BASINA ve KAMUOYUNA
Kürt Meselesinin adil demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözümüne ilişkin umutların arttığı bu dönemde, sorununun çözümünde rol alması gerekenlerin tutumu kaygı ile izlenmektedir. Tam da çatışmasızlık ortamı sağlanarak sorunun diyalog ve demokratik tartışma içerisinde çözüm yoluna girmesinin beklendiği bir dönemde karşılıklı duyarlılıkları göz ardı eden tutumlar nedeniyle belirsiz ve umutları karartan bir ortam yaratılmaya çalışılmaktadır.
Yaşanan sorunları demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözme isteğine karşı gösterilen olumsuz direncin, toplumun belli kesimlerinde şiddet ve linç kültürünün oluşmasına katkı sağladığı hiçbir biçimde göz ardı edilmemelidir.
Yıllardır süren çatışmalı ortamın sonucu olarak toplumda meydana gelen ayrışma derinleştirilmekte, meselenin çözümüne ilişkin düşüncelerin yanı sıra duygularda da bir ayrışma ve farklılaşma yaratılmış bulunmaktadır. Bu ayrışmadan demokratik esaslar içerisinde farklılıklarımızla bir arada yaşamanın yeni zeminini oluşturacak dil ve yöntemlerde buluşmamız toplumsal barışın tesisi için kaçınılmazdır.
Çoğulculuk, katılımcılık, farklılıkların zenginlik olarak görülmesi, azınlıkta kalanların haklarının güvence altına alınması suretiyle çoğunluk hegemonyasının önüne geçilmesi demokratik rejimleri ayakta tutan temel ilkelerdir. Demokratik rejimler farklı olanı zenginlik olarak gören, onları ötekileştirmeyen rejimlerdir. Ancak son günlerde yaşanılan gelişmeler bundan çok uzaklaşıldığını; farklı kimliklerin demokratik haklarının nasıl tanınacağı ve/veya nasıl güvenceye kavuşturulacağına ilişkin tartışmalar yerine milliyetçi yaklaşımla farklı olanın öteki görüldüğü, iç düşman sayıldığı, linç kültürü ile hedef gösterildiği, kimsenin diğerinin varlığına tahammül etmediği sağırlar diyaloguna dönüşen son derece vahim bir tablo ile karşı karşıya bulunmaktayız.
Son günlerde gelişen olayların İmralı Cezaevi koşullarının kötüleştiği iddiaları üzerine ortaya çıktığı bilinmektedir. Böyle bir iddia karşısında, hükümetin ilk yapması gereken iddiayı araştırmak, sonuçlarını ikna edici şekilde kamuoyu ile paylaşmak ve duyarlılıkları da göz ardı etmemek olmalı, bütün cezaevleri sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla oluşacak bağımsız-tarafsız kurulların denetimlerinde açık hale getirilmelidir.
İfade özgürlüğü ile örgütlenme özgürlüğü kapsamında gösteri ve toplantı/yürüyüş yapma hürriyeti en geniş bir biçimde tanınmalı ve hiç kimse bu özgürlükleri kullandığı için şiddete maruz kalmamalıdır. Bununla birlikte, bu hak ve özgürlüklerin kullanımı, başkalarının haklarını ihlal etme sonucunu da doğurmamalıdır. Güncel bir takım duyarlılıklar nedeniyle gösterilen tepkilerin demokratik sınırlar içerisinde kalması ve sokakta bir şiddet geleneğinin oluşmaması için herkesin duyarlı olması zorunludur. Şiddet hiçbir biçimde hak aramanın, tepki göstermenin yöntemi olmamalıdır.
Farklılıkların temsili; farklı siyasi partilerin varlığı demokrasilerde olmazsa olmazlardandır. Siyasi partilerin kapatılması demokratik ülkelerde bir çözüm yöntemi olarak kabul edilemez. Siyasal temsil yollarının kapatılması insanları farklı arayışlara sevk edecek kaygısı taşıyoruz. Türkiye'yi siyasi partiler mezarlığına dönüştürmenin toplumsal barışa bir katkısı olmayacaktır.
