Çin, Politik Tasfiye Aracı Olarak İdamlardan Vazgeçmeli ve Uygurlara Uyguladığı Ayrımcılık ve Asimilasyona Son Vermelidir!
Doğu Türkistan'da 5 Temmuz'da başlayan olaylar, Çin Halk Cumhuriyeti'nin onlarca yıldır asimilasyon politikalarına maruz kalan Uygur azınlığın sorunlarını uluslar arası toplumun gündemine yeniden getirmiştir. Yaşanan olaylarda iki yüzden fazla kişi ölmüş ve yüzlercesi de yaralanmıştı. Olayın failleri olduğu gerekçesiyle çoğu Uygurlardan 17 kişi idam edildi ve yüzlerce kişinin de tutuklu yargılanmasına devam edilmektedir.
Temmuz ayında yaşanan bu olayların ardından birçok Uygur ülkesini terk etmek zorunda kalmış ve muhtelif ülkelere sığınmışlardır. Ekim ayının sonu ve Kasım ayının başlarında, olaylarla ilgili olarak can güvenlikleri olmadıkları gerekçesiyle ülkelerini terk etmek zorunda kalan 22 Uygur asıllı Çin vatandaşı kaçak yollarla Kamboçya'ya sığınmış ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği Phnom Penh ofisine mültecilik başvurusunda bulunmuşlardır.
Yaklaşık iki aydır Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği kampında bekletilen biri çocuk ikisi bayan 22 Uygur Kamboçya polisi tarafından 16 Aralık'ta gözaltına alınmıştır. Uluslararası toplumun tepkisiyle Uygurların iadesinin ertelendiği yönünde açıklama yapılmış ancak 19 Aralık'ta bu kişiler "cebren iade" edilmiştir. Kamboçya Krallığı Birleşmiş Milletler 1967 Protokolüne taraf ülke olarak kendi ülkesinde Birleşmiş Milletlere başvuru yapmış kişilerin haklarını çiğneyerek uluslararası hukuku hiçe saymıştır.
Çin hükümetinin onlarca yıldır Tibet ve Doğu Türkistan bölgesinde uyguladığı asimilasyon politikaları insan hakları örgütlerince çokça dile getirilmiş bir konudur. Ülke içinde yaşanan ihlallere ek olarak son olayda da görüldüğü gibi Çin kendi sınırları dışında da aynı politikaları izlemektedir. Çin'in son zamanlarda bu kişilerin iadesi için Kamboçya Krallığı üzerinde baskılar uyguladığı yolunda çeşitli haberler medyada yer bulmuştu. Çin devlet başkanı yardımcısının ülkeye gerçekleştirdiği ziyaretten iki gün önce "cebri iade" cürümünün gerçekleşmesi ve yapılan ziyarette taraflar arasında hibe gibi algılanan bir milyar dolarlık ekonomik anlaşma ise iadenin arka planı olarak algılanmaktadır.
İade işlemi Çin'in gönderdiği özel bir uçakla gerçekleşmiş ve uçağın nereye gittiği ise henüz açıklanmamıştır. MAZLUMDER Uygurların can güvenliğinden endişe etmektedir. Bugüne kadar işkence ve kötü muamele gibi birçok ihlale imza atmış Çinli yetkililer, bu kişilerin adil yargılanma ve temel insan hakları noktasında uluslar arası hukukun gerekliliklerini yerine getirmelidirler. Dünya'da idam cezasını seri yargılamalar ile en çok uygulayan ve politik tasfiye aracı olarak kullanan Çin'e bu uygulamalardan vazgeçme çağrısında bulunuyoruz.
MAZLUMDER, Çin Halk Cumhuriyeti yetkilileri aleyhinde işledikleri insanlık suçlarıyla ilgili Türkiye mahkemelerine suç duyurusunda bulunmuştur. Türk Ceza Kanunu'nun 13. maddesi açıkça insanlığa karşı işlenmiş bu tür suçlarda Türkiye Savcılarına dava açma yetkisi vermişken, Çin Halk Cumhuriyeti yetkilileriyle ilgili yaptığımız suç duyurularını Savcılıkların 'suç Türkiye sınırları içerisinde işlenmemiştir' diyerek dava açmaktan imtina etmekle hem görevlerini ihmal etmekte, hem de Çinli yetkililere cesaret vermektedirler.
MAZLUMDER Kamboçya'ya sığınan 22 Uygur'un durumuyla ilgili yaklaşık iki aydır resmi ve gayrı resmi kurumları bilgilendirmiştir. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonrasında da konunun takipçisi olacağımızı bildiririz. Başta Çin halkı olmak üzere, uluslar arası sivil kurumları ve devletleri tepki vermeye ve Kamboçya'dan deporte edilmiş olan Uygurların can güvenliğini konusunda baskı oluşturmaya çağırıyoruz.
Ahmet Faruk ÜNSAL
MAZLUMDER Genel Başkanı