Basında Mazlumder

AFGANİSTAN’DA İŞGALE SON VERİLSİN

NATO AFGANİSTAN’DA KATLİAMA VE İŞGALE ACİLEN SON VERMELİ, TÜRKİYE DE İNSANLIK SUÇUNA ORTAK OLMAMALIDIR!

20. asrın son çeyreğinden itibaren savaş ve çatışmaların eksik olmadığı Afganistan’ın 11 Eylül sonrası uğradığı Amerikan işgalinden bugüne 9 yıl geçmiştir. İşgalin başladığı 2001 yılından bugüne kaos giderek artmaktadır. İşgale karşı direnişin artan yoğunluğu, işgal güçlerinin işlediği savaş suçları ve ülkenin dört bir yanından her gün gelen çatışma haberleri ülkede fiili olarak savaş sürecinin yaşanmakta olduğunu göstermektedir.

9 yıllık işgalden sonra Afganistan’da her geçen gün daha da kötüleşen insani durum endişe vericidir. Koalisyon güçleri bu savaşta 1.600’den fazla asker kaybetmiş 5.000’den fazla askeri de yaralanmıştır. Afgan hükümetinin 6.000 güvenlik görevlisi ölürken yabancı kaynaklara göre ölen Taliban üyesi sayısı 25.000 civarındadır. Savaşın başından bu yana yaşanan sivil kayıplar ise 30.000 aşmıştır.

2009 yılında insan hakları ihlallerinin artış gösterdiği Afganistan’da, bağımsız Afganistan İnsan Hakları Komisyonu’na göre 2009 yılı içerisinde yaşanan şiddet olaylarında 269’u çocuk, 119’u kadın olmak üzere 1.440 sivil hayatını kaybetmiştir. Birleşmiş milletlere göre ise ölü sayısı bunun çok daha üzerindedir. Yaşanan sivil ölümlerin %40’ından fazlası NATO güçlerinin doğrudan saldırılarıyla gerçekleşmiştir.

Ülkede her geçen gün daha da kötüleşen insani duruma ek olarak insan hakları ihlallerinde de artış gözlenmektedir. Koalisyon güçlerine bağlı askerlerin Afgan esirlere uyguladığı işkence görüntüleri, ABD’nin Afganistan’a müdahalesinin ardından başkent Kabil’in yakınlarında kurduğu, “terör örgütüne mensup oldukları” gerekçesiyle “yasa dışı düşman savaşçı” olarak nitelenen yaklaşık 700 tutuklunun bulunduğu Bagram üssünde yaşananların Guantanamo’ya benzerlikleriyle dikkat çekmesi, mayın tarama çalışmalarında çocukların kullanılması gibi gelişmeler endişe vericidir.

Kaosun halen durmadığı ülkede bu günlerde NATO’ya bağlı güçler son 9 yılın en büyük saldırılarını gerçekleştirmektedir. 13 Şubat günü Helmand Eyaletine yönelik olarak, NATO’ya bağlı ABD, Estonya, Danimarka, İngiltere ve Kanada askerlerinden oluşan 15.000 kişilik bir orduyla başlatılan saldırılarda şu ana kadar sayısız sivil hayatını kaybetmiştir. NATO güçlerinin Helmand eyaleti Marcah kentine yönelik başlattıkları bu operasyonların daha da genişleyerek çevre eyaletlere doğru yaz boyunca yayılacağı söylenmektedir.

1949’da Sovyetler Birliği’nin yayılma tehlikesine karşı kurulduğu ifade edilen ve Sovyetlerin dünya sahnesinden çekilmesiyle doğal olarak varlık sebebini yitiren NATO, Afganistan’da bugüne kadar birçok savaş suçu işlemiştir. 2008 yılında Herat bölgesinde yapılan hava saldırısında ve 2009 Mayıs ayında Ganj Abad bölgesine bağlı bir köyde sivillerin hedef alındığı bombardımanlarda aralarında çok sayıda bebek ve yaşlının da olduğu iki yüzden fazla insan katledilmiştir. En son 2009 Eylül ayında gerçekleşen Kunduz şehrine yönelik hava saldırısında ise NATO uçakları petrol tankerinin yakınında bulunan 142 kişiyi hedef almış ve sivillerin çoğunun yanarak ölümüne sebep olmuştur.

Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Belçika, İngiltere, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Fransa, Hollanda, İspanya, İzlanda, İtalya, Kanada, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Macaristan, Norveç, Polonya, Portekiz, Romanya, Slovakya, Slovenya ve Yunanistan gibi neredeyse tamamı batılı ülkelerden oluşan yapısıyla NATO’nun bir İslam ülkesinde gerçekleştirdiği bu saldırıların İslam dünyasında yol açtığı etki ve travmanın izahı ve tamiri mümkün görünmemektedir.

Türkiye’nin böylesi bir işgal organizasyonun içinde halkı Müslüman olan tek ülke olarak hala bulunuyor olması ise kabul edilebilir değildir. Türkiye, Afganistan’daki misyonunu her ne kadar muharip olarak tanımlamasa da, ISAF Komutasını devralarak, Afganistan’da ABD öncülüğündeki NATO işgal gücünün bir parçası olmuştur. “İmar ve eğitim” gibi amaçlarla NATO şemsiyesi altında Afganistan’da görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), NATO’nun bugüne kadar işlemiş olduğu insanlık suçlarına da ortak olmaktadır.

Türkiye halkı, tarih boyunca dostu ve zor zamanlarında daima yanında olan Afgan halkına karşı işlenen insanlık suçlarını asla kabul etmeyecektir.

İşbu metinde imzası bulunan kuruluşlar, NATO’nun Afganistan’da bugüne kadar işlediği suçları göz önüne alarak Afganistan’daki başlıca problemin “eğitim ve imar” değil, “işgal” olduğunu ve NATO’nun bugüne dek gerçekleştirdiği saldırıların “savaş suçu” olduğunu hatırlatmaktadır.

Yine imzacı kuruluşlar, başta T.C. Başbakanı Recep Tayip Erdoğan’ın, T.C. resmi makamlarının ve Türkiye kamuoyunun Gazze saldırıları esnasında göstermiş oldukları haklı tepkinin Afganistan için de ortaya konarak TSK’nın Afganistan’da üstlendiği görevin acilen sona erdirilerek işgal misyonundan çekilmesi için çağrıda bulunmaktadır.


Akabe Kültür ve Eğitim Vakfı - Aksa Eğitim ve Dayanışma Vakfı - Araştırma Kültür Vakfı -Hikmet Vakfı – İHH - İnsan ve Medeniyet Hareketi – MAZLUMDER - Medeniyet Derneği - Özgür-Der - Tüketici Hakları Merkezi