Bu olaylar sonucu biri İstanbul biri Diyarbakır'da olmak üzere iki genç insanımızı yitirmiş bulunmaktayız. Bu ölüm olaylarını gerçekleştirenleri kamuoyu önünde bir kez daha kınıyoruz. Yaşamını yitirenlere Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı dileklerimizi sunarken, faillerin bulunarak yargı önüne çıkarılmasını talep ediyoruz.
Tam da bu gelişmeler yaşanırken Tokat'ın Reşadiye ilçesinde 7 askerin yaşamını yitirdiği olay hepimizi derinden üzmüştür. Ayrıca olayın meydana geldiği zaman dilimi de son derece düşündürücüdür. Silahlı yöntemin hak arama yöntemi olmasına da son verilmelidir. Bu vesileyle yaşamını yitiren askerlere Allahtan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyoruz.
Bizler aşağıda imzası bulunan sivil toplum ve meslek örgütleri toplumsal gerginlik ve çatışmaların biran önce yerini sağduyu ve diyaloga bırakması temennimizi yineliyor ve tüm kesimleri sağduyu ve duyarlılığa davet ediyoruz. 08.12.2009
|
1 |
DİGİAD |
AZİZ |
NART |
|
2 |
DİSİAD |
RAİF |
TÜRK |
|
3 |
DİŞ HEKİMLERİ ODASI |
SIDDIK |
PATNOS |
|
4 |
DİYARBAKIR BAROSU |
M. EMİN |
AKTAR |
|
5 |
DİYARBAKIR ESNAF VE SANATKÂRLAR ODASI |
ALİCAN |
EBEDİNOĞLU |
|
6 |
DİYARBAKIR TİCARET BORSASI |
FAHRETTİN |
AKYIL |
|
7 |
DİYARBAKIR TİCARET SANAYİ ODASI |
GALİP |
ENSARİOĞLU |
|
8 |
ECZACILAR ODASI |
SİNAN |
ÖZÇELİK |
|
9 |
GÜNSİAD |
ŞAHİSMAİL |
BEDİRHANOĞLU |
|
10 |
İNSAN HAKLARI DERNEĞİ |
MUHARREM |
ERBEY |
|
11 |
MALİ MÜŞAVİRLER ODASI |
ERKAN |
AZİZOĞLU |
|
12 |
MAZLUM - DER |
SELAHATTİN |
ÇOBAN |
|
13 |
MUSİAD |
VAHDETTİN |
BAHADIR |
|
14 |
OGSİAD |
HÜSNÜ |
PERVANE |
|
15 |
OSİAD |
AZİZ |
ÖZKILIÇ |
|
16 |
PER-DER |
MEHMET ŞAH |
AKDAĞ |
|
17 |
PİRSULTAN ABDAL DERNEĞİ |
CAFER |
KOLUMAN |
|
18 |
TABİPLER ODASI |
SELÇUK |
MIZRAKLI |
|
19 |
TES-DER |
HALİT |
ENSARİOĞLU |
|
20 |
TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VAKFI |
M. SEZGİN |
TANRIKULU |
|
21 |
TURİZM DERNEĞİ |
NEDİM |
ÇİZMECİ |
|
22 |
TÜRK İŞ BÖLGE TEMSİLCİLİĞİ |
BAHRİ |
KARAKOÇ |
|
23 |
YOL İŞ SENDİKASI 1.ŞUBE |
HALİL |
ÖZTOPALAN |
|
24 |
YOL İŞ SENDİKASI 2.ŞUBE |
HASAN |
ENSARİOĞLU |
|
25 |
ZİRAAT ODASI |
BAHRİ |
ERDEM |
|
26 |
DİYANET-SEN |
ÖMER |
EVSEN |
|
27 |
SAĞLIK-SEN |
AZİZ |
ASLAN |
|
28 |
BÜRO MEMUR-SEN |
NECMETTİN |
ALAŞ |
|
29 |
DİCLE-FIRAT DİYALOG GRUBU |
MUHİTTİN |
BATMANLI |