Basın Açıklamaları

Diyarbakır Şubeden Cezaevlerindeki Hasta Tutuklu ve Hükümlülülere ilişkin Açıklama

CEZAEVİNDE BULUNAN HASTA TUTUKLU VE HÜKÜMLÜLER İLE İLGİLİ DİYARBAKIRDAKİ SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI ,DİYARBAKIR ADLİYESİ ÖNÜNDE ORTAK BASIN AÇIKLAMASI YAPTILAR

BASINA VE KAMUOYUNA

Değerli Basın Mensupları,

Türkiye'deki Cezaevlerinde yaşanmakta olan sorunlar gün geçtikçe artan bir şekilde devam etmektedir. Son olarak uzun uğraşlar sonucu hastalığı nedeni ile tahliye edilen Güler Zere, tahliye edildikten 7 ay sonra yaşamını yitirmiştir. Güler Zerre vakasında da görüldüğü üzere hasta tutuklu ve hükümlülerin tedavi süreçleri; ağır aksak yürütülmekte, çoğu zaman savsaklanmakta, görmezlikten gelinmekte, ihmal edildiği ve mahpuslar ölüme terk edilmektedir.

Sağlık sorunu olan mahpuslar vakanın özelliğine göre ambulansla sağlık kurumlarına sevk edilmesi gerekirken, mahpuslara has araçlarla hastaneye götürülüp getirilmekte, sevkler sırasında ve tedavi süresince elleri kelepçelenmekte, tedavilerinin yatarak yapılması gerekirken çoğu zaman muayene edilip reçete yazılarak cezaevlerine gönderilmektedir. Bunun neticesinde hastalıkları çok hızlı bir seyir izlemekte, maalesef çoğu zaman bu süreçler ölümle sonuçlanmaktadır.

Değerli Basın Mensupları,

Türkiye İnsan Hakları Vakfı Dokümantasyon Merkezi; yetkililerin açıklamalarından ve basında çıkan haberlerin değerlendirmesinden yola çıkarak, 2009 yılında cezaevlerinde 37 kişinin yaşamını yitirdiğini ve cezaevlerinde hala 104 ağır hasta tutuklu ve hükümlü olduğu belirlenmiştir. Cezaevlerinde yaşamını yitiren 37 kişiden 9'unun intihar ettiği; 6'sının öldürüldüğü ve 19 kişinin ise sağlık sorunları nedeni ile öldüğü tespit edilmiştir.

Bu tablo karşısında devletin sorumluluğu altında bulunan mahpusların, yine devletin kastı, kusuru ya da ihmali sonucunda ölüme terk edildiği, ölmelerine göz yumulduğu tespitini yapmak pekâlâ mümkündür.

2009 yılında cezaevlerindeki 104 ağır hasta mahpustan, 19'u kanser, 16'sı Wernicke-Korsakoff, 8'si felç, 2'si çölyak, 5'i tüberküloz hastasıdır ve 6'sı da ateşli silah yaralanması sonucu oluşan sağlık sorunlarına sahiptir. Hasta mahpusların geçen süre zarfında hastalıkları daha da ağırlaşmış ve adeta ölüme terk edilmişlerdir.

Nitekim Diyarbakır D Tipi Cezaevinde bulunan Nurettin Soysal ve Halil Güneş ile Kırıkkale Cezaevinde bulunan Cahit DURMAZ isimli mahpuslar, demir kapılar ardında ölümü beklemektedirler. Üçü de ağır kanser hastası olan bu mahpusların, tedavilerinin cezaevi koşullarında yapılmasının mümkün olmadığı, hastalıklarının son aşamasında oldukları sağlık raporları ile tespit edilmesine rağmen, adli tıp kurumunun tıbbi deontoloji ilkelerini hiçe sayan, ideolojik ve ayrımcı yaklaşımları nedeni ile cezaevinde tutulmaya devam edilmektedir. Devletin sorumluluğu altında olan bu Mahpusların yaşamlarını yitirmeleri durumunda, bu cinayetin faili Adalet Bakanlığı ile Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü, azmettiricisi ise adli tıp kurumu olacaktır.

Adli tıp kurumunun, Güler Zere ve diğer birçok meseledeki bilimsellikten uzak ideolojik ve gayri ciddi yaklaşımları nedeni ile bağımsız ve tarafsız bir bilim kurumu olma niteliğini yitirdiği ayyuka çıkmıştır. Dolaysıyla laçkalaşan, bağımsızlığı olmayan ve tarafsızlığını da yitiren bu kurum derhal lağvedilmelidir.

Değerli Basın Mensupları,

Bu düşüncelerle, tüm hasta mahpusların tedavilerinin insan onuruna yıkışır bir biçimde ve ortamda ivedilikle yapılması, hastalıkları son seyrinde olan ve tedaviye cevap vermeyen Nurettin Soysal, Halil Güneş ve Cahit Durmaz'ın tahliye edilmelerini bekliyor ve tüm kamuoyunu bu konuda duyarlı olmaya davet ediyoruz.

Diyarbakır Barosu

İnsan Hakları Derneği

MAZLUMDER Diyarbakır Şubesi

Tabip Odası

Diyarbakır Demokrasi Platformu

TUHAD FED

TUHAD DER

Mavi Terazi Hukukçular Grubu