Bir Dinin Mimari Üslubuna O Dinin Mensupları Karar Verir
İsviçre'de cami minaresi yapımına yasak getiren ve BM ile Vatikan'ın da karşı çıktığı referandumun sonucu ve çeşitli Avrupa ülkelerindeki aşırı sağcı siyasetçilerin benzeri uygulamaları kendi ülkelerinde de yapacaklarına dair açıklamaları, İslam düşmanlığı üzerinden yürütülen örtülü ırkçı dalganın Avrupa'daki boyutlarını ortaya çıkaran önemli bir gösterge oldu.
Hristiyan teolojisinin en önemli ayrışmalarından olan Katolik-Protestan çatışmalarının beşeri ve medeni maliyetine en yakından tanık olan bu ülkenin, başkasından değil, sadece kendi tarihi tecrübesinden öğreneceklerinden feragat etmeye hakkı yoktur. Bu tecrübeden belki biraz da abartılı olarak çıkardığı "mutlak tarafsızlık" ilkesi nedeniyle dünyadaki bütün devletlerin üye olduğu Birleşmiş Milletler (BM)'e bile, pek çok temel kuruluşuna ev sahipliği yapmasına rağmen ancak 2002'de üye olan İsviçre, eğer Katolik Vatikan'a ve BM'e kulak vermiyorsa sağduyulu İsviçre ve Avrupa vatandaşlarının sesine kulak vermelidir.
Mimari, bir kültürün kendini dışa dönük ifade ederken kullandığı en etkin dillerden biridir ve bir kültürün mimari üslubunu çağının estetik algılarıyla sentezlemek ancak o kültür havzasına mensup olanların vereceği bir karardır. Bir inancın ve o inancın kendini ifade ve ortaya koyma biçiminin nasıl olacağı ve yorumlanacağı o inanca mensup olmayanların haddi değildir. Başkalarının inançlarının ve onları ifade yöntemlerinin oylamayla tespit edilebileceğine inanmak Dünya'yı sonu gelmeyecek bir kaosa sürüklemenin yolunu açmak demektir; demokrasinin ne olduğunu anlamamak ya da bir başka ifadeyle demokrasiyi karikatürize etmektir.
İsviçre'nin en kısa sürede bu hatadan döneceğine ve din görünümlü ırkçı tahammülsüzlüğün çatıştırıcı potansiyelini sadece Avrupa'nın merkezinde değil dünyanın her yerinde tutuşturma sorumluluğunu tarihi bir leke olarak taşımaya razı olmayacağına inanmak isteriz.
Ahmet Faruk ÜNSAL
MAZLUMDER Genel Başkanı