Basın Açıklamaları

Çin'in işkence ve asimilasyon yöntemleri

Çin'in Doğu Türkistanlı Müslümanlara uyguladığı işkenceler gizlenmeye çalışılsa da bölgeden kaçabilenler anlatmaya devam ediyor.

Çin zulmünden kaçarak kısa bir süre önce Türkiye'ye gelen Meryem Türkistanlı'nın anlattıkları Çin'in bölgede neler yaptığını gözler önüne seriyor.

Kudüs TV'de Arzu Erdoğral'ın yönettiği Net Gündem programına konuk olan iki Doğu Türkistan'lının anlattıkları duyanları şaşkına çevirdi.

Çin istihbaratının kendisini bulmasından hala endişe eden Meryem Türkistanlı'nın yüzünü gizlemesi de Çin zulmünün verdiği korkuyu ortaya koyuyordu.

Gözyaşları içerisinde yaşadıklarını anltanan Meryem'in yanında bulunan Çalışkan da onun gibi ülkesinden topraklarından kaçmış Türkiye'ye sığınmıştı.

GENÇ KIZLARIMIZA ZORLA FUHUŞ YAPTIRIYORLAR

Doğu Türkistan Vakfı Yönetim Kurulu üyesi Çalışkan Meryem'in söylediklerini Türkçe'ye çevirirken "Bu zulüm ilk değil. Biz Doğu Türkistan halkı olarak hep zor şeyler yaşadık. İşgal altında olan ülkemiz de günlük hayatta her ne kadar bizlere normal davranılıyormuş gibi gözükse de gerçek böyle değildi" dedi.

"Kızlarımız, zorla fabrikalarda çalışmak üzere götürülüyor. Ailelerimiz karşı koyduğunda hapse atılıyor. Kızlarımızın bir kısmı ancak kaçmayı başarabilirse kurtuluyor. Maalesef büyük çoğunluğu fuhuşa zorlanıyor, tecavüzü uğruyor." diyen Çalışkan komünist rejimin uyguladığı yasaklar hakkında da şunları söyledi: "Fabrikaların içerisine başörtüleri ile girmeleri yasak. Yemekhanelerde ise bizlerin dinen yiyemeyeceği yemekler dışında hiçbir şey vermiyorlar. Türk dili üniversitelerde yasakken, şimdi ilkokula kadar yasaklandı. Sokaklarda istediğin gibi dolaşamıyorsun. Tarlalarını Türkistan halkına geri verdik deseler de, bizleri o tarlalarda çalıştırıp, karşılığında çok az ücretlere ürünlerimizi alıyorlar."

Doğu Türkistan'daki ibadet yasağına da değinen Çalışkan "Camilerde namaz kılmak serbest gidin" diyorlar, ama camiye saldırı ya da patlama olursa biz karışmayız açıklamasında bulunuyorlar. Üstelik üst başımız aranıyor. Vaaz verme, uzun dua okuma, Kurandan ayet okunmasına da kısıtlamalar getirildi. Zaten memurların, işçilerin ibadet yerlerine gitmeleri, ibadet yapmaları yasak... İbadet yapanlar tespit edilirse gözaltına alınıyor, işten atılıyor ya da para cezasına çarptırılıyor." şeklinde konuştu.

Uygur Türkü Çalışkan, İbadet yasaklarının boyutlarını şöyle ifade etti: "Evimizde din kitabı bulundurmak da suç teşkil ediyor. Hacca gitmek istediğimizde pasaportlarımıza el koyuyorlar. Üç beş kişi bir araya gelsek hemen tutukluyorlar. Çocuklara dini eğitim veren aileleri ve hocalarını tespit ederler ise çok sert cezalandırıyorlar. Hapishanelere atılanların çoğu idam ediliyor, işkence ile öldürülüyor, ömür boyu hapse mahkum ediliyor, iğneler ile zehirleyerek bıraktıkları oluyor, o kişi ya bir hafta ya da bir ay sonra ölüyor. Belki çok azı sakat olarak çıkartılıyor. Oruç tutmamızdan tutunda çocuklarımızın sayısına kadar her konuda inanılmaz baskılar var."

BABAMA ZORLA ÇİM YEDİRMEYE ÇALIŞTILAR...

Doğu Türkistanlı Abdullah Çalışkan yaşadıklarını biran olsun unutamıyor. Sokaklarda küçücük çocukların kendisine ve ailesine küfürler ettiğini, küçümsediğini, namaz kılan babasını gören Çinlilerin, kendisini zorla yere yatırarak çim yedirmeye çalıştığını anlatıyor.

GÜNEŞ VERGİSİ

Çin'in kendilerine uyguladığı vergilerden bir kaçını anlatan Çalışkan " Allah'ın güneşi ama bizler güneşten yararlanma vergisi, ağaç diktin ağaç vergisi yani kısacası her şeye vergi veriyorduk. Hayatımızı çekilmez hale getiriyorlardı. Birçoğumuz bu zulümden kaçmak için mülteci durumuna düşürüldü. Bu son olaylar da biraz olsun yaşadığımız katliam gün yüzüne çıktı. Zaten son zamanlarda zulümler artmıştı. Orada ki yakınlarımızdan çok zor haber alıyorduk.

KÜLTÜREL BOZGUNCULUK VE ASİMİLASYON

Yolların dört köşesine yerleşen güvenlik güçleri örtülü bayanları çevirerek zorla, zorbalıkla başlarını açtırıyorlar. Kültürel bozgunculuk ve asimilasyon had safhada... Zorbalıkla Çin'e götürülen genç kızlarımız fuhuş merkezlerinde, otellerde, kumarhanelerde çalıştırılıyor. Aileler sürekli tehdit ediliyor.

TRAKTÖRE BAĞLANARAK, ÇOCUK DÜŞÜRMESİ YAPILIYOR

Soykırım amaçlı doğum politikası ve zorunlu kürtaj ile halkımız 60 senedir yok ediliyor. Hamile kadınları zorla evlerinden götürüyorlar. İlkel yöntemler ile kürtaj ediyorlar. Çoğu zaman bu kürtajlar annenin ölümü ile sonuçlanıyor. Bazen köylerde tespit ettikleri kadınları toplayıp traktörün arkasına ellerinden bağlayıp sürükleyerek gayri insani şekilde çocuk düşürmesi yapılıyor.

17.07.09 Dünyabülteni