DİYARBAKIR İLİ
KULP İLÇESİ
TUZLA (XERZIKA) KÖYÜNDE
MEYDANA GELEN YANGINLA
İLGİLİ ARAŞTIRMA&İNCELEME
RAPORU
Diyarbakır Barosu
GÖÇ-DER
21 Ağustos 2009
OLAY :
Diyarbakır İli Kulp İlçesine bağlı TUZLA (XERZIKA) Köyünde, 10.08.2009 tarihinde saat 19:00-19:30 sıralarında başlayan ve sabaha kadar devam eden yangın, bu yangın nedeni ile binlerce ağacın, bununla orantılı arazinin ve bu bölgede yaşayan canlı popülasyonunun zarar görmesi olayı.
AMAÇ :
Bu yangın nedeni ile mağdurlar varsa görgü tanıkları ve resmi yetkililer ile görüşme, araştırma ve incelemeler ile elde edilen bilgiler sonunda rapor hazırlamak, raporu ilgili ve yetkili kurum ve makamlara göndererek maddi gerçeğin açığa çıkarılmasına katkıda bulunmak, kamuoyunun gerçek bilgiye ulaşmasını sağlamak, faillerin bulunması ve haklarında gerekli idari ve cezai soruşturmanın başlatılmasını talep etmek amacıyla bir insan hakları heyeti oluşturulmuştur.
HEYETİN OLUŞUMU :
Heyet, MAZLUMDER Diyarbakır Şube Yöneticisi Av. Mustafa SARIHAN, İHD Diyarbakır Şube yöneticisi Burhan ZOROOĞLU, Diyarbakır Barosu yönetim Kurulu Üyesi Av. Ahmet ÖZMEN, GÖÇ-DER Diyarbakır Şube Başkanı Av. Muzaffer ÖZDEMİR'den oluşmuştur. Bu heyete Dicle Haber Ajansı muhabiri Ersin ÇELİK eşlik etmiştir.
HEYET GİRİŞİMLERİ :
Heyet, 12 Ağustos 2009 tarihinde yangın olayının meydana geldiği Diyarbakır İli Kulp İlçesine bağlı Tuzla (Xerzika) Köyüne giderek, olay yerinde, köylülerin yaşadıkları Tuzla (Xerzika) Köyü ve yanan yerlerde incelemelerde bulunmuş, birçok köylü ile görüşmüş, görgü ve beyanlarını almıştır. İnceleme ve araştırmanın büyük bir kısmı heyet üyeleri tarafından fotoğraf çekimi ile kayıt altına alınmıştır.
Heyet düzenlenecek raporun hiçbir kuşkuya yer vermeyecek ve objektif olabilmesini sağlayabilmek amacıyla Kulp ilçesine gidip yetkililerle görüşme kararı almıştır. Heyette bulunan STÖ'lerin Genel Merkezleri, heyet çalışmalarına kolaylıklar sağlanması ve heyet görüşmeleri için 13.08.2009 tarihinde yazılı olarak Kulp İlçe Kaymakamlığı, Kulp Cumhuriyet Savcılığı ve Kulp Belediye Başkanlığı'ndan randevu talep etmiştir.
Heyet hem çıkan yangının mağduru durumunda bulunan köylüler ile devlet yetkilileri ile görüşmeler yaptıktan sonra bu raporun düzenlenmesi ve basın aracılığıyla tüm insanlarla paylaşılması gerektiğine yönelik görüş birliğine varmıştır.
HEYETİN OLAY YERİNE GİDİŞİ VE YAPTIĞI GÖRÜŞMELER :
Heyet, yangın olayının meydana geldiği Diyarbakır İli Kulp İlçesine bağlı Tuzla (Xerzika) Köyüne 12 Ağustos 2009 günü saat 8:30'da varmıştır.
