Basın Açıklamaları

28 Temmuz 2009 İnsan Hakları İhlalleri Haberleri

28 Temmuz 2009 da Yaşanan İnsan Hakları İhlalleri Haberleri

28 Temmuz 2009, Haber 7

Afyon'da sokakta av tüfeği dehşeti

Afyonkarahisar'da bir kişi, sokakta tartıştığı eşini av tüfeğiyle öldürdü.

Alınan bilgiye göre, Çay ilçesi İstasyon Caddesi'nde boşanmak için mahkemeye başvuran Özlem Özcan K. (34) ile karşılaşan Yaşar K. (40) yanında getirdiği av tüfeğiyle ateş ederek karısını öldürdü.

Güvenlik güçleri, olaydan sonra kaçan Yaşar K'yı yakalamak için çalışmalarını sürdürüyor.

Bir hastanede hemşire olarak görev yaptığı öğrenilen Özlem Özcan K. ile Yaşar K'nın ikinci evliliklerini yaptıkları, anlaşamayarak boşanmak için mahkemeye başvurdukları öğrenildi.

28 Temmuz 2009, Gündem

Leyla Zana'ya 1 yıl 3 ay hapis verildi

Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, Leyla Zana'ya, Londra'daki bir konuşmasından dolayı 'örgüt propagandası' yaptığı gerekçesiyle 1 yıl 3 ay hapis cezası verdi.

DEP eski Milletvekili Leyla Zana hakkında, İngiltere'nin Suas Üniversitesi'nde katıldığı toplantıda 'Abdullah Öcalan Kürtlerin beyni ve yüreğidir' sözleri nedeniyle Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan dava karara bağlandı. Mahkeme heyeti, Zana'ya Terörle Mücadele Kanunu'nun (TMK) 'örgüt propagandası yapmak' fiilini düzenleyen 7/2 maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdı.

Zana hakkında sadece konuşmalarından ötürü en az 35 soruşturma açılırken, onlarca yıl hapis cezaları ile yargılandı.

3 Temmuz günü de Kürt siyasetçi Leyla Zana, 2007'deki seçimler sırasında yaptığı Kürtçe konuşmadan dolayı hakkında açılan davada, talimatla ifade vermişti. Kendisine yöneltilen suçu kabul etmeyen Leyla Zana, daha önceki beyanlarını tekrar ettiğini belirtmişti.

4 Haziran günü ayrı bir davada Leyla Zana, yine 'Örgüt propagandası' suçlamasıyla Diyarbakır'da yargılanmıştı. Zana bu kez, 22 Eylül'de 2008 Demokratik Toplum Kongresi'nin sonuç bildirgesini okurken 'Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan'a yönelik baskı ve tecridi mahkum ettik' ve 3-4 Mayıs tarihleri arasında DTP'nin Koşuyolu Parkı'nda düzenlediği açlık grevinde 'Sayın Erdoğan, Kürdistan'ın şehirlerini teker teker gezmeyin barış eli İmralı'da, barış elini tut' ifadeleri kullandığı gerekçesiyle yargılanmış ve dava ertelenmişti.

2 Haziran günü Zana iki davadan yargılanmıştı. İngiltere'nin Başkenti Londra'da Suas Üniversitesi'nde katıldığı toplantıda 'PKK ve Abdullah Öcalan Kürtlerin beyni ve yüreğidir' sözleri nedeniyle açılan davanın duruşması Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde, 'Kürtlerin üç lideri var. Bunlar Abdullah Öcalan, Celal Talabani ve Mesut Berzani'dir' sözlerinden dolayı açılan davanın duruşması ise Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmüştü. Her iki duruşma da ertelenmişti.

28 Temmuz 2009, Gündem

Bismil'de bir kişi gözaltına alındı

Diyarbakır'ın Bismil İlçesi'nde yapılan ev baskınında bir kişi gözaltına alındı.

Alınan bilgilere göre, Bismil'de yapılan HPG'li Yusuf Aydın'ın (Karker Sümbül) cenaze töreninde 'yasadışı slogan' attığı gerekçesiyle Mahmut Birgüler'in evine sabaha karşı baskın düzenlendi. Evde yapılan aramanın ardından Birgüler, gözaltına alındı. Bismil Emniyet Müdürlüğü'nde tutulan Birgüler'in adliyeye sevk edilmesi bekleniyor.

28 Temmuz 2009, Hürriyet

Hizb-ut Tahrir'e Diyarbakır'da 7 tutuklama

DİYARBAKIR'da, Hizb-ut Tahrir terör örgütüne yönelik gerçekleştirilen operasyonda gözaltına alınan 12 kişiden 7'si tutuklandı. Tutuklananlardan ikisinin örgütün Türkiye sorumlusu olduğu ileri sürüldü.

Hizb-ut Tahrir terör örgütü üyelerine yönelik gerçekleştirilen operasyonda, Diyarbakır ve Ağrı'da gözaltına alınan 12 kişi polisteki sorgularının ardından savcılığa sevk edildi. Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcısı Ergün Tokgöz tarafından ifadeleri alınan 12 kişiden 5'i serbet bırakılırken, 7'si tutuklanma istemiyle mahkemeye sevk edildi. Nöbetçi mahkeme 7 kişinin tutuklanmasına karar verdi.

Tutuklananlar arasında örgütün Türkiye sorumlusu oldukları ileri sürülen 2 kişinin de bulunduğu belirtildi. Türkiye'ye hilafeti getirmeyi amaçlayan ve bu nedenle örgütlenmeye çalışan Hizb-ut Tahrir örgütüne yönelik geçen hafta sonunda 6 ilde, eş zamanlı operasyon düzenlenmişti.

