Basın Açıklamaları

5 Eylül 2009 İnsan Hakları İhlalleri Haberleri

5 Eylül 2009 İnsan Hakları İhlalleri Haberleri

TÜRKİYE HABERLERİ

5 Eylül 2009, Haber 7

Kömür ocağında iş kazası: 1 ölü

Edirne'nin Keşan ilçesindeki kömür ocağındaki iş kazasında 1 işçi öldü.

Alınan bilgiye göre, Küçükdoğanca köyü yakınlarındaki bir kömür ocağında çalışan Ramazan Uzdur (31), kömür yükleme bandına ayağının sıkışması sonucu ağır yaralandı.

İş arkadaşlarının yardımıyla Keşan'daki özel bir hastaneye kaldırılan Uzdur, müdahalelere rağmen kurtarılamadı. 3 çocuk babası Uzdur, Tekirdağ'ın Malkara ilçesinde toprağa verildi.

5 Eylül 2009, Haber 7

Niğde'de havuz inşaatı çöktü: 4 yaralı

Niğde'de yapımı süren olimpik yüzme havuzunun çatı inşaatının çökmesi sonucu 4 işçi yaralandı.

Niğde ile Bor ilçesi arasında Kent Orman Mevkii'nde inşaatı süren olimpik yüzme havuzunun çatısının yapımı sırasında çelik konstrüksiyonlar bilinmeyen bir nedenle çöktü. Göçük altında kalan işçilerden Celal Yüksel (22), Yunus Koç (22), Fatih Yüce (22) ve Mehmet Yılmaz (30) yaralandı.

Yaralılar ambulansla Niğde Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Yaralılardan Mehmet Yılmaz'ın durumunun ağır olduğu bildirildi. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

5 Eylül 2009, Haber 7

Yaşlı kadının cesedi ormanda bulundu

Manisa'nın Salihli ilçesinde 5 gündür kayıp olan 77 yaşındaki kadın, ormanlık alanda elleri arkadan bağlanıp, boğularak öldürülmüş halde bulundu.

Alınan bilgiye göre, Harun ve Ahmet Akyıldız kardeşler, ilçeye bağlı Dombaylı köyündeki akrabalarının evinde kalırken salı günü kaybolan ve jandarmaya bulunması için başvurdukları anneleri Hatice Akyıldız'ı (77) aramaya başladı.

Akyıldız kardeşler, ilçeye bağlı Adalı beldesi yakınındaki ormanlık alanda anneleri Hatice Akyıldız'ın cesedini buldu. Akyıldız kardeşlerin haber vermesi üzerine ormanlık alana gelen jandarmanın incelemesinde, elleri arkadan bağlanmış şekilde bulunan Hatice Akyıldız'ın boğazında morluklar olduğu ve boğularak öldürüldüğü belirlendi.

Oğullarının, Alzheimer hastası olan Hatice Akyıldız'ın bazen tek başına dolaşmaya çıkıp evi kaybettiğini, köylüler tarafından bulunup getirildiğini söylediği öğrenildi.

Hatice Akyıldız'ın cenazesi Manisa'nın Demirci ilçesine bağlı İcikler köyünde toprağa verildi.

Jandarma ekiplerinin, Akyıldız'ı öldüren kişi veya kişilerin yakalanması için çalışmasını sürdürdüğü bildirildi.

5 Eylül 2009, Haber 7

İşçi, asansör boşluğuna düştü

Bursa'nın merkez Nilüfer ilçesinde, inşaatta çalışan bir işçi asansör boşluğuna düşerek hayatını kaybetti.

Üçevler Mahallesi Arda Caddesi'nde bir kooperatif inşaatında çalışan Cafer Dönmez (52), inşaattın asansör boşluğuna düşerek yaralandı. Olay yerine gelen 112 Acil Servis Ambulansı ile Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırılan Cafer Dönmez yapılan müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. İnşaat sorumlusu Alper A. isimli kişi, olayla ilgili polis merkezinde ifade verdi.

5 Eylül 2009, Milliyet

Vincin kaldırdığı demirler, işçinin üzeri düştü

ADANA'nın Karataş İlçesi'nde, bir işçi vincin kaldırdığı demirlerin üzerine düşmesi sonucu hayatını kaybetti

Olay, ilçeye bağlı Yemişli Köyü'nde meydana geldi. Sulama kanalındaki inşaatında bulunan demir yığınları vinç yardımıyla başka yere taşınmak istendi. Vincin manevra yapması sırasında, vince bağlanan demirler altta bulunan işçi Orhan Büyükçoban'ın üzerine düştü. Demirlerin altında kalan Büyükçoban, olay yerinde hayatını kaybetti.

