Basın Açıklamaları

Bilmenizden korkuyorlar

Genelkurmay Askerî Mahkemesi önce Aktütün haberlerini yasaklayıp bilgilenme hakkını sonra da savunma hakkını kısıtladı: Gözaltına alırız, avukatınızın elini kolunu bağlarız. Askeri mahkemenin önceki geceki duruşmasız kararında, Aktütün baskınına ilişkin bilgilerin sızdırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında, avukatların dosyayı inceleme haklarına kısıtlama getirildi. Soruşturma kapsa

Görüntülü ve yazılı istihbarata rağmen 17 şehit verilen Aktütün baskını karşısında gerekli önlemleri alamayan Genelkurmay karargahı, Taraf'ın Aktütün haberlerine açıklık getirmek yerine yayın yasağı getirdi. Genelkurmay'ın basına vereceği görüntüler yasak kapsamı dışında tutulurken, sansür kararında 'toprak bütünlüğünü korumak' gibi abartılı gerekçeler kullanıldı.
Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ'un yanına kuvvet komutanlarını da alarak Taraf başta olmak üzere medyayı tehdit eden açıklamalarının ardından verilen yayın yasağı kararının gerekçeleri belli oldu.

SORUŞTURMA VARMIŞ " İki sayfalık kararda savcılık, talebini Taraf'ta 14 ekimde yayınlanan, ardından diğer basının kullandığı haberlerle ilgili bir soruşturma kapsamında yaptığını bildiriyor.

MEVZUATA UYDURMAK İÇİN " Oysa yasak kararından önce bu konuda bir soruşturma başlatıldığı açıklanmamıştı veya bu konuda açılmış bir dava yoktu. Soruşturma veya görülen bir dava yoksa bununla ilgili yayın yasağı da olamayacaktı. Ayrıca askeri savcının talep yazısında Taraf'ın haberleri için hem "devlet sırrı", hem de "çarpıtılmış bilgiler" denmesi dikkat çekti.

DOSYA DA YASAK " Savcılık sözü edilen soruşturma kapsamında yakala-nan kişi ve şüphelilerin ifadeleriyle tutanakların yer aldığı dosyayı inceleme ve örnek alınmasının yasaklanmasını isterken 'soruşturmayı tehlikeye düşürmek' gerekçesini kullandı. Yasak şöyle gerekçelendirildi:

SORUŞTURMA MALUM OLSUN " Söz konusu bilgi-belgelerin devletin güvenliği bakımından gizli kalması gereken bilgi belge niteliğinde olması nedeniyle gizlilik kararının verilmesi ve BU KONUDA SORUŞTURMA YAPILDIĞININ BU KARARLA MALUM HALE GETİRİLMESİNİ müteakip PKK'ya karşı icra edilen harekata ait gizli nitelikteki bilgileri içeren her türlü belge ve dijital kayıtla ilgili olarak anayasanın 13 ve 24. maddeleriyle 5187 sayılı basın kanunun 3. maddesi gereğince soruşturma tamamlanıncaya kadar yayın yasağı konulmasına..."
Genelkurmay Askeri Mahkemesi de askeri savcının bu iki talebini de oybirliğiyle kabul etti.

AVUKATLARA KISITLAMA " Mahkeme kararının ilk bölümünü talepte olduğu gibi yürütülen soruşturma dosyasının içeriğinin incelenip belge örneği alınmasının yasaklanması oldu. Buna göre gazete avukatları veya soruşturma kapsamında yakalanan askeri kişi veya şüphelilerin avukatları haklarındaki soruşturma dosyasını inceleyemeyecek.

MADDELER TUTMADI " Mahkemenin ikinci kararı ise yayın yasağıyla ilgili. Burada ilginç çelişki yaşandı. Savcılık yasak kararlarına anayasanın 13 ve 24.maddelerini dayanak yaptı. 13. madde temel hak ve özgürlüklerin yasayla sınırlanacağını, 24. madde din ve vicdan özgürlüğünü düzenliyor ve iletişim özgürlüğünün sınırlanmasıyla ilgili bir dayanak oluşturmuyor. Savcılığın bu hatasını mahkeme düzeltti ve iletişim özgürlüğünün sınırlanabileceğine ilişkin anayasanın 28. maddesini esas aldı.

PAŞALAR NE SÖYLERSE O " Buna göre Genelkurmay Başkanlığı'nca verilen bilgiler haber olabilecek. Soruşturma tamamlanıncaya kadar medya kuruluşlarının bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama faaliyetleri yasaklı olacak.

TARAF'A İKİNCİ TEHDİT " Genelkurmay Askeri Savcılığı, 12 askerin şehit edildiği Dağlıca baskınıyla ilgili haberleri nedeniyle gazetemiz Taraf'ı "Elinizdeki baskın ihbar raporunu ve diğer belgeleri teslim edin, yoksa biz kolluk kuvvetleri aracılığıyla alırız" diyerek tehdit etmişti. Askeri Savcı Hakim Yarbay Zekeriya Duran, 3 Temmuz 2008 tarihinde Taraf'a gönderdiği yazıda gazetemizin 25 Haziran 2008 tarihli sayısında Dağlıca baskınıyla yayımlanan belgelerin dört gün içinde orijinal halleriyle teslim edilmesini istemişti. Yazıda şöyle denmişti: "TCK 326 (Devletin güvenliğine ilişkin belgeler) ve 339. maddelerindeki (Devlet güvenliği ile ilgili belgeleri elinde bulundurma) suçlar kapsamındaki bu belgelerin temin edilmesi, açıklanması veya deşifre olması ulusal güvenlik açısından hayati öneme haiz olduğu gibi gazeteciliğin de bu suçlar bakımından hukuka uygunluk sebebi teşkil etmeyeceği açıktır."

