İlk duruşması izdiham nedeniyle olaylı geçen Ergenekon davasına devam edildi. İkinci duruşmaya müdahillik tartışmaları ve Ergenekon davasının 'derin devlet'i kapsamaması damgasını vurdu.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 'Öldürülecekler listesinde' adı geçen DTP Milletvekilleri Ahmet Türk, Sebahat Tuncel, Akın Birdal ile Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir'in müdahillik talebini "suikastın teşebbüs aşamasında değil hazırlık aşamasında olduğu" ve "bu durumdan kişilerin doğrudan zarar görmediği" gerekçesiyle reddetti. Yakınları faili meçhul cinayetlere kurban giden Dicle Anter, Şükran Aydın, DTP Milletvekili Pervin Buldan, Şükriye Oyur, Hasibe Pamuk'un da aralarında bulunduğu kişilerin müdahillik taleplerini de reddeden mahkeme, gazetemizin yazarı Şebnem Korur Fincancı ve Cumhuriyet Gazetesi'nin müdahillik taleplerini kabul etti.
Ergenekon Davası'nın 2'inci günü, ilk duruşmadaki kadar olumsuz başlamadı. 20 Ekim günü yaşanan kaostan ders alan yetkililer, kendi koydukları bazı engelleri ortadan kaldırdı.
Yoğun önlem alındı
Ergenekon davası kapsamında 46'sı tutuklu 86 sanığın yargılanmasına devam edileceği Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi önünde hareketlilik sabah erken saatlerde başladı. Davanın görüldüğü yerleşke çevresinde jandarma ekiplerince önlemler alındı. Jandarma sayısı artırılırken, seyyar satıcı ve diğer grupların yerleşke önüne girememeleri için barikatlar kuruldu.
Köksal Şengün'ün başkanlığındaki İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti tarafından görülen davanın duruşmasına, aralarında emekli Tuğgeneral Veli Küçük, Sami Hoştan, Doğu Perinçek'in de bulunduğu tutuklu sanıklar ile bu dava kapsamında tutuksuz yargılanan, ancak başka suçtan tutuklu bulunan Tufan Gülaltay ile sanık avukatları katıldı. İlk duruşmada yaşanan karışıklık bu duruşmada yaşanmadı. İlk duruşmada yaşanan kargaşa nedeniyle avukatlar, sanık yakınları ve basına sınırlama getirilmişti. Duruşmaya girenlerin azaltılması nedeniyle duruşma salonunda rahat bir oturum gerçekleşirken 20 civarında sandalye boş kaldı.
Talepler reddedildi
Davanın dünkü oturumunda, davaya müdahil olarak katılmak isteyenlerin talepleri değerlendirildi. Yoklamanın ardından Cumhuriyet Savcısı'nın mütalaası sonrasında toplanan mahkeme heyeti aldığı ara kararları açıkladı. 'Öldürülecekler listesinde' adı geçen DTP Milletvekilleri Ahmet Türk, Sebahat Tuncel, Akın Birdal ve Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir'in müdahillik talebi "suikastın teşebbüs aşamasında değil hazırlık aşamasında olduğu" ve "bu durumdan kişilerin doğrudan zarar görmediği" gerekçesiyle reddedildi.
Yakınları faili meçhul cinayetlere kurban giden Dicle Anter, Şükran Aydın, DTP Milletvekili Pervin Buldan, Şükriye Oyur, Hasibe Pamuk'un da aralarında bulunduğu kişilerin müdahillik talepleri de reddedildi.
İki Ergenekon sanığı tarafından kişisel bilgileri elde edilen Şebnem Korur Fincancı'nın müdahillik talebi ise "durumdan doğrudan etkilendiği" için kabul edildi. Mahkeme, gazete binalarına yapılan saldırıdan ötürü müdahillik talebinde bulunan Cumhuriyet gazetesinin de talebinin kabul edildiğini açıkladı. Mahkeme ayrıca, önceki duruşmada sunulan reddi hakim taleplerini de kabul etmedi.
Müdahillik talebine saldırı
Ara kararların okunduğu sırada tutuklu sanık Kemal Kerinçsiz ve bazı avukatlar bağırarak iddianame okunmadan ve duruşmanın açılışı yapılmadan ara karar alınmasına tepki gösterdi. Mahkeme Başkanı'nın ara kararları okuduğu sırada izinsiz söz alarak konuşulmasına kayıtsız kalması dikkat çekerken, bu tepkiler zabıtlara "sanık müdafilerine soruldu" diye geçirildi.
Gerginliğin ardından müdahillik talepleri reddedilen kayıp yakınlarının avukatlarından Oya Aydın, söz alarak Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince müdahillik talebinin Cumhuriyet Savcısı, sanık ve müdafiinin görüşü alınmadan reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu dile getirdi. Sanık avukatları tarafından "PKK'lılar, serseriler" gibi sözlü saldırılara uğrayan müdahil talebinde bulunan avukatlardan Özkan Yücel ise her celsede devam eden saldırılara karşı önlem alınması gerektiğini belirtti. "Müdahil koltuğunda oturuyor olmamız hukuka aykırı kararları kabul edeceğimiz anlamına gelmez" diyen Yücel, kendilerine sözlü saldırıda bulunan avukatların ise saldırıda bulunduğu kişilerin meslektaşları olduğunu hatırlaması gerektiğine değindi.
