Basın Açıklamaları

Demokrasi Sicilinde Kara Bir Leke 28 Şubat

Demokrasinin, hukukun kara deliği olan darbeler Türkiye tarihinde farklı yüzleri ile gösterdi kendini. 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971 , 12 Eylül 1980 darbelerini 28 Şubat 1997 Tarihinde ">>>
28.02.2008/Kocaeli

DEMOKRASİ SİCİLİNDE KARA BİR LEKE; 28 ŞUBAT

Demokrasinin, hukukun kara deliği olan darbeler Türkiye tarihinde farklı yüzleri ile gösterdi kendini. 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971 , 12 Eylül 1980 darbelerini 28 Şubat 1997 Tarihinde "Post Modern " bir darbe takip etmiş idi. Son olarak da 27 Nisan 2007'de ülke, sanal alemde yayınlanan bir bildiri ile "a- muhtıra" gördü. Demokrasiyi her gelişim aşamasında sakat edecek şekilde darp eden, ona balans ayarı yapan , halka rağmen ülke yönetimini kendi yörüngelerine savuranlar, dönüp bu Demokrasi malülü ülkeye bakmalıdırlar. İnsan hak ve özgürlüklerini askıya alan, askeri bakış açısı ile hazırlanmış darbe sonrası Anayasaları yürürlüğe koyarak en az bir on yıl hükümranlık sürdürülmeye çalışıldı. Cumhuriyet adı altında askeri verasetle yönetilen ülkede, toplum mühendislerinin de insan inşa etme görevleri oldu. Tek tip düşünen, tek tip inanan , tek tip giyinen ve tek şey isteyen; isteklerini, huzur ve refahlarını, temel haklarını ülkeye armağan etmiş bir insan modeli. Bireyin hizmet alabildiği için değil, ancak Devlete hizmeti için var olabildiği bir ülke.

Her darbe öncesi ülke tablosuna baktığımızda tanıdık bir resim ortaya çıkıyor. Ya birbirlerine kırdırılan iki farklı kesimin bir heyula içinde çatışması, ya Milletin vekillerinin fazla halk sevdasına düşmüş olması, ya "irtica" sorunu, ya düşünen, fikreden ve yorum getiren insan sorunu. Bugünden geçmişe baktığımızda her darbe tamtamları çalınması sürecinde birilerinin hortumlama girişimlerinin, yolsuzluklarının örtbas edildiği görülüyor. Yavuz hırsız ev sahibini bastırıyor.

28 Şubat 1997 Yılında Milli Güvenlik Kurulu'ndan çıkan kararlarla ordu "modern" bir şekilde yönetime el koydu. Toplantısı sonucu açıklanan ve Türkiye siyasi tarihine geçen kararlar; siyasi, idari, hukuki ve toplumsal alanlarda yapılan uygulamalarda tüm şiddeti ile kendisini gösterdi. Sincan da tanklar yürüdü, birkaç gecede cezaevleri ne ile suçlandığını bilmeyen insanların işkence hanesine döndü... Bin yıl sürecek denilen 28 Şubat'tan bugün geriye yara almış on binlerce insan, hukuk ziyanı davalar, kilitlenmiş sistemin yap boz tahtasına çevrilmiş Anayasa'sı, rüşvetten yargılanan 28 Şubat Mimarı Generaller ve toplum içinde rahatça gezinen Darbe sorumluları kaldı. 1960'lı, 70'li, 80'li Yıllarından farklı, darbe literatürümüzde dağarcığımızda biriken yeni kelimeler olduğunu görüyoruz. "e- muhtıra", "Andıç", "Balans ayarı", "sarı kız", birde çeteler...O günlerden bu günlere kalan bir başka olgu ise, "Bana dokunmayan yılan bin yaşamasın" vicdanı oldu.

. Tarih tüm diktatörleri yargıladığı, lanetlediği gibi darbecileri, 28 Şubat müsebbiplerini karanlığa gömecek. Ancak Türkiye darbelerin mimarlarını hukuk önüne çıkarıp, yargılamadan ne hakiki manada Hukuk Devleti, nede Sosyal Devlet olabilir. Hangi nitelikte olursa olsun yeni darbelerin yaşanmaması, darbecilerin yargılanması için hak ve adalet ziyanı izleri toplum hafızasına kazıyacağız.

Nigar Gümrükçüoğlu

MAZLUMDER Kocaeli Şube Başkanı