Büyükçoban'ın cesedi, otopsi için Adana Adli Tıp Kurumu'na gönderilirken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

5 Eylül 2009, Milliyet

Köpekler bebek cesedini parçaladı

ŞANLIURFA'nın Halfeti İlçesi'nde toprağa gömülen bir bebek ceset köpekler tarafından bulundu.

Dün saat 14.30 sıralarında ilçeye bağlı Kalkan Köyü Kınık Mezrası'ndaki boş bir arazide köpeklerin toprağı eşeleyerek bir şeyler yediğini fark eden vatandaşlar, müdahale etti. Vatandaşlar, köpeklerin bir bebek cesedini parçaladığını görünce durumu jandarmaya bildirdi. Bir poşet içinde toprağa 20 santimetre derinliğinde gömülen ve yeni doğduğu sanılan kız bebeğin vücudunun büyük kısmının parçalandığı anlaşıldı.

Muhtemel gayri meşru bir ilişki sonucunda dünyaya gelen bebeğin cesedi otopsi için Adana Adli Tıp Kurumu'na gönderildi. Hastanelerin doğum kayıtlarını da incelemeye alan polis, soruşturmayı sürdürüyor.

5 Eylül 2009, Milliyet

Sokak ortasında genç eşini hastanelik etti

ZONGULDAK'ta, 27 yaşındaki Murat Akçomak, sokak ortasında tartıştığı eşi 25 yaşındaki Hatice Akçomak'ı yumruk darbesiyle hastanelik etti. Murat Akçaomak gözaltına alınırken, genç kadın hastaneye kaldırıldı.

Olay, dün akşam saatlerinde meydana geldi. Murat ve Hatice Akçomak çifti, kentin en işlek caddesi Gazipaşa'da yürürken tartışmaya başladı. Genç çiftin tartışması, Bülent Ecevit Caddesi'ne kadar sürdü. İşsiz olduğu öğrenilen Murat Akçomak, burada eşinin göğsüne yumruk attı. Acı içinde yere yığılan kadın ağlamaya başladı. Çevredeki vatandaşların haber vermesi üzerine gelen polis, 112 Acil Servis'ten yardım istedi. Sağlık ekipleri, bir eliyle darbe aldığı göğsünü tutan Hatice Akçomak'ı, ambulansta ilk müdahaleyi yaptıktan sonra Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi'ne kaldırdı. Eşinin şikayetçi olması üzerine gözaltına alınan Murat Akçomak, polise olayı anlatırken şöyle dedi: "Evde yemek yapmıyor, bulaşık, çamaşır yıkamıyor. Bunlar yetmiyormuş gibi bir de boşanmak istiyor. Sinirlerime hakim olamadım."

5 Eylül 2009, Zaman (haberin devamı)

Dericilerin vurdum duymazlığı 1 işçinin hayatına mal oldu

Uşak'ta, sanayi bölgesinde arıtma tesisine giden boruya girerek zehirlenen işçilerden biri yaşamını yitirdi.

Uşak Karma Deri Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren bir deri firmasında çalışan ve dün arıtma tesisine giden borunun tıkanıklığını gidermek için girdikleri boruda, kimyevi maddelerden çıkan gazdan zehirlenerek hastaneye kaldırılan işçilerden Şahin Tosbıyık öldü.

Tedavileri Uşak Devlet Hastanesinde süren işçiler Ali Rıza Çümen ile Tahsin Yüksel'in durumlarının ise iyi olduğu öğrenildi.

Bu arada olayla ilgili olarak fabrika yetkilileri, arıtma tesisine giden borunun tıkanıklığıyla ilgili gün boyu Uşak Karma Deri Organize Sanayi Bölgesi'ne şikayette bulunduklarını, ancak yetkililerin tıkanıklığı gidermek için çalışma yapmadığını, bu yüzden işçilerin kendi imkanlarıyla sorunu çözmeye çalıştıklarını iddia etti.

Başlatılan soruşturma çok yünlü sürdürülüyor.

5 Eylül 2009, Zaman

Yüksekova'da yol yapan iş makinelerine bombalı saldırı

Hakkari'nin Şemdinli ilçesi Çatalca köyü ile Yüksekova ilçesine bağlı Çobanpınar köyü arasında yol çalışması yapan 2 iş makinesine bombalı saldırı düzenlendi.

Alınan bilgiye göre, Şemdinli ilçesine bağlı Çatalca köyü ile Yüksekova'ya bağlı İran sınırında bulunan Çobanpınar köyleri arasında yeni yapılan yolda çalışan 2 iş makinesine, kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce bombalı saldırı düzenlendi.

