Sayın Prof. Dr. Zafer ÜSKÜL 22.12.2008
TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanı
TBMM Tören Salonu üstü
Bakanlıklar 06543 ANKARA
İLGİ:
a) 19.09.2008 tarihli yazımız
b) 26.11.2008 tarihli A.01.1.İHK/2335 sayılı yazınız
Komisyon Başkanlığınıza yaptığımız başvurumuza göstermiş olduğunuz ilgi ve konuyu araştırmaya yönelik özenden ötürü teşekkür ederiz.
1- 12.09.2008 günü gerçekleşen ilk sınırdışı olayından sonraki gelişmeler:
Öncelikle belirtmek isteriz ki; söz konusu 24 Özbek sığınmacı 19.09.2008 tarihli yazımızdan sonraki bir tarihte kendi imkanlarıyla ve kendilerini alıkoyan kişilere 5.000 USD fidye bedeli ödemelerine müteakip yeniden Türkiye'ye giriş yapmışlardır. Mağdur sığınmacılar BMMYK Van Temsilciliğine giderek durumlarını anlattıktan sonra Van'da konu hakkında çalışma yürüten Van Barosu Başkanı Av. Ayhan ÇABUK, İnsan Hakları Derneği (İHD) Van Şube Başkanı Av. Cüneyt CANİŞ ve İnsan Hakları ve Mazlumlarla Dayanışma Derneği (Mazlum Der) Van Şubesi Başkanı Av. Abdülbasit BİLDİRİCİ ile Van Barosu toplantı salonunda bir araya gelmiş ve başlarına gelenleri ayrıntılı olarak anlatmışlardır.
Bu anlatımlarda;
- Sınırdışı işlemi yapılmak üzere kendilerinin "kırtasiye yardımı yapılacağı" belirtilmek suretiyle kandırılarak Van Emniyet Müdürlüğü'ne davet edildiklerini;
- Buradan zorla sınır bölgesine götürüldüklerini;
- Burada rütbeli ve rütbesiz askerler ve bazı polisler tarafından dövüldüklerini ve hakarete uğradıklarını, sınırı geçmemek üzere direnmeleri üzerine eş ve kızlarına tecavüzle tehdit edildiklerini;
- Ancak bundan sonra zorla Türkiye-İran sınırındaki insansız bölgeye sürüldüklerini;
- Herhangi bir İranlı yetkiliye teslim edilmediklerini ve başkaca birçok ayrıntıyı anlatmışlardır. (İlgili üç kuruluş tarafından hazırlanan ve bu anlatımları içeren 28.09.2008 tarihli "Sınırdışı edilen Özbek mülteciler" raporunu ekte bilgilerinize sunuyoruz.)
2- Aynı Sığınmacı grubun 11 Ekim 2008 tarihinde maruz kaldığı ikinci hukuka aykırı sınırdışı olayı:
İlk sınırdışı olayından yaklaşık 1 ay sonra 11.10.2008 tarihinde aynı Özbek sığınmacı grubu bu kez, ilk sınırdışı olayında bulunamadıkları için sınırdışı edilmemiş olan bir aile de dahil olmak üzere, kaldıkları evlerden tekrar toplanmıştır. Olaydan haberdar olunması üzerine Van Valiliği, Van Emniyet Müdürlüğü, mahalle karakolları, nöbetçi Savcı, Van milletvekilleri nezdinde birçok girişimde bulunan İHD Van Şube Başkanı Av. Cüneyt CANİŞ ve Mazlum Der Van Şube Başkanı Av. Abdülbasit BİLDİRİCİ bu kişilerin yeniden sınırdışı edilmesini önleyememiştir. İşin ilginci, Valilikten kendilerine yapılan "sınırdışı işleminin bir süreliğine durdurulduğu" yönündeki açıklamadan kısa bir süre sonra kişilerin sınırdışı edildiği bilgisine ulaşılmıştır.
Bu ikinci hukuka aykırı sınırdışı olayına ilişkin TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu'nun Van Baro Başkanı Av. Ayhan ÇABUK, İHD Van Şube Başkanı Av. Cüneyt CANİŞ ve Mazlum Der Van Şube Başkanı Av. Abdülbasit BİLDİRİCİ'nin tanıklığına başvurmasını çok önemli görmekte ve tavsiye etmekteyiz.
3- Söz konusu Özbek sığınmacıların hayatlarından ve güvenliklerinden kaygı duymaktayız:
Kaygıyla belirtmek isteriz ki 12 Ekim 2008 tarihinde gerçekleşen ikinci sınırdışı olayından sonra sığınmacılarla ilgili herhangi bir haber almak mümkün olmamıştır. Hangi şartlarda, nasıl ve nereye sınırdışı edildikleri, şu anda durumlarının ne olduğu bilinmemektedir.
4- Yapılan sınırdışı olayı gerek Türk hukukunun gerekse de uluslar arası hukukun açık ve ciddi ihlalidir:
- Önemle belirtmek isteriz ki BMMYK tarafından kendilerine "mülteci" statüsü tanınmış söz konusu Özbek vatandaşları olay öncesinde Van Emniyet Müdürlüğü tarafından kendilerine verilmiş olan ikamet tezkerelerine binaen bu ilde yasal olarak bulunmaktaydılar.