Tuzla ( Xerzıka ) köyüne şu an itibarıyla Bismil'de ikamet eden Şebap BARAN ve Abdulkerim BARAN ile beraber köye gidilmiş, Köyde bulunan şahıslar ile beraber yangının çıktığı ve yayıldığı alanlara gidilmiştir. Bu alanlar incelenmek suretiyle keşifler yapılmıştır. O an orada bulunan köylüler ve aynı gece Bismil'den gelen köylülerin beyanları alınmıştır. Daha sonra yangının çıktığı sırada evine mermi isabet eden Mehmet Şeref ALTUN ve Fatih ALTUN ile görüşmeler yapılmıştır. Beyanları alınmıştır.
Heyet, yangın yerinde saat 13:00'e kadar incelemelerde bulunmuştur. Görüşmeler geniş tutulmuş, delil olabilecek her şey fotoğraflanmaya, kayıt altına alınmaya çalışılmıştır.
14.08.2009 tarihinde bu kez Kulp İlçe Kaymakamlığı, Cumhuriyet Savcısı, Belediye Başkanı ve olaya müdahale eden itfaiye görevlileri ile görüşmek amacıyla Kulp ilçesine gidilmiştir. Yukarıda belirtilen bütün yetkililerle görüşmeler yapılıp, görüş ve beyanları alınmıştır.
Heyet yaptığı görüşmeleri olduğu gibi aktarmaktadır:
Feyzi BARAN (Baba adı Mehmet Nuri, Anne Adı Kerima 1969 doğumlu şu an Bismilde ikamet eder.)
Bu operasyonun olduğu söylenen yerde 1993'te de operasyon olmuştu. Gerçekleşen bu operasyon sırasında Bolu komando Turgayından gelen askerler tarafından aynı bölge yakılmıştı. 1995'te de korucular tarafından operasyon bahanesiyle tüm evler, ağaçlar ve orman yakıldı. Ben gece 20.00 sıralarında olayı telefonla duydum. Bismil'den geldim. Yaklaşık 22.30 sıralarında köye gelebildim. Ateşin eve gelmemesi için müdahale ettik. Saat 02:00 de kepçe geldi. Müdahale edildi. Tahminen 04:00 -05:00 e kadar uğraştık. Bu sırada 4-5 korucu geldi. Koruculara bu durum neden böyle oldu diye sorduk. Onlar da güvenlik nedeniyle böyle olduğunu söylediler. Grup başı Telho (halk arasında bu şekilde çağrılır) idi. Onun yanında Rüstem Barut (Hamzalı köy korucusu) bana "kusura bakma" dedi. Aslında yakmamamız gerekirdi dediler. O sırada yanlarında Kerem Aslan da vardı. Bize Gerilla bize ateş etti dediler. Ancak söyledikleri pek inandırıcı gelmedi. Çünkü çok rahat tavırlar sergiliyorlardı. Ben o sırada çatışma olduğunu zannetmiyorum.