28 Temmuz 2009, Hürriyet

"İş bul" diyen eşini bıçakladı

Mersin'de işsiz sıvacı ustası Serkan Y., kendisine, "Çocuklar aç, iş bul, çalış" diye bağıran eşini bıçakladı. Yaralı kadın tedavi altına alınırken tutuklanan eşi, pişman olduğunu söyledi.

Sıvacı ustası olmasına karşılık, inşaat sektöründeki durgunluğun da etkisiyle uzun süredir iş bulamadığı belirtilen Serkan Y.(29), akşam saatlerinde eve geldiğinde parasızlık nedeniyle çocuklarının karnını da doyuramayan, onlara yiyecek alamayan eşi Güngör Y.'nin (26) tepkisiyle karşılaştı. 10 yıllık evli çift, yaşadıkları ekonomik sıkıntı nedeniyle tartışmaya başladı.

İddiaya göre 3 çocuk annesi Güngör Y. eşine, "Bak çocuklar aç. İş bul, çalış" diye bağırdı. Yaşanan tartışma sırasında bir an kendini kaybeden Serkan Y., mutfaktan aldığı ekmek bıçağıyla eşini göğsünden ve karnından bıçaklayıp, kaçtı.

Gürültü üzerine eve gelen komşular, Güngör Y.'yi kanlar içinde yerde buldu. Komşuların çağırdığı ambulansla Mersin Devlet Hastanesi'ne götürülen kadın tedavi altına alındı. Eşinin uzun süredir işsiz gezmesi ve yaşadıkları ekonomik sıkıntı nedeniyle aile huzurlarının bozulduğunu anlatan Güngör Y., "Sabah erken evden çıkıp, geç saatlerde geliyor. Eve geldiği sırada, 'Bak çocuklar aç iş bul çalış' dedim. Bunu demem üzerine aramızda tartışma çıktı. Bir anda kendisini kaybederek, mutfağa koşup eline geçirdiği bıçakla geri geldi. Kendimi dışarıya atmaya çalışmama rağmen kapıda yakalayarak beni bıçakladı" dedi.

Olaydan kısa süre sonra yakalanan Serkan Y., suçunu itiraf edip, pişman olduğunu söyledi. Serkan Y.'nin, Polis Merkezi'nde verdiği ifadesinde, "Eşim çocukların aç olduğunu söyleyince çılgına döndüm. Bana Adana'ya ailesinin yanına gideceğini bu nedenle para bulmamı istedi. Ben de kendisine iş bulamadığımı, iş bulup çalıştığında Adana'ya gidebileceğini söyledim. Ancak, o ısrarla üzerime gelmeyi sürdürdü. Bunun üzerine kendimi bir anda kaybederek onu korkutmak için bıçakladım. Çok pişmanım" dediği öğrenildi.

Serkan Y., sorgusundan sonra çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Çiftin çocukları da, babaanneye teslim edildi.

28 Temmuz 2009, Gündem

İzmir'de kadına polis kurşunu

İzmir'de silahın yanlışlıkla ateş aldığı eve baskın düzenleyen polisler, 3 kişiyi gözaltına altına alırken kendilerine engel olan Hamiyet Dal'a silahla ateş ederek yaraladı.

Konak Kadifekale İmariye Mahallesi'nde, ruhsatı pompalı tüfeğini temizleyen İdris Dal'ın silahı yanlışlıkla ateş alması sonucu, polis mahalleyi bastı. Dal kalp hastası olan babası Ahmet Dal ve kardeşi Mehmet Dal'ı gözaltına almaya çalışan polise engel olan Hamiyet Dal, polis kurşunlarının hedefi oldu. Dal ayağından yaralanarak Bozyaka Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Olay yerine gelen polis ekipleri, çevrede bulunan vatandaşları kaza olduğuna ikna etmeye çalışırken, durama tepki gösteren vatandaşları da tehdit ettiği iddia edildi. Dal'ın eşi İdris Dal, kayını Mehmet Dal ve kayınpederi Ahmet Dal gözaltına alındı.

28 Temmuz 2009, Gündem

Gerilla cesetlerine işkence yapıldı iddiası

Hatay'ın Hassa İlçesi kırsalında çıkan çatışmada yaşamını yitiren HPG gerillalarından Yusuf Aydın'ın (Karker Sümbül) cesedine işkence yapıldığı ortaya çıktı. Aydın'ın ailesi gerillalarının cesetlerine işkence yapıldığını belirttiler.

Diyarbakır'ın Bismil İlçesinde HPG gerillası Yusuf Aydın (Karker Sümbül) için taziye çadırı kuruldu.

DTP Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk, DTP Diyarbakır İl Başkanı Fırat Anlı, DTP Batman İl Başkanı Ahmet Solmaz, Batman Belediye Başkanı Necdet Atalay, Çınar Belediye Başkanı Ahmet Cengiz, MEYA-DER, TUHAD-FED ve Barış Anneleri İnisiyatifi temsilcilerinin de aralarında bulunduğu yüzlerce kişi ziyaret etti. Taziyede konuşan DTP Diyarbakır İl Başkanı Fırat Anlı, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın Kürt sorunun demokratik yollarla çözülmesi için göstereceği yol haritasının dikkate alınması gerektiğini belirterek, 'Umarım Kürt halkın barış eli havada kalmaz' dedi.

DTP Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk, bu halkın evlatlarının bu topraklara adaletin gelmesi için dağlara çıktığını ifade ederek, 'Nice yürekli ve onurlu gençleri toprağa verdik. Bu topraklarda maalesef özgürlüğün bedeli bu. İnanıyorum ki halkımız özgürlüğünü kazanacaktır' dedi.