Saldırıda ölen ya da yaralanan olmazken, bomba isabet eden 2 iş makinesi büyük hasar gördü.

Olayla ilgili soruşturma sürdürülüyor.

5 Eylül 2009, Zaman

Datça'da 22 kaçak yakalandı

Muğla'nın Datça ilçesinde, yasa dışı yollardan yurt dışına çıkmaya çalışan Filistin uyruklu 22 kaçak yakalandı.

Alınan bilgiye göre, Sahil Güvenlik ekipleri, Datça'nın Emecik köyü sahilinde bir zodyak botta, yasa dışı yollarla yurt dışına çıkmaya çalışan Filistin uyruklu 4'ü çocuk, 2'si kadın toplam 22 kaçağı yakaladı.

Yakalanan 22 kaçak sahil güvenlik botları ile Datça'ya getirildi ve İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerine teslim edildi.

Olayla ilgili olduğu iddiasıyla 1 Türk vatandaşı gözaltına alındı. Yakalanan kaçakların işlemlerinin tamamlanmasının ardından sınır dışı edileceği öğrenildi.

Gözaltına alınan zanlının ise ifade işlemlerinin ardından adliyeye sevk edileceği bildirildi.

5 Eylül 2009, Hürriyet

Diyarbakır'da 341 kadın sığınma evine başvurdu

DİYARBAKIR Sosyal Hizmetler Müdürü Oktay Taş, 2005 yılında kurulan Kadın Sığınma Evi'ne çeşitli nedenlerle şimdiye kadar 341 kadının başvurduğunu, bunlardan 215'inin aile içi şidete maruz kaldığını söyledi. Taş, 25 kadının can güvenliklerinin bulunmaması nedeniyle başka illere nakiledildiğini kaydetti.

Diyarbakır'da 4 yıl önce Sosyal Hizmetler Müdürlüğü bünyesinde kurulan Kadın Sığınma Evi'ne geçen süre içerisinde 341 kadın başvurdu. Sosyal Hizmetler Müdürü Oktay Taş, aile içi psikolojik, fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalmış veya gidecek yeri olmayan kadınların çocukları ile beraber sorunları çözülünceye kadar barındırdıklarını söyledi. Merkeze gelen kadınlara çeşitli merkezi eğitim kursları verildiğini anlatan Taş "Kadınların ihtiyaçlarına göre, örneğin okuma- yazma bilmiyorsa buna ilişkin kurslar açılıyor. Çeşitli meslek edindirme kurslarına yönlendiriyoruz. Kalış süreleri sınırlı olduğu için bu tür hizmetleri çok fazla sağlıklı olarak veremiyoruz. Özel vakalar hariç kadınların kalış süresi genelde 1 hafta, 10 günü geçmiyor" dedi. Başvuranların 18 yaşından büyük olduğunu ve kadınların kendi iradeleri ile ayrılabileceklerini söyleyen Taş, şöyle devam etti:

"Hayati riski olan kadınlar için yaptığımız ilk işlem öncelikle can güvenlikleri açısından onları bu ortamdan uzaklaştırmak. Tüm işlemler gizli yapılıyor. Diğer illerdeki kadın konukevlerine nakilleri sağlanıyor. Başvuruda bulunan kadınlardan 215'i aile içi şiddete maruz kalıp gidecek yeri olmadığı, 24'ü cinsel istismar sonucu güvenlik tehdidi altına olduğu, 102'si ise, terk edilme sonucu gidecek yeri olamadığı için konukevinde barındırıldı. 118 kadının ailesi ile sorunu çözümlendi. 89'nun eşi ile arasındaki probleminin çözülerek eşine dönmesi sağlandı. 25'i can güvenliği tehdidi nedeniyle başka illere sevk edildi. 16 kadın işe yerleştirildi, 47'si kendi isteğiyle konukevinden ayrıldı."

5 Eylül 2009, Haber 1

İşçi eyleminde arbede çıktı

Uşak'ta işten çıkartılan işçiler, iki işlek caddeyi trafiğe kapatarak eylem yaptı. Polis eylemcilere müdahale ettiği sırada arbede çıktı.

Hukuk dışı uygulamalarla çalıştıkları iplik fabrikasından çıkarıldıklarını söyleyen işçiler, Uşak'taki Cumhuriyet meydanına yürüdü.

Yürüyüş sırasında sloganlar da atıldı. İşçiler, meydanın yanındaki iki caddeyi trafiğe kapattı.

Grup, güvenlik güçlerinin uyarılarına aldırış etmeyince polisin müdahalesiyle karşılaştı.

