DOĞU TÜRKİSTAN’DA ÇİN ZULMÜ DEVAM EDİYOR
1949 yılından beri Çin Halk Cumhuriyeti işgali altında bulunan Doğu Türkistan topraklarında Uygurlara yönelik zulüm her geçen gün boyutu artarak devam etmektedir. Bölgeye Çin yönetimi tarafından uygulanan baskı toplumsal, siyasi ve iktisadi alanların her birinde gittikçe güçlenmektedir. Özellikle dini inanç ve kültürel değerleri baskılama üzerinden geliştirilen dönüştürme mekanizması kendisini dayatmak için cinayet, katliam ve işkenceyi silah olarak kullanmakta Doğu Türkistan halkı kelimenin tam manasıyla soykırıma tabi tutulmaktadır.
Yıllardır en vahşi yollarla sürdürülen zulüm son dönemlerde dini pratiklerin şedid bir şekilde engellenmesi şeklinde kendisini göstermeye başlamıştır. Namaz ve oruç gibi temel ibadetlere yasaklar getirilmekte, erkeklerin sakal bırakması kadınların tesettürlü giyinmesi engellenmekte ve camilerin kullanımı kısıtlanmaktadır. Bütün bu insanlık dışı uygulamalar hapis ve para cezası gibi yöntemlerle Müslüman Uygur halkına dayatılmaktadır. Bu uygulamalara karşı gösterilen en zayıf tepkiler bile “terör eylemi” olarak nitelenmekte ve bu tepkilerin bastırılması için her türlü şiddet mekanizması devreye sokulmaktadır.
Boyutları artarak devam eden zulüm Ramazan Bayramı’nın birinci gününe denk gelen 28 Temmuz’da Kaşgar Vilayetine bağlı Yarkent ilçesinin Elişku ve Hangdi köylerinde gerçekleştirilen büyük bir katliam ile kendisini göstermiştir. Uygulanan geniş çaplı karartma marifetiyle uluslar arası kamuoyundan gizlenen zulüm Doğu Türkistanlı bir gencin mektubu ile duyurulmuş ve maalesef o genç de Çin yönetimi tarafından tutuklanmış ve öldürülmüştür. Çin devlet medyası Şinhua tarafından başlangıçta 13 kişinin öldüğü ileri sürülürken sonraki resmi açıklamalarla bu rakam 96 olarak değiştirilmiştir.
Muhalif kaynaklara göre ise Elişku ve Hangdi köylerinde katledilen insan sayısı 120 civarında olduğu ifade edilmektedir ve 200’den fazla kişi de gözaltına alınmıştır. 28 Temmuz Gecesi ibadet için bir araya gelen 30 civarındaki Uygurlu kadının bulunduğu eve Çin polisinin “terör operasyonu” adı altında düzenlediği baskında evde bulunan kadın ve çocuklar katledilmiştir. Bu olayı haber alıp bölgeye ulaşan köy halkı karşılaştıkları manzara üzerine cenazelerle birlikte köyün belediye binasıönüne gelerek protestoya başlamıştır.
Bu gösterilere Çin polisi ateş açarak karşılık vermiş, göstericilerin açılan ateşe rağmen dağılmaması üzerine takviye güvenlik güçleri bölgeye sevk edilmiştir. Hava destekli yürütülen şiddetli operasyonda Elişku köyünün 14. 15. ve 16. mahalleri yoğun bir ateş altında kalarak ağır hasar almıştır. Çin yönetimi tarafından olay sonrası kontrol için görevlendirilen 13 Uygurlu polisin yine Çin polisi tarafından aralarında kadın ve çocuklarında bulunduğu çok sayıdaki sivil ile birlikte infaz edildiği gelen bilgiler arasındadır. Neticede, 15. ve 16. yüzyılda Saidiye İslam Devleti’ne başkentlik yapan Tarihi şehir Yarkent’in Elişku ve Hangdi köylerinde saldırılar sonrası kimsenin kalmadığı ifade edilmektedir.
ABD’de yayın yapan Özgür Asya Radyosunun yerel kaynaklardan elde ettiği bilgilere göre ölü sayısı 120’yi aşmış ve olay sonrası Yarkent’te Çin polis ve askerlerinin başlattığı operasyon ile ilçedeki gençler tutuklanmaya başlamıştır. Bilgi aktarımını önlemek için internet bağlantısı engellenmiş, yollara barikatlar kurulmuş, bölgeye giriş-çıkışlar engellenmiş, bölgede olağanüstü hâl ilan edilmiş ve sokağa çıkma yasağı koyulmuştur.
Olayların akabinde Kaşgar’daki Orta Dereceli Halk Mahkemesi tarafından 27 Uygur idam cezasına, 9 Uygur ömür boyu hapis cezasına ve 20 Uygur da 4 ila 20 yıl arası değişen hapis cezalarına çarptırılmıştır. Eylemleri terör eylemi olarak niteleyen bir açıklamada bulunan Çin yönetimi olayların başlangıcı hakkında bilgi vermekten kaçınmaktadır.
Dehşet verici bir örneğiyle Yarkent’te yaşanan katliamda karşılaştığımız devlet terörü ile mücadele sorumluluğu bütün insanlığın üzerindedir. Bölgede uyguladığıvahşeti haberleşmeyi karartarak uluslararası kamuoyundan gizleyen Çin Devleti’nin zulümlerine sessiz kalmak insanlık onurunu ayaklar altına almak demektir. Yerel ve uluslararası siyasi mercileri Çin yönetimine karşı diplomatik kanallar üzerinden harekete geçmeye davet ediyor, sivil toplum kuruluşlarını yerel ve uluslararasıölçekte duyarlılık göstermeye davet ediyoruz.
Doğu Türkistanlıların bu çağrısına kulak verilmeli, yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bırakılan ve sistematik işkenceye tabi tutulan Doğu Türkistan halkı yalnızlığa terk edilmemelidir.
İşgal son bulsun! Doğu Türkistan özgürlüğüne kavuşsun!
MAZLUMDER Dış İlişkiler Komitesi
Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği
İHH Insani Yardım Vakfı