Gerilla cesedlerine işkence

Oğlunun kimyasal silahlarla katledildiğini belirten baba M.Tahir Aydın ise, şehitlerinin özgürlük şehitleri olduğunu kaydetti. HPG gerillalarının cesetlerine işkence yapıldığına dikkat çeken Aydın, 'Cesede işkence yapılması bir savaş suçudur, insanlık suçudur. Bu özgürlük mücadelesinde bir Yusuf gitti, onun yerine gidecek onlarca Yusuf var. Yusuf'un yoldaşları var. Yusuf 18 yıl mücadele verdi. Yusuf bir komutandı, onunla gurur duyuyorum. Kürt halkın başı sağ olsun diyorum' dedi.

28 Temmuz 2009, Gündem

Iğdır'da polisten yargısız infaz

Iğdır'da polislerin açmış olduğu ateş sonucunda bir kişi öldü.

Alınan bilgilere göre, Iğdır Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Özel Harekat Timleri dün akşam Yedi Kasım Mahallesi'nde seyir halindeki bir aracı durdurmak istedi.

Duran araçtan çıkan bir kişi polislerce açılan ateş sonucu yaralanarak su kanalına yuvarlandı. Araçta bulunan Resul Yıldız ve İsmail Likit isimli kişiler de gözaltına alınırken, kanala düşen ve ismi açıklanmayan şahıs ise, daha sonra yapılan arama çalışmaları sonucu ölü olarak bulundu. Şahsın cesedi otopsi için Iğdır Devlet Hastanesi Morgu'na kaldırıldı.

28 Temmuz 2009, Gündem

Boşanmak için mahkemeye başvuran eşini, öldürdü

Afyonkarahisar'ın Çay İlçesi'nde bir kişi, boşanmak için mahkemeye başvuran eşini sokak ortasında av tüfeğiyle vurarak öldürdü.

Edinilen bilgiye göre, Çay İlçesi İstasyon Caddesi'nde boşanmak için mahkemeye başvuran Özlem Özcan K. (34) eşi Yaşar K. (40) ile tartıştı. Yanında getirdiği av tüfeğiyle ateş eden Yaşar K., eşini vurarak öldürdü. Olaydan sonra kaçan Yaşar K., polis ve jandarma tarafından arandığı bildirildi.

Bir hastanede hemşire olarak görev yaptığı öğrenilen Özlem Özcan K. ile Yaşar K.'nın anlaşamayarak boşanmak için mahkemeye başvurdukları öğrenildi.

28 Temmuz 2009, Gündem

Eşi tarafından öldürülen Genceoğlu toprağa verildi

Konya'nın Çumra Kasabası'nda eşi tarafından aralarında çıkan tartışma nedeniyle bıçaklanarak öldürülen Gülay Genceoğlu (28) Van Seyrantepe Mahalle Mezarlığı'nda defnedildi.

Bir yıl önce çalışmak maksadıyla Konya'nın Çumra Kasabası'na yerleşen Emrah Genceoğlu (30), bundan üç gün önce aralarında çıkan tartışmada iki kız çocuğu annesi olan eşi Gülay Genceoğlu'nu (28) bıçaklayarak öldürdü. Saat 14.00 sıralarında kalbinden bıçaklanan Gülay Genceoğlu'nun eşi Emrah Genceoğlu'nun saat 21.00'e kadar eşinin başında durarak, ölmesini beklediği öğrenildi. Daha sonra ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Genceoğlu, aşırı kan kaybından dolayı hastanede yaşamını yitirirken, Emrah Genceoğlu ise polisler tarafından gözaltına alındı. Konya Çumra Devlet Hastanesi yapılan otopsiden sonra ailesi tarafından alınan Gülay Genceoğlu'nun cenazesi, dün gece geç saatlerde Van'a getirildi.

Kitlesel bir şekilde toprağa verildi

Aralarında DTP Van il ve merkez ilçe yöneticileri, Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) üyesi kadınların da bulunduğu yaklaşık 30 konvoy tarafından Edremit İpek Yolu üzerinde karşılanan cenaze, kılınan cenaze namazının ardından Seyran Tepe Mahallesi Mezarlığı'nda toprağa verildi. Defnedilme işlemleri sırasında fenalaşan Anne Makbule Altıntaş, hastaneye kaldırıldı. Mezarlıktaki defin işleminden sonra Gülay Genceoğlu'nun ailesinin evinde açılan taziye evine gidildi. Taziye ziyaretleri Genceoğlu'nun babası Mehmet Altıntaş tarafından kabul edildi.

'Damadım sürekli kızıma baskı ve şiddet uyguluyordu'

Biri 3, diğeri 1 yaşlarında iki kız çocuğu olan beş yıllık evli Gülay Genceoğlu'nun, eşi Emrah'la aralarında çıkan tartışmanın nedeninin evin birikmiş kira borcu ve bu yüzden ev sahibinin rahatsız etmesi olduğu öğrenilirken, Baba Mehmet Altıntaş, damadının yaklaşık 4 yıl kendi evinde kaldığını söyledi. Emrah'ın inşaat işçisi olduğunu belirten Anne Makbule Altıntaş da, damadının kendileriyle yaşadıkları süre boyunca sürekli kızına baskı ve şiddet uyguladığını belirterek, kızının damadından çok korktuğunu ifade etti. Kızını öldürülmeden bir hafta önce aradığını ve sesinde bir kırgınlık olduğunu söyleyen Altıntaş, 'Kızım el köşelerinde mahvoldu' dedi. Abla Şahine Uçar da, eniştesinin kardeşine sürekli işkence ve kötü muamelede bulunduğunu ifade ederek, 'Çok acı çekiyoruz. Kız kardeşim el köşelerinde kocasının kötü her türlü olumsuz davranışıyla ezildi ve sonunda da acımasızca öldürüldü. Gülay kötü huyları olmayan herkesle kolayca geçinmesini bilen biriydi. O bunu hak etmedi.' diye konuştu.

