İstinye Polis Merkezi tarafından gözaltına alınan ve Metris Cezaevi'nde ölen Engin Çeber olayıyla ilgili iki ayrı soruşturmanın dışında İçişleri Bakanlığı da idari soruşturma başlattı. İçişleri Bakanlığı'nın görevlendirdiği müfettişlerin verdiği ön rapora göre "Engin Çeber'e işkence iddiasını doğrulayacak herhangi bir kanıta rastlanmadı."
KESİNTİSİZ İŞKENCE " Ancak Çeber'in işkence gördüğü, avukatı Taylan Tanay'ın hukuk diliyle 'temadi kesilmemiş' yani gözaltına alındığı 28 eylülden, beyin ölümünün gerçekleştiği 7 ekim tarihinde Şişli Etfal Hastanesi'ne kaldırılıncaya kadar kesintisiz işkence gördüğü tanık beyanları dışında doktor raporlarında da tespit ediliyor.
BAŞINDA ŞİŞLİK " Gözaltında tutulduğu sürece Çeber'e 'zorunlu doktor kontrolü' sırasında dört kez ve iki ayrı yerden verilen raporlarda darp ve cebir belirtileri tanımlanıyor. Çeber'in 28 eylülde saat 17.40'da götürüldüğü İstinye Devlet Hastanesi'nden verilen ilk raporda, üst dudak, sol göz kapağı, sağ diz ve sağ dirsekteki zedelenmeler belirtilerek, baş kısmında da 4x5 cm'lik şişlik olduğu yazılıyor.
İSTİNYE'DEN ŞİŞLİ'YE " Ertesi gün yani ayın 29'unda saat 01.20'de götürüldüğü aynı hastaneden verilen ikinci raporda bulguların daha da arttığı görülüyor. İlk rapordakilerin yeniden yazılmasının yanısıra örneğin sağ göz kapağında da ezik olduğu gibi tespitler eklenerek, baş ve sırt ağrısı nedeniyle MR çekilmesi uygun bulunuyor. Hatta muayeneyi yapan doktor, Çeber'in nezarethaneye konmasının sakıncalı olup olmadığına dair adli tıp görüşünün gerekliliğine işaret ediyor. Durumunun iyi gözükmemesi üzerine, avukatları tarafından tam teşekküllü bir başka hastanede muayeneden geçirilmesi talebi üzerine bu kez saat 02.45'de Şişli Etfal Hastanesi'ne götürülüyor. Burada verilen raporda ise başındaki şişlik ve önceki işkence izlerinin bazıları yazıldıktan sonra 'acil cerrahi girişimi gerektirir bir durum olmadığı' saptaması yapılıyor ama MR gibi ileri tetkiklerin hiçbiri yapılmadan nezarethaneye geri gönderiliyor.
RAPORLARI OKUMAMIŞLAR " Yine aynı gün bu kez öğlen saatlerinde 12.20'de yeniden götürüldüğü İstinye Devlet Hastanesi'ndeki doktor ise Engin Çeber'i gördükten sonra yeni bir işkence izine rastlanmadığını belirtse de, baş ve sırt ağrısından yakındığını rapora ekliyor.
Avukat Taylan Tanay, Çeber'in cezaevine geldiğinde üstündeki işkence izlerini gören ve kendi yakınmalarını dinleyen tanıkların ifadeleri dışında bu raporları da kanıt saymayan İçişleri Müfettişleri'ni eleştirerek, "Anlaşılan ya okumamışlar, ya okuduklarını anlamamışlar. Sadece polisleri dinleyerek kanaat oluşturmuşlar" dedi.
MÜFETTİŞ RAPORU: POLİS ÇEBER'İ DÖVMEMİŞ " İçişleri Bakanlığı'nın Engin Çeber'in ölümüne neden olan işkencenin karakol boyutuyla ilgili incelemesi tamamlandı.
Edinilen bilgiye göre; iki müfettişin Çeber'e karakolda kötü muamelede bulunulduğuna dair herhangi bir bulguya rastlayamadı. Hazırladıkları ön inceleme raporunu İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı'na sunan müfettişlerin, Çeber'in ölümüyle ilgili karakolda görevli herhangi bir polis hakkında idari soruşturma açılmasına bile gerek görmedikleri bildirildi. Müfettişler, ilki sorgu öncesinde ikincisi 24 saat sonrasında ve üçüncüsü de adliyeye çıkarılma aşamasında adli tıptan rapor alınmasını ve bu raporlarda darp saptaması bulunmamasını polisleri aklamaya yeterli saydılar. Müfettişler ayrıntılı raporlarını daha sonra hazırlayacak.
GÜVENCE SAĞLANIRSA TANIKLAR KONUŞUR " Çeber'le birlikte gözaltına alınan Özgür Karakaya, Cihan Gün ve Aysun Baykal'ın doktor muayenelerinde de, çeşitli darp izlerinin yanı sıra boyun ve ense de darp izleri tespit edildiğine dikkat çeken Avukat Taylan Tanay, doktorların sorumluluklarını gereği gibi yerine getirmediğini söylüyor. Çeber'in, MR başta olmak üzere ileri tetkikleri yaptırılmadan polislerle tekrar nezarethaneye gönderilmesinin kabul edilemez olduğuna dikkat çekiyor ama, "doktorların üzerinde de baskı olabileceği gerçeğini de göz önünde bulundurmak lazım" diye de ekliyor. "Nitekim aynı şey tanıklar için de geçerli. Soruşturma ve muhtemel dava sırasında infaz memurlarının rahatça ifade verebilmesi için, bizzat Adalet Bakanı ve diğer yetkililer tarafından kendilerine güvence verilmeli" diyen Avukat Tanay, Bakırköy ve Sarıyer Cumhuriyet Savcılığı'nın iki ayrı soruşturma yürütmesindeki yanlışlığa da dikkat çekerek şunları söylüyor: "Yasaya göre olayın son bulduğu yer Metris olduğu için sadece Bakırköy Savcılığı soruşturmayı yürütmeye yetkilidir. Nitekim Bakırköy, Sarıyer'den bütün evraklarla birlikte nezarethane ve MOBESE kayıtlarını istedi. Yani jandarma ve infaz memurlarının yanısıra polisler hakkındaki soruşturma da Bakırköy Savcılığı'nca yürütülecek."