Basın Açıklamaları

4 Eylül 2009 İnsan Hakları İhlalleri Haberleri

4 Eylül 2009 İnsan Hakları İhlalleri Haberleri

4 Eylül 2009, Zaman

Arıtma tesisine giden boruya giren işçiler zehirlendi

Uşak'ta, sanayi bölgesinde arıtma tesisine giden boruya giren üç işçi zehirlendi.

Alınan bilgiye göre, Uşak Karma Deri Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren bir deri firmasında çalışan Ali Rıza Çümen, Şahin Tosbıyık ve Tahsin Yüksel, fabrikadan arıtma tesisine giden borunun tıkanması üzerine çalışma başlattılar.

Tıkanıklığı dışarıda gideremeyen üç işçi, ana borunun içerisine girdi. Bir süre sonra borudan akan kimyevi maddelerden çıkan gazdan zehirlenen üç işçi, olay yerindeki diğer işçiler tarafından dışarıya çıkartıldı.

Ambulansla, Uşak Devlet Hastanesi acil servisine getirilen işçiler, yoğun bakım servisinde tedavi altına alındı.

Jandarma olayla ilgili soruşturma başlattı.

4 Eylül 2009, Zaman

Diyarbakır'da mayına basan çoban, hayatını kaybetti

Diyarbakır'ın Kulp ilçesinde mayının patlaması sonucu çobanlık yapan genç hayatını kaybetti.

Edinilen bilgiye göre, ilçeye bağlı İslamköy'de çobanlık yapan yaşındaki Mahsuni Bayram (17), köy yakınlarındaki arazide hayvan otlatırken daha önce teröristlerce araziye döşenen mayına bastı.

Mayının patlaması sonucu olay yerinde ölen gencin cesedi, otopsi için Kulp Devlet Hastanesi'ne getirildi.

Soruşturma sürüyor.

4 Eylül 2009, Zaman

Mersin'de iki kadın başından tabancayla vuruldu

Mersin'de parkta gezen iki genç kız başlarından vurulmuş halde bulundu. Kızlardan biri olay yerinde hayatını kaybederken ağır yaralanan diğeri hastaneye kaldırıldı.

Alınan bilgiye göre, Adnan Menderes Bulvarı Polis Evi karşısında gezen çocuklar duydukları silah sesi üzerine gittikleri parkta iki genç kızın kanlar içinde yattığını gördü. Bunun üzerine Polis Evi'ne giden çocuklar, durumu polise anlattı. Olay yerine gelen polisler genç kızlardan birinin öldüğünü belirlerken, ağır yaralı olan için sağlık ekiplerinden yardım istedi. Olay yeri güvenlik çemberine alınırken yaralı kız, ilk müdahalenin ardından Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırıldı. Polis çevrede yaptığı araştırmada 6 adet boş kovan buldu. Cinayette kullanılan silahı da hayatını kaybeden kızın ayak dibinde buldu. Üzerlerinde kimlik çıkmayan genç kızlardan hayatını kaybedenin Nurgül Küçük (27) olduğu tespit edildi. Yaralı kızın ise Çiçek K. (17) olduğu belirlendi. Siteler Mahallesi'nde oturan iki kızın arkadaş oldukları ve Yeni Pazar Mahallesi'ndeki evlerinden 'parka gezmeye çıkacağız' diye ayrıldıkları öğrenildi.

Genç kızın cesedi savcının incelemesinin ardından otopsi yapılmak üzere Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi morguna kaldırıldı. Yetkililer olayın çok yönlü olarak araştırıldığını bildirdi.

4 Eylül 2009, Zaman

Cizre'de cesetleri bulunan kişiler silahla öldürülmüş

Şırnak'ın Cizre ilçesinde dün yol yapım çalışması sırasında cesetleri bulunan 2 kişinin, ilk incelemede, silahla öldürüldükleri belirlendi.

Edinilen bilgiye göre, Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı'nca Cizre-İdil kara yolundaki Kuştepe köyü yakınlarında, çevre yolunda görevli ekiplerce asfalt çalışması yapılırken bulunan 2 cesetle ilgili ilk inceleme tamamlandı. İncelemede, bir kısmı çürümüş olan 2 cesedin kafataslarında kurşun izi tespit edildi. Uzun namlulu silahla her bir cesede tek el ateş edildiğini belirleyen savcılık, cesetlerden alınan örnekleri, kimlik tespitinin yapılması için İstanbul Adli Tıp Kurumu'na göndermeyi kararlaştırdı.

Bulunan iki cesedin bir kısmının çürümüş olduğu belirtildi.

Cizre Kaymakamı Cihan Demirhan, dün yaptığı açıklamada, çevre yolu çalışması esnasında 2 ayrı insana ait olduğu tahmin edilen kemik parçaları bulunduğunu bildirmişti.

-20 KEMİK PARÇASI BULUNMUŞTU-

Cizre-İdil kara yolundaki Kuştepe köyünde 16 Mart 2009 tarihinde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla başlatılan kazı çalışmalarında da 20 kemik parçası bulunmuş, İstanbul Adli Tıp Kurumu, yaptığı incelemede kemik parçalarının insana ait olmadığını bildirmişti.

4 Eylül 2009, Zaman

Kavga ettiği eşini bıçaklayarak öldürdü

Kahramanmaraş'ta 70 yaşındaki kişi, kavga ettiği 40 yıllık eşini bıçaklayarak öldürdü.

Edinilen bilgiye göre, Doğukent Mahallesi B Blok'taki evde, 70 yaşındaki S.A, ''ailevi nedenlerden dolayı'' kavga ettiği eşi Fatma Aksoy'u göğsünden ve sırtından bıçakladı.