Konya'da cinayet suçundan tutuklanan ve Konya Cezaevi'ne gönderilen Emrah Genceoğlu'nun, savcılıktaki ifadesinde, kendisine saldıran eşine karşı kendini koruma amaçlı bıçakla vurduğunu belirttiği öğrenildi.

DÜNYA HABERLERİ

28 Temmuz 2009, Haber 7

Nijerya'daki çatışmalarda ölü sayısı 100'e çıktı

Nijerya'nın kuzeyinde, bir polis merkezine 2 gün önce saldırı girişiminde bulunan Taliban yanlısı grupla polis arasındaki çatışmalarda ölü sayısının 100'e çıktığı bildirildi.

Görgü tanıkları, Maiduguri kentindeki çatışmalarda ölen çok sayıda kişinin cesedinin kamyonlarla polis merkezine getirildiğini söyledi.

Yerel bir radyo için çalışan İbrahim Bala, AFP'ye yaptığı açıklamada, "Karakola 100'den fazla cesedin getirildiğini gördüm" dedi.

28 Temmuz 2009, Haber 7

Japonya'da 3 mahkum idam edildi

Japonya'da biri Çinli 3 idam mahkumun cezası infaz edildi.

Japonya Adalet Bakanlığından yapılan açıklamada, mahkumların başkent Tokyo ve batıdaki Osaka'da idam edildiği belirtildi.

Hepsi cinayetten hüküm giymiş olan mahkumların cezalarının 30 Ağustosta yapılacak genel seçimler öncesinde infaz edildiğine dikkat çekiliyor.

2008'de 15 mahkumun idam edildiği Japonya'da son idam cezaları ocak ayında infaz edilmişti.

Japonya, ABD ile birlikte idam cezasının hala uygulandığı son sanayileşmiş ülke olma özelliğini taşıyor.

28 Temmuz 2009, Hürriyet

İnşaattan düşen işçiye ambulans helikopter yetişti

TEKİRDAĞ'ın Çorlu İlçesi'nde, çalıştığı inşaatın 9'ncu katından düşerek ağır yaralanan 26 yaşındaki Muhsin Polat, özel ambulans helikopterle İstanbul'a sevk edildi.

Çorlu Muhittin Mahallesi Sokullu Mehmet Paşa Caddesi üzerinde yapımı devam eden bir sitenin elektrik kablolarını döşeyen Muhsin Polat, geçen Çarşamba günü aniden dengesini yitirince 9'uncu katın asansör boşluğundan zemine düştü. Ağır yaralı olarak Çorlu Devlet Hastanesi'ne, daha sonra da özel bir hastaneye kaldırılan, Polat'ın, Çaba'daki İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevk edilmesine karar verildi.

Bunun üzerine Polat'ın çalıştığı şirket, özel bir ambulans helikopteri Çorlu'ya getirtti. Orion Alışveriş Merkezi'nin açık otoparkına inen helikopter, 112 Acil Servisi ambulansının içinde bekletilen Polat'ı alarak İstanbul'a hareket etti.

Polat'ın yakınları, bu sırada birbirlerine sarılarak gözyaşı döktü.

28 Temmuz 2009, Hürriyet

Parlamentoya havan topu saldırısı

Somali'nin başkenti Mogadişu'da aşırı dinci militanlar parlamento binasına havan topu saldırısı düzenledi. Militanlarla hükümet güçleri arasında çıkan çatışmalarda 7 sivil öldü.

Somali'nin başkenti Mogadişu'da militanların parlamento binasına havan saldırısı düzenlediği bildirildi.

Hindustan Times gazetesinin haberine göre yetkililer, parlamentonun, aşırı dinci Şebab militanlarıyla Hizbülislam militanlarının hükümete karşı saldırılar başlattığı mayıs ayından bu yana ilk kez toplandığını belirtti.

300 MİLLETVEKİLİ İÇERDEYDİ

Bir milletvekili, Şebab militanlarının dünkü havan topu saldırısı sırasında 300 dolayında milletvekilinin binada bulunduğunu, saldırıda ölen ya da yaralanan olmadığını söyledi. Oturumun ertelendiği kaydedildi.

Bu arada aşırı dinci militanlarla Afrika Birliğinin desteklediği hükümet güçleri arasında başkentte çıkan çatışmada, 7 sivilin öldüğü bildirildi.

Polis, dünkü çatışmalarda 18 kişinin de yaralandığını belirtti.

MAZLUMDER HABERLERİ

28 Temmuz 2009, Evrensel

MAZLUMDER`den Erdoğan`a tepki

MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal, Başbakan Erdoğan`ın, Suriye gezisi sırasında, `Gazze`de 1500`e yakın insan öldü mü? Çocuklar, kadınlar, insanlar öldü mü? 5 bine yakın insan orada yaralandı mı? Yaralandı.

MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal, Başbakan Erdoğan`ın, Suriye gezisi sırasında, `Gazze`de 1500`e yakın insan öldü mü? Çocuklar, kadınlar, insanlar öldü mü? 5 bine yakın insan orada yaralandı mı? Yaralandı.

MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal, Başbakan Erdoğan`ın, Suriye gezisi sırasında, `Gazze`de 1500`e yakın insan öldü mü? Çocuklar, kadınlar, insanlar öldü mü? 5 bine yakın insan orada yaralandı mı? Yaralandı. Peki nerede insan hakları dernekleri? Ne yaptılar? Seyirci kalmaktan öte bir şey yapıldı mı?` sözlerine tepki gösterdi.

