Basın Açıklamaları

AYRICALIĞA DA AYRIMCILIĞA DA SON VERİLSİN

AYRICALIĞA DA AYRIMCILIĞA DA SON VERİLSİN

ANKARA CUMHURIYET BAŞSAVCILlĞI'NA

ANKARA

MÜŞTEKİ : İnsan Hakları Ve Mazlumlar için Dayanışma Derneği Adına Adına Genel Yönetim Kurulu Üyesi Ali DALAZ

ŞÜPHELİ : Vecdi GÖNÜL

ADRES Milli Savunma Bakanlığı Çankaya/Ankara.


SUÇ : TCK 'nın 122. madde Ayrımcılık suçu, 215.madde suç ve suçluyu övme


SUÇ TARİHİ: 10.11. 2008


DELİLLER : 1.11.2008 Tarihli Taraf Gazetesi

OLAYLAR : 1- Şüpheli Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanlığı görevinde yürütmektedir. Böyle makamların toplum nezdinde bir itibar ve nufuzu olduğu açıktır. Şüpheli 10.10.2008 tarihinde Türkiye'nin Brüksel Büyük elçiliğinde düzenlenen resepsiyonda yapmış olduğu açıklamada "Ermeniler ve Rumlar Türkiye'de kalsaydı bugün acaba milli bir devlet olabilir miydik?...... Bugün dahi Güneydoğu'da verilen mücadelede bu nation building'de kendilerini mağdur sayanların katkısını, özellikle tehcir sebebiyle mağdur sayanların katkısını reddedemeyiz. O halde (Türkiye'nin) gerçekten çağdaş, medeni ve aydınlanmış insanların ülkesi olabilmesinde Cumhuriyet'in başlangıcındaki prensipler çok önemliydi." Sözleriyle Osmanlı bakiyesi olan Türkiye toplumundaki farklı etnisiteleri arasında ayrımcılık yapılmasını meşru göstererek o dönemde yapılmış ayrımcılığı övmüştür.

2-Şüpheliden sadır olmuş bu sözlerin ayrımcılığın farklı bir formatı olduğu açıktır. Ayrımcılık, insan haklarını meydana getiren temel değerlere topyekün yapılmış bir saldırı niteliğindedir.

Günümüzde ayrımcılık değişik formlarda halen devam etmektedir. BM İnsan Hakları Komitesi, 1989 yılındaki otuz yedinci oturumunda yaptığı 18 nolu Genel Yorumda, "Her Türlü Irk Ayrımcılığının Tasfiye Edilmesine Dair Uluslararası BM Sözleşmesinin" 1. maddesindeki "ırksal ayrımcılık" ve yine "Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Tasfiye Edilmesine Dair BM Sözleşmesinin" 1. maddesindeki "kadına karşı ayrımcılık" tanımlarına atıfta bulunarak, ayrımcılığa ilişkin aşağıdaki tanımı geliştirmiştir: "Komite Sözleşmelerde kullanılan 'ayrımcılık' teriminin ırk, renk, cinsiyet, dil, din, politik ya da diğer görüşler, ulusal ya da sosyal köken, mülkiyet, doğum ya da diğer statüler gibi herhangi bir zemin üzerine dayandırılan, ve bütün hak ve özgürlüklerin eşit ölçüde bütün kişiler tarafından tanınmasını, kullanılmasını veya yararlanılmasını kaldırma veya zayıflatma amacına sahip, herhangi bir ayırma, dışlama, kısıtlama veya üstünlük tanıma olarak anlaşılması gerektiğine inanmaktadır.

3- Türkiye'nin üye olduğu Avrupa Konseyinin bir komitesi olan Irkçılığı ve Ayrımcılığı Önleme Komitesi (ECRI)'nin yukarda zikredilen tanımlamaya göre şüpheliden sadır olan bu sözlerin ayrımcılığı meşru gösterdiği açıktır.

4- Şüphelinin bu davranış ve tutumu, Avrupa İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesine Ek 12 Nolu Protokol'ün 1. maddesinde tanımı yapılmış bulunan ayrımcılık fiilini işlediğini söylemekte mümkündür. Sözleşme ayrımcılığı genel olarak yasaklamaktadır.Şöyleki;
"Madde 1-Genel olarak ayrımcılığın yasaklanması

4.1-Kanunda öngörülen haklardan yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasi veya başka görüşler, ulusal ya da sosyal köken, ulusal bir azınlığa mensubiyet, servet, doğum veya başka bir statüden kaynaklanan herhangi bir nedenle ayrım yapılmaksızın sağlanır.

4.2-Kimse, herhangi bir kamu otoritesi tarafından, 1. fıkrada sayılan gerekçelerle ayrımcılığa tabi tutulamaz. Denilmiş olmasına rağmen şüpheli yapılmış bulunan ayrımcılığı meşru göstermiştir.

5- Şüpheliden sadır olmuş söz konusu bu sözler aynı zamanda 5237 sayılı yasanın 122.maddesinde tanımı yapılmış bulunan bir suçu överekte 5237 sayılı yasada tanımı yapılmış olan "suç ve suçluyu övme" suçunu da işlediği açıktır.

.

6-Şüphelinin sarfettiği sözlerle hem TCK'da tanımı yapılmış bulunan ayrımcılık suçunu hemde suç ve suçluyu övme suçu işlediği kanaatindeyiz. Şüpheli bu sözleriyle aynı zamanda anayasanın 10.maddesinide ihlal etmiştir.

Şüphelinin sözleri aynı zamanda anayasanın90.maddesinin son fıkrası ile en üst norm haline getirilmiş bulunan yukarda zikredilen uluslararası sözleşmelerede aykırılığı açıktır.

SONUÇ ve İSTEM: Yukarıda izah ettiğimiz sebeplerden dolayı; Şüpheli hakkında 5237 sayılı yasanın 122 ve 215. maddelerde tanımı yapılmış bulunan suçlardan dolayı hakkında kamu davası açılmasını dilerim. / /2008

MÜŞTEKİ
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği

Adına Genel Yönetim Kurulu Üyesi

Ali DALAZ

Ek:

1-11.11.2008 Tarihli Taraf gazetesi