Basın Açıklamaları

Bursa Sivil Toplum Kuruluşlarından Doğu Türkistan Açıklaması

MAZLUMDER Bursa Şubesininde Aralarında Bulunduğu Siviltoplum Kuruluşları Doğu Türkistanda yaşanan katliamlar üzerine ortak basın açıklaması yapmışlardır.

BASIN AÇIKLAMASI

08.07.2009

Değerli basın mensupları,

Sivil toplum kuruluşlarımızın değerli temsilcileri,

Çin'in Doğu Türkistan Eyaletinde Çinli işçilerle Doğu Türkistanlı işçiler arasında çıkan çatışmanın ardından olayları protesto etmek amacıyla Doğu Türkistan'ın başkenti Urumçi şehrinde gösteriler düzenlenmiştir.

5 Temmuz 2009 akşamı yapılan gösteriler esnasında ise, hükümet güçlerinin sivil göstericilere silahla karşılık vermesi sonucu kanlı olaylar meydana gelmiştir. Resmi makamlar 140, bağımsız kaynaklar ise 3.000 civarında sivilin öldüğünü ve yüzlercesinin de yaralandığını bildirmektedir.

35 milyon civarında Müslüman'ın yaşadığı Doğu Türkistan, 1876 Yılından beri Çin işgali altında ezilen bölgenin Tarihi adı Doğu Türkistan'dır. Ancak, bölgenin adı Çin tarafından "yeni fethedilmiş topraklar" anlamında "Sincan" olarak değiştirilmiştir. Bu nedenle; Doğu Türkistan yerine, işgalci mantığıyla "Sincan" denilmesini doğru bulmadığımızın bilinmesini istiyoruz.

Çin yönetimi, Doğu Türkistan Müslüman halkına her gün yeni bir vahşet yaşatmaktadır.

ucuz işgücü olarak kullanılan bölge halkı ya sudan sebeplerle cezalandırılmış ya da bölge dışına sürgün edilmiştir.

Bölgedeki Çin işgalinin ilk önceliği, bölgenin demografik yapısını alt üst etmek için kitleler halinde bölgeye Çinli nüfus pompalanmıştır. Bu politikaların doğal sonucu olarak Uygur nüfusu ülkeyi terk etmek zorunda bırakılmıştır.

birden fazla çocuk edinilmesine izin verilmediği için zorunlu kürtaj mecburiyeti getirilmiş ya da çocukların nüfusa kaydedilmesi engellenmiştir. Bu şekilde bölgenin demografik yapısı zorla değiştirilmek istenmiştir.

Uygurların, eğitim ve sağlık hizmetlerinden yararlanmaları engellenmiş, ekonomik açıdan geri bıraktırılarak ucuz işgücü olarak sömürülmeleri kolaylaştırılmıştır. Din eğitimi yasaklanmış Camiler yıktırılmış, ya da 18 yaş altındaki nüfusun mabetlere girmesi men edilmiştir.

Uygur bölgesinde gerçekleştirilen Nükleer denemeler nedeniyle radyasyona bağlı komplikasyonlar adeta bir etnik imhaya dönüştürülmüştür.

Dünyanın gözü önünde evrensel insani hukuk açısından "etnik temizlik" olarak nitelendirilmeyi hak eden İşkence ve katliamlara maruz bırakılmışlardır.

insanlar Bölgenin mazlum ve mahrum Türkistan halkı, ırk ve din farklılıklarından dolayı dünyanın diğer bölgelerindeki mazlum ve mahrumları gibi ötekileştirilmiş, sistematik işkence ve yok edilmelere tabi tutulmuşlardır.

İnsan temel hak ve hürriyetlerini yok etme ve bedensel şiddete maruz bıraktırma anlamında halk arasında darb-ı mesel olarak anlatılan "ÇİN İŞKENCESİ" somut bir şekilde ortalığa dökülmüştür.

Çin hükümetinin yaşanan katliamı iki etnik grup arasındaki sokak çatışmaları olarak göstermeye çalışmasını komünist Çin'in, tarih mahkemesi önünden kaçma gayretkeşliği olarak değerlendiriyoruz. Çin hükümeti her ne kadar gerçekleri gizlemeye çalışsa da göstericileri protesto eylemlerine sevk eden sebep, 100 yılı aşkın bir süredir maruz kaldıkları insanlık dışı muameleler ve en temel hak ve özgürlüklerinin despotça ihlal edilmesinden başka bir şey değildir.

Çin hükümeti despot uygulamalardan ve temel insan hakları ihlallerinden derhal vazgeçmelidir. Müslüman Uygurların insanca yaşam haklarına saygı göstermelidir. Ayrıca son olayları dünyanın gözü önünden kaçırmak için katı bir şekilde engellediği iletişim hakkını, evrensel hukuka uygun olarak hem Doğu Türkistan halkına hem de uluslar arası tüm kuruluşlara tanımalıdır.

Bursa sivil toplum kuruluşları olarak, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere tüm ülkeleri, her türlü kurum ve kuruluşları, sivil toplum örgütlerini ve insan haklarına duyarlı vicdan sahibi insanları Çin'in Doğu Türkistan'da uyguladığı bu vahşete karşı tavır almaya, tepki vermeye davet ediyoruz.

Buradan Türkiye Cumhuriyeti devlet yetkililerine sesleniyoruz;

Zulmün önlenmesi için etkin rol almalı, biran önce seferber olarak katliamları durdurmalısınız.

Doğu Türkistan'la ilgili insani yardım faaliyetlerini engellemeye yönelik Çin Hükümeti ile geçmiş koalisyon hükümetleri döneminde 23 Aralık 1998 tarihinde çıkarılan 36 sayılı başbakanlık genelgesini, "ahlakın ve hukukun reel politiğe kurban edilmesi" olarak değerlendirdiğimizden, hükümet yetkililerinden Türkistanlıları dünyada yalnızlaştıran bu tür antlaşmaları derhal sona erdirme konusunda uyarıyoruz.

Türkistanlılardan Türkiye'ye sığınanlar, Çin ya da üçüncü ülkelere asla teslim edilmemelidir.

Söz konusu kıyım BM gündemine taşınmalı, Çin hükümeti, BM nezdinde soykırım yaptığı konusunda protesto edilmelidir.

Ticari antlaşmalar gereği Çin'den ithal edilen malların girişi engellenmeli, ya da gümrükleri artırılarak girişi imkansız hale getirilmelidir..Çin komünist partisi yöneticileri ve üyesi sermayedarlar şiddetle uyarılmalıdır.

Kahrolsun zalim müstekbirler !

Yaşasın Mazlum ve Mahrum Türkistan Halkı!

Yaşasın Yeryüzünün Tüm Mazlum ve Mahrumları

Bursa Sivil Toplum Kuruluşları Adına

HASAN ÜNAL

MAZLUMDER Bursa Şube Başkanı


KATILIMCI BURSA SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI :


  • MAZLUMDER,
  • MEMURSEN,
  • MUSİAD,
  • İHH
  • YENİ ASYA VAKFI
  • BİHMED
  • ANADOLU EĞİTİM KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ
  • ASKON
  • EĞİTİMCİ NESİLLER DERNEĞİ
  • KİTAP VE HİKMETİ SEVENLER DERNEĞİ
  • ÇINARDER
  • ESDER
  • BURSA MALİ MÜŞAVİRLER VE MESLEK DAYANIŞMA GRUBU
  • SAADET PARTİSİ YILDIRIM İLÇE BAŞKANLIĞI
  • ASDER
  • DAĞ-DER,