Ünsal, yaptığı yazılı açıklamada, `Bu ifadeler karşısında bir insan hakları kuruluşu olarak yürüttüğümüz kampanya ve faaliyetlerin kamuoyunca çok iyi biliniyor olmasına rağmen sayın Başbakan`ın yeterince bilgilendirilmediğini müşahede ettik` dedi. MAZLUMDER merkez ve şubelerinin, diğer insan hakları örgütleri ile gösteriler tepkileri aktaran Ünsal, özellikle Avrupa ülkelerinden insan hakları kuruluş ve aktvistlerinin Gazze`deki kuşatmayı delmek için yürüttüğü Free Gazza çalışmasına da destek verip, irtibat halinde olduklarını aktardı. `Oysa Hükümet, insan hakları kuruluşlarının yoğun taleplerine rağmen İsrailli askerlerin Konya`da uçuş eğitimi almalarını engelleyecek herhangi bir adım atmamıştır. Hiçbir askeri-siyasi anlaşmayı askıya almamış veya iptal etmemiştir. İngiltere ve bazı batılı ülkelerin İsrail`e silah ve askeri yedek parça satışını durdurmalarına karşı Türkiye retorik tepkilerin ötesine geçememiştir` diyen Ünsal, TCK`na göre soykırım ve insanlığa karşı suç işleyen İsrailliler hakkında yaptıkları suç duyurularına Adalet Bakanı`nın izin vermediğini de hatırlattı.

Yapılanlara dünya halklarının tanıklık ettiğini kaydeden Ünsal, `Sayın Başbakan`ın tanıklığına da sunulur` dedi.

28 Temmuz 2009, Dünya Bülteni

Mazlumder`den `Er-Tosun` eylemi

Mazlumder, HSYK`daki tartışmaları protesto etmek için dün ilginç bir protestoya imza attı.

HSYK toplantısının sürdüğü saatlerde Mazlumder, basın açıklaması yaparak, üye Ali Suat Ertosun`u istifaya davet etti. Dernek üyeleri, Er Ryan`ı Kurtarmak isimli filme atıf yapan esprili bir afiş dağıttı.

Korsan kararnameyi hazırlayan Ertosun, CHP lideri Deniz Baykal, Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker ile YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu`nun fotoğraflarının montajlandığı afişte `Bir gün herkes Ergenekoncu olacak` sloganı yer aldı. Filmin yönetmeni olarak da HSYK gösterildi. Şube üyeleri, `Susmak yakışmaz, ağlamak çare değil` yazılı bir de pankart açtı.

Kurul`un, devam eden soruşturmalara bakan hakim ve savcıları değiştirmesine tepki gösteren Ankara Şubesi Başkanı Üstün Bol, grup adına yaptığı açıklamada, Türkiye`nin hızla `yargıcı cumhuriyetine dönüştüğünü` savundu.

Bol, şöyle konuştu: `Devam etmekte olan bir yargılama sürecine müdahil olan, müdahil olduğu davada yargılanan sanıklarla birlikte çekilmiş fotoğrafları gazetelerde yayımlanan ve sadece bu nedenle istifa etmesi gerekirken soruşturmayı sürdüren savcıları görevden almaya çalışan yargıcıları ve bu yargıcılar ile aynı çizgiyi koruyan diğer yargıcıları onurlu bir davranış sergilemeye ve istifa etmeye çağırıyoruz. HSYK üyeleri yargı bağımsızlığına gerçekten inanıyorlarsa, yargı bağımsızlığı siyasi iktidarları köşeye sıkıştırmak için kullanılan siyasi ve ideolojik bir argüman değilse HSYK Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılar üzerinde Demokles`in kılıcı gibi sallanmaktan vazgeçmelidir.``

28 Temmuz 2009, Yeni Asya

Hükümet İsrail`e karşı ne yaptı?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan`ın 22 Temmuz`da Suriye`ye yaptığı gezi sırasında yaptığı açıklama MAZLUMDER`i kızdırdı. Başbakan Erdoğan`ın Suriye gezisinde söylediği, `Gazze`de 1500`e yakın insan öldü mü? Çocuklar, kadınlar, insanlar öldü mü? 5 bine yakın insan orada yaralandı mı? Yaralandı.

Peki nerede insan hakları dernekleri? Ne yaptılar? Seyirci kalmaktan öte bir şey yapıldı mı?` şeklinde ki beyanı üzerine MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal, yaptığı yazı açıklamayla aynı sertlikte bir cevap verdi.

`MAZLUMDER yapması gereken her şeyi yaptı ya hükümet?` diye soran MAZLUMDER Genel Başkanı Ünsal, Başbakan`ın, beyanını medya kanalıyla öğrendiklerini belirterek şunları kaydetti:`Bu ifadeler karşısında bir insan hakları kuruluşu olarak yürüttüğümüz kampanya ve faaliyetlerin kamuoyunca çok iyi biliniyor olmasına rağmen sayın Başbakan`ın yeterince bilgilendirilmediğini müşahede ettik. Gazze saldırıları sırasında Türkiye`nin dört bir yanındaki şubeleriyle MAZLUMDER ve diğer insan hakları kuruluşları, ortaklaşa olarak, Türkiye halkının köyden kente her kesiminin tepkilerini, yürüttükleri kampanyalarla, hiçbir karşılık ummaksızın, doğru kanalize ettiler.`

