Basın Açıklamaları

Danıştay ve Baro Elele Hukuku Durduruyor!

28 Şubat post-modern darbesinin bir ürünü olan “meslek lisesi mezunlarına üniversiteye girişte farklı kat sayı uygulaması”, 10 yıllık bir gecikme ile geçtiğimiz yıl Temmuz ayında YÖK tarafından kaldırılmıştı. Bunun üzerine İstanbul Barosu görev alanının dışına çıkarak, YÖK'ün, katsayı eşitsizliğini ortadan kaldıran işleminin iptali istemiyle Danıştay 8. Dairesi’nde dava açmış ve katsayıya ilişkin düzenleme Danıştay tarafından iptal edilmişti.

Danıştay 8. Dairesi’nin işlemin iptaline yönelik kararı üzerine YÖK, Aralık 2009'da yaptığı düzenleme ile katsayı uygulamasını (alan içi 0,15, alan dışı ise 0,13 olarak) yeniden belirlemiştir. YÖK'ün bu işlemini, “Danıştay kararının özüne değil şekline göre hareket etmek…." olarak değerlendiren İstanbul Barosu, son işlemin iptali için de Danıştay’da dava açmıştır. İkinci iptal davasını da görüşen Danıştay, katsayıya ilişkin yeni uygulamanın "telafisi güç veya imkansız zararlar doğuracağı ve açıkça hukuka aykırı olduğu” gerekçesi ile yürütmesinin durdurulmasına karar vermiştir.

Danıştay 8. Dairesi’nin son 'yürütmenin durdurulması' kararı, bu ülkede yüksek yargının tarafsız karar veremediğinin tescili mahiyetindedir.

Hukuki olmadığı gibi kanuni bir dayanağı da olmayan, hatta Anayasa'ya aykırı olan söz konusu kararın Danıştay 8. Dairesi’nin daha önce verdiği “Katsayı belirleme ve sınav sistemini değiştirme yetkisi YÖK'tedir' şeklindeki kararlarıyla çelişmesi de Danıştay’ın adalet anlayışı açısından manidardır.

Zira Danıştay yürütmenin durmasına ilişkin 2. kararı ile YÖK'ün idari işlem tesis etme yetkisini işlevsiz hale getirmekte ve yerindelik denetimi yaparak idari yargının yetki alanı dışına taşmaktadır/çıkmaktadır.

Söz konusu yürütmeyi durdurma kararının hukuki değil siyasi bir karar olduğu fikrini kuvvetlendiren bir başka husus da Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Çevik Bir'in 98'de YÖK'e gönderdiği “katsayı uygulamasına geçilmesi” talimatı ile getirilen katsayı uygulamasının, yıllar sonra YÖK tarafından kaldırılması üzerine, konunun Genelkurmay 2. Başkanı'na danışıldığına yönelik basına yansıyan belgelerdir. İstihbarat Başkanlığı tarafından Genelkurmay 2. Başkanı'na gönderildiği iddia edilen değerlendirme yazısında, "Düzenlemenin iptali istemiyle açılan davanın ve gelişmelerin takip edilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir" ifadesine yer verildiği görülmüştür.

Danıştay'ın yürütmeyi durdurma kararını, İstanbul Barosunun Başkanının “eşitlik ancak eşit insanlar arasında olur” sözünde hemfikir oldukları şeklinde okumak da mümkündür. Nihai kararın, YÖK’ün işleminin iptali şeklinde olması halinde, karar mer'i mevzuata aykırı olacağı gibi uluslararası sözleşmelerle korunan temel insan haklarına da aykırılık teşkil edecektir.

Bugüne dek milyonlarca gencin “eğitim ve çalışma hakkını” ihlal eden 'Meslek liselilere farklı katsayı uygulaması; aynı sorulara, aynı cevapları vermelerine rağmen sırf meslek lisesi öğrencisi oldukları için daha az puan alarak kendi ülkelerinde eşitsizliğe maruz bırakılmalarına neden olmuştur. Fırsat eşitliği sunulmayarak eğitim hakları engellenen bu öğrenciler, psikolojik olarak yıpratıldıkları gibi geleceklerini belirleme hakları da ellerinden alınmıştır.

MAZLUMDER olarak, Danıştay 8. Dairesi’nde görülecek olan davada müdahil olma talebinde bulanacağımızı açıklıyoruz. Meslek liseli öğrenciler ve ailelerine de haklarına sahip çıkmalarını, Danıştay 8. Dairesi’nde görülmekte olan davaya müdahil olma talebinde bulunmaları için çağrıda bulunuyoruz.

MAZLUMDER, sosyal devletin görevinin, vatandaşlarına ayrımcı uygulamalarda bulunmak değil, genel olarak 'adil ve eşit davranmak, eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak' olduğunu; baroların görevinin ise ayrımcı uygulamalara destek vermek değil, insan hakları ve özgürlüklerin alanını genişletmek, bu çerçevede eğitimde fırsat eşitliğini destekleyici çalışmalar yapmak olduğunu hatırlatarak Danıştay'ın hak ve özgürlüklerden yana karar vermesini beklediğini kamuoyu ile paylaşmaktadır.

MAZLUMDER İstanbul Şube Başkan Yardımcısı
Av. Elif UZUNPINAR