Eşi kanlar içinde yere yığılan S.A, daha sonra da durumu komşusuna haber verdi. Komşunun olayı bildirmesi üzerine polis ekipleri, sağlık ekipleri ile birlikte eve geldi.

Sağlık ekipleri, hayatını kaybettiği belirlenen Fatma Aksoy'un cesedini, otopsi için Kahramanmaraş Devlet Hastanesi Morgu'na götürdü. Öfkeli koca S.A ise polis tarafından gözaltına alındı.

Sinir hastası olduğu ve akciğer yetmezliği nedeniyle tedavi gördüğü öğrenilen 2 çocuk babası S.A, emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi ve çıkartıldığı mahkemece tutuklandı.

4 Eylül 2009, Haber 7

Cezaevinde tecavüz iddiasına inceleme

Denizli Baro Başkanı Adil Demir, Denizli D Tipi Cezaevinde 24 yaşındaki Yunus Kalkan'ın işkence gördüğü iddiaları ile ilgili inceleme başlattıklarını açıkladı.

AA muhabirine açıklama yapan Demir, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığında oluşturulan Cezaevi İzleme Komitesi'nin üyelerinden birinin de Denizli Barosu olduğunu hatırlatarak, D Tipi Cezaevindeki iddia ile ilgili bir avukatı görevlendirdiklerini, olayın insan hakları boyutuyla inceleneceğini söyledi.

Denizli D Tipi Cezaevinde bulunan Yunus Kalkan'ın babası Kemal Kalkan, iki hafta önce ziyaret ettiği oğlunun üzerinde işkence izleri olduğunu ileri sürerek, suç duyurusunda bulunmuştu.

4 Eylül 2009, Haber 7

Genç kadına tecavüz sonrası infaz

Isparta'nın Gönen ilçesine bağlı Koçtepe Köyü yakınlarında çıplak kadın cesedi bulundu. Otopside kadının öldürülmeden önce tecavüze uğradığına ilişkin bulgulara rastlandı.

Jandarma Komutanlığından alınan bilgiye göre, Koçtepe köyü Kumruktaşı mevkisinde 20-25 yaşlarında olduğu sanılan bir kadın cesedi bulundu.

160 santimetre boylarında 50 kilogram ağırlığındaki ceset, Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesine kaldırıldı.

Hastanede yapılan otopside kadının öldürülmeden önce tecavüze uğradığına ilişkin bulgulara rastlandığı, ölüm nedeninin anlaşılabilmesi amacıyla cesedin İzmir Adli Tıp Kurumuna gönderildiği bildirildi.

Olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatıldı.

4 Eylül 2009, Haber 7

Bir haftalık bebek cami önüne bırakıldı

Ankara'da, bir haftalık olduğu tahmin edilen bebek cami önüne terk edildi.

Ümitköy'de devriye gezen polis ekipleri, saat 04.30 sıralarında 8. Cadde'deki Hacı Yunus Koç Camii'nin merdivenlerinde puset içinde bırakılmış bir erkek bebek buldu.

112 Acil Servis ekiplerinin de kontrol ettiği bebek, polis noktasına götürüldü.

Polislerin ''Ramazan Bayram'' ismini koydukları bir haftalık erkek bebek, daha sonra Dışkapı'daki Dr. Sami Ulus Çocuk Hastanesine götürüldü.

4 Eylül 2009, Hürriyet

Muradiye ve Gevaş'ta 47 kaçak yakalandı

VAN'ın Muradiye ve Gevaş ilçelerinde jandarma ekiplerinin gerçekleştirdiği iki ayrı operasyonda yurda kaçak yollarla giren 10'u çocuk, 11'i kadın toplam 47 kaçak yakalandı. 1 Türk tutuklandı.

Jandarma ekipleri, İran sınırından yurda kaçak yolla girdikleri öğrenilen ve Muradiye istikametinden İstanbul'a gitmekte olan bir minibüsü, takibe aldı. Jandarmanın 'Dur' ihtarına uymayan minibüs kaçmaya çalıştı. İlçe merkezinde akaryakıt istasyonu mevkiinde jandarmanın sıkı güvenlik duvarını aşamayınca sürücü, minibüsü terk ederek kaçtı. Araç etrafında güvenlik çemberi oluşturan jandarma, kaçak sürücüyü de takip etti. Jandarmanın takibi sonucu sürücü ile minibüste bulunan Afganistan uyruklu 6'sı çocuk 4'ü kadın 25 kişiyi yakaladı.

Bu arada, Van'ın Gevaş ilçesi Yoldöndü Jandarma Karakol ekiplerinin yol kontrolleri sırasında Değirmitaş Köyü yakınlarındaki arazide yaya olarak yürüyen grup durdurularak kimlik kontrolü yapıldı. Yapılan kontrollerde burada da 4'ü çocuk, 7'si kadın toplam 22 Afganistan uyruklu yakalandı.

İlçe jandarma komutanlıklarına getirilen sürücü ve kaçaklarla ilgili yasal işlemler başlatıldı. Muradiye ve Gevaş Devlet Hastanesinde kaçakların sağlık kontrolleri yapıldıktan sonra adliyeye sevkedildi. İran sınırından kaçak yollarla Türkiye'ye giriş yapan Afganistan uyruklu kaçakların sınırdışı işlemleri sonuçlanana kadar jandarma tarafından ihtiyaçları karşılanırken, daha önceden de sabıkası olduğu belirlenen sürücü Mehmet Şakir Alagöz ise tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olayla ilgili soruşturma devam ediyor.

4 Eylül 2009, Hürriyet

Tatvan'da 31 kaçak yakalandı

Bitlis'in Tatvan İlçesinde, Türkiye'ye yasa dışı yollarla giriş yapan yabancı uyruklu 31 kişi yakalandı.

