Yurt İçi Raporlar

2002 OCAK İhlal Raporu

2002 Yılı OCAK Ayı İnsan Hakları İhlalleri Raporu

YAŞAMA HAKKI

FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER/ŞÜPHELİ ÖLÜMLER

4 Ocak günü Ankara'da sabaha karşı bir taksi şoförü tabancayla vurularak öldürüldü. 06 T 6653 plakalı taksinin sürücüsü Murat Kara Ulus Hükümet caddesinde kimliği henüz belirlenemeyen bir kişi tarafından tabancayla vuruldu. Sağ koltuk altından tek kurşun ile yakın mesafeden vurulduğu tespit edilen Murat Kara, olay yerinde hayatını kaybetti.

22 Ocak günü İstanbul Avcılar Firizköy Küçükçekmece Gölü Kenarı'nda kimliği tespit edilemeyen 20-22 yaşlarında, boğazı kesilmiş bir kadın cesedi bulundu.

26 Ocak günü 'Alo Pizza'nın sahibi Ahmet Kaya, Davutlar sahilinde, elleri arkadan bağlanıp göğsü ve başına 3 el ateş edilerek otomobilinin içinde öldürülmüş halde bulundu.

YERİNDE İNFAZ ve İŞKENCE İLE ÖLÜM

Diyarbakır DGM Hakimliği, 17 Ekim 2001'de Silvan'da Kılıç ailesinin evine düzenlenen operasyonda öldürülen Selma Kılıç'ın arkadan vurulduğu gerekçesiyle güvenlik görevlileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. Diyarbakır'ın Silvan ilçesi Konak Mahallesi'nde bir grup teröristin barındığı ihbarı üzerine Diyarbakır ve Silvan Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, 17 Ekim 2001'de Kasım Kılıç'a ait eve operasyon düzenledi. Operasyon sırasında evin yakınında çıkan çatışmada Kılıç ve PKK'lı oldukları öne sürülen iki kişi öldürüldü. Bölge Valiliği, çatışmada öldürülen üç kişinin terörist olduğunu açıkladı. Operasyon sonrası Kasım Kılıç ile kardeşleri Adil ve Reşit de gözaltına alındı. Ancak davaya bakan Diyarbakır DGM, ifadelerini aldığı Kılıç kardeşleri, PKK'ya yardım ve yataklık yaptıkları yolunda delil bulunmadığı gerekçesiyle serbest bıraktı ve ardından bir de ilke imza attı. Güvenlik kuvvetlerine silahla karşılık verdiği iddia edilen Sema Kılıç'ın kızı ev kızı olduğu, terörist olma ihtimalinin bulunmadığı ve son da düzenlenen operasyonda sırtından vurulmasının şüphe yarattığı kararına varan Diyarbakır DGM hakimleri, sorumluların araştırılması amacıyla savcılığa suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.

ÇATIŞMALARDA ÖLEN VE YARALANANLAR:

ÖLENLER: Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde düzenlene operasyonda 2 kişi öldürüldü. A.A muhabirinin edindiği bilgiye göre, yapılan bir ihbar üzerine polisler, Mescit Mahallesi'ndeki bir evde PKK'lı olduğu iddia edilen 2 kişinin yakalanması için operasyon düzenledi. Operasyonun çatışmaya dönüşmesinden sonra 2 kişinin öldüğü açıklandı.

Diyarbakır'da yaşanan bir polis baskınında 2 kişinin ölmesi ve görgü tanıklarının anlatımları, bazı soru işaretlerini beraberinde getirdi. 16 Ocak günü Diyarbakır'ın Silvan ilçesi Mescit Mahallesi, Devrim caddesi, 45 No'lu eve, saat 21.30 sıralarında baskın düzenlendi. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı ekipler evin etrafını kuşattılar o sırada dışarıda olan ev sahibi Fahriye Kaya evine doğru gelirken gözaltına alındı. Polis, içerdekilerin teslim olması için Fahriye Kaya'ya "teslim olun" anonsu yaptırdı. Anonstan sonra ev sahibinin iki oğlu dışarı çıktı. Bu sırada evde bomba ve bir el silah sesi duyulmasıyla birlikte polisin açtığı ateş bir buçuk saat hiç durmadan devam etti. 2 kişinin öldüğü olayda, Fahriye Kaya, İbrahim Kaya ve Yaşar Şimşek adlı kişiler gözaltına alındı. İHA olayla ilgili haberinde, evdeki bir kişinin öldüğünü diğerinin ise el bombasıyla intihar ettiğini açıkladı. OHAL valiliğinin yaptığı açıklamada ise, çatışmaların sabaha kadar sürdüğü ve 2 PKK'lının 'ölü ele geçirildiği' söylendi.

