Basın Açıklamaları

Barış Mitingine Yapılan Saldırıyı Lanetliyoruz

Barış Mitingine Yapılan Saldırıyı Lanetliyoruz
10 Ekim 2015 tarihinde Ankara'da Barış Mitingi öncesi yaşanan iki patlamada yüzden fazla kişinin yaşamını yitirdiği ve 100' den fazla yaralının olduğunu üzüntüyle öğrendik

 

Basına ve Kamuoyuna;

 

10 Ekim 2015 tarihinde Ankara'da Barış Mitingi öncesi yaşanan iki patlamada yüzden fazla kişinin yaşamını yitirdiği ve 100' den fazla yaralının olduğunu üzüntüyle öğrendik. Bilindiği gibi “Barış Süreci”nin sonlandırılmasından beri ülkemizde büyük can kayıpları yaşanmış ve annelerin gözyaşları hiç dinmemiştir. Kobanê çocuklarına oyuncak götürmek veya oradaki inşaat işlerinde çalışmak üzere toplanmış gençlerin Suruç’ta katledildiği olaydan sonra, ülkenin en güvenli yeri olması gereken Ankara’nın merkezinde yüzden fazla insan katledildi ve yaralandı. “Oluk oluk kan akacak” diyebilen tescilli mafya lideri Sedat Peker’in Rize’de düzenlemiş olduğu mitinge olağanüstü güvenlik tedbiri alan yetkililerin, barış adına yapılan gösteride herhangi bir tedbir almaması ve buna ilave olarak Başbakan yardımcısı Tuğrul Türkeş’in "Orada güvenlik önlemlerinin alınmaması bir zafiyet değildir" demesi bizce manidardır. Yine aynı şekilde güvenlik zafiyetinin olup olmadığı konusunda İçişleri bakanına sorulan bir soruya: “Herhangi bir güvenlik açığının olduğunu düşünmüyorum. Sıhhiye alanında gerekli tüm güvenlik önlemleri alınmıştır” demesi de olayın vahametini göstermesi açısından ilginçtir. Bu söylemlerin tersine, herhangi bir güvenlik tedbirinin olmaması ve miting alanına girenlerin bugüne kadar rutin olan uygulamaların aksine, aranmadan girebilmesi hiçbir güvenlik tedbirinin alınmadığını göstermiştir. Aynı şekilde güvenlik güçlerinin patlamadan sonra yaralıların üzerine gaz ve tazyikli su sıkması, nasıl bir güvenlik anlayışına sahip olduklarının göstergesidir. Bir ülkenin başkentinde canlı bombaların bu şekilde rahatlıkla dolaşabilmesi, bir istihbarat ve güvenlik zafiyetini ortaya koymaktadır.

Başka ülke liderlerine, “Biz siyasiler ülkemizde işlenen cinayetlerden sorumluyuz, tavrımızı ortaya koymak zorundayız. Çünkü halk bize oylarını verirken ‘benim mal güvenliğimi, can güvenliğimi sağlayacaksın’ diye veriyor” şeklinde demeçler veren ülke yöneticileri, aynı duyarlılık ve hassasiyeti bu ülke için de göstermeli değil mi? Buradan anlaşıldığı üzere yetki beraberinde sorumluluk getirir. Sorumluların hesap vermesi gerekmektedir.

Bu olayın gerçek failleri ortaya çıkarılmalı ve sorumlular adalet önünde yargılanmalıdırlar. Bunu yaparken daha önceki Reyhanlı, Diyarbakır, Suruç olaylarındaki soruşturmaya getirilen gizlilik kararları olayların açığa çıkmasına yönelik bir fayda sağlayamamış, aksine kamu vicdanında soru işaretleri bırakmıştır ve asıl faillerin de henüz ortaya çıkarılmadığı görülmektedir. Bu durum da cinayet şebekelerinin, yeni eylemlere tevessül etmesinde açıkça cesaretlendirmektedir. Sorumlu olanlar sorumluluğunu yerine getirmediği için bunun hesabını verip, istifa etmelidir. Hükümet; failleri, göz yumanları, güvenlik zafiyetine sebep olanları etkin, adil ve hızlı bir soruşturma ile açığa çıkarmalıdır.

Patlamada yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Bu vahşeti planlayan, uygulayan ve bunda payı olanları lanetliyoruz!

 

Van Mazlumder Şubesi