Tatvan-Ahlat kara yolunda uygulama yapan Tatvan İlçe Emniyet Müdürlüğüne bağlı ekipler, F.M. yönetimindeki 34 AR 469 plakalı minibüste yaptıkları aramada, 18 Afganistan ve 13 Pakistan uyruklunun bulunduğunu tespit etti.

Gözaltına alınan yabancı uyrukluların, ifadelerinin alınmasının ardından, sınır dışı edilecekleri bildirildi.

Olayla ilgili soruşturma devam ediyor.

4 Eylül 2009, Yeni Şafak

Yasa dışı 119 kaçak yakalandı

Güvenlik güçlerince dün 119 kaçak yakalandı.

Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde yer alan duyuruya göre, Van, Edirne ve Hakkari il merkezlerindeki kontrollerde Türkiye'de bulunması için yasal gerekleri karşılamayan 47 Afganistan, 17 Myanmar, 15 Filistin, 7 Irak, 4 Gürcistan, 3 Seylan, 1 Tunus ve 1 İran uyruklu toplam 95 kaçak ve bu kaçaklarla bağlantılı 2 Türk vatandaşı gözaltına alındı.

Güvenlik güçleri, Türkiye'den Yunanistan'a yasa dışı geçmeye çalışan 13 Filistin, 2 Myanmar ve 2 Irak uyruklu toplam 17 kaçağı, Irak'tan Türkiye'ye yasa dışı geçen 3 Irak uyruklu kaçağı ve Suriye'den Türkiye'ye yasa dışı geçen 4 Suriye uyruklu kaçağı da ele geçirdi.

4 Eylül 2009, Yeni Şafak

Parklara Kürtçe isme veto

Diyarbakır'da yeni yapılan 5 park ve 1 kültür merkezine Kürtçe isim veren DTP'li Kayapınar Belediyesi'ne izin çıkmadı.

Kayapınar Belediyesi'nden yapılan açıklamada; kaymakamlığın, kültür merkezi ile 5 parka verilen Kürtçe isimleri kabul ettiği bildirildi. Kayapınar Belediyesi Meclisi'nin önümüzdeki günlerde hizmete açılacak Gençlik ve Kültür Merkezi'ne Cegerxwin, ilçe genelinde yapımı tamamlanan 5 parka da "Rojbin" , "Roni", "Sosin", "Roşan" ve "Bêzar" adlarını verdiği belirtildi. Üzerinde karar alınan isimlerin Kayapınar Kaymakamlığı'na gönderildiğinin vurgulandığı açıklamada, kaymakamlığın "genel ahlaka aykırı, ayrımcılığa ve bölücülüğe yol açabileceği" iddiasıyla isimleri reddettiği vurgulandı.

Kayapınar Kaymakamlığı 1 Eylül 2009 tarihinde belediyeye gönderdiği cevapta Adres ve Numaralamaya ilişkin yönetmeliğin 24. maddesine dikkat çekti. Kaymakamlık "Mahalle, sokak, cadde, bulvar, meydan ve benzeri yerlerin adları, anayasanın temel ilkelerine, yürürlükteki mevzuata, genel ahlaka aykırı, ayrımcılığa ve bölücülüğe yol açabilecek nitelikte tespit edilemez." Yönetmelik açıklamasını hatırlatarak, isimlerin kabul edilemeyeceğini bildirdi. Kaymakamlık ayrıca Diyarbakır İl Mahalli İdare Müdürlüğü ile Kayapınar İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne bilgi vererek isimlerle ilgili mahkeme sürecinin bitimine kadar söz konusu park ve tesislere verilen isimlerle ilgili tabelaların indirilmesini istedi.

Kayapınar Belediye Başkanı Zülküf Karatekin ise Kürt açılımının gündemde olduğu, Kürtçe yerleşim birimlerinin isimlerinin iade edilmesinin konuşulduğu bir dönemde isimlerin yasaklanmasına tepki gösterdi. Karatekin, "Kültürel haklar, yasalarla güvence altına alınmadan, söylemlerle açılım yapılamayacağı ortaya çıkmıştır. Bu onun somut göstergesidir." diye konuştu. Türkiye'de tek etnik yapının olmadığı, farklı dil ve kültürlerin olduğu kabul edilmesi gerektiğine dikkat çeken Karatekin, "Hükümetin bu güne kadar ki söylemleri, artık kamuoyunda tartışılır duruma gelmiştir. İnandırıcılığını yitirmektedir. Göstermelik olarak ortaya çıkmaktadır." eleştirisinde bulundu. Karatekin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Halkımız kendi dilini kültürünü yaşatmak istiyorsa, buna saygı duymamız gerekiyor. Onların talep ve istemlerini yerine getirmemiz gerekiyor. O yüzden Cegerxwin isminin yasaklanması kabul edilemez."

Kayapınar Belediyesi'nin daha önce de parklara vermek istediği Nefel, Daraşin, Berfin, Beybun, Gülistan gibi isimler kabul edilmemişti.

4 Eylül 2009, Haber 1

Minibüs devrildi: 23 yaralı

Elazığ'da fındık işçilerini taşıyan minibüsün devrilmesi sonucu 23 kişi yaralandı.

Ordu'da fındık toplayan işçilerini memleketleri Şanlıurfa'ya götüren İbrahim Halil Kaya idaresindeki 16 DJ 695 plakalı minibüs, Elazığ-Bingöl kara yolu Yarımca beldesi yakınlarında devrildi. Kazada, sürücü Kaya ile birlikte araçtaki, aralarında çocukların da bulunduğu 23 kişi yaralandı. Kovancılar Devlet Hastanesi ve Elazığ'daki çeşitli hastanelere kaldırılan yaralıların durumlarının iyi olduğu belirtildi

4 Eylül 2009, Gündem

Viranşehir'de 7 DTP'li ifade veriyor

Urfa'nın Viranşehir İlçesi'nde DTP Kadın Meclisi'nin düzenlediği 'Kürt Sorununda Demokratik Çözüm' yürüyüşüne katılan 7 DTP'li, ifadeleri alınmak üzere Viranşehir Emniyet Müdürlüğüne çağırıldı.

