BİBER GAZI KİMYASAL SİLAHTIR YASAKLANMALIDIR…
<input width="800" type="image" height="426" src="/webimage/depremzede-iskur-iscilerine-yine-polis-saldirdic023e8848fd49ea195d0.jpg" /></p>
Van’da sorumluların sorumluluklarını yerine getirmemesinden kaynaklı, insan hakları ihlallerinden bir diğeri olan İŞKUR mağdurlarının işine son verilmesini haksız bulan bir grub STK, onların mücadelesine destek verdiler. Bilindiği gibi kentte 2011 yılında meydana gelen 2 büyük depremin ardından “Toplum Yararına Çalışma Projesi” kapsamında İŞKUR bünyesinde çeşitli kurumlarda işe alınan 7 bin 286 işçinin görevine, -iktidar partisinin mahalli seçimi kaybetmesiyle birlikte- yaklaşık 4 ay önce son verildi. Depremden sonra çeşitli yanlış uygulamalardan dolayı ekonomisi çökme noktasına getirilen kentte, yoksulluğun, işsizliğin insan yaşamını esir aldığı bir süreçte, yaklaşık üç yıldır çalıştırılan ve her dönemde verilen sözlerle oyalanan İŞKUR mağdurları adeta açlıkla terbiye edilmek isteniyorlar. Bu halka hizmet etmek üzere atanan yetkililer de soruna duyarsız davranıp çözüm üretmede hiçbir çaba göstermediklerinden, asgari ücretle çalıştıkları işleri ellerinden alınan işçiler uğradıkları militarist engellemelere rağmen yaklaşık 90 gündür şehrin merkezinde eylem yapıyorlar.
“AFAD” bölgesi ilan edilmeyen Van’da deprem vesilesiyle Toplum Yararına Çalışma Projesi kapsamında işe alınan ve 3 yıldır kadro verileceği sözleriyle oyalanan İŞKUR mağdurları, en son bir grub STK temsilcisiyle birlikte seslerini duyurmak maksadıyla Van’dan Ankara’ya masumane bir yürüyüş başlatmışken yeniden polisin şiddetine maruz kaldılar. Edremit ilçe girişindeki polis kampı önüne kadar ilerleyen gruba, çevrede yoğun güvenlik önlemi alan polis ekipleri izin vermeyerek, orantısız güç kullanarak önlerini kesmeye çalıştı. Her eylemde olduğu gibi bu kez de polisin yoğun gaz ve orantısız güç kullanması neticesinde etkilenen 15 kişi ambulansla hastaneye kaldırıldı. Hastaneye kaldırılanlardan biri de hedef gözetilerek yakın mesafeden yoğun gaza maruz kalan Mazlumder Van Şube Başkanı Yakup Aslan idi. Hastanede yapılan tedavinin ardından hastane bahçesinde bir basın açıklaması yapan Mazlumder ve İHD temsilcileri, yapılan müdahalede hedef gözetilerek gerçekleştirilen bu saldırıyı kınadılar. 12/09/2014 tarihinde suç duyurusunda bulunuldu. Bunun ardından ise STK’lar, Van Adliye Sarayı önünde yaptıkları basın açıklamasıyla polisin orantısız güç kullanmasını kınadılar. Basın açıklamasına Van Baro’su, İHD, MAZLUMDER, Öze Dönüş ve Azadi Hareketi’nden temsilciler katıldı. Yapılan suç duyurusunun metni aşağıda yer almaktadır:
VAN CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA
MÜŞTEKİLER :
1-Yakup Aslan
Mazlumder Van Şube Başkanı Tc No: 1…
2-Ömer Işık
İHD Van Şube Yöneticisi-Tc No: 3…
3-Nevzat YILMAZ-Tc No: 1…
4-Feyat AKBAR-Tc No: 5…
5-Ekrem SEÇKİNER-…
6-Medeni EREN-2…
7-İshan TARHAN-1…
8-Abuzeyit ÖZDEMİR-2…
9-Abdullah SURKİN-4…
10-İkram ZENGİN-6…
11-Vahap OFLAS-2…
12-Habib ÇINARLI-4…
13-Fethi GÖRGEÇ-4…
ŞÜPHELİLER: 10.09.2014 tarihinde suça karıştığı tespit edilen kamu görevlileri
SUÇ: Gösteri Yapma Hakkını Kullanan,kişilere karşı Kimyasal maddeler içeren gaz bombası kullanma,Kasten Yaralama,Kamu Güvenliğinin Kasten Tehlikeye Sokulması (TCK. 170)
AÇIKLAMALAR:
1-İş-Kur bünyesinde görev yapan yaklaşık 7286 işçi Haziran 2014 tarihi itibariyle işlerine son verilmiştir.İşçiler, tekrar işe alınmak üzere tepkilerini barışçıl bir biçimde ifade etmişlerdir.Feqiye Teyran parkında ki, protesto hiçbir problem yaşanmadan hala devam etmektedir.İşçiler,seslerini hükümete,kamuoyuna duyurmak üzere Ankara’ya yürüyüş yapılması yönünde karar almışlardır.Yürüyüş başladıktan bir süre sonra güvenlik görevlileri sert bir müdahalede bulunmuş başta işçiler olmak üzere Mazlum-Der Van Şube başkanı Yakup Aslan,İHD temsilcisi Ömer Işık atılan gaz bombalarından yaralanarak Van Bölge Araştırma Hastanesine kaldırılmışlardır.Gaz, topluluğu dağıtmaya yönelik değil de yakın mesafede bazı mağdurlar hedef gözetilerek yüzlerine sıkılmıştır.Yine 06.09.2014 tarihinde yapılan başka bir protesto eyleminde olayları izleyen basın mensuplarına yakın mesafeden gaz sıkılmıştır.Belirtilen eylem,Anayasada yer alan ve Uluslararası Sözleşmelerle İç Hukuka girmiş olan Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme, Düşünceyi Açıklama Özgürlüğü şeklindeki demokratik tepki hakkının kullanılmasından başka bir şey değildi.Polis, rastgele insanları yaralamak,üzere hedef gözeterek gaz kullanmıştır.Yüzlerce metre uzağa yayılan biber gazları nedeniyle, özellikle güçsüz ve direnci zayıf olan birçok yurttaş da bu durumdan etkilenmişlerdir.
2-Uzmanların açıklamalarına göre; Toksin içerikli bir madde olarak kullanıldığında “… göz yaşartıcı gazlar ile temas olduğunda vücutta erken dönemde meydana gelen sağlık sorunları şöyledir; kimyasala maruziyetten 10-30 saniye sonra bulgular görülmeye başlar. Hızla göz, burun, üst solunum yolu mukozası inflame olur, ödem gelişir. Gözde; göz yaşarması, kızarıklık, konjunktival inflamasyon, ağrı, deride; kaşıntı, kızarıklık, eritem, ödem, alerjik dermatit, soyulma, yanma hissi; Solunum sisteminde; burunda irritasyon, burun akıntısı, bronşlarda daralma, boğazda yanma hissi, öksürük, hapşırma, kısa kısa soluma görülmektedir. Sistemik ve akut etkileri; oryantasyon bozukluğu, panik, motor koordinasyon kaybı, bulantı kusma, diare, akut akciğer ödemi, ciddi solunum sıkıntısı, solunum durması, hipertansiyon atağı gibi etkiler yaratabilmektedir. Yanı sıra santral sinir sisteminde de hasarlar olabilmekte ve meydana getirdiği kardiyak ve solunum semptomlarına anksiyete ve panik atağa neden olduğu bildirilmektedir. Yoğun kullanımında ya da kalp yetmezliği nefes alma ile ilgili çeşitli rahatsızlığı olanlarda doğrudan ölümcül etkileri vardır.”
Yalova’da polisin kullandığı Biber Gazı’na maruz kalan bir gencin ölümünden sonra Türk Tabipler Birliği tarafından yapılan 30 Mayıs 2012 tarihli açıklamada şöyle denilmişti:
“Bir kez daha yineliyoruz; Biber gazı sağlığa zararlıdır. Ciddi göz hastalıkları, astım ve akciğer ödemi, hipertansiyon ve kalp yetmezliği, beyin kanamasına neden olur. Biber gazı öldürür. Biber gazına maruz kalmak; kalp ve solunum sistemini etkileyerek öldüren bir dizi mekanizmayı tetiklemektedir. Biber gazı silahtır. Topluluklara fütursuz ve yoğun kullanımda; gazı içinde barındıran düzenek (kanister) yaralanmasına bağlı olarak öldürmektedir. Biber gazı uygulanmasında sorumluluğu olan her kademeden görevlinin ölüme sebep olmaktan soruşturulması ve cezalandırılması gerektiği düşüncemizi kamuoyuna duyururuz.”