FİLİSTİN`E HER FIRSATTA DESTEK

MAZLUMDER`in ve Türkiye`deki insan hakları ve insani yardım kuruluşlarının Filistin halkına desteklerini her fırsatta ortaya koyduğunu ifade eden MAZLUMDER Genel Başkanı Ünsal, hükümetin ise bu konuda kendisinden beklenen adımları atmadığını kaydetti. Hükümetin İsrail karşısında sergilediği anlaşılmaz tutuma dikkat çeken MAZLUMDER Genel Başkanı Ünsal, şu görüşleri dile getirdi:`Hükümet, insan hakları kuruluşlarının yoğun taleplerine rağmen İsrailli askerlerin Konya`da uçuş eğitimi almalarını engelleyecek herhangi bir adım atmamıştır. Hiçbir askeri-siyasi anlaşmayı askıya almamış veya iptal etmemiştir. İngiltere ve bazı batılı ülkelerin, sattıkları silahların İsrail tarafından sivillere dönük olarak kullanması nedeniyle İsrail`e silah ve askeri yedek parça satışını durdurmalarına karşı Türkiye retorik tepkilerin ötesine geçememiştir. TCK`na göre soykırım ve insanlığa karşı suç işleyen İsrailliler hakkında MAZLUMDER`in yapmış olduğu suç duyurusuna Adalet Bakanı`nın izin vermemesi nedeniyle dünyanın her yerinde merakla sonucu beklenen dava maalesef açılamamıştır.`

`Öte yandan dünyanın birçok yerinde gerçekleşen Filistin konulu toplantılarda MAZLUMDER`in ve Türkiye`de insan hakları ve insani yardım kuruluşlarının çalışmaları yakinen takip edilmiş ve bundan duyulan memnuniyet ve teşekkür çok yerde kuruluşumuz temsilcilerine iletilmiştir. MAZLUMDER yönetici, üye ve gönüldaşlarının ortaya koymuş olduğu bu çalışmalara Filistinliler ve dünya halkları tanıklık etmiştir. Sayın Başbakan`ın tanıklığına da sunulur.

İŞTE YAPILAN ÇALIŞMALARDAN BAZILARI

MAZLUMDER Genel Başkanı Ünsal, İsrail`in Gazze`ye saldırmasının hemen ardından yapılan faaliyetleri şöyle sıraladı:

- Gazze`de Siyonist saldırının başladığının duyulmasından hemen birkaç saat sonra başlayan ve devam eden Ankara ve İstanbul başta olmak üzere şubelerimizin bulunduğu illerde basın açıklamaları, protesto eylemleri, mitingler, toplantılar gerçekleştirilmiştir.

-Birçok uluslararası toplantıda insan hakları ve hukuk açısından değerlendirme ve çağrılar yapılmış, uluslar arası mekanizmalar ile irtibata geçilmiştir.

- Türkiye ile İsrail arasında askeri, ekonomik, siyasi anlaşmaların askıya alınması ve/veya iptal edilmesi için imza kampanyaları yapılmış ve TBMM`ne sunulmuştur.

- Türkiye hava sahasının İsrailli pilotların eğitimi için kullanılmasına son verilmesi amacıyla defalarca hükümete kamuoyu önünde çağrıda bulunulmuştur. Hatta Türkiye`nin çeşitli şehirlerinden Konya`ya araç konvoyları yapılmış ve burada uluslararası televizyonlarından da canlı yayınlanan miting düzenlenmiştir.

-MAZLUMDER bir heyet oluşturmuş ve GAZZE`ye göndermiştir. Bombardıman altında GAZZE`de mazlum Filistinlilere destek olunmuş yapılan tespitler ışığında öncelikle GAZZE Ön Çalışma Raporu, sonrasında da Gazze Raporu hazırlanmıştır.

- Gazze`den bomba parçaları getiren MAZLUMDER heyeti, parçaları Yıldız Üniversitesi laboratuvarlarında inceletmiş ve İsrail`in yasaklanmış fosfor bombası kullandığını tescil ettirmiştir.

- İşlenen savaş suçu ve insanlığa karşı suçlar için şubelerimizin bulunduğu illerdeki adliyelerde savcılıklara suç duyurusunda bulunulmuştur. Ankara`da kabul edilen suç duyurusu yasal olarak dava açılabilmesi için Adalet Bakanı`nın iznine tabi olduğundan uzun bir süre bu izin beklenmiş, daha sonra Adalet Bakanı izin vermediğini açıklamıştır.

-Özellikle Avrupa ülkelerinden insan hakları kuruluş ve aktvistlerinin Gazze`deki kuşatmayı delmek için yürüttüğü Free Gazza çalışmasına MAZLUMDER de destek vermiş ve irtibat halinde olmuştur.

28 Temmuz 2009, Zaman

Mazlumder`den `Er-Tosun` eylemi

HSYK toplantısının sürdüğü saatlerde Mazlumder, basın açıklaması yaparak, üye Ali Suat Ertosun`u istifaya davet etti. Dernek üyeleri, Er Ryan`ı Kurtarmak isimli filme atıf yapan esprili bir afiş dağıttı.

Korsan kararnameyi hazırlayan Ertosun, CHP lideri Deniz Baykal, Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker ile YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu`nun fotoğraflarının montajlandığı afişte `Bir gün herkes Ergenekoncu olacak` sloganı yer aldı. Filmin yönetmeni olarak da HSYK gösterildi. Şube üyeleri, `Susmak yakışmaz, ağlamak çare değil` yazılı bir de pankart açtı.

Kurul`un, devam eden soruşturmalara bakan hakim ve savcıları değiştirmesine tepki gösteren Ankara Şubesi Başkanı Üstün Bol, grup adına yaptığı açıklamada, Türkiye`nin hızla `yargıcı cumhuriyetine dönüştüğünü` savundu.

