Basın Açıklamaları

Doğru Yerde Durmak

Son günlerde yapılan en önemli tartışma; Genelkurmay Başkanının, silahlı kuvvetlerin askeri başarısızlıklarını eleştiren basın yayın organlarına ve bazı toplum kesimlerine yönelik yaptığı sert ve tehditvari açıklamasıdır. Bu çerçevede vatandaşların huzur ve güvenini sağlamakla yükümlü olan kurumun, ortaya atılan iddialara halkı tatmin edecek cevaplar vermek yerine konuya hiç değinmeksizin böyle bir açıklama yapmış olmasını ciddi bir talihsizlik olarak değerlendiriyoruz.
Elbette her kişi ve kurumun eleştirilere cevap verme, hakkında ortaya atılan iddialarla ilgili açıklama yapma hakkı bulunmaktadır. Hatta böylesi bir konuda yapılacak açıklamalar oluşan soru işaretlerinin giderilebilmesi için gerekli ve önemlidir de. Fakat söz konusu açıklama yapılırken alınan tavır, olayda bir zafiyet var mı sorusunu soran ve bu sorunun cevabını merak eden insanları “vatansever-vatan sevmez” şeklinde tasnif eden beyan, hatta bu beyanın altını çizen sözler ve üslupda ciddi sıkıntılar bulunmaktadır.
Bu ülkede de olağan bir hayatın sürmesi ve sıkıntılı dönemlerde dahi hukuk ve insan haklarından asla taviz vermeden kurumların veya insanların ellerindeki güçle değil, bu gücün kendilerine yüklediği sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerektiği kanaatindeyiz. Bu çerçevede herkesin evrensel hukuk tarafından kendisine gösterilen yerde durması gerektiğine inanıyoruz Bu vurgulardan sonra belirtmek gerekir ki bu ülkede ve demokratik hukuk devleti olduğu iddiasında olan tüm toplumlarda, kurumlar halkla doğrudan alakalı konularda açıklama yapmakla yükümlüdür. Aksi takdirde ortaya elindeki gücü açıklama yapmayı, hesap vermeyi ötelemek için kullanan kişi veya kurumlar çıkar ki buna yabancı olmadığımız da malumdur. Ancak devir artık eski devir değildir ve insanlar artık soru sormakta ve cevap beklemektedir.
Basın organlarının ve sivil toplum örgütlerinin soruları, eleştirileri, gözlemledikleri eksiklik ve hatalara işaret etmeleri yadırganmamalıdır. Aksine sorumluluk sahibi mecraların duygusal tepkilerden vazgeçip sakin, net ve soru işaretlerini giderici bir tutum sergilemesi gerektiği açıkken, çıkarılan mahkeme kararıyla yayınlara yasak getirmesi basın ve haber alma özgürlüğü adına endişe vericidir.
Sonuç olarak toplumsal barış ve huzur için her kişi ve kurumun hukukun kendisine gösterdiği yerde durması ve gereken hallerde eleştirilen konularda –varsa- zafiyetleri gidermesi ve cevap vermekten çekinmemesi gerektiğini vurgularız. Unutulmamalıdır ki hesap vermek, cevap vermek, merak edilen hususları aydınlatmak zaaf değildir.

MAZLUMDER İstanbul Şubesi