Medeni BARAN (Baba adı: Mehmet Nuri, Anne Adı Kerima 1968 doğumlu şu an tuzla ( Xerzıka)'da ikamet eder)
Ben köyde çobanlık yaparım. Biz korucu olmadığımızdan dolayı sürekli bu tür şeylere maruz kalıyoruz. Köyümüzde PKK li de bulunmamaktadır. Olayın olduğu gün tahminen saat 19.00-19.30 sıralarındaydı. Şu an yanmış olarak görünen yerde Korucuları gördüm. Konuştuk. Onlara bir ihtiyaçlarının olup-olmadığını sordum. Onlar da bana bir ihtiyaçlarının olmadığını ve biraz önce Reşad BARAN ile birlikte benim evimde olduklarını, yemek yediklerini ve çay içtiklerini söylediler. O sırada 13 tane korucu timi vardı. 2 grup halindeydiler. Korucular bana Kulp korucuları olduklarını söylediler. Ben onların yanlarından ayrıldıktan 2-3 dakika sonra silah sesleri işittim. Hemen baktım. Birkaç yerde birden yangın çıktığını gördüm. Köy yandığı sırada kendi imkanlarımızla yangını söndürmeye çalıştık. Evin yanmaması için ancak uğraşabildik. Saat 11:00 de itfaiye geldi. Ancak başarılı olamadı. Daha sonra kepçe geldi. Yolu açtıktan sonra itfaiye yangına müdahale edebildi. Sabaha doğru ateşi söndürmeyi başarabildik. Çok az bir yeri kurtarabildik O sırada daha önce 2 grup halinde olan korucuları gördüm. Bir araya gelmişlerdi. Onlara doğru yürüdüm. (Daha önce tam güm batmadan önce aynı korucuları görmüştüm) Durum nedir diye sordum. Neden böyle oldu? Neden burayı yaktınız? Şeklinde sorular sordum. Onlar da biraz rahat biraz da mahcup bir şekilde PKK'lilerin kendilerine saldırdıklarını onların da güvenlik nedeniyle ağaçları ve ormanı yakmak zorunda olduklarını söylediler. Aslında bu şekilde olmaması gerektiği şeklinde ifadeler kullandılar. O sırada orada grup başkanları Telho ( halk arasında böyle söylenir ) ve Rüstem Barut vardı. Diğerlerini görsem tanırım. Ben çobanım bu yöreleri iyi bilirim. Benim gördüğüm ve konuştuğum korucuların operasyon gereği buraları yaktıklarına ihtimal vermiyorum. Pek operasyondaydılar hissi vermiyorlardı. Kendilerine ateş edildiği söylene yer ile onları görüp konuşmaya gittiğimi sırada kendilerinin bulundukları yer arasında çok az bir mesafe bulunmasına rağmen bu kadar rahat tavırlar sergilemeleri beni şüphelendirdi. Ben keyfi olarak bu ateşin çıkartıldığını düşünmekteyim.
Reşad BARAN
(Baba adı Şerif, Anne Adı Hazime 1941 doğumlu şu an Tuzla(Xerzıka )'da ikamet eder.)
Olayın olduğu gün öğleden sonra 2 grup halinde korucu gördüm yangının çıktığı yerde gördüm. Ben ve köylüm Aziz KILIÇ ile beraber Aziz KILIÇ'ın dünden beri görünmeyen çocuğu Feyzi için yanlarına gittik. Onlara Feyzi görüp görmediklerini sorduk. Daha sonra bizim orada olduğumuzu bilen Hamzalı köyü başçavuşu geldi. O da koruculardan çocuğu görüp görmediklerini sordu. Onlarda gördüklerini kimlik kontrolü yaptıktan sonra serbest bıraktıklarını ve daha sonra da görmediklerini söylediler. Daha sonra ben ile koruculardan şu an tanıdığım Telho ve Rüstem olmak 6 korucuyla beraber Medeni BARAN'ın evine gittik. Korucular orada yemek yiyip, çay içtiler. Onlar evde yemek yeken bana burada PKK'lileri beklediklerini, onlara pusu kuracaklarını, geçen akşam da buraya yakın bir yerde olduklarını söylediler. Korucular bir süre kaldıktan sonra medeni BARAN'ın evinden ayrıldılar. Akşama doğru Medeni BARAN'ın otlamakta olan birkaç hayvanını bulmak üzere gittiğim sırada şu an kül olmuş olan yerde korucuların bir kısmının sohbet ettiklerini hemen karşı tarafta da daha sonra kendilerine PKK'lilerin ateş açtığını söyledikleri yerde de birkaç korucunun oturduklarını ve sohbet ettiklerini gördüm. Ben hayvanları gördüğüm için hemen Medeni BARAN'ın evine döndüm. Benim onları görmem ile eve dönmem arasında yaklaşık 5 dakika geçmemişti ki çok sayıda silah seslerini işittim. Etrafa baktığımda birkaç yerde birden ateş çıktığını alevlerin hızla yayıldığını gördüm. Bir süre sonra silah sesleri kesilmişti. Her taraf orman, ağaçlar çok şiddetli bir şekilde cayır-cayır yanıyordu. Biz daha sonra bizim ve çevreden gelen köylülerle beraber yangını söndürmeye çalıştık. Başarılı olamayınca kaymakamlık köy muhtarı tarafından arandı. Bir süre sonra belediyeden İtfaiyeden 2 araç geldi. Daha sonra kaymakamlıktan 1 tane iş makinesi geldi. Beraber alevlerin kontrol altına alınması ve Medeni BARAN'ın evine ulaşmaması için sabaha kadar çalıştık. Yangın çıktığı ve devam ettiği süre zarfında ara sıra korucuları oralarda görüyordum.