Son olarak; Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından hazırlanan 12/09/2013 tarih ve 54014131/6233 sayılı “UZMAN GÖRÜŞÜ”nde de Polisin göstericilere karşı kullandığı gazın etkileri şöyle tanımlanmıştır:
“Anabilin dalımıza 09.09.2013 tarihinde Adana Milletvekili Ümit Özgümüş imzası ile verilen dilekçede; “08.09.2013 günü gösteri yapan kalabalığa müdahale eden polisin TOMA’lardan sıktığı renkli su, birçok vatandaşın vücudunun yanmasına ve kasılma nöbeti geçirmesine neden olduğu, müdahaleye maruz kalan Onur Can Taşdemir’in gömleğinin ve ekte sunulan hastane raporunun incelenerek sıkılan madde içeriğinin ne olduğu konusunda rapor düzenlenmesi” istenmektedir.
“Onur Can Taşdemir’e ait Özel Adana Hastanesinin 08.09.2013 tarih ve 18283 sayılı adli rapor formu ile şahsa ait olduğu belirtilen poşet içerisinde ıslak beyaz gömlek toksikolojik incelemeye alındı.
“Literatür incelemesinde. Oleoresin capsicumun. Kırmızımsı kahverengi renginde, yağımsı sıvı şekilde olduğu, suda çözünmediği, sadece metanol, aseton, kloroform vb. çözücülerde çözüldüğü. Capsaicin yapısında iki önemli analoğu olan: dihydrocapsaicin ve nordihydrocpsaicin bileşenlerine sahip olduğu belirtilmektedir.
“Ayrıca maruz, kalanlarda, maruz kalmanın şiddeti ve süresine bağlı olarak değişen klinik bulgular olduğu, bunların gözlerde (yanma, yaşarma, blefarospazm…), solunum yollarında (burun, boğaz yanmasından öksürük krizi ve nefes darlığına, apne nöbetine…), ciltte (yanma ve ağrı hissinden akut ağrılı eritemaya) semptomlar oluşturduğu, hatta bazı olgularda ölüme neden olduğu belirtilmektedir.
“Gömleğin analizinde: Vaerenbergh’in (2011)’de yaptığı analiz metodu modifiye edilmiştir. Şâhısa ait gömleğin belli noktalarından alınan örneklem kloroform ile ekstrakte edildikten sonra, Gaz kromatografi-Kütle Spektrometresinde analiz edilmiş ve gömlekte dihydrocapsaicin tespit edilmiştir.”
Görüldüğü gibi, bilimsel olarak sağlığa zararlı olduğu, altta yatan kimi hastalıkların varlığında ölümcül sonuçlar yaratabildiği bilinen biber gazının toplumsal olaylarda fütursuzca kullanılıyor olması başlı başına bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. İnsan sağlığını bu derece yakından ilgilendiren bir konuda başta Türk Tabipler Birliği olmak üzere ulusal ve uluslararası birçok kurum ve kuruluşun tehlikeye dikkat çeken uyarıları ve şikâyetleri olduğu halde güvenlik görevlileri hala sınırsızca gaz kullanılmaktadır.
1972 yılında 167 ülke tarafından imzalanan Cenevre Antlaşması’na göre; biber gazının başka ülke halklarına karşı kullanılması yasaklanmıştır. Bu antlaşma 4 Nisan 1997 tarihinde kabul edilen “Kimyasal Silahların Geliştirilmesinin, Üretiminin, Stoklanmasının ve Kullanımının Yasaklanması ve Bunların İmhası ile İlgili Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun” TBBM tarafından onaylanmış ve 10 Nisan 1997 tarih ve 22960 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve iç hukuk normu halini almıştır.
Ülkemizde biber gazı kullanımı AİHM defalarca taşınmıştır.Örneğin 2006 yılı Mart ayında, Diyarbakır’da yapılan bir eylem sırasında, burnuna biber gazı kapsülü isabet eden 13 yaşındaki Abdullah Yaşa’nın yaptığı başvuruda Mahkeme, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin işkencenin, insanlık dışı ve kötü muamelenin yasaklanmasına ilişkin 3. maddesini ihlal ettiğine hükmetti.
Yine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi; Polisin göstericilere hukuka aykırı olarak uyguladığı şiddete ilişkin Subaşı ve Çoban/Türkiye kararında (09.07.2013, Başvuru no: 20129/07) da; başvurucuların maruz kaldıkları şiddetin insanlık dışı muamele olduğu ve savcılık tarafından etkin soruşturma yapılmadığı gerekçeleriyle Sözleşmenin 3. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Bu kararın devamında mahkeme;
* Sözleşme’nin 3. maddesi: “Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.” demiştir.
