Basın Açıklamaları

Diyarbakır MAZLUMDER'den "Jitem Davası" açıklaması

Türkiye'nin karanlık yakın geçmişinin en azından bir bölümünün aydınlatılması açısından son derece önemli bir dava görülmektedir.

Dava kamuoyunda JİTEM davası olarak bilinmektedir. Asker, korucu ve itirafçılardan oluşan bu grubun, Cizre ve çevresinde meydana gelen çok sayıda adam öldürme, işkence yapma, evrakta sahtekârlık gibi bir dizi suç ile suçlanmaktadır. Cinayetleri işledikleri iddia olunan faillerin bu cinayetleri işlerken bir ceza bağışıklığı şemsiyesinden yararlanmaları nedeni ile bu cinayetlerin ortaya çıkması oldukça uzun bir zaman almıştır. Yine olağanüstü hal ve benzeri kisveler altında hukukun askıya alınması, mağdur ve tanıkların can güvenliklerinin olmaması nedeni ile gündüz onlarca kişinin gözü önünde işlenen cinayetlere, maalesef kimse tanıklık yapmamış, yapamamıştır. Keza cinayetleri işledikleri iddia olunan kişilerin aynı zamanda soruşturma mercii olması, cinayetlerdeki kimi ipuçlarının da ortadan kaldırılmasına neden olmuştur.

Gelinen aşamada özellikle davanın açılması ve soruşturma üzerindeki gizliliğin kalkması ile birlikte, gizli tanıkların danışıklı olarak ifadelerinden vazgeçtiklerini büyük bir dikkatle izlemekteyiz. Davanın diğer tanığı olan ve hala başka bir cezaevinde tutuklu bulunan M.N.B ise, sanıklar ve onlar adına hareket eden kişiler tarafından ifadesini değiştirmesi konusunda baskı altına alındığı, ifadelerinden dönmesi için tehdit ve telkin bulunulduğu, menfaat vaat edildiği dava dosyasına yansıyan belgelerden anlaşılmaktadır. Nihayet duruşmaların başlaması ile birlikte tanık ve mağdurlar üzerindeki baskı ve tehditler had safhaya ulaşmıştır. Sanık yakınları mahkeme binasında bile mağdurlar üzerinde baskı kurma cüretini göstermişlerdir.

Davanın sanıklarından birinin halen görevinin başında bir albay olduğu bizzat Genelkurmay Başkanlığı tarafından kabul edilmiştir. Diğer sanık ise kendi deyimiyle, "emrinde 600'ü aşkın köy korucusu" olan bir korucubaşıdır. Davada mağdur/müşteki sıfatıyla bulunan kişilerin önemli bir kısmı hala sanıkların ikamet yeri olan Cizre'de yaşadığı, sanıkların da hala Cizre ve çevresinde önemli bir nüfuza ve silahlı güce sahip olduğu da bilinmektedir. Davanın başlamasından sonra bazı sanık yakınlarının, mağdurlar üzerinde baskı kurduğu, zaman zaman tehdit ettiği, mağdurlar ile yapmış olduğumuz görüşmelerde açıkça ortaya çıkmıştır. Nitekim 9 Ekim 2009 tarihinde yapılan duruşmada dinlenen mağdur İsmet UYKUR, Cizre'ye döndükten sonra sanık Kamil ATAĞ'ın yakınları ve ona bağlı korucular tarafından tehdit edilmiştir. Güvenlik kuvvetlerinin de bu konuda gerekli önlemi almadıkları, bu durumun mağdurlardaki tedirginlik ve kaygıyı artırdığı görülmektedir. Müştekilerden bazıları bu konuda savcılığa suç duyurusunda bulunmuştur.

Bu kayıtsız tutumdan cesaret alacak olan saldırganların bundan sonra daha pervasız bir şekilde mağdur ve tanıklara yöneleceğinden derin bir kuşku duymaktayız. Mağdurların ifadeleri, bu davada maddi gerçeğin ortaya çıkması konusunda önemli bir işlevi olacaktır. Yine o karanlık dönemin aktörlerinin toplum üzerinde yaymış olduğu korkudan sıyrılan muhtemel tanıkların ortaya çıkması da bu şekilde engellenecektir.

Temel sorunlarını çözmüş, farklılıklarıyla bir arada yaşayan barış içerisinde demokratik bir düzenin sağlanabilmesi açısından geçmişle yüzleşmeye ve geçmiş karanlık dönemin aydınlatılmasına ihtiyaç vardır. Bu dava da Türkiye'nin geçmişi ile yüzleşmesi açısından hayati öneme sahiptir. Bunun içinde adil bir yargılamaya ve bunun sonucunda oluşacak kararla toplumun adalete olan inancı da güçlenecektir.

Adil yargılamayı etkilemek suretiyle geçmiş karanlık dönemin aydınlanmasını engellemeye yönelik davranış, eylem ve tutumlara karşı kamu makamlarını gerekli etkin önlemleri ivedi olarak almaya, demokratik kamuoyunu da duyarlılığa davet ediyoruz.

Saygılarımızla.

MAZLUM-DER DİYARBAKIR ŞUBE BAŞKANI

AV. SELAHATTİN ÇOBAN

DİYARBAKIR BARO BAŞKANI İHD DİYARBAKIR ŞUBE BAŞKANI

AV. MEHMET EMİN AKTAR AV. MUHARREM ERBEY