Bizler çoğu zaman böyle durumlarla karşı-karşıya gelebiliyoruz. Daha önce de köyümüz 1990 lı yıllarda dışarıya göç vermiş ve köyde yaşayan insanların sayısında oldukça büyük oranda düşüş yaşanmıştı. Kalan köylülerden de korucu bulunmadığından dolayı çoğu zaman baskılara maruz kalıyoruz. Bizler koruculardan çekindiğimiz için onlara yemek vermek zorunda kalıyoruz. Ben çıkan bu yangının da kasıtlı çıkarıldığı ve sırf bize zarar vermek maksadıyla çıkarıldığına inanmaktayım. Çünkü biz daha sonra kendileriyle konuştuğumuzda bize önce PKK'lilerin saldırdığını bu yüzden orayı ateşe vermek zorunda kaldıklarını daha sonra böyle olmaması gerektiği hem bizim yemeğimizi yediklerini hem de oraları ateşe verdiklerinden dolayı üzgün olduklarını ifade etiler.
Fatih ALTUN
Saat 19:00 -19:30 sıralarında biz ve hayvanlar evimizin önündeyken çok sayıda silah sesi işittik. Yengem evin damında anneannem de namaz kılıyordu. Babam Ninem ve çocuklar ve ben gelen silah sesleriyle birlikte telaşlandık. Babam Mehmet şeref ALTUN o sırada bize doğru bağırarak çabuk eve girin, korunun dedi. Pencerelere yaklaşmayın dedi. Biz de canımızı kurtarmak amacıyla hemen eve sığındık. O sırada kız kardeşim Şengül de aşağıda koyunları sağmaktaydı. O da eve doğru ilerlerken bir kurşun onun çok yakınından geçerek evin duvarına saplandı. Kız kardeşim Şengül telaşla eve geldi. Çok yakınından mermi geçtiğini söyledi. Yengemde evin damından evin içine doğru koştu. Biz ailece belli bir süre evin içinde bekledikten sonra tekrar dışarı çıkıp hayvanları emniyetli bir yere getirdik. O sırada evin camından baktık karşıdaki dağlarda yangın çıktığını gördük. Korktuğumuz için erkenden müdahale edemedik. Daha sonra köyümüzün çobanı olan Medeni BARAN'a telefon ettik. Durum hakkında görüştük Daha sonra köylüler ve çevredeki insanlarla bir araya geldik. Bize destek verdiler. Yangın çıkan dağa doru yürüdük. Yangına çevre köylülerin de yardımıyla müdahale etmeye başladık.. Yangın saat gece 12:00 -01:00 arasında söner gibi oldu. Bittiğini zannettik. Sabah saatlerinde yeniden yangının başladığını fark ettik. Yine müdahale ettik. Ancak yangın çok şiddetliydi. Çok yeri tahrip etti. Köy adına muhtar karakola gitti Ancak henüz bir sonuç alınamadı. Hiçbir şekilde bizlere yardım gelmedi. Xerzıka (Tuzla köyü sere mezrası)
Mehmet Şeref ALTUN
Biz hiç kimseyi görmedik. Bu olayı da kimin yaptığını bilmiyoruz. Ancak olayın meydana geldiği gün akşama doğru korucuları gördük. Sabahleyin de korucuları gördük. Olayı kimin yaptığını bilmiyorum. Mağdur durumdayız. Şu an oturduğumuz bu köyde 1990 li yıllarda bazen çatışmalar oluyordu. Biz daha önce böyle bir şey görmedik Ancak köyde 1999 ve sonrası çatışmalar olmadı. En son 7-8 yıldan beri biz buralarda pek çatışma görmedik. Hiçbir şekilde evlerimiz yakılmamıştı.