Çıkan arbedede 1 kişi hafif yaralandı.

5 Eylül 2009, Evrensel

Tescilsiz çalışmak serbest sendikaya üye olmak yasak

Sendikal yasaların tartışıldığı bir dönemde yaşanan bu olay, yasaların antidemokratik yapısını gözler önüne serdi. TİGEM'e bağlı Anadolu Tarım İşletmesi Müdürlüğü'nde hayvan bakıcılığı işini yapan...

Sendikal yasaların tartışıldığı bir dönemde yaşanan bu olay, yasaların antidemokratik yapısını gözler önüne serdi. TİGEM'e bağlı Anadolu Tarım İşletmesi Müdürlüğü'nde hayvan bakıcılığı işini yapan ve 50 civarında işçinin çalıştığı taşeron firmada örgütlenen Tarım-İş Sendikası'nın faaliyeti, "işyerinin tescil edilmediği ve işyeri numarası olmadığı" gerekçesiyle kabul edilmedi.

Firmanın işyeri numarasının belirlenememesi üzerine, bu bilgi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Eskişehir Bölge Müdürlüğü'nden istendi. Ancak Bölge Müdürlüğü, "işyerinin, 50'den az işçi çalıştırılan tarım işyerlerinden olduğu için tescil edilmediği" cevabını verdi. Bölge Müdürlüğü ayrıca, sendikadan, bahsi geçen işyerinin 50 ve daha fazla işçi çalıştırdığına dair herhangi bir belge veya kanıt varsa müdürlüğe bildirilmesini talep etti.

Konuyla ilgili gazetemize açıklama yapan Tarım-İş Genel Başkanı Bedrettin Kaykaç, Anayasa ve yasaların tüm işçilere tanıdığı sendikaya üye olma hakkının engellenemeyeceğini söyledi. İşçilerin yasal haklarının korunması gerektiğine dikkat çeken Kaykaç, "İşyerindeki işçi sayısı da 49 çıkarsa bu haklar ne olacak" diye sordu. Sendikal örgütlenmenin işyerindeki işçi sayasıyla alakalı olmadığını dile getiren Kaykaç, devletten iş alan bir taşeron firmanın tescilinin yapılmadığını dile getirdi.

5 Eylül 2009, Evrensel

Kürt Edebiyatçı Cegerxwin ismine yasak!

Cumhur Daş

Diyarbakır Kayapınar Belediyesi'nin ilçedeki kültür merkezine vermek istediği Cegerxwin ismi, kaymakamlık tarafından reddedildi. Ayrıca 5 parka verilmek istenen Kürtçe isimler de sakıncalı bulundu.

Diyarbakır Kayapınar Belediyesi'nin ilçedeki kültür merkezine vermek istediği Cegerxwin ismi, kaymakamlık tarafından reddedildi. Ayrıca 5 parka verilmek istenen Kürtçe isimler de sakıncalı bulundu.

Kayapınar Belediye Meclisi'nin, ilçede yapılan Gençlik ve Kültür Merkezi'ne ünlü Kürt Şairi Cegerxwin adının verilmesine ilişkin 4 Şubat'ta aldığı karar, Kayapınar Kaymakamlığı'nca "genel ahlaka aykırılık, ayrımcılığa ve bölücülüğe yol açabileceği" gerekçesiyle veto edildi. Belediyenin yapımı tamamlanan 5 parka, "Rojbin", "Roni", "Sosin", "Roşan" ve "Bêzar" adlarının vermek istemesi de aynı gerekçeyle reddedildi.

Kaymakamlığın, 1 Eylül'de belediyeye gönderdiği yazıda, "Mahalle, sokak, cadde, bulvar, meydan ve benzeri yerlerin adları, Anayasa'nın temel ilkelerine, yürürlükteki mevzuata, genel ahlaka aykırı, ayrımcılığa ve bölücülüğe yol açabilecek nitelikte tespit edilemez. Yabancı dil kurallarına göre teşkil edilmiş kelime ve ifadeler ile çirkin, müstehcen ve gülünç adlar konulamaz. Yabancı ülke mensuplarının isimleri verilmeden önce Dışişleri Bakanlığı'nın uygun görüşü alınır" denilerek, teklif edilen isimlerin yönetmeliğe uygun olmadığı iddia edildi.

Kaymakamlık tarafından İl Mahalli İdare Müdürlüğü ile İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne bilgi amaçlı gönderilen yazıda ise "mahkeme sürecinin bitimine kadar söz konusu park ve tesislere verilen isimlerle ilgili tabelaların indirilmesi, aksi takdirde ilgili yerlere suç duyurusunda bulunulacağı" belirtildi.

