Kafes - Balyoz harekat planları işlemeye devam ediyor...
Danıştay 8. Dairesi'nin kendini kanun koyucu yerine koyup önüne gelen her katsayı kararına yönelik verdiği durdurma kararı haksız sonuçlar doğurmaktadır. Bu haksız karar, hukuk devletine yargıçlar darbesini vurmuştur. Bu hukuk ve insanlık dışı uygulama, Anayasa'da güvence altına alınan eğitimde fırsat eşitliğini yok etmiştir. Dolayısıyla Danıştay 8. Dairesi'nin son kararı siyasi bir karardır.
Anayasa'nın 10. maddesi; "herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir" demektedir. Söz konusu karar, ideolojik ve siyasi sebeplerle vatandaşlar arasında ayrım yaparak, kanun önündeki eğitim ve fırsat eşitliğini ortadan kaldırmış, meslek liselerine giden çocuklarımıza ikinci sınıf vatandaş muamelesini yapmıştır.
Yine Anayasa'nın 10/4 maddesinde " Devlet organları ve idare makamları, bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun hareket etmek zorundadırlar" demektedir. Peki, Danıştay bu haksız kararında Anayasa'nın bu hükmüne uymamıştır. Çünkü aynı Danıştay, 28 Şubat dönemi sonrasında YÖK tarafından çıkarılan haksız katsayı düzenlemesine karşı, katsayı mağdurları tarafından açılan davalarda verdiği kararlarda YÖK'ün bu hususta düzenleme yapmaya yetkili olduğunu söylemiştir. Böylece, kendisiyle çelişen bu çifte standartlı kararlarıyla Anayasa'nın güvence altına aldığı "kanun önünde eşitlik ilkesini" açıkça çiğnemiştir.
11. maddede "Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve YARGI organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır" hükmünü getirmiştir. Danıştay, Anayasa'nın bu maddesini de hiçe saymıştır. Çünkü Anayasa, 42. maddesinde " kimse eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz" demektedir. Danıştay 8. Dairesi bu haksız kararıyla, Anayasa'nın bütün vatandaşlara eşit olarak tanıdığı eğitim ve öğrenim hakkını milyonlarca meslek lisesine giden çocuklarımızın ellerinden almış, gasp etmiştir.
Anayasa 14/2. maddesinde, " Anayasa hükümlerinden hiçbiri, devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz" demektedir. Verilen kararla Anayasada güvence altına alınan en temel hak ve hürriyetlerden biri yok edilecek şekilde yorumlanmış ve bu hak milyonlarca çocuğumuzun elinden alınmıştır.
Katsayı düzenlemesini içinden çıkılamaz hale getiren, çocuklarımızın hayallerini yıkan, geleceklerini karartan bu haksız kararı veren yargıçları ve bu kararın verilmesine yol açan, İstanbul Barosu'nu kınıyoruz. Baronun Hukuk ve insan hakları alanında yaşanan sıkıntılara hiçbir çözüm önerisi getirememiş olması buna karşın bu tür hak ihlalleri doğuran davalar açması manidardır.
Danıştay'ın bu kararı ne Anayasa'ya, ne İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'ne, ne vicdana ve ne de insanlığa sığmamaktadır. Karar tamamen keyfi, ideolojik ve maksatlıdır. Yargı organının yürütmenin yerine geçerek yerindelik denetimi yapması hukuka aykırıdır.
Tüm gelişmiş ülkelerde Mesleki ve teknik eğitimin özendirilmekte, eğitim kalitesi arttırılmakta, ülkenin istihdam politikasına, ekonomik, sosyal ve kültürel beklentilerine göre bu okullardaki eğitim desteklenmekte iken, Ülkemizde meslek liselerinin durumu adeta yaz-boz tahtasına dönmüştür. Yıllarca hukuk adına alınan siyasi ve ideolojik kararlar gençlerimizin geleceğini karartılmakta, vasıfsız ve niteliksiz fertler yetiştirilerek toplumun temel dinamiklerinin önüne engeller çıkarılmaktadır.
Bu aşamada "Meslek Liseleri Memleket Meselesi" olarak meseleyi sloganlaştıran Hükümet derhal bu konuyu yasal düzenleme yaparak bu zulmü kökünden çözmelidir. Diploma notları yüksek ve başarılı gençlerimiz YÖK'ün kararına güvenerek meslek liselerini tercih etmişlerdi, ne yazık ki yargı bu kararı ile yine gençlerin hevesini kursağında bırakmıştır. Milyonlarca öğrenci ve aileleri bu kararın mağduru olmuşlardır.
Zulmün ve zalimin bir gün yerini adalete, hukuka, insan haklarına, eşitliğe bırakacağına inancındayız. Ancak şu ana kadar ki mücadelemizin başından bu yana değişen bir şey olmamıştır. Genelde insan hak ve hürriyetleri özelde ise katsayı ve başörtü üzerindeki baskı ve ayrımcılık açık bir şekilde devam etmektedir.
Özgürlük, eşitlik ve hukuktan yana olan herkese çağrıda bulunuyoruz: Gelin herkes için özgürlük, herkes için eşitlik ve herkes için adalet isteyelim. Bizi birbirimize düşürmek isteyen, kan ve gözyaşlarımızla beslenen her türlü darbeci ve baskıcı zihniyete karşı dur diyelim. Hukukumuzu ayaklar altına alan her türlü darbecilere karşı sesimizi yükseltelim.
Biz aşağıda isimleri bulunan sivil toplum kuruluşları, veli ve öğrenciler olarak diyoruz ki; Her türlü engellemelere rağmen gelecek; insanlık adına mücadele eden, tarafını haktan, hukuktan ve özgürlüklerden yana koyanların olacaktır.
Anadolu Gençlik, Ay-Der, Bağı var Der, Bayındır Memur-Sen, Bem Bir-Sen, Birlik Haber-Sen, Büro Memur-Sen, Cami Der, Dicle Fırat Diyalog Grubu, Di-Der, Din Bir Sen, Diyanet-Sen Diyarbakır Düşünce Okulu Der, Diyarbakır İnsanı Yardım Derneği, Eğitim Bir-Sen, Emekli Bir-Sen, Enerji Bir-sen, Gönül Köprüsü Derneği, Hayat Der, Hizmet Der, Hür Der, Islah Hareketi, İhya Der, İkra Eğitim Der, İlim Der, İnsan ve Erdem, İrşad Der, Kardeş Der, Köprü Der, Hak Sen, Köy Der, Kültür Memur-Sen, Eğitim Hak Sen, Mazlumder, Memur Sen, Mustazaf-Der, MÜSAİD, Öğ-Der, Özgür-Der, Sağlık-Sen, Sahabe Der, Şura Der, Toç Bir-Sen, Ulaştırma Memur-Sen.