HUKUKÇULAR: HUKUK ZEMİN KAYBEDİYOR " Eski Cumhuriyet Savcısı Reşat Petek: "Öncelikli olarak olanla, olması gerekeni ayırmamız lazım. Olan duruma baktığımızda Türkiye'de hala yargı birliği sağlanamadığı, emir komuta zinciri içinde mahkemeler devam ettiği için maalasef çıkacak karar hukuka değil, mevzuata uygun oluyor. Olması gereken ise basın özgürlüğü açısından yasak konulmasını gerektirecek konular ulusulararası ilkelerle bellidir. Bunlar genel ahlak, genel sağlık ve kamu düzenidir. Bu durumda da yayın yasağını sivil mahkemeler koyar. Askeri yargının suratle kaldırılması gereken bir çağdayız. Askeri mahkemeler Genelkurmay'ın komuta zinciri altında faaliyet gösteriyor. Toplum 17 evladının şehit olması karşısında açıklama beklerken 'konuşmayın' denmesi hukukla bağdaşamaz. 'Sus deme' hakkı hukukun içinde olamaz. Emir komuta zinciri içinde hareket eden mahkemelerden hukuk ve adalet beklenemez."

" Emekli Askeri Hakim Ümit Kardaş:
"Askeri yargı bizde tartışılamıyor. Askeri mahkemelerin varlık nedeni iç disiplini sağlamaktır. Bizde çok geniş bir yetki alanı var. Bu kadar geniş olduğunda da asker, devlet sırrı, askeri sır güvenlik gerekçeleriyle bu tür kararlar alabiliyor. Gelişmiş ülkelerde askeri mahkemelerin görev alanları dardır. Zaten demokrasi, hukuk, ifade özgürlüğü vesayet altında değildir. Askeri mahkemenin bu kararı alması önemli değildir. Bu kararı sivil mahkeme de alabilir. Burada temel sorun askeri vesayetin tüm alanları kapsamış olmasıdır. Askeri mahkeme sınırlayıcı bir karar alamaz. Bu, halkın haber alma özgürlüğünün kısıtlanmasıdır. Hukuk, demokrasi, ifade özgürlüğü zemin kaybediyor.

STK'LAR: O ELİNİ İNDİR " Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un Taraf'ı hedefe koyarak yaptığı açıklamanın ardından Askeri Mahkeme'nin Aktütün haberlerine yayın yasağı getirmesi Sivil Toplum Kuruluşları (STK) ve basın örgütleri tarafından tepkiyle karşılandı.

APOLETLER SÖKÜLÜR " Genç Siviller üyesi bir grup "Bir kere o elini indir", "Taraf Nokta olmasın" dövizleriyle Taraf önünde toplandı. Burada konuşan Canan Akbay, Başbuğ'a seslenerek, "Öncelikle karşınızdakiler bu ülkenin vatandaşlarıdır. Emir subaylarınız değil. Öyle parmağınızı sallaya sallaya konuşamazsınız" dedi.

BAŞBUĞ'A SORULAR " Çağdaş Gazeteciler Derneği, Parlamento Muhabirleri Derneği, Diplomasi Muhabirleri Derneği, Foto Muhabirleri Derneği, Avrupa Gazeteciler Birliği Türkiye Temsilciliği, Profesyonel Haber Kameramanları Derneği, Turizm ve Çevre Gazetecileri Derneği, Haber-Sen ve Basın Enstitüsü Derneği Ulusal Komitesi de Başbuğ'a "Hangi ifadenin 'başarılı gibi göstermek' sayılacağına kim, nasıl karar verecektir? Neyin eleştiri, neyin 'sınırları aşan eleştiri' olduğunun ölçüsü nedir?" diye soruldu. Mazlum-Der de Bağbuğ'un görevden alınmasını istedi.

"MEDYAYI TERBİTE PARÇASI" " DTP Genel Başkan Yardımcısı Gülay Calap, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un medyayı terbiye etmeye çalıştığını söyledi.
Calap, Meclis Grup Başkanvekili Selahattin Demirtaş, kapatılan Alternatif gazetesinin Ankara Temsilcisi Hüseyin Aykol ile birlikte basın üzerindeki baskılara yönelik basın toplantısı düzenledi. Alternatif ve Kürtçe günlük gazete olan Azadiya Welat gazetelerinin kapatılmasına tepki gösteren Calap, sorular üzerine Genelkurmay'ın halkın gerçekleri öğrenme özgürlüğü ve farklı seslerin kendisini ifade etmesine tahammül edemediğini söyledi.
DTP'li Calap, Başbuğ'un açıklamasının Genelkurmay'ın medyayı terbiye etme uygulamasının bir parçası olarak gördüklerini de sözlerine ekledi.

TARAF