KULP İLÇESİNDE YAPILAN RESMİ GÖRÜŞMELER:
1-Kulp Cumhuriyet Savcısı Cihan SEZEN:
(14.08.2009 günü saat 09:00 da bir gün öncesinde alınan randevu doğrultusunda odasında görüşülmüştür)
08 - 10 Ağustos tarihleri arasında yangının çıktığı bölgeye yakın yerlerde çatışma vardı. 9 Ağustosta 1 PKK'lı ölmüş. Onun otopsisine girdik. Daha sonra biz de 10 Ağustos tarihinde çatışmanın meydana geldiği bölgeye yakın Tuzla köyünde yangın çıktığı duyumlarını aldık. Durumdan haberdarız. Savcılıkça en yakın jandarma birime gerekli talimatı verdik. Dolayısıyla inceleme başlattık. Bununla alakalı olarak Orman işletmelerine ve diğer ilgili yerlere de gerekli talimatlar verildi. Tahkikat var. Tarafımızca verilen talimatların neticesi oluşmadığından ve soruşturma gereği net olarak bilgi veremeyiz.
2- Kulp İlçe Belediye Başkanı Mehmet Nesim ŞİMŞEK
(Belediye Başkanı Makamında yapılan görüşmedeki beyanlarıdır):
10 Ağustos gecesi saat yaklaşık 10:00-11:00 sıralarında kaymakamlıktan Tuzla köyünde çıkan yangın ile ilgili olarak beni aradılar. Köyde yangın çıktığını müdahale edilmesi gerektiğini söylediler. O sırada ben Diyarbakır'daydım. Hemen yangın söndürmeleri için mevcut bulunan 2 tane itfaiye aracını yangın yerine gönderdim. İtfaiye araçlarından biri saat 12:00-01:00 sıralarında geri dönmek zorunda kaldı. Çünkü ilçe merkezinde yangın çıkmıştı. Diğeri ise sabaha kadar o bölgede yangının söndürülmesi için bekledi. Sabaha karşı yangının kontrol altına alındığını haber aldım.
3- Kulp kaymakamlık Yazı İşleri Müdürü Vahap TEZER
(Kaymakam izinli olduğundan dolayı Yazı İşleri Müdürüyle yerinde görüşme yapıldı.)
Yangının çıktığı gece kaymakam beyi yangın çıkan köyden aramışlar. O gün ilçe kaymakamı izinli idi. Kaymakam bey de bana bu durumu iletti. Ben de Belediyeyi aradım. Daha sonra olay yerine yangının kontrol altına alınması ve söndürülmesi için bekoloder ( kazıcı-yükleyici ) gönderdim. Sabaha kadar iş makinesi ve belediyeden gönderilen itfaiye araçlarıyla beraber yangının kontrolünü sağlamak ve hemen yanında bulunan eve sıçramasını önlemek amacıyla çalıştılar. Sabahleyin kontrol altına alınan yangından sonra araçlar ilçe merkezine geri geldiler
Aynı günün sabahı tahminen saat 11:00 gibi köy muhtarı beni yeniden yardım için aradı. Ateşin tam olarak sönmemiş olduğunu ve iki taraf da yayıldığını söyledi. Biz itfaiyeyi aradık. Sonra bizim kepçe ve Grayderi yangının bulunduğu yere gönderdik. Yangın kontrol altına alındı. Etkisiz hale getirildi.
