ÇİFTE STANDARDI GÖRMEZDEN GELEMEYİZ
Yüksek Seçim Kurulunun 26-2-2009 tarihinde yayınladığı genelgede kılık kıyafet ile ilgili bir sınırlama getirmemiştir. Esasen 298. sayılı kanunda ve siyasi partiler kanununda da böyle bir yasak yoktur. Buna rağmen 19.3. 2009 tarihli genelge ile sandık başlarında başörtülü müşahit kabul edilmeyeceği açıklanmıştır. Kararda "Siyasi partiler tarafından sandık kurullarına üye olarak bildirilen görevlilerin; sandık alanının kamusal alan olması ve sandık kurullarında görev alanların da hizmet veren konumunda bulunmaları nedeniyle, sınırları yasalarla ve yargı kararlarıyla çizilmiş bulunan kılık ve kıyafet ölçülerine, hizmet verme süresince uymaları zorunluluktur. " denilmektedir.
Yüksek Seçim Kurulu bu genelge ile süregelmekte olan 'başörtüsüne karşı fiili zorbalığı' yeni bir alana daha yayma girişiminde bulunmaktadır. Hukuk devleti ve demokrasi iddiasının olduğu her devlette, yasaklar ve özgürlüklerin sınırları yasalarla belirlenir. Bu hukuki çerçeveye dayanmayan her karar "hukuka aykırı" kabul edilecek, Meşruiyet zemininden uzak her kararın ve hatta yasanın uygulanması hukuka aykırılık teşkil edecektir.
Basına ve kamuoyuna duyurulur:
Toplumumuzun bir parçası olan başörtülüleri kamusal alanın dışına itmek, onu hayatın dışına itmek demektir. Bunun örtülü anlamı başörtülüleri toplumun ikinci sınıf vatandaşı durumuna sokmaktadır. Oy verirken eşit ancak hizmet verirken ve hizmet alırken ikinci sınıf muamelesi görmek ne demektir... Bu bir çifte standardı görmezden gelemeyiz. Bugün için Türkiye Cumhuriyeti'nde başörtüsünü yasaklayan herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Ayrıca böyle bir hüküm bulunsa dahi hüküm, hem uluslararası belgelerle hem de anayasayla güvence altına alınmış olan kanun önünde eşitlik, anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü, din ve vicdan hürriyeti ve laiklik ilkelerine aykırı olacağından hukuk açısından kabul edilemez.
MAZLUMDER Kütahya Şubesi olarak siyasi partilerin oy toplama goygoyları arasında "TC kimlik numarası krizi"nden bile daha az ilgi gösterildiğini düşündüğümüz bu durumun ciddiyetini belirtiyoruz. Zira TC. Kimlik numarası olayında tüm siyasi partiler ayağa kalkmış ve genelge hemen değiştirilmişti. Seçimlere on gün kala alınan bu kararın daha büyük kriz olarak görmeyen siyasi partilere tepkimizi belirtiyoruz.
Yargı erkinin, sadece ve sadece HALKIN seçtiği yasama organının çıkardığı yasalar çerçevesinde kararlarını verebileceği unutulmamalıdır. Hiçbir çağda halkın iradesinden bağımsız, yanlışlar ve yasaklar üzerine bina edilmiş uygulamalar hukuk kuralı teşkil edememiştir. Bugün için zorlama yargı kararları üzerinden yasaklar bina etme girişimleri de bu minvalden olup hukuk kuralı teşkil edemeyeceği gibi halkın iradesi karşısında da tutunmaktan kati olarak uzaktır. Biz İnsan hakları savunucusu olarak, başörtülü kadınlar olarak, kendi hakkını savunan sade birer vatandaş olarak bu ülkenin yetiştirdiği genç nesil olarak; artık oylarımızın çantada keklik olarak düşünülmesini reddediyoruz. Siyasi partiler bu hukuka aykırı duruma tepki göstermedikleri müddetçe oy kullanmayı reddediyoruz.

