Basın Açıklamaları

Akreditasyon uygulamasına tepkiler sürüyor

Başbakanlığın yıllardır Başbakanları izleyen 7 muhabire uyguladığı akreditasyon sansür girişimi olarak nitelendirildi

Başbakanlığın, yeni akreditasyon uygulaması sonrasında uzun yıllardır başbakanları ve Başbakanlığı izleyen muhabirlere akreditasyonu "uygun" görmemesine basın meslek kuruluşlarının, meslek odalarının, millletvekillerin tepkisi artarak sürüyor.
Yıllardır Başbakanlık muhabirliği yapan gazetemiz muhabiri Sultan Özer, Hürriyet'ten Hasan Tüfekçi, Turan Yılmaz Milliyet'ten Abdullah Karakuş Akşam'dan Ali Ekber Ertürk Vatan'dan Veli Toprak Star TV'den Fatma Çözen'in akreditasyonu Başbakanlık tarafından uygun bulunmadı. Söz konusu uygulamaya tepkiler artarak sürerken, basın meslek örgütleri, durumu basına yönelik "sansür" olarak nitelendirdi.
'Basından özür dilenmeli'
Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet Abakay, Başbakanlık Basın Merkezi'nin Başbakan'ı izleyen gazetecilerin bir kısmına "yasak" getirerek yasa dışı ve hukuk dışı uygulamaya imza attığını söyleyerek, "Eğer bu kararı Başbakan vermişse kendisi, yok eğer o'nun bilgisi dışında basın danışmanı böyle bir yasaklamaya gitmişse bu zat bu kararı derhal yürürlükten kaldırarak basından özür dilemelidir. Basın kurumlarının verdiği isimler üzerinde seçim yapma, bazılarına yasak koyma hakkına sahip değildirler. Öye anlaşılıyorki Başbakanlıkta bu işlere karar verenler, gazeteci değil, kendilerine partili, yandaş arıyorlar" dedi.
'Siyasi ömürleri kısa olur'
Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Nazmi Bilgin, söz konusu durumu gazetecileri sınıflara ayırmak olarak nitelendirdi. Bilgin, "Görevi gazeteci olan kişileri sınıflara ayırmak; 'bizden, sizden' diye bir tanımlamanın içerisine girmek bir demokrasi ayıbıdır. Siyaset, hizmet merci olduğu kadar hoşgörü merciidir. Bunu hazmedemeyenlerin siyasi ömürleri dün de kısa oldu, bugün de, yarın da kısa olacaktır. Üzerlerinde taşımalarını istemediğim bu ayıbın bir an önce telafi edilmesini ve basın özgürlüğüne sahip çıkma iddiasındaki kişilerin sözlerini gerçek veya yalan olduğunu açıklamalarını diliyorum. Olayın sonuna kadar peşinde olacağız" dedi.
'Bu sansürdür'
Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Ercan Sadık İpekçi ise yapılanın tam anlamıyla bir "sansür" olduğunu söyleyerek, "Başbakanlığa girmesi yasaklanan gazeteciler, özellikle Başbakana soru sordukları için Başbakanın yakınındaki bürokratların gazabına uğramış olan kişiler. Dolayısıyla, gazetecilerin özgürce, haber izleme ve kamuoyunu bilgilendirme hakkı bir kez daha zedelenmiş, ihlal edilmiş oluyor, hem de doğrudan doğruya Başbakanlık tarafından" dedi.
'Bu ayrımcılıktır'
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu tarafından İstanbul'da yapılan açıklamada da, basın yayın organlarında görevli 7 gazetecinin akreditasyonların iptal edilmesi "ayrımcılık" ve "hoşa gitmeyen haberler yazan gazetecileri mesleklerini yapmaktan men etme girişimi" olarak nitelendirildi. Açıklamada, "Akreditasyon konusu ülkemizde yıllardır bir sorun olarak gündemdedir. Sorunun çözümünü beklerken keyfi değerlendirmelerle iptallerin yaşanması halkın bilgilenme hakkını da yok saymaktadır. Yanlıştan en kısa zamanda dönülmesini beklediğimizi belirtir, "çok seslilik" iddialarını da geçersiz kılan yaklaşımı kınarız" denildi.
Demokratik ülkelerde olmayacak uygulama
Avrupa Gazeteciler Birliği (AEJ) Türkiye Temsilcisi Doğan Tılıç, Başbakan'ın ve Başbakanlığın gazetecilere dönük tavrının kabul edilemez boyuta ulaştığını belirterek, "Herhangi bir gerekçe gösterilmeden yapılan bu uygulama, muhalif haberler yapan ve sorularıyla Başbakan'ı 'rahatsız' eden gazetecilerin hedef alınmasının 'sansürcü bir eğilimin dışa vurumu'dur" dedi.
Gazeteciliğin bir soru sorma mesleği olduğunu vurgulayan Tılıç "demokrasilerde kamu kurumlarının kapısı 'soru soran' gazetecilere kapatılamaz. Akreditasyondan en fazla şikayet eden bir siyasi zihniyetin ilkesiz ve ağır akreditasyon uygulamalarına yönelmesini anlamak olanaksızdır." diye konuştu.
"Başbakanlığa giriş hakkının sadece 'Başbakanlık basın kartı' sahiplerine verilmesi ve sarı basın kartı bulunan gazetecilerin kapıdan çevrilmesi, gazetecilik mesleğine bir hakaret ve Başbakanlığın kendine bağlı birimlerin verdiği karta da itibar etmediğinin göstergesidir. Kurumu tarafından Başbakan'ı izlemekle görevlendirilmiş gazetecilerin kapıdan çevrilmesi asla kabul edilebilir bir durum değildir. Hele de Başbakanlıkta kimlerin gazetecilik yapacağına Başbakanlık Basın Müşaviri Akif Beki'nin karar vermesi hiç kabul edilemez" diyen Tılıç bu durumun demokratik rejimlerde olmayacak bir uygulama olduğunu dile getirdi.
'Son derece keyfi uygulama'
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Ankara Temsilcisi Taylan Erten, "Basın özgürlüğünün sınırı Başbakanlık kapısında bitiyor mu? diye sorarak, bunca yıllık meslek yaşamında böyle bir olaya, uygulamaya tanık olmadığını belirtti. Beki yapılanın son derece keyfi bir uygulama olduğunu vurgulayarak "Ayrıca, bugün yüksek iktidar mevkilerinde bulunanların ve onları temsil eden görevlilerin 'ayırımcı' zihniyetlerini bir kere daha ortaya koyduğu için kabul edilemez bir uygulamadır. Tüm basın organlarına ve muhabirlerine eşit, makul, anlaşılabilir, kabul edilebilir ölçütlerle uygulanması gereken akreditasyon yönteminin taraflı amaçlarla ağır ihlalidir. Bu kararı verenler, yanlışlarını derhal düzeltmelidir. Hem de Başbakanlıkta görev yapmalarını engelledikleri meslektaşlarımızdan özür dileyerek... " dedi.
TTB Merkez Konsey Üyesi Altan Ayaz ise Akreditasyon olayını çağdaş bir uygulama olarak görmediğimizi belirtmek isterim. diyerek akreditasyon uygulamasını kınadı. (HABER MERKEZİ)