Şimdiye kadar ne yangının çıktığı köylülerden veya muhtardan bir kaymakamlığa Zaraların giderilmesi veya buna benzer hiçbir başvuru gelmedi. Biz de henüz bu köye ilişkin hiçbir işlem yapmadık. Bizim bildiğimiz bundan ibarettir.
4- Nesip TEL
(Yangına müdahale eden İtfaiye Görevlisi) (Kulp İlçe Belediyesinde yapılan görüşme)
Yangının çıktığı gece Belediye başkanımızı kaymakamlıktan aramışlar. Başkan bey de beni aradı. Yangının çıktığı yere gidip müdahale etmemiz doğrultusunda bana talimat verdi. Ben de İhsan TURAN (İtfaiye şoförü ) , Zahir AYDIN (Zabıta Memuru) ve Cüneyt CAN ( itfaiye personeli) ile beraber iki itfaiye aracı alarak saat 21:30-22:00 civarlarında yola çıktık. Köye en yakın durumda bulunan Hamzalı Karakolunun
OLAYA İLİŞKİN İDDİALAR :
Köyde kendileriyle görüşme yapılıp beyanları alınan şahısların kendi beyanlarından da anlaşılacağı üzere; yangının yapılan operasyon sonucunda veya PKK'lilerce açılan ateş sonucu meydana gelmediği, bilinçli ve keyfi olarak korucular tarafından çıkarıldığı iddia edilmektedir.
Yine aynı şeklide köylülerle yapılan görüşmeler de korucuların kendilerine beyan ettiği şekilde güvenlik gerekçesiyle yakıldığı, yakılmak zorunda kalındığı iddiası mevcuttur.
HEYETİN YAPTIĞI GÖZLEM VE TESPİTLER :
Heyetin yaptığı tüm çalışmalar sonucunda edindiği gözlem ve tespitler şunlardır;
1-) Öncelikle yangın olayının meydana geldiği Kulp ilçesine bağlı Tuzla ( Xerzıka ) köyünün yüzölçümünün yaklaşık 48.bin dönüm olduğu tahmin edilmektedir.
2-) Köyde yerleşim biçimi dağınık olup evler kümeler halinde değil, tek-tek tepelikler üzerinde bulunmaktadır.
3-) Köyde 30 hanenin bulunduğu ve 100 den az köylünün yaşamını sürdürdüğü tespit edilmiştir .
4-) Köyün nüfus yoğunluğunun az olduğu ,ciddi olarak göç verdiği; köylülerin, 1990 ve sonrasında yaşadıkları birtakım tehlikeli ve olumsuz olaylar ile uğradıkları baskılar neticesinde, bir kısmı Diyarbakır Merkez bir kısmının da Bismil İlçesine göç etmek zorunda kaldıkları, şu an dahi köylerinin güvenli bir yer olmadığını düşündükleri göze çarpmaktadır.
5-) Daha önce de yakın geçmişte bölgede yaşanan çatışmalar sonucunda aynı köy ve köy sınırları içerisinde bulunan arazinin, ağaçların ve ormanın birkaç kez daha yakılmış olduğu bunun sonucunda birçok evin yıkık ve harap halde terk edildiği gözlemlenmiştir
6) Heyetçe köylüler ve olaya müdahale eden görevlilerden alınan beyanlar ve yerinde yapılan keşifler neticesinde çok büyük bir alanın yanmış olduğunu, bu alanda mevcut çok sayıda ağacın ( Dut, badeM, Menegic, Armut, İncir ve aşılanmış yabani fıstık ağaçları ) ve bununla aynı oranda alanın ve ormanın da kül olduğu gözlemlenmiştir.