* Mahkemeye göre, 3. madde demokratik toplumun en temel değerlerinden birini içermektedir. Sözleşme, koşullar ve mağdurun davranışı ne olursa olsun, işkenceyi ve insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya cezayı mutlak terimlerle yasaklamaktadır.
Kötü muamelenin Sözleşme’nin 3. maddesi kapsamına girebilmesi için asgari bir ağırlık düzeyine ulaşması gerekmektedir. (Labita vs. İtalya, 06 Nisan 2000, Başvuru no: 26772/95)
* Somut olayda, Mahkemeye göre 01.05.2006 tarihinde İzmir Barosu tarafından çekilen fotoğraflarda görülen yara izleri ile (cop izi özellikle belirtilmiş) mağdurların aynı tarihte aldıkları sağlık raporları örtüşmektedir, Sunulan fotoğraflar ve sağlık raporlarına göre, mağdurlar üzerinde çeşitli yara, çizik ve şişlikler, atılan biber gazından dolayı bulantılar ve psikolojik rahatsızlık belirtileri bulunmaktadır.
* Sözleşme’nin 3. maddesi çerçevesinde, güç kullanımı ancak zaruri olduğu hallerde gerçekleşmeli ve aşırı olmamalı / orantılı olmalıdır. (Rehbock vs. Slovenya, 28 Kasım 2000, Başvuru no: 29462/95)
Görüldüğü gibi, basit bir eylemde polisin kullandığı biber gazlı müdahaleleri AİHS’nin 3. Maddesinde öngörülen; “Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz” hükmüne aykırı olduğu AİHM kararları ile sabittir.
Sonuç olarak; yukarıdan beri açıklandığı üzere, insan sağlığına zararları ve öldürücü etkisi bilimsel olarak kanıtlanan Biber Gazının ve gaz bombasının kullanılması, bunun yanında, yurttaşın demokratik haklarını kullanmasının engellenmesi, kanunsuz emirler verilmesi ve bu emirlerin uygulanması, şüphelilerin 10/09/2014 tarihinde yapılan müdahalede yukarıda belirtilen suçları işlediklerini göstermektedir. Bu nedenle yargılanmaları için işbu suç duyurusunu yapma zorunluluğu doğmuştur.
SONUÇ ve İSTEM: Yukarıda açıklandığı üzere öncelikle;
1- Gerek internetten gerekse yazılı ve görsel basında çıkan güvenlik görevlilerine ilişkin bilgilerin temini açısından medya kuruluşlarından tüm video, resim ve haberlerin istenmesine,
2- Soruşturma sırasında ortaya çıkabilecek ve resen takdir edeceğiniz diğer şüpheliler hakkında da işlem yapılması ile delillerin kaybolmaması için olay yeri görüntülerinin temini için derhal emniyet görevlilerine yazı yazılmasına,
Sonuçta da şüpheliler hakkında soruşturma başlatılarak, iddianame düzenlenip anılan maddelerden yargılanmaları ve cezalandırılmaları için kamu davası açılmasını vekâleten dileriz. 11/09/2014
Eki :
13 Adet Hastane Giriş Belgesi
Şikâyetçi Şikâyetçi
Yakup ASLAN Ömer IŞIK
(MAZLUMDER Şube Başkanı) (İHD Van Şube Yöneticisi)
<input width="600" type="image" height="800" src="/webimage/1531808_10152680239698695_7687389816009074983_n (1)(2).jpg" /><br />
<input width="800" type="image" height="481" src="/webimage/Yeni Resim (3).jpg" /></p>
<input width="800" type="image" height="413" src="/webimage/Yeni Resim (1).jpg" /></p>
<input width="800" type="image" height="426" src="/webimage/depremzede-iskur-iscilerine-yine-polis-saldirdic023e8848fd49ea195d0(1).jpg" /></p>
<input width="450" type="image" height="800" src="/webimage/10007491_10204016819172374_8045922910829101737_n.jpg" /></p>
<input width="800" type="image" height="450" src="/webimage/10675590_10204018125885041_4063719748448424030_n.jpg" /></p>
<input width="960" type="image" height="720" src="/webimage/10590574_10152683616848695_7734346967235461399_n.jpg" /></p>
<input width="800" type="image" height="504" src="/webimage/1908410_728057190593932_7943729564591805681_n.jpg" /></p>