
MAZLUMDER İstanbul’un da bileşenlerinden olduğu Filistin Dostları Platformu, Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa’nın Siyonist işgalci güç İsrail ve onun örgütlediği bir grup fanatik tarafından saldırıya uğraması üzerine 5 Ekim Pazartesi günü Taksim Meydanı’nda toplanarak İsrail’i protesto ettiler.
MAZLUMDER, İHH, Özgür-Der, İMH, Medeniyet Derneği, AKEV, AKV gibi kuruluşların da yer aldığı Filistin Dostları'nın çağrısıyla Taksim Meydanı'nda toplanan binlerce kişi, sloganlar eşliğinde Galatasaray Lisesi önüne kadar yürüdü. Yürüyüş boyunca "Aksa'ya Bin Selam!" ve "Kudüs İşgal Altında! İşgal 100 Yıl da Sürse Direneceğiz!" yazılı pankartlar taşıyan topluluk, ellerinde de Filistin bayrakları, direniş önderlerin resimleri ve “Kudüs’ün özgürlüğü ümmetin şiarıdır”, “Kudüs işgal altında, unutma, unutturma”, “Kahrolsun İsrail” yazılı dövizler taşıdılar.
Eylem, Galatasaray Lisesi önünde yapılan basın açıklamasıyla devam etti. Filistin Dostları adına ortak basın açıklaması İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım tarafından yapıldı. "Gazze bölgesel bir savaşa sebep oldu, Mescid-i Aksa olayı ise bir dünya savaşına sebep olur. Huzur ve mutluluk için Mescid-i Aksa korunmalıdır!" diyen Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Mescid-i Aksa sadece Filistinlilerin değil bütün Müslümanlarındır. Bütün Filistinliler bugün saldırı anında gerekirse şehadeti göze alarak Mescid-i Aksa'yı korumak için İsrail polis barikatlarını aşacaklar. Dün 20 bin kişi Mağrib kapısından girerek Mescid-i Aksa'ya saldırdı, içerideki Filistinli gençler buna engel oldu. Kudüs'te 60'ın üzerinde Filistinli yaralı var. Bugün itibariyle 1 milyon Yahudinin Mescid-i Aksa'ya saldırması için Siyonist İsrail çağrıda bulunuyor. 2009 sonuna kadar Mescid-i Aksa'nın bir kısmı işgal edilecek kararını aldılar. Aksa'yı sinagog yapmayı hedefliyorlar. Türkiye'nin bütün unsurlarını Mescid-i Aksa konusunda desteğe çağırıyoruz. Kudüs, İstanbul gibidir. Aksa'ya yapılacak herhangi bir saldırı buraya yapılmış gibidir. O halde sürekli teyakkuzda olalım ve kardeşlerimizi yalnız bırakmayalım."
Yıldırım, konuşmasını şöyle noktaladı: "Daha önce birçok ülke İsrail'in bu şımarık politikalarına karşı büyük elçiliklerini geri çekti. Bu dava sadece Filistinlilerin davası değildir. Aksa'nın savunması bir buçuk milyarlık insana ve vicdan sahibi insanlığa aittir. Türkiye kendi topraklarına yapılan saldırılara nasıl karşılık veriyorsa burada da aynı refleksi göstermelidir. Türkiye, bu konuda işgal gerçekleşmeden Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa yıkılmadan elindeki bütün kartları zamanında kullanabilmelidir. İslam Konferansı Teşkilatı acilen toplanmalı ve gerekirse İslam dünyasının İsrail ile olan diplomatik ilişkilerini kesme de dâhil olmak üzere çeşitli kararlar almalıdır."
Basın açıklamasından sonra eylem sorunsuz bir şekilde son buldu.
MAZLUMDER İstanbul Şubesi Basın Bürosu
MESCİD-İ AKSA ÜZERİNDEN YAPILAN PLANLAR VE SON SALDIRI SÜRECİ
Her şey 27 Eylül Pazar günü 100 kişilik fanatik bir Yahudi grubunun Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa’ya saldırıda bulunmasıyla başladı. Çıkan çatışmalarda onlarca kişi yaralandı. 03 gece yarısından itibaren Mescid-i Aksa’ya yönelik yeni bir şiddet eylemine başlamışlardır.
Bu yıl 3-9 Ekim tarihleri arasında Yahudiler Sukot/Çardaklar Bayramı’nı kutlamaktadır. Birkaç hafta öncesinden bu yana radikal Yahudi gruplar, bu kutsal günlerinde özellikle 05 Ekim (bugün) için 1 milyon kişi ile Mescid-i Aksa’ya baskın düzenlemek üzere çağrı yapmaktaydılar. Buna karşı Kudüslü Müslüman önderler de Mescid-i Aksa’nın boş bırakılmaması ve bir hafta boyunca muhtemel bir Yahudi saldırısından korunması yönünde Müslümanlara çağrıda bulunuyorlardı.
Bu çağrıya kulak vererek Mescid-i Aksa’yı terk etmeyen yaklaşık 700 kişilik bir grup, İsrail polisi tarafından şiddet kullanılarak dışarı çıkarılmak istenmektedir. Çatışmalarda şuana kadar itibarıyla 60 Kudüslü Müslüman yaralanmış durumdadır.
3 Ekim gece yarısından itibaren Mescid-i Aksa’ya doğru gruplar halinde yola çıktılar ve özellikle Mağripliler Kapısı’ndan Mescid-i Aksa’ya girmeye çalışmaktadırlar. 20 bin kişinin bu girişimi içeride kalan Müslümanlar tarafından püskürtülmüştür. Yerleşimci otobüsleri, yoğun bir şekilde Mescid-i Aksa-Burak Duvarı’na Yahudileri taşımaya devam etmektedir. Her an daha büyük bir saldırıya geçmeleri muhtemel olan radikal Yahudilerin, saldırılarını bir hafta boyunca devam ettirecekleri ifade edilmektedir.
Mescid-i Aksa’nın altında devam eden kazılar, yeni yerleşim yeri inşasının devam etmesi, Mescid’in Mağripliler Kapısı’nın ve Burak Duvarı’nın işgali, Mescid-i Aksa’nın giriş çıkış kapılarında gerçekleştirilen keyfî uygulamalar, Kudüslü Müslümanlara yönelik zorunlu göç politikaları, Selvan ve Şeyh Cerrah mahallelerinde yaşayan Müslümanların evlerinin gasp edilmesi, Rahmet Kabristanı’nın park haline dönüştürülmesi gibi uygulamalar, öteden beri dillendirilen Mescid-i Aksa’nın yerine bir Yahudi mabedi inşa etme politikalarının bir parçası olarak değerlendirilmektedir.
Tek seferde bunu gerçekleştiremeyeceğini bilen Siyonist yönetim, ortak kutsal mekânların birlikte kullanılması bahanesi ile Mescid-i Aksa’yı bölerek, Burak/Ağlama Duvarı’ndan Mescid-i Aksa’ya kadar olan kısmı ele geçirmek ve burada bir Yahudi sinagogu inşa etmek istemektedir.