YARALANANLAR:

Batman'da Hizbullah'a ait 2 ayrı eve düzenlenen operasyon sırasında çıkan çatışmada, 6 kişi yakalandı. Çatışmada bir polis yaralandı.

Urfa'nın Siverek İlçesi İnönü Bulvarı'nda bulunan Merkez Karakolu, silahlı kişiler tarafından tarandı. Olayda yaralanan Ahmet Kılıç adlı polis memuru, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı.

SİVİLLERE YÖNELİK EYLEMLER :

Polis Salih Hacısüleymanoğlu, Esenler Otogar metro istasyonunda kavga ettiği kişilere sinirlenince silahını çekerek 1 kişiyi öldürdü, 1 kişiyi yaraladı. Esenler Otogar metro istasyonunda bir grupla kavga eden Salih Hacısüleymanoğlu, bu sırada silahını ateşledi. Hacısüleymanoğlu'nun silahından çıkan kurşunlarla Yüksel Aktaş ile Zeki Kaya adlı kişiler yaralandı. Ağır yaralanan Aktaş, hastaneye kaldırılmak istenirken yolda öldü. Kaya ise Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi'nde tedavi altına alındı. Olayın ardından Otogar Polis Karakolu'na giderek teslim olan Hacısüleymanoğlu'nun polis olduğu ortaya çıktı.

BOMBA VE MAYIN PATLAMASI

Batman'ın Sason ilçesi Yolüstü Köyüne bağlı Yürekli Mezrasında oturan Ferhat Bulgan (7) ve kardeşi Davut Bulgan (6) mezra yakınlarında oynadıkları sırada daha önceden döşenmiş mayına bastılar. Mayının patlaması sonucu 2 kardeş olay yerinde öldü.

KİŞİ ÖZGÜRLÜĞÜ

KAÇIRMA/KAYIP

CİNSEL TACİZ/TECAVÜZ

Silopi Cumhuriyet Savcılığı Alaadtin Akdere, Barış Anaları İnsiyatifi'nden Rahime İnce Şekernaz Çakal, Müyesser Güneş, Azize Yıldız ve Fahriye Bıkım'a "cinsel taciz" ve "kötü muamele" ettikleri iddiasıyla açılan soruşturmayı kapatarak takipsizlik kararı verdi. PKK ile PDK-YNK arasındaki kardeş kavgası "Bırakuji"ye son vermek amacıyla Ekim 2000'de Güney Kürdistan'a geçip Celal Talabani'ye beyaz tülbent veren Barış Anneleri İnsiyatifi üyeleri, dönüşte gözaltına alınarak, sorgulanmıştı. Anneler daha sonra "PKK'ya yardım ve yataklık" ettikleri iddiasıyla tutuklanarak, 1 ay süreyle Mardin Kapalı Cezaevi'nde kalmıştı. Anaların avukatı, "cinsel taciz ve işkence" iddiasıyla suç duyurusunda bulunulması üzerine Silopi İlçe Jandarma Komutanlığı'nda görevli başçavuş Duran Eraslan ile Uzman Çavuş Hüseyin Durgut hakkında soruşturma başlatılmıştı.

Şile'de kaçırdıkları iki kadından birine tecavüz ettikleri, birine de tecavüze kalkıştıkları gerekçesiyle haklarında dava açılan iki polis memuru ile bir kişinin yargılanmasına başlandı. Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılan duruşmada tutuklu yargılanan polis memurları Kerem Döndü ve Benal Demir ile şikayetçiler Lacromiora Bozacı ve Hülya Yiğit hazır bulunurken, tutuksuz yargılanan Mehmet Pot katılmadı. Bozacı ile Yiğit'in avukatlığını İstanbul Barosu'ndan 5 kadın avukat gönüllü olarak üstlendi. Duruşmada sorgusu yapılan sanık polis memuru Kerem Döndü, Lacromiora Bozacı ile kendi isteğiyle birlikte olduklarını, kaçırma ya da zorlama olmadığını iddia etti.

