Basın Açıklamaları

Çocuklara Adalet Girişimi

Aralarında MAZLUMDER Diyarbakır şubeninde bulunduğu Çocuklara Adalet Girişiminden Basın Açıklaması.

Bizler, Türkiye'de yaşayan tüm çocuklara değer vermenin, onları korumanın hepimizin sorumluluğu olduğunu hatırlatarak; yargı sürecinde olsalar bile 18 yaşına dek tüm bireylerin, "çocuk" olduklarına ve çocuğa özgü koşullarda yargılanmaları gerektiğine dikkat çekmek istiyoruz. Türkiye'nin de benimsediği çocuğa özgü yargılama ilkeleri kapsamında, kanunla ihtilaf halinde olan çocukların özgürlüğünden yoksun bırakılmaları başvurulması gereken en son çaredir. Özgürlüğünden yoksun bırakıldıkları durumda ise, her koşulda, eğitim, gelişme, sağlık, güvenlik gibi temel haklarını kullanabilmelerinin sağlanması zorunludur. Yargı sürecindeki bu çocukların da diğer çocuklar gibi büyüme ve gelişme sürecinde olduklarının unutulmayarak tüm haklarının korunmasını ve hiçbir çocuğun haklarından mahrum kalmaması konusunda gerekli düzenlemelerin yapılmasını talep ediyoruz. Türkiye, çocuğa verdiği önem ve önceliği göstermek amacıyla Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'da 1989 yılında kabul edilen Çocuk Haklarına dair Sözleşmeyi (ÇHS), 1995 yılından itibaren yürürlüğe koymuştur. Bu sözleşme, on sekiz yaşına kadar tüm çocukların sahip oldukları insan haklarını düzenlemekte ve taraf olan ülkelere bu haklara saygı gösterilmesi, bu hakların korunması ve geliştirilmesi konusunda yükümlülükler vermektedir. Çocukların yetişkinlerden farklı olarak kendilerine özgü bir adalet sistemine sahip olmaları da Sözleşme'den doğan yükümlülüklerin arasında yer almaktadır. Ancak Türkiye'de 2006 yılında, Terörle Mücadele Yasası'nda yapılan değişikliklerle çocukların kendilerine özgü yargılanma ilkeleri dışında yargılanmalarının yolu açılmıştır. 2008 yılı içinde Diyarbakır, Adana, Mersin başta olmak üzere çeşitli illerde çıkan gösteriler sonrasında tutuklanmış olup yargılama süreci devam eden 12-18 yaşları arasında, 250 civarında çocuk bulunmaktadır. Çocuklar, içinde bulundukları gelişim dönemleri, sosyal- ekonomik ve kültürel koşulları göz ardı edilerek, yapmakla suçlandıkları fiiller doğrultusunda 20 yılı aşkın cezalar almalarına yol açabilecek çok ciddi suçlarla yargılanmaktadırlar. Üstelik yargılama süreci boyunca eğitim, gelişme, sağlık ve güvenlik gibi temel hakları sekteye uğramaktadır. 12-15 yaş arasındaki çocuklar, haklarında istinad edilen eylemler nedeniyle çocuk ağır ceza mahkemelerinde yargılanmaktadır. 15 yaşından büyük çocuklar ise ağır ceza mahkemelerinde yargılanmaktadır. Çocukların çok büyük bir kısmının halen tutuklu olarak yargılanmaları, Türkiye'nin de tarafı olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına dair Sözleşme'ye ve çocuk adalet sistemine aykırıdır. TCK'nın 3.maddesinde " Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiili ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirlerine hüküm edileceği belirtilmektedir. Yani suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kişiye uygulanacak yaptırım haklı ve işlenen filini yarattığı tehlike ile orantılı olması gerekir ki kişinin yeniden topluma dahil edilmesi mümkün olsun. Bu doğrultuda;

- Öncelikle ilgili ağır ceza mahkemelerine görevsizlik kararı verilerek tüm benzer dosyaların Çocuk Mahkemelerine gönderilmesini,

- Tutuklu yargılanan çocukların acilen tahliye edilerek tutuksuz yargılanmalarının sağlanmasını,

- Özellikle TCK.madde 220/6 maddesinde yer bulan ve örgüt ile doğrudan yada dolaylı hiçbir bağlantısı bulunmayan çocuklara uygulanan ve alt sınırı da TMK madde 5'le birlikte uygulandığında 7.5 yıl olan " örgüt adına suç işleyen örgüt üyesi gibi cezalandırılır" hükmünün kaldırılmasını veya kapsamının daraltılmasını,

- 12-15 yaş arası çocuklar için alınan farik ve mümeyiz raporlarının usule uygun olarak düzenlenmesini, işlediği filin anlam ve sonuçlarının tespitinde algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin tespitinde küçüğün içinde bulunduğu aile, sosyal ve ekonomik koşullar ve psikolojik durumu hakkında sosyal hizmet uzmanı, çocuk psikolojisi konusunda uzman bir psikolog gibi meslek elemanlarına rapor hazırlatılmalı ve hazırlanan bu raporlar mahkemece değerlendirilmelidir. Bu çerçevede TCK ve Çocuk Koruma Yasasında gerekli yasal değişiklikler yapılmasını,

- Küçüklere özgü yargılama kurallarına değinmeyen ve ÇHS'nin ayrımcılık yasağını, AİHS nin ifade özgürlüğünü düzenleyen 10.maddesini ve bu maddeye ilişkin AİHM kararlarını, göz ardı eden Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/9 - 282 tarihli kararının, çocukların görülmekte olan davalarıyla -her davanın kişiye özgü bir yargılamayı gerektirmesi nedeniyle- benzerlik taşımadığından, hiçbir şekilde örnek teşkil etmemesini ve

- Terörle Mücadele Yasasının 9. ve 13. maddelerinin Anayasaya aykırılığı nedeniyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulmasını tüm çocukların çocuk olduğunu hatırlatarak acilen TALEP EDİYORUZ. Saygılarımızla,

Çocuklar İçin Adalet Girişimi

adına (Alfabetik sırayla),

Aileler, Ankara Barosu Çocuk Hakları Merkezi, Başak Kültür ve Sanat Vakfı, Çocuklar Aynı Çatı Altında Derneği (ÇAÇA), Çocuk Çalışmaları Birimi (ÇOCA), Diyarbakır Barosu, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Çocuk Müd., Eğitim Sen Genel Merkezi, Gündem Çocuk: Çocuk Haklarını Tanıtma, Yaygınlaştırma, Uygulama ve Uygulamaları İzleme Derneği, Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Dur De Girişimi, Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe Girşimi, İnsan Hakları Derneği, İstanbul Çocuk Hakları Aktivistleri Grubu, MAZLUMDER, Özgürlüğünden Yoksun Gençlerle Dayanışma Derneği, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Genel Merkezi, Travma Çalışmaları Enstitüsü, TUHAD-DER, TİHV

Türkiye Tabipler Birliği (TTB), Vakit Geldi Girişimi