Konuyla ilgili açıklama yapan Kayapınar Belediye Başkanı Zülküf Karatekin, "Cegerxwin isminin yasaklanması kabul edilemez" dedi. Özellikle Kürt Açılımı'nın gündemde olduğu, Kürtçe yerleşim birimlerinin isimlerinin iade edilmesinin konuşulduğu bir dönemde, Kürtçe isimlerin yasaklanmasının hükümetin samimiyetsizliğini ortaya koyduğunu söyledi. Karatekin, "Kültürel haklar, yasalarla güvence altına alınmadan, söylemlerle açılım yapılamayacağı ortaya çıkmıştır. Bu, onun somut göstergesidir" diye konuştu. Türkiye'de tek bir etnik yapı olmadığını, farklı dil ve kültürlerin de bulunduğunun kabul edilmesi gerektiğini vurgulayan Karatekin, "Hükümetin bugüne kadarki söylemleri, artık kamuoyunda tartışılır duruma gelmiştir. İnandırıcılığını yitirmektedir. Göstermelik olarak ortaya çıkmaktadır" dedi. Kayapınar Belediyesi'nin daha önce de parklara vermek istediği Nefel, Daraşin, Berfin, Beybun, Gülistan gibi isimler kabul edilmemişti.

--------------------------------------------------------------------------------

YASAK KARARINA TEPKİ

Yasak kararının ülkede demokrasinin gelişmesi önünde engel olduğunu belirten Diyarbakır Baro Başkanı Mehmet Emin Aktar, "Askeri ve bürokrasi kesiminin direnişidir. Bu kırılmadığı sürece bir değişimden söz etmek zordur. Buna karşı mücadele etmek gerekiyor. Cegerxwin, bu toprakların bir değeridir. İsminin yaşatılması için yapılanlar doğrudur. Ancak yaşanan sürece karşı bazı bürokratların durumdan vazife çıkarması gibi bir durum var" dedi. İHD Diyarbakır Şube Başkanı Muharrem Erbey, devlet gibi düşünmeyenlerin "bölücü" olarak değerlendirildiğini kaydetti. Devletin esnek olması gerektiğini belirten Erbey, "Zihniyetin değişmesi önemlidir. her şeyden önce bir zihniyet açılımı gereklidir. Farklılıkların kendi kültürlerini yaşadıkları ortamlar yaratılmalıdır. Cegerxwin, Kürtlerin şairidir ve ismini yaşatmak istemeleri doğaldır. Umarım bu karardan geri adım atılır" dedi.

YAZARLARDAN ZİHNİYET DEĞİŞİMİ TALEBİ

Kürt Yazar Edip Polat, durumu; "Alınan karar, devletin Kürt Açılımı çalışmalarını çok da içselleştirmediğinin göstergesidir. Askerler ve bürokratlar demeçlerinde sık sık dil konusundaki hassasiyetleri ifade ediyorlar. Kürtçeye, Kürt aydınlarına, büyüklerine herhangi bir tahammül yok. Bu tür olaylara alışığız. Ancak Kürt Açılımı'nın tartışıldığı bir dönemde olması çelişki yaratıyor" şeklinde değerlendirdi.

Cegerxwin'in Kürt dilinin önemli şairlerinden olduğunu belirten Polat, "Cegerxwin'in bazı divanları TRT 6'da tanıtılıyor. Ama kültür merkezine verilen ismi yasaklanıyor. Değişiklikler kolay olmuyor. Cumhurbaşkanı'nın tepeden yaptığı açıklamalar, devletin tüm birimlerine sirayet etmiyor" dedi. Yazar Şeyhmus Diken, yasak kararını ilkellik olarak değerlendirdi. "21. yüzyılda bırakın ünlü bir edebiyatçıyı, sıradan bir ismin yasaklanması bile tek kelimeyle ilkelliktir" diyen Diken, "Gerçek Kürt açılımı bürokratik zihniyetin değişmesiyle sağlanabilir" dedi.