Urfa'nın Viranşehir İlçesi'nde DTP Kadın Meclisi'nin düzenlediği 'Kürt Sorununda Demokratik Çözüm' yürüyüşüne katılan 7 DTP'li İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne çağrıldı. DTP İlçe Başkanı Adnan Etli, DTP'li Belediye Meclis Üyeleri Ayşe Sürücü ve Eshat Diken, Viranşehir Belediye Başkan Yardımcısı Nayıf Aslan, DTP İlçe Yöneticisi Ferzende Ata, DTP ŞÃ®lan Kadın Meclisi Üyesi Mizgin Ata ve Kemal Ardin ifadeleri alınmak üzere Viranşehir Emniyet Müdürlüğüne çağırıldı. İfade vermek için emniyete giden DTP'lilerin ifade işlemleri sürüyor.

4 Eylül 2009, Gündem

Eğitim Sen'li Süleyman Şimşek'e 15 ay hapis cezası

Batman'da düzenlenen bir gösteriye katıldığı gerekçesiyle 2 aydır tutuklu bulunan Eğitim Sen Batman Şube Üyesi Süleyman Şimşek, '2911 sayılı toplu gösteri ve yürüyüşleri kanuna' muhalefet etmekten 15 ay hapis cezasına çarptırıldı. Karara tepki gösteren KESK Genel Sekreteri Emirali Şimşek, sendikal hak mücadelesi yürütenlerin önümüzdeki dönemde cezalara karşı daha fazla sokaklarda olacağına dikkat çekti.

Batman'da Ekim 2008 tarihinde düzenlenen bir gösteriye katıldığı gerekçesiyle 29 Haziran 2009 tarihinde gözaltına alınıp tutuklanan Eğitim Sen Batman Şube üyesi Süleyman Şimşek'in yargılanmasına Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Görülen duruşmaya tutuklu sanık Süleyman Şimşek'in yanı sıra sanık avukatları da katılırken, duruşmaya katılmak için aralarında KESK Genel Sekreteri Emirali Şimşek, Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş, Batman ve Diyarbakır KESK'li yöneticileri, Diyarbakır'da bulunan sivil toplum örgütü temsilcilerinin de bulunduğu çok sayıda kişi duruşmayı takip etti.

Duruşmada da Şimşek ve müdafi avukatlar son savunmalarını yaptıktan sonra kararını açıklayan mahkeme heyeti, Eğitim Sen Şube yöneticisi Süleyman Şimşek görülen karar duruşmasında, 'Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek' suçlamasıyla açılan davadan beraat ederken, '2911 sayılı toplu gösteri ve yürüyüşleri kanuna muhalefet etmekten' 15 ay hapis cezası verdi.

Şimşek tahliye edilirken, verilen 15 ay hapis cezası 'Hükmün açıklanmasına geri bırakılmasına' ve '5 yıl boyunca denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına' da karar verildi.

'Daha fazla sesimiz yükselteceğiz'

Duruşma ardından Adliye binası önünde açıklama yapan KESK Genel Sekreteri Emirali Şimşek, sendikal demokratik hak ve barış mücadelesi olduğunu ifade ederek, yürüttükleri mücadeleden özellikle yönetenlerin rahatsız olduğunu söyledi. Yönetimin rahatsızlığını KESK'lilere yönelik baskı, sürgün, gözaltı ve tutuklama olarak gösterdiğini dile getiren Şimşek, 'Biz bu bedeli 20 yıldır ödüyoruz, ödemeye de hazırız. Son aylarda 31 üyemiz çeşitli nedenlerle tutuklandı. Bugün de bir arkadaşımız 2 ay tutuklu kaldıktan sonra ceza alarak serbest bırakıldı' diye konuştu. Tutuklu bulunan tüm arkadaşlarının serbest bırakılması gerektiğini vurgulayan Şimşek, 'Arkadaşlarımızın serbest bırakılması Türkiye'nin normalleşmesine hizmet etmektedir. Barış ve demokratik hak talebimiz için sesimizi yükseltmek en doğal hakkımızdır. Bunu cezalarla önünün kesilmesi mümkün değildir. Süleyman arkadaşımıza verilen bu cezayı da kınıyorum. Önümüzdeki süreçte sokaklarda daha fazla sokaklarda olacağız' diye konuştu.

Açıklama sırasında 'KESK'i değil, silahları sustur' ve 'Baskılar bizi yıldıramaz' şeklinde slogan atılırken, adliye çevresindeki vatandaşlarında açıklamaya destek vermesi dikkat çekti.

4 Eylül 2009, Gündem

Urfa'da YDG üyesi gözaltına alındı

Urfa'da Yurtsever Demokratik Gençlik (YDG) Üyesi Abdullah Koç gözaltına alındı.

Urfa Belediyesi önünden alınan Koç'un Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğüne götürüldü. Koç, emniyetteki ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

4 Eylül 2009, Gündem

Tatvan'da 31 kaçak göçmen yakalandı

Bitlis'in Tatvan ilçesinde yapılan yol kontrolleri sırasında 31 kaçak göçmen yakalandı.

Alınan bilgilere göre Tatvan-Ahlat karayolunda İstanbul plakalı bir minibüsü durduran Jandarma 31 kaçan göçmeni yakaladı.

Yakalanan göçmenlerin 18'inin Afganistan, 13'ünün de Pakistanlı olduğu bildirildi.

