Değerli Basın mensupları;
İstanbul Barosu Başkanlığı, Yükseköğretim Genel Kurulunun (YÖK) yükseköğretime girişte farklı katsayı puanı uygulamasını kaldıran 21 Temmuz 2009 tarihli kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle Danıştay'da dava açmıştı. Danıştay 8. Dairesi, YÖK'ün kararının yürütmesini oy birliğiyle durdurmuştu. Bunun üzerine YÖK, 17 Aralık 2009'da üniversiteye giriş sınavında adaylara ''farklı katsayı'' uygulanması kararı almış ve puanlar hesaplanırken adayların kendi alanıyla ilgili program tercihinde Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanlarının (AOBP) 0.15, alan dışı tercihte 0.13 ile çarpılmasını kararlaştırmıştı.
YÖK'ün üniversiteye girişte öğrenciler arasındaki katsayı adaletsizliğini gideren kararı aleyhine Danıştay'da dava açan İstanbul Barosu, yeni katsayı düzenlemesini de şikayet etti. 29 Aralık 2009 tarihinde herhangi bir açıklama yapmadan dava dilekçesini mahkemeye ulaştıran Baro, YÖK kararını yeterli bulmayarak iptalini istemişti.
Danıştay 8. Dairesi, YÖK'ün yeni kararının, iki, üç ve dördüncü maddelerinin yürütmesini oy birliğiyle durdurarak Katsayı Adaletsizliğinin devamına karar verdi.Burada düşündürücü olan Adaleti tesis edecek olan kurumların( Baro ve Danıştay ) Siyasi ve İdeolojik yaklaşımları sonucunda Adeletsizliği tesis etmeye çalışmalarıdır.Bunun içindir ki İstanbul Barosu Taksim Meydanı'nda halkımız tarafından 'Darbeci Baro Taksime hoş geldiniz!' pankartlarıyla karşılanmıştır.
Danıştay 8. Dairesi, 2005 yılında bir öğrenci tarafından katsayı adaletsizliğiyle ilgili müraacatını, bu konunun kendi alanına girmediğini ve tüm yetkininin Yüksek Öğretim Kurulu'nda bulunduğunu belirterek yapılan başvuruyu kabul etmemişti.O günden bu güne ne değişti de dün Danıştay'ın alanında olmayan Katsayı Konusu bugün Danıştay'ın alanına girmiş oldu.
Değerli Basın mensupları;
Millete haddini bildirmeye ve milletin değerlerini hükümsüzleştirmeye dönük bir yaklaşım olarak ortaya çıkan, milletin siyasi tercihleriyle şekillenen yönetimi darbelere layık oyunlarla işbaşından uzaklaştırarak yeni yaklaşımın kararlarını uygulamaya döke- cek bir yönetimi işbaşına getirerek inanca ve inanana karşı hücuma geçen 28 Şubat Darbesi'nin en rijit uygulamalarından birisi olan 'Adaletsiz Katsayı Uygulaması' adeta bir yargı korumasına alınmış gözüküyor.
Ülkemizde demokratikleşmeye dönük adımlar ve açılımlarla milletçe kucaklaşmaya, topyekûn kalkınmaya ve özetle 21. yüzyıla yakışır bir sistem örülmeye çalışılırken 1960 Darbesi'nin doğurduğu, 1980 Darbesi'nin beslediği, 28 Şubat 1997 Darbesi'nin dinamikleştirdiği çeşitli yapılar, gestapo mantığıyla direnç göstermeye devam ediyor.
Bugün ordunun kendi alanına çekilmesi yönünde güçlü adımlar atılırken, 28 Şubat kalıntısı EMASYA protokolü lağvedilirken, bazı mihraklar 'Başörtüsü Yasağı'nı ve 'Adaletsiz Katsayı Uygulaması'nı 28 Şubat'ın sembol kalıntıları olarak bayraklaştırıyor ve evrensel hukukun tüm ilkelerini ayaklar altına alma pahasına zulmün, adaletsizliğin ısrarla devamını sağlama savaşı veriyor.
"Eşitlik, eşitler arasında olur" sözüyle 'kastçı' yaklaşımını ortaya koyan İstanbul Barosu'nun ilk müracaatıyla konunun Baro'nun üzerine vazife olmayışını, uygulamanın bilimsellikten uzak oluşunu, mesleki eğitimi baltalayışını, meslek liselerindeki öğrenci kalitesine olumsuz etkide bulunuşunu, meslek liselilerin geleceğini karartışını dikkate almadan 'illâ katsayı' kararı veren Danıştay 8. Dairesi, YÖK'ün üniversiteye girişte farklı katsayı uygulaması öngören 17 Aralık 2009 tarihli kararının yürütmesini İstanbul Barosu'nun yeni bir müracaatına istinaden oy birliğiyle durdurdu.
Danıştay, önceki kararının gerekçesinde kullandığı "'Ölçülülük ilkesi dikkate alınarak belirlenecek olan katsayı" ifadesiyle zaten niyetini belli etmiş ve meslek liselilere, hususen imam-hatiplilere üniversite kapısını aralayan her türlü hesabı bozacağını ilan etmişti.