--------------------------------------------------------------------------------

BAŞBAKAN VE CUMURBAŞKANI AHMEDİ XANİ'Yİ SAHİPLENMİŞLERDİ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 21 Ağustos'da AKP Meclis grubunda "Kürt Açılımı" ile ilgili yaptığı konuşmasında, "Fuzuli'nin şiirleri nasıl ruhumuza hitap ediyorsa, Ahmedi Xani'nin dizeleri de aynı şekilde bizi duygulandırmıyor mu" diye konuşmuştu.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ise ağustos ayında Muş, Bitlis, Tatvan ve Ahlat'a ziyarette bulunmuş; basına yaptığı açıklamada, "Ahlat, Malazgirt, Kars'ta Ani, böyle tarihi mekanlar bu toprakları bize yurt yapanların giriş kapılarıdır. Restore etmeliyiz. Tarihçiler daha çok araştırmalı. Türkiye'ye aidiyet duygusunun güçlenmesinde böyle şeyler önemlidir! Ahlat, Malazgirt bizim mirasımız. Bizans da bizim mirasımız. Kutadgu Bilig ve Dede Korkut gibi Mem u Zin de bizim mirasımız!" demişti.

5 Eylül 2009, Gündem

Hasta tutukluları görmüyor

Cezaevlerinde yaşanan sağlık sorunlarına her geçen gün bir yenisi daha ekleniyor. Birçok siyasi tutuklu ve hükümlü ağır sağlık sorunları yaşarken, tedavi edilmeleri ve tahliye edilmeleri önündeki engeller ise sürüyor. Kırıkkale F Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutuklu bulunan müebbet hapis cezası alan Lokman Akbaba, ağır sağlık sorunlarına rağmen tedavi edilmiyor. Akbaba, yaşadığı sağlık sorunlarından dolayı Cumhurbaşkanlığı'na, Adalet Bakanlığı'na başvurdu ancak herhangi bir sonuç alamayınca bu sefer TTB ve İHD Genel Merkezi'nden yardım istedi.

Akbaba, İHD Genel Merkezi'ne gönderdiği mektupta, Nördojik bir hastalık olan 'Motor Nöron' hastalığı ve 4 çeşit bel fıtığı mevcut olduğunu belirtti. Bu hastalıkların dışında dermatolojik cilk hastalığı (Egzama eriten ve skuam), kıran iş fanajit, karaciğer yağlanması ve guatr hastalıklarının da kendisinde mevcut olduğunu kaydeden Akbaba, 10 yıldır süren hastalığının artık çok ciddi boyutlara ulaştığını söyledi. Bel fıtığı ve motor nöron hastalığından kaynaklı sol bacağında güçsüzlük, uyuşma, his kaybı, kas erimesi ve damar kısılması olduğunu kaydeden Akbaba, vücudunun sağ ve sol kısımları arsında gözle görülebilecek bir dengesizlik oluştuğunu söyledi. Defalarca hastanelere gidip geldiğini ancak bütün muayene, tetkik ve teşhise rağmen, şimdiye kadar hiçbir tedavi yöntemi uygulanmadığını dile getiren Akbaba, tedavisinin ise yapılmadığını söyledi.

Rapora rağmen tahliye yok

Akbaba ile ilgili değişik hastanelerden muayene sonuç raporları ve sağlık kurulu raporları da bulunmasına rağmen ne tahliye ediliyor ne de tedavi edililiyor.

5 Eylül 2009, Gündem

Kahvede Roj Tv gözaltı gerekçesi

Diyarbakır'da 1 Eylül günü düzenlenen miting sonrası DTP Çermik eski İlçe Başkanı Ahmet Karakoç ile oğlu M. Yakup Karakoç, akşam saatlerinde ilçeye dönerek işlettikleri kahvede Roj TV'yi açarak izlemeye başladı. Bu sırada kahvenin önünden geçen Cumhuriyet Savcısı Taner Soysal, Roj TV'nin kahvede izlendiğini görünce hemen cep telefonuna sarıldı ve durumu İlçe Emniyet Müdürlüğü'nü aradı. Saat 21.00'de kahveye gelen polis ekipleri, Roj TV''yi izleyen 10 vatandaşı kameraya aldı. Çekim bittikten sonra polis ekipleri kahve sahibi Ahmet Karakoç ile oğlu M. Yakup Karakoç, gözaltına alarak İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne götürdü. 'Terör Örgütü propagandası yapan kanalı umuma açık yerde izlettirmek' ile suçlanan baba ve oğul, ifadeleri alındı ve 5 saat sonra gece 02.00 sıralarında serbest bırakıldı. Karakoç, TV'nin kumandasının sürekli müşterilerinde olduğunu ve müşterilerinin Roj TV'yi izlemek istemesinin önüne geçemeyeceğini kaydetti. Polislerin kendilerini gözaltına alınma gerekçesinin de oldukça saçma bir suçlama olduğunu belirten Karakoç, 'Anayasa'da bu veya şu kanal izlenmeyecek diye bir şey yok. Böyle bir suçlama çok saçmadır' dedi. Karakoç, Bakan Atalay'ın sözünü ettiği 'Kürt açılımı' konusu ile bu yaşanan durumun bir biriyle çeliştiğine vurgu yaparak, söylemlerin ve uygulamaların birbirini tutmadığına dikkat çekti.