Türk yetkilileri göçmenlerin ifadelerinin alınmasının ardından sınırdışı edileceklerini duyurdu.

DÜNYA HABERLERİ

4 Eylül 2009, Yeni Şafak

Pakistan'da 5 militan öldü

Pakistan'ın kuzeybatısındaki çatışmada paramiliter güçlerin 5 militanı öldürdüğü bildirildi.

Militer güçler tarafından yapılan açıklamada, Hayber aşiret bölgesinde devam eden operasyonlarda 24 militanın da yakalandığı belirtildi.

Hayber geçidi, Afganistan'daki NATO ve Amerikan güçlerine yapılan sevkıyatın en önemli rotalarından biri durumunda. Taliban güçleri Hayber geçidinden sevkıyat yapan kamyonlara sık sık saldırı düzenliyor.

Pakistanlı yetkililer, sınırdaki kontrol noktasına düzenlenen saldırıda 19 polisin ölmesi üzerine geçen hafta başlatılan operasyonlarda çok sayıda militanın öldüğünü belirtiyor.

4 Eylül 2009, Star

Afganistan'da büyük patlama. Çok sayıda ölü olabilir

Afganistan'daki NATO komutasındaki güçler, ülkenin kuzeyinde çok sayıda kişinin öldüğünden endişe edilen petrol tankerinin patladığı bildirilen bölgeye hava saldırısı düzenlendiğini bildirdi.

ABD ve NATO komutasındaki güçlerin basın sözcüsü Jon Stock, Kabil'de gazetecilerin Kunduz'daki patlamanın NATO güçlerinin petrol tankerlerine ateş açmasından kaynaklanmış olup olamayacağını sorması üzerine, "bölgeye dün gece ya da bu sabah bir hava harekatı düzenlendiğini doğrulayabilirim" dedi.

Sözcü başka ayrıntı vermedi.

Kunduz Valisi Muhammed Ömer, vilayetin kırsal kesimindeki patlamanın, bölge halkı tankerlerden yakıt aldığı sırada meydana geldiğini belirterek, hayatını kaybedenlerin sayısının 90'ı bulabileceğini bildirmişti.

4 Eylül 2009, Star

Afganistan'da bir Britanya askeri öldü

Afganistan'da bir Britanya askerinin öldüğü bildirildi.

Britanya Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, askerin Helmand vilayetinde hayatını kaybettiği belirtildi. Bakanlık dün de aynı bölgede bir Britanya askerinin öldüğünü açıklamıştı.

Bu son ölümlerle 2001'den bu yana Afganistan'da ölen Britanya askerilerinin sayısı 212'ye çıktı.

Aynı dönemde 812 Amerikan, 128 Kanadalı, 35 Alman, 29 Fransız, 25 Danimarkalı, 25 İspanyol, 19 Hollandalı, 15 İtalyan ve 61 de diğer ülkelerden olmak üzere NATO gücüne bağlı görev yapan toplam 1361 asker hayatını kaybetti.

4 Eylül 2009, Star

Fabrikada çatışma: 40 yaralı

Ukrayna'nın güneyindeki Herson kentindeki bir konyak fabrikasında, binayı ele geçirmeye çalışan kişiler ile fabrika çalışanları arasında silahlı çatışma çıktı. Olayda 40 kişi yaralandı.

Ukrayna İçişleri Bakanı Yuriy Lutsenko'nun bildirdiğine göre, Herson'daki `Tavriya' Konyak Fabrikası'nın ortakları arasındaki mülkiyet çekişmesi sonucu kan aktı. Fabrikayı ele geçirmeye çalışan 170'e yakın kişi ile fabrika işçileri arasında dün silahlı çatışma çıktı. "Saldırganlar 50-100 dolara tutulan kiralık kişilerö diyen Bakan, olayda 40 kişinin yaralandığını, bazı yaralıların durumunun ağır olduğunu bildirdi.

Ukrayna'nın en önemli işletmelerinden olan Birinci Ulusal Şarap Holdingi'nin bünyesindeki Tavriya Konyak Fabrikası'nın ülke konyak pazarındaki payı yüzde 25'e yakın. Fabrikanın sezonluk üzüm işleme hacmi 17 bin ton civarında.

4 Eylül 2009, Star

Bu kez gerilla orduyu vurdu

Peru'da gerillalar orduya ait helikopteri vurdu.

Peru'da Aydınlık yol gerillalarının, hava kuvvetlerine ait bir helikopteri düşürdüğü, 3 askerin öldüğü bildirildi.

Yetkililer, gerillaların, helikopteri önceki gün geç saatlerde Cunin eyaletindeki Sinaycoça köyünde makineli tüfekle vurduğunu belirtti.

Bir gün önceki çatışmalarda yaralanan 3 askeri taşıyan helikopter inişe geçtiği sırada düzenlenen saldırıda 5 askerin de yaralandığı kaydedildi.

Peru'da isyancılara karşı mücadele, gerillaların devriye askerlere pusu kurarak askeri üsse saldırması üzerine geçen hafta artırılmıştı.

Bir zamanlar 10 bin üyesi bulunan Aydınlık Yol, Peru hükümetinin başını çok ağrıtmıştı, ancak örgüt, lideri Abimael Guzman'ın yakalandığı 1992'den bu yana eskisi kadar faal değil. Örgütün 400 dolayında üyesi, uyuşturucudan elde ettiği parayla geçen yıllarda yeniden silahlandı.

MAZLUMDER HABERLERİ

4 Eylül 2009, Gündem

Kayıp yakınları MAZLUMDER'den yardım istedi

Urfa'da kayıp yakını aileler, MAZLUMDER'i ziyaret ederek yardım talebinde bulundu.