7-) Heyetçe gidilen köyün arazi yapısı, yapılan tüm keşifler, şu an elde bulunan ve yangının meydana geldiği alanda toplanan bulgular, korucular tarafından PKK 'lilerce ateş edildiği söylenen yer ile korucuların bulundukları karşı tepelikler arasındaki mesafenin birbirine çok yakın olması, ayrıca korucular tarafından PKK 'lilerin bulunduğu iddia edilen yerde bulunan ve fotoğraflanan konserve kutuları ile pet şişeleri ve uzun namlulu silah mermileri, köylü Mehmet Şerif ALTUN 'un evininin çatışma çıktığı iddia edilen tepelere çok uzak ve görüş açısında ve mesafesinde olmamasına rağmen aynı şahsın evini duvarında ve yakınındaki tepelikte mermi izlerine rastlandığı heyetçe gözlemlenmiştir.
8-) Ayrıca köylüler tarafından beyan edildiği şekilde işitilen silah seslerinin hemen akabinde yangının meydana gelmesi, çıkan yangının birkaç koldan aynı anda çıkması ve yayılması ile yapılan gözlem neticesinde hem karşı tarafa hem de olayın çok uzağındaki Mehmet Şeref ALTUN 'un evine isabet eden mermilerden, PKK 'liler tarafından karşı tepelerden koruculara ateş edildiği iddiasını çürütmekte, Mehmet Şerif ALTUN 'un evinin de korucuların bulunduğu tepeden görülememesi, ve kendi beyanlarında da mermilerin geldiği yönün korucuların bulundukları tepeleri işaret etmesi neticesinde, korucularca rastgele ve yangın çıkarma amaçlı ateş edildiği iddiasını güçlendirmektedir.
9-) Yangın olayının meydana geldiği günün gecesinde köyde olanlar ile daha sonra köye Bismil ilçesinden gelen köylülerle yapılan görüşmeler neticesinde köylülerin hiçbir şekilde yangının operasyona bağlı olduğuna veya güvenlik gerekçesiyle ormanın ve köyü ateşe verildiğine inanmadıkları görülmektedir.
10-) Genel olarak yangın olayının meydana geldiği ve olaydan etkilenen köylülerle yapılan görüşmelerde, 1990'lı yıllarda o bölgede yaşanan çatışmaların azalmış olmasına rağmen, köyde yaşayan halkın daha önce korucular tarafından yapıldığı söylenen birçok olumsuz davranışlardan kaynaklı olarak koruculardan korktukları, çekindikleri ve hala çok tedirgin ve endişeli oldukları, bunun sonucunda korucuların istediklerini yapmak ve ihtiyaçlarını karşılamak, baskılarına boyun eğmek durumunda kaldıkları kendi beyanları sonucu gözlemlenmiştir
ÖNERİLER :
Kulp Cumhuriyet Savcılık makamının soruşturmayı derinleştirmesi ve yangının çıkış sebebinin ve faillerinin bir an önce ortaya çıkarılması amacıyla soruşturmanın daha hızlı bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir.
Kulp Cumhuriyet Savcılığınca bu yangınla beraber köylülerin de beyanlarından geçmişte de birçok defalar aynı bölgede yangın çıktığı/çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Geçmişe yönelik soruşturmanın da yapılması ve çıkan yangınların nedenlerinin süratle ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmaların başlatılması
Bunun yanında yangın olayının meydana geldiği bölgede o gün görevli olan korucuların ve köye çok yakın olmasına rağmen Hamzalı karakolunun görevlileri hakkında bağlı oldukları İdari birim tarafından idari soruşturma başlatılması ve sonuçlandırılması
Yangın olayının meydana geldiği köyde yangın dolayısıyla zarar gören köylülerin evvela zararların kaymakamlıkça tespit edilmesi ve en kısa sürede zararlarının karşılanması yolunan gidilmesi
AYDINLATILMASI GEREKEN NOKTALAR :
1-) Meydana gelen yangın olayının kasıtlı bir şekilde çıkarılıp-çıkarılmadığının ve çıkan yangın sırasında ihmalin bulunup bulunmadığı hususu aydınlatılmalıdır.