Değerli Basın mensupları;
Bugünkü tablo, yargının yürütmenin alanına giren hususlara müdahalesi anlamına gelmektedir. Önceki kararlarında katsayının belirlenmesinde YÖK'ün yetkili olduğunu ilan eden Danıştay, hangi hakla kendisini YÖK'ün yerine koyarak katsayıyla ilgili birim dayatmaktadır?
Danıştay'ın aldığı kararlar, milletimizin bayram sevinciyle karşıladığı kararların iptaline yöneliktir. Bu durum yargıya olan güveni zedelemektedir. TBMM'nin ve Hükümet'in derhal harekete geçerek, gerekli anayasal ve yasal düzenlemelerle yargının kendisini yasama ve yürütmenin yerine koymasının önüne geçmesini, adaletsiz, hukuksuz, darbe ürünü tüm uygulamaları sona erdirmesini bekliyoruz.
Üniversiteye giriş sınavındaki katsayı eşitsizliğini gideren YÖK düzenlemesinin Danıştay tarafından yürütmesinin durdurulmasının ardından Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na YÖK tarafından yapılan itirazın reddedilmesi, Danıştay'ın hak gaspında ısrarcı olduğunu ortaya koymaktadır.
Demokratik ülkelerde, yasama ve yürütme kaynaklı insan hakları ihlallerine karşı yargıya sığınılır. Danıştay'ın katsayı kararı; yargının insan hakları ihlaline karşı yasama ve yürütme organlarından medet beklemek gibi hukuk devleti algısıyla ve demokrasi kültürüyle açıklanamaz bir sonucu beraberinde getirmiştir. Hak ihlallerini, vereceği kararlarla sona erdirmesi gereken Danıştay, YÖK'ün katsayıda adaletsizliği gideren düzenlemesinin yürütmesini durdurarak ve yapılan itirazı da reddederek, "Kimse eğitim-öğretim hakkından yoksun bırakılmaz" ve "eğitimde fırsat ve imkan eşitliği" ilkelerini yok saymış, eğitim hakkına yönelik açık ve ağır bir ihlalin faili olmuştur. Mesleki eğitim ve yükseköğretime geçiş sistemi, yargı kararlarıyla şekillendirilecek kadar basit konular değildir. Yargı organlarının ve mensuplarının bu konularda derinlemesine analiz yapabileceğini iddia ya da ifade etmek, eğitim hakkı gibi temel bir insan hakkını önemsememekle eşanlamlıdır. Gelişmiş ülkelerde yüksek yargı kurumlarının böyle bir yetkisi olmadığı gibi, olmasına da tahammül edilemez.
Mesleki eğitim ve yükseköğretime geçiş sistemine ilişkin tercihler, eğitim sisteminin ilkeleriyle birlikte sosyal ve ekonomik ihtiyaçların karşılanmasını, bireylerin eğitim hakkından, sınırlama olmaksızın yararlanmasını hedef edinen bir stratejiyle belirlenmelidir. Tercih yetkisi, yasama ve yürütme organına aittir; yargının yetkisi ise, yapılan işlemlerin ve yürürlüğe konulan düzenlemelerin uygunluğunu denetlemekle sınırlıdır. Yoksa yargının yasama ve yürütmenin yerine geçerek yeni bir tercih belirleme yetkisi yoktur. Aksi halde yargı, hakların teminat altına alınması işlevini değil, hakların düzenlenmesi işlevini görür ki, bu durum insan hak ve özgürlüklerine yönelik en büyük ihlaldir. Zira bu durumda ihlal edilen, kaynağını bireylerden alan egemenlik yetkisidir.
Değerli Basın mensupları;
İstanbul Barosu'nun siparişi üzerine Danıştay 8. Dairesi'nin verdiği karar, akabinde YÖK tarafından yapılan itirazın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nda reddedilmesi, sadece gençlerimizin geleceğini değil, ülkenin ve ülke ekonomisinin geleceğini de ipotek altına almaktadır. Bu karardan en çok etkilenenler ise, çocuklarını meslek liselerinde okutmak dışında bir seçeneğe sahip olmayan yoksul ailelerdir. Fransa ve Almanya gibi ülkelerde Türk çocuklarına uygulanan 'işçi çocuğusun, işçi kal' politikası, bilerek veya bilmeyerek Danıştay eliyle ülkemiz meslek lisesi öğrencilerine de uygulanmak istenmektedir.
Yargı kararlarının, siyasi iktidara yönelik tepkinin ve hoşnutsuzluğun ifade edilme aracı olarak kullanılmasını makul bulmuyoruz, makbul görmüyoruz. Adalet duygusundan uzaklaşıldığı, milletimizin ve gençlerimizin geleceğiyle oynandığı kaygısından kurtulmak istiyoruz.
Bursa Gönüllü Teşekkülleri Platformu olarak talebimiz ve beklentimiz; iktidarın, katsayı konusunu yasayla düzenleyerek, Danıştay'ın ilgi ve yetki alanından çıkarması, YÖK'ün de katsayı adaletsizliğini gidermek konusundaki kararlılığını sürdürmesidir.
Bursa Gönüllü Kuruluşlar Platformu adına
Numan ŞEKER
Memur Sen Bursa İl Temsilcisi