Urfa'daki 18 kayıp yakını aile, İHD öncülüğünde MAZLUMDER Urfa Şubesi'ni ziyaret ederek kayıpların akıbeti hakkında yardım talebinde bulundu. Aileler, MAZLUMDER Şube Başkanı Meral Dervişoğlu tarafından karşılanırken, 1994 yılında bir haber için gittiği Siverek'te bir daha geri dönemeyen Gündem Gazetesi muhabiri Nazım Babaoğlu'nun abisi Cemal Babaoğlu, diyalogla aşılamayacak sorunun olmadığını, Türkiye'de bir barış kültürünün yeşermesi için siyasi duruşu ne olursa olsun kayıplar hakkında herkesin taraf olması gerektiğini, bu nedenle de bütün kurumları ziyaret edip yardım talep edeceklerini belirtti. MAZLUMDER Şube Başkanı Meral Dervişoğlu ise, kayıp yakınlarının muhatap alınması konusunda bir taleplerinin olduğunu söyleyerek, 'Bu sorunun çözümü hükümete düşüyor. Devlet Millete hizmet için vardır. Bu konuda baskı unsuru oluşturmalıdır. Eğer devlet suç işlediği sabitse ve bunu kabul etmiyorsa tehlikeli bir süreç vardır' dedi. Özelikle JİTEM ve Ergenekon'un ortaya çıkmasıyla işlenen suçların aydınlandığını belirten Dervişoğlu, bütün insan hakları savunucularının bu cinayetlerin faillerinin bulunmasını talep ettiklerini ifade etti.

İHD Şube Başkanı Sedat Gözkıran, devletin bugüne kadar ki duyarsızlığının kayıp yakınlarının umudunu tükettiğini ifade ederek, 'Şu an bize müracaat eden 18 kayıp yakını aile var. Ama sayı bundan çok fazladır. İnsanlar müracaat edersem 'acaba bende aynı akıbete uğrar mıyım' kaygısını taşıyorlar. Çünkü döneminde müracaat eden bir çok aile gözaltına alındı' dedi.

4 Eylül 2009, Evrensel

Hayal kırıklığının sonucu ağır olur

İçişleri Bakanı Beşir Atalay`ın `Kürt Açılımı` tartışmalarının ardından `toplumun tüm kesimleri ile görüşerek bir mutabakat sağlamaya çalışacakları` iddiası ile siyasi partiler, çeşitli kurumlar ve insan hakları...

İçişleri Bakanı Beşir Atalay`ın `Kürt Açılımı` tartışmalarının ardından `toplumun tüm kesimleri ile görüşerek bir mutabakat sağlamaya çalışacakları` iddiası ile siyasi partiler, çeşitli kurumlar ve insan hakları...

İçişleri Bakanı Beşir Atalay`ın `Kürt Açılımı` tartışmalarının ardından `toplumun tüm kesimleri ile görüşerek bir mutabakat sağlamaya çalışacakları` iddiası ile siyasi partiler, çeşitli kurumlar ve insan hakları kuruluşlarıyla yaptığı görüşmelerin ardından geçtiğimiz günlerde yaptığı basın toplantısı, tartışılmaya devam ediyor.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ ŞART

Bakanın yaptığı görüşmeler kapsamında bir araya geldiği Türkiye İnsan Hakları Vakfı(TİHV), MAZLUMDER ve İnsan Hakları Derneği(İHD) temsilcileri, gazetemize yaptıkları değerlendirmelerde son açıklamanın bir güvensizlik ortamı yarattığına dikkat çekerek, hükümeti bu güvensizlik ortamını giderecek adımları derhal atmaya çağırdılar. Anayasa değişikliğinin hükümetin gündeminde olmadığı açıklamasını eleştiren insan hakları kuruluşları, sürecin hayal kırıklığı ile sonuçlanmasının büyük tehlike yaratacağı uyarısında bulundular.

TEK SORUMLU HÜKÜMET

TİHV Genel Sekreteri Metin Bakkalcı, bakanın sürecin başında yaptığı açıklamalar ile son açıklaması arasında ciddi bir fark olmadığını belirterek, `Bakan `Kararlıyız, umutluyuz, şu anda bir projemiz yok` açıklamalarını yinelemiş oldu` dedi. Türkiye`nin bir yol ayrımında olduğunu belirten Bakkalcı, `Bundan sonrası çok ciddi bir süreçtir. Bugüne kadar yaşanan acılar, travmalar bir daha yaşanamaz. Eğer bu süreç bir hayal kırıklığına uğratılırsa, bu olağanüstü olumsuz gelişmelere yol açar` şeklinde konuştu.

Çok kuvvetli bir içtenlik çağrısı yaptıklarını söyleyen Bakkalcı, `Kimse bugüne kadar yaşanan acılar ve travmalar üzerine politika yapmamalıdır` dedi. Bakanın yaptığı son açıklamanın toplumda bir hayal kırıklığı yarattığını belirten Bakkalcı, `Bakanın anayasa değişikliğinin gündemde olmadığı açıklaması olağanüstü bir talihsizliktir` dedi. Kendilerinin `mutabakatla` ilgisi olmayan hak ve özgürlüklerden bahsettiklerini dile getiren Bakkalcı, `Örneğin ifade özgürlüğü konusunda bir mutabakat zaten vardır. Birlikte yaşamanın yolunun bulunması için anadilde eğitim için mutabakata gerek yok. Siyasi iktidarın bu konuda yasa çıkarmak için çoğunluğu vardır. Bu konuda çıkarılacak genelgeler, kararlar, içişleri bakanının iki cümlesine bakıyor. Bu konularda tek sorumlu hükümettir` şeklinde konuştu. `Açılım süreci` ilerlerken bir taraftan baskı ortamının da sürdüğüne dikkat çeken Bakkalcı, `Kürt sorunu tartışılıyor, bugün Ermeni Açılımı tartışılıyor. Bu sanal değil. Ama baskı ortamı da devam ediyor. Hâlâ gözaltılar, soruşturmalar, tutuklamalar devam ediyor. Bu da sanal değil` dedi.