2-) Yangın olayının meydana geldiği yere çok yakın durumda bulunan ve köyden de çok rahatlıkla görülebilen Hamzalı karakolunun neden hiçbir şekilde olaya müdahil olmadığı aydınlatılmalıdır. Çünkü yangına müdahale etmek amacıyla köye giden iş makineleri ve itfaiye araçları dahi gece geç vakitlerde Hamzalı karakolunun çok yakınlarında geçerek köye gittikleri anlaşılmaktadır.
3-) Yangın sonrasında itfaiye ve diğer iş araçlarının geç geldiği dikkate alındığında bu gecikmenin sebebi aydınlatılmalıdır.
4-) Operasyona katılan veya yangına sebebiyet veren tüm geçici köy korucularının silahlarının bulunan bu kovanlarla karşılaştırılması ve tüm silahlarının balistiktik incelemeden geçmesi gerekmektedir. Yangın olayının meydana geldiği yerde toplanan birçok uzun namlulu silah fişeğinden de anlaşılacağı üzere orada birçok kere ve devamlı bir şekilde silahlarla ateş edildiği anlaşılmaktadır.
5-) Köy ve civarında geçmişte yaşanmış yangın ve benzeri fiillerin ek bir araştırmayla aydınlatılmalıdır.
6-) Yangın öncesi ve sonrası, geçici köy korucuları ile karakol arasında veya 3. kişiler arasında yapılan telefon ve telsiz görüşmelerinin kayıtları/görüşmelerinin içerik, yer ve mesafelerinin aydınlatılması gerekmektedir
KANAAT VE SONUÇ :
Heyet, yaptığı görüşmeler, elde ettiği bulgular, aldığı beyanlar ve edindiği izlenimler neticesinde meydana gelen yangın olayının operasyon veya çıkan çatışmadan kaynaklı olmadığı ile keyfi olarak çıkarıldığının kuvvetle muhtemel olduğu kanaatine varmıştır.
Heyet, bu durumda olayla ilgili çok etkin ve kapsamlı bir soruşturma yürütülmesi gerektiği kanaatindedir
Heyetçe meydana gelen yangın olayının Türk Ceza Kanunu ve Ateşli Silahlar Ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanun kapsamında suç teşkil ettiği ve bu kapsamda ele alınması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Bu olayın oluşmasında rol oynayan asıl etkenin çok yakın geçmişte meydana gelen ve tazeliğini devam ettiren bilge köyü katliamıyla paralellik gösteren ''kendini devlet yerine ikame etmek isteyen ve kendini devletin sahibi ve kendisi gören "paramiliter güç"ün kendini hiçbir hukukla bağlı görmeyerek'' hukuk dışına çıkma arzusunun ürünü olduğu kanaatine varmıştır.
Bunun yanında heyet geçmişte bölgede yaşanan bu veya buna benzer sayısız menfi korucu vakaları incelendiğinde, soruşturmaların yapılmaması veya yapılan soruşturmaların neticesiz kalmasının bu olayın meydana gelmesinde önemli rolü olduğu kanaatindedir.
Bir fidanın ağaç olmasının yılları aldığı nazara alındığında sorumsuz kişilerce yapılan bu gibi keyfi uygulamaların ekolojik dengeyi tahrip ettiği ve tüm insanlığa zarar verdiği unutulmamalıdır.
Hak temelli çalışan dernek ve meslek örgütü olarak; hukuka aykırı bir şekilde işlenen bu fiilin tüm boyutlarının ortaya çıkması ve sorumlularının hesap vermesinin takipçisi olacağımızı kamuoyuna bildiririz.
İNSAN HAKLARI HEYETİ
Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Ahmet ÖZMEN
GÖÇ-DER Diyarbakır Şube Başkanı Av. Muzaffer ÖZDEMİR
İHD Diyarbakır Şube yöneticisi Burhan ZOROOĞLU
MAZLUMDER Diyarbakır Şube Yöneticisi Av. Mustafa SARIHAN