Basın Açıklamaları

Barışı Tehdit Eden Irkçı Yaklaşımlara Karşı Dikkatli Olunmalıdır

Barışı Tehdit Eden Irkçı Yaklaşımlara Karşı Dikkatli Olunmalıdır
Barışı Tehdit Eden Irkçı Yaklaşımlara Karşı Dikkatli Olunmalıdır

MAZLUMDER Genel Sekreteri Recep Karagöz, son günlerde meydana gelen ırkçı uygulamalara karşı aşağıda yer alan basın açıklamasını yapmıştır.

 

Barışı Tehdit Eden Irkçı Yaklaşımlara Karşı Dikkatli Olunmalıdır 

Türkiye’nin iç barışını aradığı mühim bir süreçten geçiyoruz. On binlerce cana mal olmuş, büyük travmalar yaratmış ve toplumsal hafızalarda derin yaralar bırakmış bir soruna; hak,  eşitlik ve özgürlük temelinde bir çözüm arıyoruz. Böyle bir çözüm sürecinden geçerken, soruna değen her bir olayın büyük bir ehemmiyet arz ettiği kesinlikle unutulmamalıdır. 

Bir hafta içinde meydana gelen üç olay, sorunun tek boyutlu olmadığını ve çözümün de tek boyutlu geliştirilemeyeceğini yeniden hatırlatmış bulunuyor. İlk olarak, Antalya'nın Kaş ilçesinde bir grup tarafında darp edilmesi sonucu beyin kanaması geçiren 20 yaşındaki Mahir Çetin, hayatını kaybetti. Kavgada başına şişe vurularak darp edilen Vedat Çetin, olay esnasında gruptan kendilerine yönelik “pis Kürtler” şeklinde bir halkı aşağılamaya dönük ırkçı nitelik taşıyan bir ifade kullanıldığını iddia ederken, mülki amirler tarafından kamuoyuna “alkollü 2 grubun arasında çıkan kavga” olarak bildirilen olayın ardından Kaş Emniyet Müdürlüğü’nce gözaltına alınan 7 kişiden biri tutuklandı. 

Bu tür olayların mülki amirler tarafından hassasiyetle takip edilerek etkin soruşturmayla aydınlatılması önem arz etmektedir. 

Ankara’da meydana gelen olayda ise iki komşu aile arasında çocukların gürültüsüyle başlayan sözlü tartışma, kısa bir zaman içinde kavgaya dönüşmüştür. Malazgirtli aile, bir grup tarafından evlerine saldırıldığını ve bu esnada kendilerine yönelik “Siz Kürtleri buradan çıkaracağız, evinizi başınıza yıkacağız” tehdidinde bulunulduğu iddia etmektedir. Olayın devamında ise aileyi korumaya çalışan İkram Cengiz adlı başka bir vatandaşın, evine açılan ateş sonucu yaralandığı ve yoğum bakıma alındığı ifade edilmektedir. 

Konuyla ilgili üçüncü olay ise Diyarbakır'ın Lice ilçesine bağlı Yalaza köyünde yaşandı. Yapımına bir yıl önce başlanan ve Kürtçe eğitimin verileceği belirtilen okul inşaatıyla ilgili yapılacak tespit çalışması için, iddialara göre sabah saat 05.00 sularında tank ve helikopter destekli 30 araçlık zırhlı bir konvoyun bölgeye intikal etmesi, köy sakinleri tarafından “yıkıma gelindiği” şeklinde bir tedirginlik yaratmıştır. İddiaya göre bu esnada askerlere kırsal alandan ateş açılınca, ateşin geldiği yöne ateş ile karşılık verilmiş; yaşanan gerginlikte herhangi bir yaralanma ya da can kaybı vuku bulmamıştır. 

Bu gelişmeler, çözüm sürecinde toplumsal barışa giden yolun ne kadar hassas adımlarla alınması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Basit kavgaların dahi hızla Kürt kimliğine yönelen kolektif bir saldırganlığa dönüşebilmesi, dikkate değer bir durumdur. MAZLUMDER olarak devlet politikalarında bu sorunun ağırlığına uygun olarak acil tedbirlerin geliştirilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Özellikle eğitim sisteminin ırkçı, ayrımcı ve ötekileştiren her türlü anlayıştan ve uygulamadan hızla arındırılması gerekmektedir. Aynı husus, medya yayınları açısından da gereklidir. 

12 Eylül askeri darbesinin yıldönümünde hatırlatmak isteriz ki, 1980’den bugüne verilen kayıpların yaraları, yaşanan acıların izleri bölge halkı için hâlâ kapanmış değildir. Çözüm için zaman kadar ihtiyaç duyulan diğer bir şey ise eşitliktir. Kalıcı çözüm arayışlarının şiddeti sonlandırarak; Kürt kimliğine, temel hak ve özgürlüklerine karşı adaleti sağlayacağına dair ümidi güçlendirdiği göz önüne alınırsa, gerek bugün gerekse önümüzdeki süreçte bölgede gerilime yol açabilecek uygulamalarda çok daha dikkatli davranılması gerektiği daha iyi anlaşılacaktır. Bu dikkat ve hassasiyetin karşılıklı gösterilmesi gerektiğini de hatırlatmak istiyoruz.

 

Recep KARAGÖZ

MAZLUMDER Genel Sekreteri