Türkiye Cumhuriyeti tarihi ile darbeler tarihi arasında yakın bir ilişki vardır. Hatta cumhuriyet tarihi denildiğinde akla en fazla darbeler gelir. Meşrutiyetten cumhuriyete geçişin sancılı sonuçları ve cumhuriyetin zorla benimsetilme çabaları...
Türkiye Cumhuriyeti hukuk devleti olmayı başaramadı. Bu yüzden cumhuriyet tarihi boyunca ‘hukukun gücü’ ile ‘gücün hukuku’ arasında bir çekişme ve çatışma yaşanageldi. Bu çatışmanın hiçbir galibi olmadı. Sadece yıllarca; özlemleri, sevinçleri ve tasaları ile özgür bir memleket hayal eden aydın, mütefekkir, inanan ve mücadele eden mağdurları oldu.
Türkiye’de darbeler, halk için olduğu iddiasıyla ve halka rağmen yapılagelmiştir. Her darbe halkın dönüştürülmesi operasyonudur. Bu aynı zamanda Türkiye’nin batılılaşma serüveninin hazin hikâyesidir. Memlekete Komünizm lazım ise onlar getirecek, yeni dindar kimlikleri onlar belirleyecekti...
Türkiye, hukuk devleti olma yolunda sancılı bir ilerleme göstermekte, yasal devlet ile yasadışı derin devlet arasında bir çatışmaya sahne olmaktadır. Uygulamalarında şeffaf olmayan ve istediği zaman ‘rutinin dışına’ çıkan ‘hikmet-i hükümet’ anlayışı sergilenmektedir.
Türkiye’de ilginçtir ki, düşman üretme darbe öncesi dönemlerin en belirgin özelliklerinden birisidir. Önce halk arasında endişe ve korku yaratılır daha sonra bu korkular büyütülerek ajite edilir. Söz konusu korku tapınağı sistem tarafından beslenip, masum halkın duyguları bu iki korku üzerinden yönlendirilir ve kullanılır.
Türkiye’de hukuk devleti olma ilkesinin yaşama geçmesi için karanlık olaylar, karanlık eylemler ve askeri darbelerin iyi analiz edilmesi gerekir. Bu karanlığı sona erdirecek aydınlık için bir ışık yakmak gerekir.
Bütün bu süreçleri insanlara niye hatırlatıyoruz? Bu kâbusu hatırlamanın kime ne faydası vardır? Türkiye’nin hukuk devleti olma ilkesinden geriye gitmesi bir kâbus olarak kalmaya devam etmektedir. Bu yüzden darbe teşebbüsü boyutu ve niteliği değişik olsa da her zaman için canlı bir şekilde yerinde durmaktadır. Hukuk Devleti ilkesi yerleşinceye dek bu hatırlatmaların yapılmasına ihtiyaç olduğu kanaatindeyiz.
Günümüzde ortaya çıkan derin çeteler, mafya ve hukuk dışı devlet uygulamaları göstermiştir ki bu hatırlatmalar yerindedir. Daha şeffaf bir devlet yönetimi, daha müreffef ve huzurlu bir toplum, her şeyden önemlisi güvenli bir hukuk devleti için karanlıkların aydınlatılması gerekmektedir.
Ülkemizin, insanımızın geleceği ve refahı için hukuk dışı girişim ve müdahaleleri anlamak gerekir. Bunun için de tarihi süreç içerisinde yapılan darbeler ile bu darbelerin sebebi ve sonucu olarak ortaya çıkan olayları birlikte değerlendirerek, ‘Darbeler ve Olaylar’ isimli bir çalışma altında işlemeyi uygun gördük.
Artık Türkiye’de daha belirgin bir şekilde görülmektedir ki, darbenin iyisi kötüsü olmaz.
‘Kim Olursa Olsun Zalime Karşı ve Kim Olursa Olsun Mazlumdan Yana’ ilkesinden hareketle hazırlamış olduğumuz ‘Darbeler ve Olaylar’ isimli çalışmamızı bütün darbe süreçlerinin anlaşılmasında, her kesimden ve her sesten bir katkı olması dolayısı beğeninize sunuyoruz.
Bir daha yaşanmaması için uyarmak ve uyandırmak istedik…
MAZLUMDER İstanbul Şubesi