`MAZERETLERİ OLAMAZ`

Hükümetin güvensizliği gidermek için derhal atması gereken adımlar olduğunu ifade eden Bakkalcı, `Hükümetin içtenlik ve güven ortamını sağlaması için derhal DTP`lilere, KESK`lilere, insan hakları savunucularına yönelik davalar düşürülmeli, taş attıkları gerekçesi ile tutuklanan çocuklar ve sağlık sorunu olan tutuklular derhal salıverilmelidir` şeklinde konuştu. Hükümetin ifade özgürlüğü ile ilgili düzenlemeleri derhal yapmasını isteyen Bakkalcı, `Bu anayasa bugün değil, 1980`den beri tartışılıyor. Bu düzenlemeleri yapmamak için hiçbir mazeretleri olamaz` ifadelerini kullandı.

ÜNSAL: BİRAZ BEKLEYELİM

Bakanın özellikle anayasa değişikliğinin gündemde olmadığı yönlü açıklamasını eleştiren MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal ise `Bakan, `Herkes anayasa değişikliği istiyor ama biz yapmayacağız` diyor. Oysa 2007`de meclis açıldığında ilk işleri bir anayasa hazırlığı idi` şeklinde konuştu. Bakanın açıklamasına `Siz kurumların görüşünü almak için görüşmeler yapacaksınız. Herkes istiyor ama biz yapmayacağız diyeceksiniz` şeklinde tepki gösteren Ünsal, `Bu durum ya istişarelerde ortaya çıkan görüşleri dikkate almadıklarını ya da yaratılan beklentinin boşa çıkarılacağını gösteriyor` dedi. `Yapılan açıklama, gerek siyasi muhalefetin gerekse üniformalı bürokratik muhalefetin, AK Parti`nin baştaki kararlılığını etkilediğini gösteriyor` diyen Ünsal, hükümetin en başından beri bir `Türkiye Modeli` yaratacağını söylediğini hatırlatarak, `Eğer Türkiye modelinden kasıt buysa, bu oldukça kaygı verici` ifadelerini kullandı. Başlangıç açıklamasının beklentileri karşılayacak düzeyde olmadığını ifade eden Ünsal, `Biraz bekleyelim. Madem bir Türkiye Modeli yaratılacağından söz ediliyor, bunun ne olduğunu hep birlikte görelim` şeklinde konuştu.

ACİLEN ADIM ATILMALI

İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan yaptıkları görüşmede İçişleri Bakanı Atalay`a ilettikleri taleplerle bakanın yaptığı konuşma karşılaştırıldığında arada ciddi bir fark olduğunun görüldüğünü dile getirerek, `Bakan maalesef askeri kesimleri teskine dönük bir açıklama yapmıştır` dedi. Anayasa değişikliği yapılmadığı koşullarda ne bir Kürt açılımının ne de bir demokrasi açılımının yapılabileceğini dile getiren Türkdoğan, `Bu anayasa 12 Eylül anayasasıdır. Bu anayasa tartışılmazsa sorun nasıl çözülebilir?` şeklinde konuştu. Sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için diyalog sürecinin tüm kesimleri ve halkı kapsayarak ilerlemesi gerektiğini belirten Türkdoğan, hükümetin süreci devam ettirmek için acilen atması gereken adımlar olduğunu belirtti. Yapılan en ufak açıklamanın bile yasadışı örgüt propagandası sayıldığını belirten Türkdoğan, birçok DTP, KESK üyesinin, öğrencinin, cezaevlerinde olduğunu hatırlattı. `AKP döneminde çıkarılan Terörle Mücadele Kanunu ve başkaca antidemokratik yasanın düzenlenmesi şart. Aksi takdirde süreç ilerlemez` diyen Türkdoğan, `Eğer bunlar bir an önce yapılmazsa, süreç bahsedildiği gibi bir `tasfiye` süreci olarak şekillendirilirse, bunun sonuçları çok tehlikeli ve acı olur` şeklinde konuştu.

4 Eylül 2009, Alevi Gündem

Kuran kurslarında Yaş Tartışması

Kuran kurslarında 12 yaş sınırı tartışmaları başladı. BBP, SP, Mazlumder yeni yasama dönemi öncesi kamuoyu oluşturma çalışmalarına hız verdi.

Geçtiğimiz yıl Hüseyin Üzmez olayının ardından ülke gündemine gelen ama kimsenin sahiplenememesi sonucu sessiz sedasız geri çekilen "evlilik yaşının 14'e çekilmesi" tasarısının ardından, gericiler şimdi de kuran kurslarına katılım için belirlenen 12 yaş sınırını kaldırmaya çalışıyorlar. Son iki yıldır ara ara gündeme getirilen konunun yeni yasama döneminde çözüme kavuşturulması için çeşitli özneler gaza bastılar.

Büyük Birlik Partisi (BBP), Mazlumder ve Saadet Partisi (SP), Muhsin Yazıcıoğlu'nun verdiği önerge etrafında ortak bir kampanyada buluşurken, MHP de destek verdi. Her birlikte, "7 yıldır tek başına iktidarda, Anayasayı değiştirebilecek gücü var ve kendisini muhafazakâr olarak niteliyor ama mevzuatı hala değiştirmiyor" diyerek AKP'yi eleştirmeye başlayan bu özneler, daha gerici olduklarını kanıtlayarak kendilerini farklılaştırmaya çalışıyor. Hatta bazı internet sitelerinde, 2007 yılında Kasımpaşa'daki, Tayyip Erdoğan'ın da gitmiş olduğu bir Kuran kursu binasının kaçak olduğu için yıktırılması olayı "AKP Kuran kursu yıktırdı" gibi başlıklarla anımsatılarak 'AKP'nin yeterince dini bütün olmadığı' ima ediliyor.