Erdoğan'a soru önergesi
CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin Meclis Başkanlığı'na sunduğu soru önergesinde, Başbakan Erdoğan'ın yazdıkları haberler ve sorularından rahatsız olduğu bazı gazetecilerin kendisini izlemelerine yasak getirdiğini belirterek, şunları kaydetti: "Basın özgürlüğü ile demokrasi iç içedir. Bir ülkede gazeteciler yazdıkları haberler ve sorularıyla azarlanıyor, dışlanıyor ve yasaklanıyorsa o ülkede gerçek anlamıyla demokrasinin varlığından söz edilemez." Ersin Başbakana şu soruları yöneltti: " Eleştirel haberler yazan ve kamuoyunun merak ettiği soruları soran gazetecilere yasak getirmeniz tek tip basın özleminizin bir parçası mı? Size övgüler düzen yandaş basın oluşturma çabalarınız demokrasi ile bağdaşıyor mu? Bazı gazetecilere getirdiğiniz yasaklamaları derhal kaldıracak mısınız?"
CHP Muğla Milletvekili Ali Arslan da Başbakan Erdoğan'a, akreditasyon uygulamasına ilişkin, "Basın özgürlüğü, demokrasinin gereğidir. Bu özgürlüğün tarafınızca engellenmesi, demokrasi anlayışınızı mı yansıtmaktadır?" diye sordu. CHP'li Arslan, Başbakan Erdoğan'ın yazılı yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı'na sunduğu soru önergesinde şu sorulara yer verdi: "Akreditasyon kartları yenilenmeyen gazetecilerin bu uygulamayla Başbakanlıktan haber almaları engellenmiştir. Gazetecilerin haber alma özgürlüğünün engellenmesini hukuki olarak nasıl açıklıyorsunuz? Basın özgürlüğü, demokrasinin gereğidir. Bu özgürlüğün tarafınızca engellenmesi, demokrasi anlayışınızı mı yansıtmaktadır? Söz konusu gazetecileri Başbakanlıktan uzak tutma çabanız, bir şeyleri kamuoyundan saklama amacı mı taşımaktadır?"


Gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni İhsan Çaralan'ın Başbakana yazdığı dilekçe



Sayın Recep Tayyip Erdoğan,
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı
Ankara

Gazetemizin Ankara Bürosu'nda görevli Sultan Özer, basın açıklamalarını ve diğer haberleri izleyen Başbakanlık muhabirimizdir. Başbakanlık, 10.11.2008 tarihinde Başbakanlık'ta görev yapan gazetecileri yeniden akredite ederken arkadaşımızın akreditasyonunu yenilememiştir.
Başbakanlık gibi devletin en üst makamlarından birisi olan bir kurumda uygulamanın nesnel kriterlerinin olması gerekir. Nitekim bugüne kadar da az çok bu kriterlere uyulduğu görülüyordu. Ancak, son düzenlemede geçerli kriterler gözetilmeyerek, sekiz yılı aşkın süredir Başbakanlıkta görev yapan Sultan Özer arkadaşımızın akredite edilmemesi yolu seçilmiştir.
Sultan Özer'le birlikte, yine yıllardır Başbakanlıkta görev yapan diğer bazı gazeteci arkadaşlar da bu dönemde akredite edilmemiştir. Akredite edilmeyen gazetecilerin uzunca bir zamandan beri Başbakanlıkta haberleri izlediği gerçeği de göz önüne alındığında, Başbakanlığın bizim ve diğer gazeteci arkadaşlarımızın bilmediği kimi yeni kriterler getirdiği düşünülmektedir. Diğer yandan "yeni kriterlerin" neler olduğu açıklanmadığı için, uygulamanın tümüyle keyfi olduğu fikri güç kazanmaktadır.
Bugün gazeteciler arasında, akredite edilmeyen kişilerin Başbakanlıkta, kamuoyunda yankı uyandıracak haberler yapan ve zaman zaman da pek hoşlanılmayan sorular soran gazeteciler olduğu konuşulmaktadır. Böyle bir söylentinin kendisi bile, Başbakanlıkta görevli haberciler üstünde bir baskı oluşturmaya yeterlidir. Yine Başbakanlıkta görev yapan gazeteciler arasında bu uygulamanın, belirlenmiş nesnel kriterlere göre değil, başdanışmanınız Akif Beki tarafından, keyfi bir yaklaşımla yapıldığı yaygın bir kanıdır.
Başbakanlık gibi, seçimle gelen bir kişinin başında bulunduğu yüksek makamın tüm faaliyetinin kamuoyuna açık olmasının demokrasinin gereği olduğu tartışılmazdır. Bu durumda gazetecilere akreditasyon uygulaması bile basın özgürlüğü ve halkın haber alma özgürlüğü bakımından soru işaretleri taşırken, bir de belirli özellikleri olan gazetecilerin akredite edilmemesi; "Başbakanlığın hoşuna gitmeyen haber yapan gazetecilerin akredite edilmeyeceği" fikrini yaymaktadır. Bu basın özgürlüğü bakımından son derece tehlikeli bir gelişmedir. Akreditasyonun özellikle gazetecilerin kişiliği üstünden yapılmış olmasının, basın çalışanlarının mesleklerini yapmalarını da baskılayan bir ortam yaratacağı kuşkusuzdur.
Sayın Başbakan;
Başbakanlıkta görev yapan gazetecileri baskı altına alan, gazetecilerin başı üstünde bir Demokles Kılıcı'na dönüştürülen "akredite etmeme" girişimi eğer başdanışmanınızın kişisel bir eylemiyse; bunu düzeltmek için gereken girişimi yapacağınızı umuyor; durumu bilgilerinize sunuyorum. Yok eğer bu girişim, Başbakanlığın akreditasyon için yeni kriterler getirmesinin sonucuysa, bu kriterlerin ne olduğu konusunda bilgilendirilmemizi ve arkadaşımız Sultan Özer'in hangi nedenlerle akredite edilmediği konusunda bir açıklama yapılmasını saygılarımla arz ediyorum.
İhsan Çaralan
Evrensel Gazetesi
Genel Yayın Yönetmeni

Evrensel