MAZLUMDER İstanbul Şube Başkanı Cüneyt Sarıyaşar, ABD’de 3 Müslüman gencin öldürülmesi hakkında Kudüs TV’ye aşağıdaki demeci vermiştir:
Öncelikle hayatını kaybeden gençlere Allah’tan rahmet diliyorum. 23, 21 ve 19 yaşında üç genç kardeşimiz… Dış İlişkiler Komitemizin araştırmasına göre bu 3 genç özellikle Suriye ile ilgili konularda duyarlı kişiler, Türkiye’deki mültecilere yönelik diş tedavisi konusunda bir takım kampanyalar gerçekleştiren, Amerika’dan Ortadoğu’daki kan ve gözyaşına bir damla su taşımaya çalışan insanlar. Bu kardeşlerimiz hayatlarının baharında bu tarz işler için gayret gösterirken bir cinayete kurban gittiler. Tabi ki acıları hiçbir zaman yarıştırmamak gerekmektedir ama batının ikiyüzlülüğüne ve duyarsızlığına, kendi insanına herhangi bir şey yapıldığında bunu binle katlayarak gösterdiğine ama binlerce mağduriyetleri de görmediğine on yıllardır şahit oluyoruz. Biz bir insan hakları örgütü olarak zaten kuruluşumuzdan beri batının insan haklarını bir yumuşak güç olarak araçsallaştırması ve üçüncü dünya ülkelerine tehdit aracı olarak kullanmasını, ikiyüzlü ve çifte standartlı insan hakları algısını eleştirdik, MAZLUMDER olarak ahlaki bir duruşla ve ahlaki standartlar içerisinde kim olursa olsun daima mazlumun yanında olma düsturu ile bir örneklik ortaya koymaya çalıştık.
Cinayeti işleyen 46 yaşındaki ABD’li bu üç kişiyi, ikisi kız bir erkek genç insanları niçin katletti? Bu gayet belli; Çünkü batıda Müslüman dünya daima şiddet içerikli faaliyetler üzerinden değerlendirilip bunun üzerinden belirli bir anlayışla bütün batı toplumunun üzerine fobik bir unsur olarak yansıtılmaktadır. Esasında batı toplumu aldatılmaktadır. Batı, bütün dünyanın kaynaklarını sömürdüğü gibi batı toplumunun da bütün enerjisini sömüren, çok az bir kapital grubun hegemonyası, yönetimi ve yönlendirmesi altında, batılı insan ise kendi günlük yaşantısının handikabı içerisinde, sadece kendisine yönlendirilen algılar üzerinden dünya ile ilişkisini kurmaktadır. Bu bağlamda bu algılar üzerinden Müslümanlara yönelik İslamofobik bir zihniyet süratle geliştirilmekte ve adeta Müslümanlar bir nefret objesi olarak sunulmaktadır.
Biliyorsunuz pek çok haber kanalında özellikle son günlerdeki hadiseler defalarca kez gösterilmektedir. Evet, bir kısım batılı insanların Ortadoğu’da -ne gezdikleri ne aradıkları da çok önemli değil, velev ki ajan bile olsalar- insanların içinin kaldırmayacağı bir çerçeve içerisinde öldürülmesi, katledilmesi sayısal veri olarak çok az da olsa kabul edilemezdir. Ama bu 3-5 hadisenin milyon kez medyada insanlara empoze edilmesi iki yönlü algıya yönelik bir provokasyon oluşturmakta, bir yandan batılı insanın bütün İslam dünyasını, özellikle İslam dünyasındaki zulümler konusunda duyarlı olan fertleri ve hele bir de batının bu emperyalist iştahına karşı söz söyleyen fertleri birer terörist olarak görmesine sebep olmakta diğer yönden bu algı operasyonu ile beslenen şiddet ile aslında sayısı onlarla ifade edilebilecek insanlar öldürülürken, bu görüntülerle, hem de aynı günlerde Batılı koalisyonun bombalarıyla ve yerelde destekledikleri diktatörlerin varil bombalarıyla -Esad’ın yaptığı gibi- yüzlerce insanın katledilmesinin bu medeniyet merkezli batılı kapitalist vahşetin üzeri örtülmekte...
Charlie Hebdo saldırısının olduğu, 12 kişinin katledildiği o günlerde tespit ettiğimize göre Mısır, Irak ve Suriye’de 300’e yakın insan katledildi. Ama hem batı hem bütün dünya 12 insanı konuştu ama o 300 insanı konuşmadı. İşte bu batının insan hakları algısıdır ve insanlığa yönelik duyarlılığının durumudur. Batı bir yandan kendi katliamlarını örterken öbür taraftan bu tür algı operasyonları ile batıda gerçekten psikolojik olarak problemli bir nesil yetiştirmekte, problemli insanların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Bu yaşanılan hadise de bunlardan bir tanesi olarak önümüzde durmakta, İslamofobianın batıda nasıl bir gelişime açık olduğunu da bize göstermektedir.