuşak başlı idi.. "Söz dinler" diye düşünülüyordu, "Arkasından gidecek kimse olmaz" deniyordu. Çünki fazla tanınan biri değildi. Belirgin bir başarısı da yoktu.. Aslında halk DP"ye oy vermedi. CHP"nin karşısında kim olsa ona oy verecekti.. DP kurulmasa Milli Kalkınma Partisi, Millet Partisi gibi bir sürü tehlikeli parti kuruluyordu.. CHP ona bile tahammül gösteremedi.. Daha yakın zamana dair bir darbenin bilançosunu koyuyorum asmaya. 28 Şubatçılar bu plan üzerine çalışıyorlardı.. Çevik Bir açık açık söylüyordu bunları, ama şimdilerde hiç sesi çıkmıyor. Kimse de onun kapısını çalmıyor ne hikmetse.. 12 Eylül 1980 darbesinin çetelesi ile internette yayınlanan bir çetele var önümde. 12 Eylül"de 650 bin kişi gözaltına alınmış.. On binlerce deyince içerideki birilerinin gözleri fal taşı gibi açılıyor, oysa darbecilerin listesi çok daha kalabalık.. 1 milyon 683 bin kişi fişlenmiş. Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılanmış
Listenin devamı şöyle:. "7 bin kişi için idam cezası istendi. 517 kişiye idam cezası verildi. Haklarında idam cezası verilenlerden 50"si asıldı (18 sol görüşlü, 8 sağ görüşlü, 23 adli suçlu, 1 Asala militanı). İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis"e gönderildi. 71 bin kişi TCK"nın 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı. 98 bin 404 kişi "örgüt üyesi olmak" suçundan yargılandı. 388 bin kişiye pasaport verilmedi. 30 bin kişi "sakıncalı" olduğu için işten atıldı. 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı. 30 bin kişi "siyasi mülteci" olarak yurtdışına gitti. 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü. 171 kişinin "işkenceden öldüğü" belgelendi. 937 film "sakıncalı" bulunduğu için yasaklandı. 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu. 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi. 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi. Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi. 31 gazeteci cezaevine girdi. 300 gazeteci saldırıya uğradı. 3 gazeteci silahla öldürüldü. Gazeteler 300 gün yayın yapamadı. 13 büyük gazete için 303 dava açıldı. 39 ton gazete ve dergi imha edildi. Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi. 144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü. 14 kişi açlık grevinde öldü. 16 kişi "kaçarken" vuruldu. 95 kişi "çatışmada" öldü. 73 kişiye "doğal ölüm raporu" verildi. 43 kişinin "intihar ettiği" bildirildi."
Eğer referandum kabul edilirse, bütün bunların hesaplarının sorulması için fırsat doğacak.. Birileri onun için bu işi engellemeye çalışıyor.."
"CHP"nin niçin bu işin avukatlığına soyunduğu şimdi daha iyi anlaşılıyor olsa gerek" diyen Dilipak, "Celladını alkışlatır gibi, milli iradeye karşı girişilen alçakça bir darbeyi bayram olarak bizlere kutlatanlara karşı hâlâ yüreğimde dinmeyen bir öfke var.. Melek maskeli şeytanlar bunlar.. 11 yaşında yaşadığım acının ruh burkuntuları ile büyüdüm. Bir ömür böyle geçti. Ülke büyüklüğünde bir hapishanede yaşadık ve hâlâ rejimin gardiyanlarından yakamızı kurtaramadık. Fikir suç, kitap suç aleti, yazar suçlu.. İnanç suç..
12 Eylül yeni bir dönem için tarihi bir fırsat olabilir. Sürmekte olan davalar da öyle.. Tabii, darbeciler bunlardan ibaret değil, bugün sanık sandalyesine oturtulanlar, efendilerinin sözünü dinlemeyen yaramaz çocuklar.. 27 Mayıs"lar, her yıl giderek artan bir öfkeyle hatırlanıyor.. Bize bayram yaptırdıkları o gün, bugün lanetli bir güne dönüştü. Öfke gününe dönüştü, bir milli bir acıya, darbeciler için ise utanca dönüştü..Geçmişte yaşadıklarımızın çocuklarımız için bir bilinç, bir tecrübe, bir baht kaynağına dönüşmesi için, yaşadığımız acıları unutmayalım. Affetsek bile.. Mayıs sonuna kadar tüm gazeteler, radyolar, televizyonlar, dergiler, internet siteleri, STK"lar bu konuda seslerini yükseltmeli.." dedi.
MAZLUMDER Gaziantep Şubesi