
MAZLUMDER, İHH İnsani Yardım Vakfı, AKV, Özgür-Der, İnsan ve Medeniyet Hareketi, Medeniyet Derneği, AKDAV, AKABE Vakfı, Anadolu Gençlik Derneği, İnsan Vakfı, Hikmet Vakfı, ÖNDER, ASDER, Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği, Doğu Türkistan Vakfı, Doğu Türkistan Gençler Derneği, Doğu Türkistan Göçmenler Derneği ve Doğu Türkistan Dayanışma Vakfı tarafından Doğu Türkistan’da yeni bir katliam başlatan Çin Yönetimini protesto etmek için yapılan ortak basın açıklamasını MAZLUMDER İstanbul Şube başkanı Av.Cihat GÖKDEMİR yaptı.
Çin yönetiminin, 60 yılı aşkın süredir Müslüman Doğu Türkistan Halkına yönelik olarak sürdürmüş olduğu asimilasyon çalışmaları artarak devam etmektedir.
Son olarak geçtiğimiz haftalarda Guangdong eyaletinin Şavguan şehrinde 10.000 işçinin çalıştığı bir fabrikada, Çinli bir kadına tecavüz edildiği yönündeki asılsız haberle başlayan olaylarda, Uygur Türklerine saldıran Çinliler, 50 civarında Müslüman Uygur gencinin ölümü ile 150 civarının yaralanmasına sebep olmuş, tırmanan gerilim, saldırıya hükümetin seyirci kalarak destek vermesiyle doruk noktasına ulaşmıştır. Uygur gençlerinin öldürüldüğü haberinin duyulmasıyla olaylar Doğu Türkistan’a sıçramış ve Urumçi’de öğrenciler protesto gösterilerine başlamışlardır.
Uygur Türklerinin, kendilerine uygulanan baskıları, asimilasyon politikalarını ve son olayda Çin Hükümetin tavrını protesto etmek için başlatmış oldukları yürüyüşe karşı, Çin polisi tarafından hedef gözetilmeksizin rastgele ateş edilmesi, havadan bombalama yapılması ve kalabalıkların üzerine tankların sürülerek aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu en az 500’den fazla kişinin ölümüne ve binlerce kişinin yaralanmasına sebebiyet vermesi uluslararası kamuoyuna yansımıştır.
Olaylar, Çin resmi yayın organları tarafından “adi bir olay neticesinde çıkan etnik sokak çatışmaları” olarak servis edilmeye çalışılsa da, bağımsız haber kaynaklarından alınan kısıtlı bilgiler, asimilasyon hedefli devlet politikası ile beslenen provokasyonun son noktada kolluk güçlerinin katliamına dönüştüğünü açıkça göstermektedir.
Daha önce de Çin Hükümetinin soykırım halini alan uygulamaları, her yıl yüzlerce Doğu Türkistanlının yaşam hakkının ihlal ettiği, din ve vicdan hürriyetine, mülkiyet hakkına tecavüz ettiği, sosyal yaşama yönelik ciddi engellemelerde bulunduğu bilinmektedir. Ayrıca Uygur Türklerinin adil bir yargılama yapılmaksızın onlarca yıl gayri insani şartlarda cezaevlerinde yaşamaya zorlandıkları, birçok insanın işkenceyle yaşamını yitirdiği bilinmektedir.
Bu olayların, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL’ün Çin’e yaptığı ziyarete denk gelmesi ve daha önce yine Türkiye Cumhuriyeti eski Başbakan Yardımcısı Devlet BAHÇELİ’nin Çin’e yaptığı ziyaret esnasında bu tür olayların vuku bulması, Çin Hükümetinin provokasyon amaçlı olarak bu olayları kışkırttığı izlenimi uyandırmaktadır.
İnternet ve telefon haberleşmesi başta olmak üzere her türlü haberleşme araçlarına getirilen kısıtlamalarla Doğu Türkistan’da olan bitenle ilgili sağlıklı bilgiye ulaşılamamakta, yabancı basın yayın kuruluşları ve insan hakları örgütleri için çalışmalar yapan gözlemcilerin bölgeye girişinin engellenmesiyle olayların vahametinden daha da endişe duyulmaktadır.
Çin Hükümeti son 5–6 sene içerisinde asimilasyon politikalarına bir yenisini daha eklemiş, son olaylar da bu yüzden çıkmıştır. Çin Hükümeti, evlenme çağından önceki 15 – 22 yaş arasındaki Müslüman Uygur genç kızlarını, Çin’in uzak bölgelerindeki fabrikalara, gece kulüplerine, barlara vb. yerlere “iş imkânı” sunma gerekçesiyle zorla göndermekte, bu kızları uzun süre sonra tekrar Doğu Türkistan’a göndererek toplumsal ve ahlaki yapıyı bozma gayretleri içerisine girmektedir. Son olayların patlak verdiği fabrikada çalışan 800 Uygur gencinin çoğunluğu, 20 yaş civarındaki Uygurlu genç kızlardır ve ailelerinden uzak, gayri insani şartlar altında yaşamaya zorlanmaktadırlar.
Son olaydan sonra, Doğu Türkistan’dan çok uzak bölgelerde çalışmaya zorlanan 1 milyon civarındaki Müslüman Uygur genç kızların ve genç erkeklerin can güvenliği de kalmamıştır.
Çin Yönetimi baskıcı politikalarından ve insan haklarına aykırı uygulamalarından ACİLEN vazgeçmeli, Müslüman Uygurların Doğu Türkistan’da ve Çin’in tüm bölgelerinde yaşam haklarına, din ve vicdan hürriyetlerine, mülkiyet haklarına tecavüzden vazgeçmelidir.
Birleşmiş Milletler, Türkiye Cumhurbaşkanı, Başbakanı ve Dışişleri Bakanlığı başta olmak üzere ilgili tüm birimleri, Çin Yönetimine uluslararası kamu vicdanını yaralayan gayri insani politikalarını sonlandırıncaya kadar diplomatik, ekonomik ve siyasal ambargo uygulanması konularında gereğini yapmaya davet ederken, konunun takipçisi olacağımızı belirtiriz.
MAZLUMDER İstanbul Şubesi Basın Bürosu