DÜNYA HABERLERİ

5 Eylül 2009, Haber 7

Rus güçleri İnguş liderini öldürdü

Rus silahlı güçleri, 22 Haziranda düzenlenen kanlı saldırıları planladığı iddia edilen ayrılıkçı İnguş liderini öldürdüğünü duyurdu.

Rus yetkilileri, İnguş Cumhuriyeti'nin Devlet Başkanı Yunus Bek Yevkurov'un ağır yaralandığı saldırıyı planladığı sanılan Rüstem Dzortov'un, güvenlik güçleriyle girdiği bir çatışmada öldüğünü açıkladı.

İtar-Tass ajansı da, 17 Ağustosta polis karakoluna düzenlenen ve 20 kişinin ölümüne yol açan saldırının arkasında da olduğu sanılan Dzortov'un "elinde bir el bombasıyla bulunduğunu" belirtti

5 Eylül 2009, Milliyet

Sudan'da yeni çatışmalarda 25 ölü...

Sudan'ın güneyinde iki önemli aşiret arasında çıkan çatışmalarda 25 kişinin öldüğü bildirildi.

Sudan Halk Kurtuluş Ordusu (SPLA), aşiret mensupları arasındaki çatışmalarda çok sayıda kişinin de yaralandığını belirtti.

SPLA'dan General Kuol Diem Kuol, dün sabah Shillouk aşiretinden silahlı kişilerin bir Dinka köyüne saldırdığını ve 20 kişiyi öldürdüğünü, ölenler arasında bir aşiret lideri, 2 karısı ve 3 çocuğunun bulunduğunu kaydetti.

Bu saldırıda birçok kişinin yaralandığını da belirten General, bunun üzerine Dinkaların intikam almak için Shillouklara ait bir köye saldırdığını ve 5 kişiyi öldürdüğünü belirtti.

General, çatışmaların sona erdiğini ve SPLA'nın bölgeyi kontrol altına aldığını sözlerine ekledi.

5 Eylül 2009, Haber 1

Pakistan'da 30 militan öldürüldü

Pakistan'nın Hayber bölgesinde yapılan operasyonda 30 militanın öldüğü bildirildi.

Paramiliter sınır birliklerinin açıklamasında, geçen haftadan beri devam eden operasyonda son olarak 30 militanın öldürüldüğü belirtildi, ancak ölü sayısı henüz bağımsız kaynaklarca doğrulanmadı.

Komşu Afganistan'daki NATO ve ABD güçlerine malzeme götürmek için kullanılan Hayber geçidinde, Taliban militanları sık sık malzeme taşıyan araçlara saldırıyor.

5 Eylül 2009, Zaman

Afganistan'da 3 Alman askeri yaralandı

Afganistan'ın kuzeyindeki Kunduz kentinde düzenlenen bombalı saldırıda 3 Alman askeri yaralandı.

Kunduz-Takhar yolundan askeri konvoy geçtiği sırada yol kenarına yerleştirilen bir bombanı patlatıldığı bildirildi. Saldırıyı Taliban üstlendi.

NATO savaş uçaklarının dün Kunduz'da düzenlediği hava saldırısında onlarca sivil hayatını kaybetmişti. Saldırı emrinin Alman komutan tarafından verildiği ortaya çıkmıştı. Bölgede 3 bin 500 kadar Alman askeri görev yapıyor.

5 Eylül 2009, Hürriyet

Yol kenarına yerleştirilen bomba patladı

Afganistan'ın doğusunda yol kenarına yerleştirilen bombanın patlamasıyla bir Polonya askerinin öldüğü, 5 askerin yaralandığı bildirildi.

Polonya Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, dün askerlerin bulunduğu zırhlı araç geçerken bombanın patladığı, müfreze komutanı Marcin Poreba'nın öldüğü belirtildi.

Yaralı askerlerin hastaneye kaldırıldığı, birinin durumunun ağır olduğu kaydedildi.

Bu son ölümle birlikte Afganistan'da hayatını kaybeden Polonyalı askerlerin sayısı 11'e çıktı.

MAZLUMDER HABERLERİ

5 Eylül 2009, soL English - Istanbul,Turkey

'To Qur'an Courses as soon as the baby begins to walk'

Debate in 12 age limit in Qur'an courses was provoked again. BBP, SP and Mazlumder have speeded up their efforts in forming a public opinion before the new legislation period began.