İŞKENCE/İŞKENCE İDDİASI ve KÖTÜ MUAMELE

İnsan Hakları İnceleme Komisyonu raporlarında yer verilen işkence iddiaları, komisyonun eski Başkanı DSP'li Sema Pişkinsüt'ten sonra şimdiki Başkanı MHP'li Hüseyin Akgül'ün de başını ağrıttı. Pişkinsüt gibi isimleri vermeyen Akgül'ün dokunulmazlığının kaldırılması talebiyle hazırlanan fezleke, meclise gönderildi. Meclis başkanlığı tarafından Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu'na havale edilen fezleke, komisyon, "işkence gördükleri" yönündeki ifadeleri raporlarda geçen tutuklu ve hükümlülerin isimlerini açıklama talebine maruz kalmıştı. Pişkinsüt talebi geri çevirince, Adalet Bakanlığı kendisi hakkında fezleke hazırlamıştı. Bu fezleke, meclis Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu'nda beklerken, aynı yöndeki ikinci fezleke de geçtiğimiz hafta meclise ulaştı. Başbakan Bülent Ecevit'in gönderdiği fezleke, "raporlarda ifadeleri geçenlerin isimlerini yargıya vermedikleri" gerekçesiyle Pişkinsüt'ün yanı sıra şimdiki Başkan Hüseyin Akgül'ün dokunulmazlığının kaldırılmasını içeriyor. İki başkanın da görevi kötüye kullanma suçundan yargılanmaları talep ediliyor bu gelişmeye şaşıran Akgül, fezlekeden haberinin olmadığını, içeriğini de bilmediğini açıkladı. Akgül, "Benden de isimleri istediler. Komisyonun verilmiş sözü vardı. Bu sebeple talebi biz de geri çevirdik" dedi.

Diyarbakır Emniyetinde gözaltındayken HADEP üyesi Hasan Irmak'a işkence yaptıkları iddiasıyla iki polis hakkında 5 yıl hapis istemiyle dava açıldı. Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı Mithat Özcan tarafından Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi'nde görevli tutuksuz sanık polisler Kamber Özperçin ve Mustafa Yücel hakkında hazırlanan iddianamede, mağdur Hasan Irmak'a "cürüm söyletmek için işkence yaptıkları" belirtildi. İddianamede, sanıkların, PKK adına eylem yapmak iddiasıyla gözaltına alınan Irmak'a tazyikli su verdikleri, yumurtalıklarını sıktıkları, sol kulağına vurdukları, tehdit ve benzeri psikolojik işkence uyguladıkları dikkat çekilerek, TCY'nin 243'üncü maddesi uyarınca 5 yıla kadar hapis ve memuriyetten sürekli veya geçici uzaklaştırılmaları istendi. Irmak ise geçen yıl avukatı Sedat Yurttaş aracılığıyla İçişleri Bakanlığı'na başvurarak gözaltında gördüğü işkence nedeniyle erkekliğini yitirdiğini, psikolojik sorunlarının ellerinin titremesine yol açtığını, mesleği berberliği yapamadığını belirterek 80 milyarı maddi, 20 milyarı da manevi olmak üzere toplam 100 milyar liralık tazminat istedi.

Kamuoyunda "Beyaz Önlük Operasyonu" olarak bilinen ve SSK'yı 10.2 trilyon lira zarara uğrattıkları iddiasıyla aralarında SSK Başmüfettişi, İzmir Eski Sağlık İşleri Müdürünün de bulunduğu 17'si tutuklu 19 kişinin yargılanmasına başlandı. DUSAŞ Tıp Merkezi'nin sahiplerinden İbrahim Dumlu 8 aydır tutuklu bulunduğunu, gözaltı sırasında işkencelere maruz kaldığını ve savunmasının alınmadığını öne sürdü. Dumlu geçen yıl Haziran ayında Tıp Merkezi'nden çıktığı sırada gözaltına alındığını, kendisine hiç bir bilgi verilmeden hastanedeki bilgisayarların sökülerek Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldüğünü, ifade vermek istemesine rağmen ifadesinin alınmayıp, hazırlanan ifadelerin kendisine imzalattırılmak istendiğini iddia etti.

Edirne 3. Tümen Askeri Cezaevi'nde gördüğü işkence nedeniyle, müdahil olarak katıldığı davada savcıya hakaretten tutuklanan ve daha sonra beraat eden Murat Ağartıcı, İHD İstanbul Şubesi'nde basın toplantısı yaptı.

Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, Manisa Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulu'na, Manisalı Gençler Davası'nda yargılanan işkenceci polisleri savunan avukatların "en uygun" oldukları için seçildiğini bildirdi. DSP İstanbul milletvekili İsmail Aydınlı'nın soru önergesini yanıtlayan Türk, "Adli Yargı Kanunu'nun aradığı şartlar bakımından araştırma yaptırmış, sonucunda bu şartlar göz önüne alınarak ey uygun oldukları kanatine varılanlar oybirliği ile belirlenerek izleme kurulu oluşturulmuştur" görüşünü savundu

Silvan'da bir evde iki kişinin ölümüyle sonuçlanan olayda gözaltına alındıktan sonra tutuklanan 3 kişiye Emniyet Müdürlüğü'nde işkence ve kötü muamele yapıldığı ortaya çıktı. Gözaltına alındıktan sonra tutuklanan Fahriye Kaya ve 17 yaşındaki oğlu İbrahim Kaya ile Yaşar Şimşek Diyarbakır E Tipi Cezaevi'nde avukatları Reyhan Yalçındağ ile görüştü. Fahriye Kaya, gözaltında bulunduğu süre içinde gözlerinin kapalı bir şekilde sorguya götürüldüğünü belirterek, polislerin kendisini "Oğlunun yanında sana tecavüz edeceğiz" şeklinde tehdit ettiklerini söyledi. İbrahim Kaya ise "Ayak başparmaklarıma elektik verdiler. Ve kaba dayağa maruz kaldım. Gördüğüm muameleler sonucunda kulağım ve boğazımdan kan akmaya başladı. Halen de kulağım ve boğazımda kan akmaya devam ediyor" dedi.

Manisa davasında mahkeme heyeti sanık polisin ifadesinin alınmasına gecikenler hakkında suç duyurusunda bulunulmasına kara verdi. 'Manisalı Gençler' olarak bilinen 16 gence işkence yaptıkları iddiasıyla haklarında dava açılan 10 polisin yargılanmasına devam edildi. Manisa Ağır Ceza Mahkemesi'nde 34'üncüsü yapılan duruşmaya, sanıklardan Başkomiser Halil Emir ile polis memurları Levent Özvez, Musa Geçer ve Ramazan Kolak katıldı. İşkence iddiasıyla yargılanan polislerden Engin Erdoğan'ın, savunmasının alınabilmesi için yazılan yazılara bir ayı aşkın süredir yanıt gelmediğini belirten mahkeme, talimatın çabuklaştırılmasını istedi. Manisalı gençleri avukatları, sanığın ifadesinin 4 Aralık 2001'de alındığını, ancak gönderilmediğini iddia etti. Mahkeme heyeti, sanık polisin ifadesinin alınmasının gecikmesinde ihmali olanlarla ilgili iddianın araştırılması için savcılığa suç duyurusunda bulunulmasını kararlaştırdı.

Gündem Gazetesi Bingöl dağıtımcısı Yüksel Azak gözaltına alındığı emniyette elektrikli işkenceye maruz kaldı. Başına poşet geçirilerek nefessiz bırakılmaya çalışan Azak, çıkarıldığı savcılık tarafından serbest bırakıldı. Bingöl'ün Mirzan Mahallesi'ndeki evine 11 Ocak günü yapılan baskında gözaltına alınan Bingöl dağıtımcısı Yüksel Azak götürüldüğü Bingöl Emniyet Müdürlüğü'nde insanlık dışı baskıları maruz kaldı. Gazete dağıtımcı kimliğini göstermesine karşın 'şüpheli olduğu iddiasıyla gözaltına alınan Azak'a gözaltında iki gün boyunca elektrikli işkence yapan polis, daha sonra Azak'ın başın poşet geçirerek nefessiz bırakmaya çalıştı. Yoğun işkence uygulamasının ardından Savcılık'tan ek gözaltı süresi isteyen emniyetin talebinin reddedilmedi üzerine Savcılığa çıkarılan Azak serbest bırakıldı.

PKK lideri Abdullah Öcalan'ın Türkiye'ye getirilişini protesto ettiği gerekçesiyle gözaltına alınan HADEP'li Hüseyin Irmak'a işkence yaptıkları iddia edilen Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'nde görevli komiser Kamber Özperçin ve polis memuru Mustafa Yücel hakkında Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi'nde "işkence yapmak"tan dava açıldı.

