Basın Açıklamaları

28 ŞUBAT DARBECİLERİ YARGILANSIN!

Türkiye 28 Şubat sürecinin dayatmalarıyla boğuşmaya devam ediyor. Kemalist bürokratik zihniyetin halk iradesini baskı altına almak ve İslami kimliğe düşmanlık politikası, bugün de bilhassa başörtüsü yasağıyla, siyasi baskılarla, halkın inşa ettirdiği cami ve mescitlere el konmasıyla, eğitim alanında hak gasplarıyla ve daha pek çok zorbalık uygulamasıyla sürdürülmekte.

Yüksek yargı kurumları dün olduğu gibi bugün de cuntalara kol kanat germekte. Bunun için olmadık icraatlar sergilemekte, hukuku katletmekte. Son dönemlerde bir takım militarist çete faaliyetlerinin açığa çıkarılmasına ve cunta örgütlenmelerinin dağıtılmasına rağmen, egemenler darbe sopasıyla tehdit geleneğini ısrarla sürdürmekte, psikolojik harekat taktiklerini kesintisiz uygulamaktalar.

Üzerinden tam 13 yıl geçmesine rağmen hala 28 Şubat darbesiyle hesaplaşılmış değil. 28 Şubat sürecinde askerlerin planlamasıyla ülkeye giydirilmeye çalışılan deli gömleği hala yırtılıp atılabilmiş değil. Brifing tezgahından geçirilip hizaya sokulmuş yargıdan, psikolojik harp mekanizmasının kirli bir aygıtına dönüşmüş medyaya, cuntaların sivil ayağını teşkil etmeye teşne sivil toplum örgütlenmesinden tektipleştirilmiş eğitim düzenine, kışlalaştırılmış okula kadar hemen her alanda militarist-darbeci zihniyetin yol açtığı kirlilikler had safhada yaşanıyor. 28 Şubat sürecinde yaşananların halen darbecilere ilham kaynağı olmayı sürdürdüğü de biliniyor.

Öte yandan Ergenekon davası çerçevesinde açığa çıkan belgeler, ifşaatlar, darbe planları ve örgütlenmeleri 28 Şubat sürecinin sahiplerinden, planlayıcıları ve uygulayıcılarından, gerek kurumsal açıdan, gerekse de şahsi bazda işledikleri suçların, yürüttükleri kirli ilişkilerin hesabının sorulması gerektiğini açık biçimde ortaya koymaktadır. Bu kirli süreçte rol alanların pek çoğunun, dahil oldukları Ergenekon batağında ülkeyi nasıl bir karanlık tünele, bir terör ve kaos ortamına sokmak üzere kirli faaliyetlerini devam ettirdikleri kesinleşmiştir.

Tüm bu tablo, gerek Ergenekon adı verilen darbeci çete tehdidinin tam manada savuşturulması, gerekse de darbe özlemecilerinin yarınlara ilişkin tüm karanlık hesaplarının püskürtülmesi için 28 Şubat sürecinin aktörlerinin de mutlaka üzerlerine gidilmesi ve darbeci yapılanma içinde yer almış zevattan çeteci faaliyetlerinin hesabının sorulması gerektiğini göstermektedir.

Biliyoruz ki, darbecilik Kemalist modernleşme projesini zorbaca yöntemlerle halka dayatmaya çalışan otoriter bürokratik zihniyetin iflah olmaz bir hastalığıdır. Hiç kuşkusuz bu ülkede darbeciliğin köklü bir geçmişi mevcut. İstiklal Mahkemeleriyle başlayıp 27 Mayıs'la, 12 Mart'la, 12 Eylül'le devam eden ve Balyoz'la, Kafes'le ve daha bir dizi zorbalıkla bugünlere taşınmaya çalışılan kirli bir militarist gelenekle karşı karşıyayız. 28 Şubat işte bu kirli ve karanlık zincirin bir halkasıdır.

Halk için, adalet için, gelecek nesillerin daha sağlıklı bir ülkede büyümelerinin sağlanması için bu kirli, paslı zinciri bir an önce kırıp atmak şarttır. Bu doğrultuda başta 28 Şubat dayatmasının planlayıcısı askeri şefler olmak üzere, bu karanlık süreçte çeşitli biçimlerde cuntacılara hizmet etmiş tüm sorumluların vakit geçirilmeksizin yargılanmalarını ve başta başörtüsü yasağı olmak üzere darbe düzenini simgeleyen tüm yasak ve dayatmaların kaldırılmasını, gasp edilen hakların geri verilmesini talep ediyoruz.

Akabe Vakfı * Akdav * Asder * Anadolu Gençlik Derneği İst. Şb. * Davet Derneği * Eğitim-Bir-Sen İstanbul Şb.* Fatih Akıncıları Derneği * Hikmet Derneği * İddef * İHH * İhya-Der * İnsan ve Medeniyet Hareketi * İsra Kültür Merkezi * Kalem-Der * Gençlik Derneği * MAZLUMDER İstanbul * Medeniyet Derneği * Özgür-Der * Sosyal Doku Derneği * Tüketiciler Birliği * Tümer * Vuslat