ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA
İhbar eden : ...........................................
Adres : ......................................... ..
İhbar edilen : İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak
Büyükdere cad., Yapı Kredi Plaza C Blok, 7. Kat 80620 4. Levent, İstanbul
(0212) 317 65 00 Fax: (0212) 317 65 55
Konu : İnsanlığa karşı suç ve soykırım suçu işleyen Ehud Barak'ın ihbarı ile Hakkında CMK 98. madde gereği yakalama emri çıkartılması talebimizi muhtevi dilekçemizdir.
I- İZAHAT
1- İnsanlık vicdanını ve hukuku yok sayarak Filistin'i işgal eden İsrail'in savunma bakanı olarak görev yapan Ehud Barak, 2007 yılı Haziran ayında yönetici arkadaşlarıyla birlikte 1,5 milyon Gazzeli'ye karşı ambargo başlatmıştır. Uluslararası hukuka göre "toplu cezalandırma" olarak tanımlanan ambargo Gazze'de halen devam etmektedir. Ambargo Gazze`de ciddi gıda ve enerji sıkıntılarının yaşanmasına, elektrik ve su aktarımında kesintiler yaşanmasına, tıbbi malzeme ve ilaç eksikliğine yol açarak milyonlarca Filistinli'nin hayatını her geçen gün daha da zorlaştırmakta ve insan onuruna yakışmayan şartlarda yaşamaya mahkûm etmektedir.
2- Bu ambargoyla yetinmeyen şüpheli, 27 Aralık 2008 günü Gazze`nin havadan bombalanması emrini vererek aralarında yaşlı, kadın ve çocukların da bulunduğu 1.500'den fazla insanın katline sebep olmuştur. Ülkenin alt yapısına da yönelen ve yüzbinlerce Filistinlinin mülteci durumuna düşmesine neden olan saldırıların açtığı telafisi güç zararlar halen onarılmadığı gibi her geçen gün derinleşmektedir.
Bu halde Ehud Barak'ın İsrail'in Filistin halkına yönelik soykırımı ve insanlığa karşı işlediği suçlarda azmettirme veya iştirak suretiyle müdahil olduğu izahtan varestedir.
3- Uluslararası hukuka göre farklı suç kategorilerini ihlal etmekle birlikte, -Türk Ceza Kanunu, 13. Maddesindeki yetki kuralı çerçevesinde- 76. ve 77. maddelerindeki "soykırım" ve "insanlığa karşı suçlar"ı işleyen Ehud Barak'ın iştirak ettiği fillerden sadece dünya kamuoyuna yansıyanlardan bazılarına dilekçemizde yer verilmiştir.
4- 27 Aralık 2008 tarihinde ve devam eden günlerde, Filistin Özerk Yönetimi'ne ait Gazze şeridinde bulunan yerleşim yerlerini önce havadan, daha sonra denizden ve karadan yoğun bombardımana tabi tutmuştur. Ardından tank ve ağır silahlarla caddeler, sokaklar ve evler işgal edilerek sivil halka, Birleşmiş Milletler binaları ve görevlilerine, medya kuruluşları ve medya mensuplarına, insani yardım kuruluşlarına, hastanelere, okullara vb. vahşice saldırılmıştır. (Bkz: "Gazze Ön Çalışma Raporu", MAZLUMDER Uluslar arası Hak İhlalleri Gözlem Komitesi, http://www.mazlumderistanbul.org/pdfs/gazze%20raporu.pdf ) İsrail bugün de Filistin toprakları ve savunmasız halkına yönelik gerek silahlı gerekse siyasi saldırısını devam ettirmektedir.
5- Bu saldırıdan 9 gün sonra 8 Ocak 2009 günü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ateşkes kararı almasına rağmen, İsrail uluslararası hukuku pervasızca ihlal etmeye devam ederek Gazze'deki katliamı sürdürmüştür. Özellikle Gazze şehrindeki Tel el-Havva, Tuffah ve Zeytun semtleri en çok sivilin öldürüldüğü bölgeler olmuştur.
6- "Cebaliye'de ise Birleşmiş Milletlere ait bir okula düzenlenen saldırıda 40'dan fazla sivil hayatını kaybetmiştir. Bu olay ile İsrail makamları "okuldan kendilerine ateş açıldığını" iddia etseler de İsrail'de yayınlanan Hareetz gazetesi "Savunma Bakanlığının okuldan ateş açılmadığını kabul ettiğini" yazmıştır.
Şucaiye'de bir evin bombalanması sonucu 15 kişi ölürken, Gazze'nin ortasındaki El-Bureyc mülteci kampının bombalanmasıyla da Filistinli bir anne beş çocuğuyla birlikte yaşamını yitirmiştir.