Durumu hazmedemeyenlerin kendilerini göndermek istediğini söyleyen Yücel, "Biz gitmiyoruz, kendileri gitsin. Müvekkillerimizin haklarını savunuyoruz" dedi. Yücel'in sözü mahkeme başkanı tarafından 'kontrgerilla' sözcüğünü kullanınca kesildi. "Sözünüzü kesiyorum, susun" diye Özkan'ın konuşmasını kesen Köksal Şengün, mikrofonu Yücel'in elinden almaya çalışan görevliye "Kapatın şu mikrofonu" diye talimat verdi. Sanıkların ve avukatların tahrik edici konuşmalarına müdahale etmeyen mahkeme başkanının Yücel'i konuşturmaması dikkat çekti.
Cinayetler neden yargılanmıyor?
Yemek arasında gazetecilere bilgi veren Oya Aydın, müvekkillerinin 1991-'94 arasında Diyarbakır Silvan'da öldürülen KESK üyesi doktor ve öğretmenlerin yakınları olduğunu dile getirdi. Aydın, Hamit Pamuk'un öldürülmesine ilişkin bilgilerin JİTEM'ci Abdülkadir Aygan'ın ajandasında bulunduğunu, diğer kişilerin öldürülmesine ilişkin bilgilerin de İbrahim Babat'ın Susurluk raporunda da bulunduğunu kaydetti. "Derin devlet, JİTEM varsa 1999 öncesi cinayetlerle neden yargılanmıyorlar?" diyen Aydın, taleplerinin soruşturmanın genişletilmesi ve derin örgütlenmenin yalnızca Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet gazetesine yönelik saldırılarla sınırlı kalmaması, Bölge'deki siyasi cinayetleri de kapsaması olduğunu vurguladı.
Taciz suçlaması
Tutuklu sanıklarından Bekir Öztürk, avukatı olmadığını belirterek, "Avukatlar, savcılar tarafından taciz edildiği için avukat bulamadım. Kendimi ben savunacağım" dedi. Mahkeme Başkanı Şengör bunun üzerine, "Sizi bir avukat temsil etmek zorunda. İsterseniz mahkeme olarak istediğiniz avukatın sizi temsil etmesine veya Baro tarafından size avukat verilmesini sağlayacağız" dedi.
'Hakimler de dinleniyor'
Ergenekon davasında usul tartışmaları yapılırken Kemal Kerinçsiz'in avukatı, avukatların baskı altında olduğunu, telefonlarının dinlediğini, e-postalarının izlendiğini belirterek, "Mahkeme avukatlarının görevini sağlayacak önlemleri almalı" talebinde bulundu. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Şengün "Hakimin dinlenmediğini kim iddia edebilir" yanıtını verdi. Şengün'ün bu yanıtı salonda büyük alkış kopmasına neden oldu.
Kimlik tespitlerinin yapılmasının ardından, sanıklar ve avukatları söz aldı. "Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkmak ve çete kurmak" gibi bir suçu istemediklerini belirten sanıklar beraatlarını talep ettiler. Savcı Mehmet Ali Pekgüzel ise, sanık ve avukatlarının tahliye talebinin reddi yönünde görüş bildirdi.
Notlar... Notlar...
Ergenekon davasının görüldüğü Silivri Cezaevi önünde, pazartesi günü yaşanan miting havası dün yerini sessizliğe bıraktı. Sabahın erken saatlerinde yüzden fazla basın mensubu ve bir o kadarda seyyar satıcı cezaevi önünde hazır bulunurken, yargılananlara destek vermek için gelen TGB, CHP ve İP üyelerinin sayısı ise 150'yi geçemedi.
Öte yandan cezaevi önünde geçtiğimiz pazartesi günkü güvenlik zafiyetini ortadan kaldıran önlemler alındı. Cezaevi önündeki alana girmek isteyen kişiler tek tek aranırken, bombaya duyarlı jandarma köpekleri de araçları aradı. Burada yapılan açıklamalarda konuşan İstanbul Baro Başkanı Kazım Kolcuoğlu, pazartesi günü yaşanan olumsuzluklara dair bir rapor hazırlayarak Adalet Bakanlığı'na sunduklarını söyledi.
Müdahillik talebi reddedilen DTP Batman Milletvekili Bengi Yıldız, daha mahkeme başlamadan taleplerinin reddedilmesine tepki gösterirken, davanın peşini bırakmayacaklarını ve yeniden başvuruda bulunacaklarını ifade etti. CHP Manisa Milletvekili Şahin Mengü ise "Sadece 6 ajansın mahkeme salonuna girmesine izin veriliyor. O zaman diğer basın yayın kuruluşlarının hepsi fazla. Kapatalım gitsin. Böyle bir mantık olmaz. Bu uygulama, adil yargılamayı olanaksız kılıyor" diye konuştu. İP Genel Başkan Vekili Mehmet Bedri Gültekin de "Bu dava benzeri görülmeyen bir olaydır" dedi.
Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan İstanbul Üniversitesi (İÜ) Adli Tıp Kurumu öğretim üyesi Doç. Ümit Sayın'ın üniversitedeki öğretim üyelerini takip etmek için askeri istihbarattan eleman, araç ve teknik destek istediği iddia edilmişti.
Polisin Sayın'ın bilgisayarında ele geçirdiği belgelere göre, Sayın başta İÜ Rektörü Prof. Mesut Parlak olmak üzere 12 kişinin ev, iş ve cep telefonlarının, üçüncü kişilerle olan ilişkilerini takip etmişti. Sayın'ın İstanbul'daki 1. Ordu İstihbarat Başkanlığı'na gönderdiği belirtilen gizli raporların ilki 28 Haziran 2005, ikincisi 29 Haziran 2005 ve üçüncüsü de 7 Temmuz 2005 tarihliydi. Sayın, başta İÜ Çapa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof. Şebnem Korur Fincancı olmak üzere kurum çalışanları hakkında araştırma istiyordu.