Mazlumder'den imza kampanyası

Mazlumder Ankara Şubesi, "Kur'an kurslarında yaş sınırı kaldırılsın" başlıklı bir imza kampanyası başlattı. Dernek, Ramazan ayı boyunca büyükşehir belediyesine ait Altınpark fuar alanında açılacak standlarda imza toplanrak konunun bir sosyal kampanyaya dönüştürülmesini amaçlıyor. İmza metninde Kuran kurslarına katılabilme yaşının 28 Şubat sürecinde emir komuta zinciri içerisinde toplumun inançlarıyla savaşılarak 12'ye yükseltildiği; BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun verdiği kanun teklifi verdiği ile konunun Ekim ayında meclisin yeni yasama döneminde gündeme geleceği belirtiliyor.

İmza metnini devamında, 12 yaş sınırının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 9.maddesi ve EK 1.Protokol 2.maddesi ile BM Çocuk Hakları Sözleşmesi ve diğer uluslar arası sözleşmelere aykırı olduğu, din eğitimi ile ilgili yasal düzenlemelerin bu belgelerle uyumlu hale getirilmesi gerektiği belirtiliyor.

Saadet Partisi: Azınlıklar için, bale kursu için yaş sınırı yok

Saadet Partili yetkililer, konuyu merkezi ve yerel boyutta gündeme getiriyor. Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ertan Yülek, Türkiye'de azınlıkların din eğitiminde herhangi bir sınırlama olmamasına karşın Müslümanlara kısıtlama uygulandığını; öğrenme yaşının 5 olarak saptandığı bir dönemde Kuran öğrenme yaşının 12'ye ötelenmesinin de kabul edilemeyeceğini söyledi. SP Adıyaman İl Başkanı Mustafa Alkayış da "Bale, yüzme gibi kurslara katılmada herhangi bir yaş şartı bulunmadığı halde Kuran kurslarına 12 yaş sınırı getirmek büyük bir haksızlıktır" dedi.

Milli görüşün gazetesi Milli Gazete de imza kampanyasını haberleştirerek, şu ifadelerle AKP'yi eleştirdi: "AKP hükümeti tarafından yedi yıldır bekletilen yasağın kalmaması ise milletin kafasındaki şüpheleri doğruluyor. Millet yasakların kaldırılması için meclise taşıdığı AKP'den bu yasağın kaldırılmasını bekliyor. Meclis çoğunluğunu elinde bulunduran AKP'ye rağmen hala bu yasağın devam etmesi ise milleti şaşırtıyor."

Vakit gazetesinin haberinde de, 12 yaş sınırının "pedagojik kurallara aykırı" olduğu savunuldu.

AKP 12 yaş sınırını kaldırmak istemiyor mu?

Konuyu gündeme getiren özneler AKP'nin böyle bir yasa değişikliği yapmak için isteksiz olduğu gibi bir hava yaratmaya çalışsalar da, AKP'nin de 12 yaş yasağını kaldırma yönünde bir çalışması var. AKP'nin yaklaşık 3 yıldır yeni bir Diyanet Teşkilat Yasası hazırladığı, Faruk Çelik'in Diyanet'ten sorumlu Devlet Bakanı olmasıyla birlikte konunun yeniden gündeme geldiği, yasa taslağının Kuran kurslarındaki yaş şartını kaldırdığı geçtiğimiz günlerde haberlere yansımıştı. Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu da, böyle bir değişikliğin gerekli olduğu yönünde beyanda bulunmuştu. Bardakoğlu, "Ailelerin bu yönde ciddi isteği vardır. Kimse zorla camiye çağırmıyor" diye konuşmuştu.

Kuran kursları ne işe yarıyor?

Peki, okullaşma oranının utanç verici boyutlarda kaldığı bir dönemde, 'rekabet içinde uzlaşılan' bu değişiklik neyi amaçlıyor? Kuran kursları ülkedeki yegane ücretsiz 'eğitim kurumu' haline gelirken birçok yoksul ailenin sahip oldukları 'en az 3 çocuğu' gündüz bakımevi niyetine bu kurslara gönderdiği biliniyor. Yani ailelerin çoğunun amacı çocuklarına dini eğitim sağlamak değil, onlara gün boyu ücretsiz bakım sağlamak. Sosyalist sistem deneyimlerindeki kreş uygulamalarını "çocukları küçük yaşta aileden kopartarak devletin belirlediği eğitime tabi tutmak" gibi söylemlerle eleştirenlerin yoksul kitlelerin çocuklarına ihtiyaçları olan kreş hizmetini devletin gizli eliyle din eğitimi biçiminde dayatması son derece manidar.

Bu kursları finanse edenlerin amacı ise, sorgulamama ve ezber kültürünü mümkün olan en küçük yaşta çocuklara aşılamak. Son değişiklik ile henüz anadilinde okuma yazma bilmeyen çocukların Arapça metinleri ezberlemesi, din eğitimi olarak dayatılmak isteniyor. Pedagojinin öğrenme yaşının 5'e indiğini söylediği doğru. Ancak burada sözkonusu olan, çocuğun dil ve matematik gibi soyutlama mekanizmalarını öğrenmesi. Konu din eğitimi olduğunda, 5 yaşında bir çocuğun "eğitilmesi", bireyin kendi görüşlerini oluşturabilmesini sağlayacak kavram dünyası henüz oluşmadan belli yargıların ona kendi inancı olarak dayatılmasından başka anlam taşımıyor.