Dünya Sağlık Örgütü 15 Ocak 2009 günü yaptığı açıklamada, "işgal güçlerinin Gazze'deki sağlık kuruluşlarından El-Vefa ve El-Feta hastaneleri ile El-Kudüs hastanesini vurduğunu" belirterek acil yardım çağrısı yapmıştır. En az 16 hastanenin saldırıya uğradığı Gazze'de en fazla zarar gören hastanelerden biri aynı zamanda Filistin Kızılay'ına ait olan El-Kudüs hastanesidir. Bu saldırıda hastane görevlilerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi yaralanmış, hastanede büyük bir yangın çıkmıştır." ("Savaş Suçları Derhal Soruşturulmalı" http://www.ihad.org.tr/rapor-gazze2.php)
7- İsrail ordusu, 27 Aralık 2008 ile 21 Ocak 2009 tarihleri arasında bombalama ve işgal sonucunda 1.500'den fazla Filistinliyi öldürmüştür. (öldürülenlerin çoğu kadın ve çocuklardır) Ayrıca, 5.450'den fazla kişi de bu saldırılarda ciddi şekilde yaralanmış, sakat ve felçli kalmıştır. Ağır bombardıman Gazze'nin altyapısını yok etmiştir. Binlerce ev, okul, hastane hatta cami enkaza dönmüştür. Yabancı ve Arap doktorlar, Gazze'deki sivil halktaki olağandışı yaralar nedeniyle İsrail'i yasak silahlar kullanmakla suçlamıştır. İsrail Hükümet yetkilileri, bu suçlamalar sonrasında beyaz fosfor kullandığını itiraf etmiştir.
8- Gazete ve televizyonlarda yayınlanan haber ve görüntüler, İsrail'in yaptığının soykırım olduğunu ortaya koymuştur. Büyük bir hapishane olarak adlandırılan Gazze şeridi, İsrail tarafında kara, hava ve denizden kapatılmış olup 3 yıldır ambargo altındadır. İsrail sık aralıklarla Gazze şeridindeki yerleşim yerlerini bombalamakta, suikastlar düzenlemekte ve açıkça ve kasıtlı olarak sivilleri öldürmektedir. İsrail BM ve Kızılhaç gibi yardım kurumlarını dahi hedef almaktadır. Kısırlık yapıcı fosfor bombası kullandığının kesinleşmesiyle, beyaz bayraklı çocukları doğrudan öldürmesiyle soykırım yaptığı kuşkusuzdur. Yahudi akademisyenler dahi (Örneğin Prof. Norman Finkelstein), İsrail'in Gazze'de Holokost (soykırım) yaptığını belirtmektedirler. ("İsrail'in yaptığı soykırım", http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=805367;Ayrıca Bkz: http://www.normanfinkelstein.com/article.php?pg=11&ar=2510 )
9- İsrail'in Gazze Şeridi'nde konvansiyonel olmayan ve deneysel silahlar kullandığına dair sayısız haber ve görüntü yayınlanmıştır. Özellikle FOSFOR BOMBALARI: Deriyle temas ettiğinde çok ciddi yanıklara neden olan beyaz fosfor içeren bombaların İsrail tarafından masum halka karşı kullanıldığı artık şüphe götürmez bir gerçektir. Uluslararası yasalara göre fosfor sadece askerleri korumak amacıyla duman görüntüsü yaratmak istendiğinde kullanılabilmekte ancak sivillere karşı kullanıldığında kimyasal bir silah olarak değerlendirilmektedir. (Jonathan COOK, Israel Acts To Block War Crimes Charges http://www.jkcook.net/Articles2/0368.htm#Top)
Gazze saldırılarından sonra MAZLUMDER'in Filistin'den getirdiği toprak numunesinin, Türkiye Cumhuriyeti Yıldız Teknik Üniversitesi laboratuarında tetkik edilmesi ile Filistinde Fosfor bombası kullanıldığı ispat edilmiştir. ( http://www.mazlumderistanbul.org/hbr_resim_eks/2657281757.jpg )
10- Uluslararası kurum ve kuruluşlar da İsrail'in "insanlığa karşı suç" ve "soykırım suçu" işlediğini teyit etmektedirler. İnsani yardım depolarına yönelik bombalamalar ve çıkan yangınlar BM YARDIM VE ÇALIŞMA ÖRGÜTÜ tarafından raporlanmış ve bu rapor doğrultusunda BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (BM) GENEL SEKRETERİ Ban Ki-Moon İsrail'i aşırı kuvvet kullanmakla suçlayarak, "Gazze Şeridi'nde BM binalarını bombalayanların hesap vermesini" talep etmiştir. ( http://www.amnesty.org.tr/yeni/index.php?view=article&catid=70&id=825&option=com_content )
11- BM İNSAN HAKLARI ÖZEL RAPORTÖRÜ ve Batı Şeria ve Gazze özel raportörü Richard FALK, "İsrail'in Gazze şeridine yaptığı saldırı ve işgal sırasında savaş suçu işlediğine dair deliller bulunduğunu" belirtmiştir. ( "BM'de İsrail'in savaş suçunu kabul etti." http://www.timeturk.com/bm-de-israilin-savas-sucunu-kabul-etti-48102-haberi.html ).
12- DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ (WHO), UNICEF, "Gazze saldırılarında sivillerin ve sağlık kuruluşlarının da hedef alındığı" açıklamıştır. ( http://www.unicef.org/turkey/hm/_hm1.html )
13- İSRAİL'DEN 8 İNSAN HAKLARI KURULUŞU da "saldırılarda ölen kadın ve çocukların sayısının "korkunç" boyutta olduğunu" ifade etmiş ve "hükümetin bununla ilgili olarak soruşturma başlatmasını" istemiştir.