A law draft to reduce the marriageable age to 14 introduced following Hüseyin Üzmez scandal last year was silently withdrawn since almost nobody had supported it. The reactionaries are trying to lift 12 age limit applicable to Qur'an courses. This topic has been brought to the agenda from time to time for the last two years, and now various entities poured on the speed to finalize this in the new legislation period.

While Büyük Birlik Partisi (BBP), Mazlumder and Saadet Partisi (SP) meet in joint campaign around the bill presented by Muhsin Yazıcıoğlu, MHP gives support to the bill. These entities that began to criticize AKP saying, "It's in power alone for seven years, it has the power to amend the Constitution and describes itself as conservative, still it doesn't amend the applicable law," are trying to differentiate themselves by proving their more reactionary stance. And, they even publish news in some websites with headings, "AKP destroyed the Qur'an course" to imply that AKP is not devout enough by reminding of the destruction of the unlicensed Qur'an course building in Kasımpaşa Tayyip Erdoğan himself had once attended.

Signature campaign by Mazlumder

Mazlumder Ankara Branch initiated a signature campaign with the heading, "Age limit in Qur'an courses must be lifted." The Association aims at changing the subject into a social campaign by collecting signatures at the stands in Altınpark exhibition area of Ankara Metropolitan Municipality. In the text of the signature campaign says that in the course of 28 February a fight was given within the scope of chain of command against the beliefs of the society and age limit for Qur'an courses was raised to 12; it also points out that with the law bill presented by the late BBP Chairman Muhsin Yazıcıoğlu, this subject will once again be tackled with in the Assembly in October.

Signature campaign text further states that 12 age limit contradicts with European Convention on Human Rights, UN Convention on the Rights of the Children and many other international conventions, so legislation for religion education must be synchronized with these documents.

Saadet Partisi: There's no limit for the minorities for ballet education

Executives from Saadet Partisi bring the subject forward with its general and local dimensions. Assistant Chairman of Saadet Partisi Ertan Yülek states that although there's no limitation in religion education of the minorities, Muslims are facing limitations; in a period when education age is 5, it is unacceptable to defer the age of Qur'an education to 12. Also, SP Adıyaman provincial Chairman Mustafa Alkayış says, "While there's no age stipulation as to attending courses like ballet, swimming etc. it's unfair to bring an age limit for Qur'an courses."

Milli Gazete: newspaper of 'the national vision movement'

The newspaper of 'the national vision movement' made news on the signature campaign and criticized AKP as follows: "The fact that prohibition on the subject that has been kept suspending by AKP proves the suspicions in the nation's minds. The nation expects AKP to abolish this prohibition, since AKP was elected to perform the abolishment of all prohibitions. While AKP that holds the majority in the Assembly, insisting on this prohibition surprises the nation."

In the news of Vakit newspaper, it was argued that 12 age limit was "against pedagogical principles."

Doesn't AKP want the abolishment of 12 age limit?

Although the entities that bring the subject forth want to create an atmosphere that AKP is unwilling to make such an amendment of law, in fact AKP has been carrying out a scheme for the abolishment of 12 age limit. The news on the fact that "AKP has been working on a new "Religious Affairs Law', this was being reconsidered together with appointment of Faruk Çelik as the state Minister responsible for Religious Affairs and according to the draft law the age limit for Qur'an courses will be abolished" recently found coverage in the press. Chairman of the Religious Affair made a statement that such an amendment was necessary. Bardakoğlu said, "The families have a serious demand for this. Nobody is calling them to mosque by force."

What do the Qur'an courses serve?

Yes, but what does this amendment, on which they 'reach a compromise competing with each other' serve at a period when the number of schools sit around at a shameful level? Qur'an courses have become the only free of payment 'education institution' and many poor families in the country are sending their 'at least three children' to these courses instead of kindergartens. In other words, the families' concern is to find a free day care for their children, not providing them religious education. Kindergarten practices in socialist systems have long been criticized as, "taking the children away from their families and subjecting them to the education determined by the state." Now, however, giving the day care service to the children of the poor masses by the hand of the state in the form of religion education is quiet meaningful.

The purpose of those who finance these courses is to engrain the culture of 'accepting as it is and memorizing' in these children at the smallest age possible. With the recent amendment, they want to enforce the children who don't know how to read and write in their mother language to memorize text in Arabic and this is presented as religion education. It's true that pedagogy says learning age has reduced to 5, but, what is meant by learning is learning of abstraction mechanisms like language and mathematics. When subject matter is religion, "education" of a 5 year old child means nothing, but enforcing a certain set of values as the child's own belief before she/he develops her/his own world of concepts.

(soL - News Desk)

Bookmark/Search this post with: Turkey Printer-friendly version