Bol, şöyle konuştu: `Devam etmekte olan bir yargılama sürecine müdahil olan, müdahil olduğu davada yargılanan sanıklarla birlikte çekilmiş fotoğrafları gazetelerde yayımlanan ve sadece bu nedenle istifa etmesi gerekirken soruşturmayı sürdüren savcıları görevden almaya çalışan yargıcıları ve bu yargıcılar ile aynı çizgiyi koruyan diğer yargıcıları onurlu bir davranış sergilemeye ve istifa etmeye çağırıyoruz. HSYK üyeleri yargı bağımsızlığına gerçekten inanıyorlarsa, yargı bağımsızlığı siyasi iktidarları köşeye sıkıştırmak için kullanılan siyasi ve ideolojik bir argüman değilse HSYK Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılar üzerinde Demokles`in kılıcı gibi sallanmaktan vazgeçmelidir.``

28 Temmuz 2009, Yeni Şafak

Kürt sorununa farklı bakan Kürtler buluştu

25-26 Temmuz 2009 tarihlerinde Diyarbakır`da gerçekleştirilen çalışma çözüm arayışlarında önemli bir gelişmeyi ortaya koyması açısından anlamlı bir adımdı. Bu gelişme, ortaya çıkan ortak beklentilerin ifadesi yanında, bizatihi buluşmanın kendisinde aranmalıdır. Kürt sorununa far...

25-26 Temmuz 2009 tarihlerinde Diyarbakır`da gerçekleştirilen çalışma çözüm arayışlarında önemli bir gelişmeyi ortaya koyması açısından anlamlı bir adımdı. Bu gelişme, ortaya çıkan ortak beklentilerin ifadesi yanında, bizatihi buluşmanın kendisinde aranmalıdır. Kürt sorununa farklı arka planlardan yaklaşan ama sonuç itibarı ile sorunun can yakıcılığında ortaklaşan çevrelerin aynı masanın etrafına oturup, yüz yüze bakarak sözlerini söylemeleri küçümsenmemesi gereken bir girişimdir.

Elbette benzer buluşmalar daha öncede daha dar ölçekte denendi. Daha kuşatıcı bir buluşmaya duyulan ihtiyaç defalarca ifade edilmiş olmasına rağmen bu adımın, bugünlerde atılmış olması da ayrıca dikkate değerdir. Kürt sorununda çözüm arayışlarının gündemde bu denli yaygın ele alındığı ve tartışmanın boyutlarının oldukça ileri düzeyde seyrettiği bir dönemde, bu konuya dair yoğunlaşması on yıllarla ifade edilebilecek isimlerin Diyarbakır`dan vereceği mesaj elbette dikkate değer görülmelidir.

KÜRTLER BİRBİRİNİ ANLIYOR MU?

13-14 Haziran 2009 tarihinde Demokratik Toplum Kongresi`nin ilk defa bu denli geniş ve dışarıya açık olarak toplanmış olması elbette bir arayışı ortaya koymaktadır. Gerek sorunun analizi gerekse çözümün ana referansları konusunda farklı yerlerde duran isimlerin öncelikler, aciliyetler, vazgeçilemezler üzerinde bir ortak zemin arama girişimi bundan sonraki iletişim ve ilişkiler açısından da umut içerecektir elbette. Uzun yıllardır bir arada oturmamış olmanın zorlukları göz ardı edilmemelidir elbette. Çalışma sırasında herkesin bir birine söyleyecek çok sözünün olması bunun ilk işaretleridir. Yılların biriken sözünü ilk toplantıda bitirme arzusu, zaman zaman ana temalardan uzaklaşılmasına neden olsa da, Kürtlerin önce birbirlerinin farklılıklarına tahammül göstermesi açısından oldukça anlamlı idi.

Kürt sorununun farklı Kürt çevrelerinde ele alınma biçiminde ki farklılıklar elbette bu toplantıdan sonra da devam edecektir. Sözü ortaklaştırma çabalarını, tek tipleşme arayışı gibi görmemek gerekir. Toplantıya katılan isimler bu toplantıdan sonra da farklı platformlarda Kürt sorununun çözümüne dair çabalarını sürdürecektir şüphesiz. Önemli olan da kendi çözüm önerisinden vazgeçmek zorunda kalmamakla birlikte kendisi dışındakilerin nerede durduğunu, ne dediğini doğru anlayarak konuşmaktır sanıyorum. Farklı Kürt çevrelerinin bir birini anlama konusunda bir çaba içine girmeden, toplumun öteki kesimlerinin kendilerini anlamalarını beklemeleri önemli bir çelişkidir.

FARKLI BAKIŞLARIN ÖNEMİ

Çözümü daha ulusalcı, daha sosyalist, daha İslami, daha liberal ya da demokratik çözüm zeminlerde arayanların yaklaşım ve önerilerini ortaklaştırma zorluğuna rağmen bu konuda iyi niyet, kararlılık ve cesaretle hareket edilmesi gerektiği bir kez daha teyit edildi. Toplantıların daha özel ve dar gündemlerle devam ettirilmesi ihtiyacı birçok isim tarafından dile getirildi. Bu ihtiyacın açık dillilikle ifadesi bile yıllara dayanan güven bunalımının aşılabileceğinin umut işaretlerini yansıtıyordu. Toplantıda özellikle silahların susturulması konusunda açık yüreklilikle paylaşılan duygu ve tespitler herkesin öğretici olmuştur sanıyorum. Kavramsal anlamlandırmalarda ki farklılıklar ve kaygılara rağmen ortak hedeflerin birlikte söz söylemeye yetebileceğini göstermesi açısından da bu toplantı sürdürülmeye devam edildiğinde iyi bir başlangıç olabilecektir.

Bir biriyle çelişiyor gibi gözüken kimi tanımlamaların ayrıntılı ele alındığında bir birini tamamladığını görmek çözüme dair söz birliği umutlarını güçlendirecektir. Farklı coğrafyalarda ki Kürtlerin ortak çaba içinde olmaları ile yaşadıkları ülkelerde ki halklarla kader birlikteliği yapmalarının bir birinin alternatifi olarak sunulması bu güne kadar ki gerilimin önemli gerekçelerinden birisi olmuştur. Kültürel hakların bu anlamda Kürtlerin ulusal birliğinin inşası ile çatışmasız, şiddetsiz ortama kavuşma arasında önemli bir köprü rolü oynama potansiyeli açık biçimde dile getirilmiştir.