II- TALEBİMİZ
1- Aralarında İsrail'in de bulunduğu 15 farklı ülkede kabul gören evrensel yargı yetkisi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunuyla Türk hukuk sisteminde de yerini almıştır. İnsanlığa karşı işlenen suçların failleri veya azmettiricisi konumunda olan devlet ve hükümet başkanları da dâhil olmak üzere, pek çok ülkenin askeri ve sivil üst düzey yöneticilerinin yargılanması yolunu açan düzenleme ile "21.Yüzyılın Modern Devleti artık sadece kendi vatandaşlarından değil, bütün insan ırkından sorumlu bir aygıt haline getirilmiştir."( "EVRENSEL YETKİ" Universal Jurisdiction, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, ISSN 1304-2408, Sayı 60, Eylül/Ekim 2005)
2- Evrensellik ilkesinin 13. maddede düzenleniş şekline göre, "bu maddede sayılan suçların yurtdışında işlenmesi durumunda, failin ve mağdurun vatandaşlığına bakılmadan, failin Türkiye'de bulunması da gerekli olmadan hakkında Türk kanunları uygulanacaktır". Bu sebeple, "Soykırım" ve "insanlığa karşı işlenen suçlar" hakkında, suçun bir yabancı tarafında yurt dışında yabancıya karşı işlenmiş olması veya failin yurt dışında bulunması halinde dahi failler hakkında Türkiye'de kovuşturma yapılabilecektir.
3- Evrensel Yargı Yetkisini kullanan İspanya mahkemeleri İsrailli üst düzey yetkililer için tutuklama kararı çıkartarak, "üst düzey Hamas üyesi Salah Şehid'in öldürülmesine karıştıkları ile ilgili haklarında çıkarılan uluslararası tutuklama emri sebebiyle bazı İsrailli yetkililerin İspanya'yı ziyaret etmeleri halinde tutuklanabilecekleri uyarısı" yapmıştır. ("İsrail yetkililer İspanya`ya gelirlerse tutuklanacak" http://www.tumgazeteler.com/?a=3838356)
4- TCK. 13. Maddesi, insanlığa karşı işlenen suçların faillerini Türkiye'de yargılama yetkisi verirken, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler de insanlığa karşı suç işleyenlerin yargılanmasını bir görev olarak taraf ülkelere yüklemektedir.
İnsanlığa karşı suç ve soykırım suçu işleyen faillere yönelik yaptırımda bulunulmasını çok net olarak düzenleyen Cenevre Sözleşmelerinde yetki konusunda şu maddelere yer verilmiştir; Birinci Cenevre sözleşmesi 49. madde; İkinci Cenevre Sözleşmesi 50. Madde; Üçüncü Cenevre Sözleşmesi 129. madde ve Dördüncü Cenevre Sözleşmesi 146. madde (ortak metin) aşağıdaki gibidir:
"Sözleşmeci Yüksek Taraflar takip eden maddede tanımlanmış olan bu sözleşmenin ağır ihlallerini içeren fiilleri işleyen, işlenmesi için emir veren kişilere etkin cezai yaptırımların uygulanmasını sağlamak için her türlü yasama faaliyetinin çıkarılmasını üstlenirler.
Sözleşmeci Yüksek Tarafların her birisi bu ciddi ihlalleri işleyen ve işlenmesi için emir veren kişileri aramak yükümlülüğü altındadır ve bu kişileri milliyetleri ne olursa olsun kendi mahkemelerinin önüne getirebilir. Sözleşmeci Yüksek Taraf ayrıca eğer tercih ederse ilk nazarda haklı görülen bir davaya (prima facie case) sahip olan başka bir Sözleşmeci Yüksek Tarafa bu kişileri yargılaması maksadıyla teslim edebilir."
5- Türk Ceza Kanununun ve Uluslararası sözleşmelerin açık hükümlerine rağmen "soykırım suçu" ve "insanlığa karşı suç" işleyen İsrailli yetkili Ehud Barak ve diğer yetkililerin Türkiye'ye girişlerinde yakalanmaması, bu kanunları uygulamakla yetkili tüm adli ve idari personelin "görevi ihmali" anlamına geleceğinden, haklarında "görevi ihmal"den işlem yapılabilecektir.
6- "Kim Olursa Olsun Zalime Karşı Ve Kim Olursa Olsun Mazlumdan Yana" düsturuyla adaleti ayakta tutulanlardan olma kararlılığıyla hareken eden bir insan hakları örgütü olarak; TCK'nın 76. ve 77. maddelerinde düzenlenen "soykırım" da bulunan ve "insanlığa karşı suç" işleyen İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak hakkında 5271 sayılı CMK'nın 98. Maddesi uyarınca Türkiye'ye girdiğinde tutuklanması için yakalama emri çıkartılmasını talep etme zarureti hâsıl olmuştur. 15.01.2010
İhbar Eden
........................................