- Türkiye iltica mevzuatı gereği Türkiye Devleti'ne yapmış oldukları "geçici sığınma" başvuruları haklarında olumlu ve ya olumsuz bir karara ilişkin bilgilendirilmemişler bu konuda bir tebligata muhatap olmamışlardır. Dolayısı ile teorik olarak bu karara karşı gidebilecekleri "idari itiraz" ve "yargısal itiraz" imkanlarını kullanabilmelerine hiç imkan verilmemiş; nedenini anlayamadığımız bir şekilde hızla sınırdışı edilmişlerdir. Bu haliyle bu sınırdışı işlemi uluslararası hukuka olduğu kadar ulusal mevzuatımıza da kesinlikle aykırıdır. İltica prosedürüne ilişkin ulusal mevzuatta belirtilmiş olan usul kurallarına riayet edilmemiş tebligat yapılmaksızın idari ve yargısal itiraz imkanı tanınmadan sınırdışı işlemi gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle, mağdurların sığınma taleplerinin esasına ilişkin değerlendirme ve tartışmaların yetkili idare ve yargı organlarında yapılmamış olması başlı başına bir ihlal nedenidir.
- Bu kişiler için İran'ın "güvenli bir ülke" olduğu iddia edilmekte ise de bu değerlendirmeye biz katılmamaktayız ve bu iddianın hangi veri tabanı ile desteklendiğini bilmemekteyiz. Mültecilerin korunması alanından bir numaralı uzman kuruluş sayılan BMMYK'nın bu konudaki değerlendirmesi açık ve nettir: BMMYK'ya göre Iran Özbek mülteciler için "güvenli ülke" sayılmamaktadır; Iran devletinin Van'daki olayın mağduru olan mültecilerle aynı durumda Özbek vatandaşlarını bu ülkeye geri gönderdiğine dair güvenilir bildirimler söz konusudur. BMMYK bu değerlendirmelerini ilgili makamlarla da paylaşmış durumdadır.
- Keza, sınırdışı işleminin yapılış şekli, Türk Ceza Kanununun bir çok maddesinin ihlali mahiyetindedir. Yukarıda özetlediğimiz üzere, mağdurların sınırdışı olayı sırasında maruz kaldıklarını ifade ettikleri şiddet ve tehdit filleri başlı başına ağır suçlardır; bu fiillerin devlet görevlileri tarafından işlenmiş olması, olayın vahametini arttırmaktadır.
Ayrıca önemle altını çizmek isteriz ki, bir sınırdışı işleminin nizami ve hukuka uygun sayılabilmesi için asgari ölçüt, resmi yollardan, kişinin sınırdışı edildiği ülke makamlarına teslim edilmesi yoluyla gerçekleşmesidir. Mağdur Özbek sığınmacıların, zor kullanılarak sınırın Iran tarafına sürülmeleri başlı başına bir ihlal teşkil etmektedir. Nitekim, bu kişilerin ilk sınırdışı olayına müteakip sınırın Iran tarafında karanlık kişilerce rehin alınmış olmaları bu hukuka aykırı sınırdışı uygulamasının doğrudan bir sonucudur.
Tüm bu nedenlerle, Komisyon Başkanlığınıza, somut nitelikte herhangi bir bilgiye dayanmaksızın yapılan işlemin "yürürlükteki mevzuata uygun olduğu" açıklamasında bulunan Emniyet Müdürlüğü'ne söz konusu iki sınırdışı olayının hangi mevzuat ve mevzuatın hangi hükümlerine istinaden gerçekleştirildiğini, ve mağdurların sınırdışı olayına ilişkin ifade ettikleri ağır şiddet ve tehdit iddialarını ayrıntılı olarak sormasının çok önemli olduğunu değerlendirmekteyiz.
Önemle arz etmek isteriz ki, bu olay hakkında aralarında bu mektubun altında imzası bulunan kuruluşların da bulunduğu birçok insan hakları örgütünün yanısıra, merkezi Rusya'da bulunan "Memorial" ve merkezi Fransa'da bulunan "Orta Asya için İnsan Hakları Örgütü" (HRCA) de duyarlılık göstermiş ve gayretler içindedir. Bu çerçevede, söz konusu sınırdışı olayı ve dile getirilmiş olan vahim iddialar hakkında açıklama talep eden bir mektup, 5 Kasım 2008 tarihinde, 10 ülkeden 20 insan hakları savunucusu ve entellektüelin imzasıyla Cumhurbaşkanı, Başbakan ve TBMM üyelerine gönderilmiştir.
Komisyon Başkanlığınızın bu ihlal hakkında göstermiş olduğunuz duyarlılığı sürdürmesi ve olayın gerçekliği ve hukuka uygunluğu konusunda araştırmalarına devam etmesini son derece önemli görmekteyiz. Görüşümüz odur ki, değerli Komisyonunuzun olaya göstereceği alaka, TBMM'nin saygınlığı açısından çok önemli bir örnek teşkil edecektir.
Bahis konusu olayda mağdur olan kişiler açısından, mağduriyetin artık telafi edilemeyeceği açık bir durumdur. Ancak böylesi mağduriyetler sonrasında olayın ve sorumluların üzerine gidilerek sorunun tam olarak tespit edilmesi, gelecekte benzeri ihlallerin yeniden ve yeniden yaşanmaması için en önemli ön koşuldur. Türkiye'nin hukuk devleti olma yolundaki gayretleri ve TBMM'nin saygınlığı böyle vahim ihlal olaylarının tekrar etmemesi ile mümkündür.
Saygılarımızla,
Şu ana kadar İmza atan kurumlar:
- Uluslararası Af Örgütü
- Mülteci - Der
- İnsan Hakları Gündemi Derneği
- Helsinki Yurttaşlar Derneği
- İnsan Hakları Derneği