ORTAK SESİN GÜÇLENDİRİLMESİ

Muhataplık tartışmaları, siyasal iradenin etkin kılınması arayışları toplantının doğal olarak önemli gündem konularını oluşturdu. Türkiye kamuoyunda 15 Ağustos tarihinde açıklanması beklenen yol haritası ve hükümetin açılım söylemleri belki en yoğun ilgi ile ele alınırken Diyarbakır`dan ortaklaştırılmaya çalışılan bir sesin yükselmesi sürece yapıcı bir katkı sunacaktır. Başları kestirecek değil savaşı kesecek bir sözün söylenmesi elbette gerçekleştirilebilir ve makul yaklaşımları zorunlu kılmaktadır.

Tüm talepleri bir seferde elde etmek, on yılların sorunlarını bir günde çözmek elbette beklenmemelidir. Ancak akan kanın durması konusunda Türkiye`nin daha fazla kaybedecek zamanının olmadığı da ortadadır.

Türkiye toplumunda çatışmaların devam etmesinin öfkeyi körüklemesi, derinleşen gerilimin çözüm için adım atılmasını engellemesi kıskacından çıkılabilmesi adım adım ilerleyecek bir sürecin planlanmasını gerektirmektedir. Bu konuda yeni bir hayal kırıklığını kaldırmak oldukça zor gözükmektedir. En azından psikolojik olarak gelişmiş olan bu fırsatın doğru değerlendirilebilmesi aşırı beklentilerden ve tarafların bir birine yönelik imha, tasfiye söylemlerinden kaçınması ile mümkün olabilecektir. Türkler, Kürtler, Araplar, bölgede yaşayan tüm halklar için barış ve insanca, onurluca yaşama umudunu inşa edecek hamleler için, her kesin sorumlu davranması ve üzerine düşen rolü dikkatli biçimde yerine getirmesi gerekmektedir.

BİR GÜNDE ÇÖZÜM ZOR

Bölgede yönetimlerin daha özgürlükçü ve çoğulcu yapıya kavuşmasında Kürt sorununun bir risk olmaktan çıkıp, önemli bir dinamik haline gelmesi için Türkiye Kürtlerinin öncü çabalar üstlenmesi elbette oldukça anlamlı olacaktır. Özellikle hakların eşit biçimde tanımlandığı adil bir anayasa hukuk devleti anlayışının yerleşebilmesi için kritik bir anlam ifade etmektedir. Hakların anayasa da nasıl ele alınması gerektiği konusu bu nedenle önümüzde ki dönemin önemli tartışma konularından birisini oluşturacaktır. Sorunların şiddetsiz bir ortamda konuşularak çözülebilmesi için silahın bir hak arama aracı olmaktan çıkması yanında talepleri, kimlikleri bastırma aracı olmaktan çıkmasında da özgürlüklerin güvence altına alınması neredeyse ana belirleyici olacaktır. Askeri ya da yargısal cezalandırmaların çözüme hizmet etmediğinin artık görülmüş olacağı bir ortamda ifade özgürlüğünün önündeki engelleri kaldırma ve siyasete katılım, eninde sonunda yüzleşeceğimiz çıkış yolumuz olacaktır. Önemli olan bu süreci daha fazla geciktirmeden işletmek ve daha fazla kan akmasını önlemektir. Babaların çocuklarını gömdüğü savaş dönemlerinden, çocukların babalarını gömdüğü barış dönemlerine geçmek için daha fazla bekleme gücümüzün kalmadığını görmek açısından Diyarbakır buluşması önemli bir adımdır.

* Eski Mazlumder Genel Başkanı

28 Temmuz 2009, Vakit

MAZLUM-DER'den HSYK'ya istifa çağrısı

Mazlum-Der, Ergenekon savcılarını görevden almaya çalışan HSYK üyelerini ve sanıklarla fotoğrafları yayınlanan üye Ali Suat Ertosun'u onurlu bir davranış sergilemeye davet etti.

Ankara Şube Başkanı Üstün Bol, HSYK üyelerinin Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılar üzerinde Demokles'in kılıcı gibi durmaktan vazgeçmesini isteyerek, "Bağımsızlığı ve tarafsızlığı ortadan kalktığından istifa etmeleri elzemdir" dedi.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) toplantısı devam ederken, Mazlum-Der, toplantının yapıldığı bina önünde eylem yaptı. "Susmak yakışmaz, ağlamak çare değil" yazılı bir pankart açan Mazlum-Der Ankara Şubesi üyeleri basın açıklaması yaptı. Grup adına açıklama yapan Ankara Şube Başkanı Üstün Bol, Türkiye'nin hızla bir "yargıçlar cumhuriyetine" dönüştüğünü söyledi.

"TARAFSIZLIĞINIZ KALKTI, İSTİFA EDİN"

Bol, Ergenekon savcılarını görevden almaya çalışan HSYK üyelerini ve sanıklarla fotoğrafları yayınlanan üye Ali Suat Ertosun'u onurlu bir davranış sergilemeye davet etti. HSYK üyelerinin, Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılar üzerinde Demokles'in kılıcı gibi durmaktan vazgeçmesini isteyen Bol, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hiçbir yargıcın sürdürülen bir soruşturmada sanıkların avukatlığını üstlenmesine de gerek yoktur. Kendi yakınları bile olsa soruşturmaya hukukçu gözüyle yaklaşmak zorundadırlar. Yargıçların, soruşturmayı sürdüren savcılara yaklaşımı bu yönde değilse kendilerinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ortadan kalktığından istifa etmeleri elzemdir."