ÇEŞİTLİ AMAÇLARLA YAPILAN BASKI VE TEHDİTLER

GÖZALTILAR

ANKA'nın haberine göre, özellikle İstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir ile özdeşleşen Huzur Operasyonları'nda geçen yıl yurt genelinde, 433'ü yabancı uyruklu olmak üzere toplam 23 bin 479 kişi gözaltına alındı. Ancak bu kişilerin sadece 1158'inin 'gıyabi tutuklu, yakalama müzekkereli, asker kaçağı ya da firari hükümlü' olduğu için arananlar listesinde adının bulunduğu saptandı. Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre 23 bin 46 Türk vatandaşı ile 433 yabancı uyruklu huzur operasyonlarında gözaltına alındı. Bu kişilerden 401'inin gıyabi tutuklu,683'ünün yakalama müzekkereli, 12'sinin firari hükümlü olduğu, 62'sinin ise asker kaçağı olarak arandığı saptandı. Operasyonlar sırasında polis ayrıca 225 yabancı uyruklu kişi ile 2221 işletme, 429 dernek ve lokal hakkında yasal işlem yaptı. Yine Huzur Operasyonları'nda 4791 sürücüye de çeşitli ceza kesildi. Bulundurma ruhsatı olmamasına karşın taşındığı için 48 tabanca ile ruhsatsız olan 168 tabancaya el koyan polis, aramalarda 122 de kurusıkı tabanca ele geçirdi. Üst ve araç aramalarında 67 tüfek, 1679 fişek, 297 bıçakta bulunan polis, 1 patlayıcı madde ile suç unsuru olan 986 maddeye de el koydu.

ADANA:Adana'da düzenlenen seminere katılan Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, adliye binasına giderken, Tacettin Denniz'in protestosuna hedef oldu. Mavi Sürmeli Oteli'nde düzenlenen seminere katılan Türk, Adliye binasına giderken, Tacettin Denniz, önüne atlayıp, elindeki bir kağıdı gösterdi, "Bakanım bir dakika beni dinler misiniz? Sizin yüzünüzden mağdur oldum bakanım" dedi. Ancak, koruma polisleri Türk'ün şaşkın bakışları altında, gencin ağzını kapatıp, karga tulumba Adliye nezarethanesine götürdü. Protestocu ile Adliye nezarethanesinde bir süre görüşen Vali Oğuz Kağan Köksal, Denniz'in, yolların kapanması nedeni ile gireceği açık lise sınavına geç kaldığını iddia ettiğini belirterek, "Hiçbir yolu trafiğe kapatmadık. Kaldı ki, kapatsak bile, alternatif yollar var. Böyle mazeret olmaz" dedi.

ANKARA:Ankara'da Hacettepe Üniversitesi'nde öğrenim gören ve Kürtçe eğitim talebiyle üniversite rektörlüğüne dilekçe ile başvuran öğrencilerin sayısının en az 17 olduğu bildirildi; TÜMTİS'e üye oldukları için işten atılan Akdeniz Ambarı işçilerinin direnişine gözaltı baskısı sürüyor. Aralarında TÜMTİS Ankara Şube yöneticileri Hacı Çadırlı ve Hüseyin Babayiğit'in de bulunduğu 8 kişi;

BATMAN:Batman Milli Eğitim Müdürlüğü'ne dilekçe ile başvurarak çocukları için Kürtçe eğitim için talebinde bulunan 9 kadın gözaltına alındıktan sonra Emniyet Müdürlüğü'ndeki sorgularının ardından Batman Nöbetçi Savcılığı'na sevk edildi. Kadınlar, savcılıktaki sorgularının ardından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldılar;

BURSA: Uludağ Üniversitesi öğrencisi Zafer Balcı, rektörlüğe Kürtçe'nin seçmeli dil olarak okutulması için dilekçe verince, önce gözaltına alındı, ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Kürtçe'nin seçmeli ders kapsamında okutulmasını isteyen Trakya Üniversitesi'nden 10 öğrenci de gözaltına alınırken, aynı istem nedeniyle gözaltına alınan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nden 520 öğrencinin 250'si serbest bırakıldı;HADEP Bursa İl Teşkilatı'nın kongresinde dağıtılan ve mahkemece toplatma kararı alınan Kürtçe ajandalarla ilgili 7 parti yöneticisi;

ÇANAKKALE:İstanbul'dan "Beşerler-2" adlı Türk yük gemisine gizlice binip, yurtdışına kaçmak isteyen 6 Iraklı;

DİYARBAKIR:Şükran Gültekin ve Güler Şen 27 Aralık 2001'de yanlarına okula giden çocuklarını da alarak, Diyarbakır Milli Eğitim Müdürlüğü'nün yolunu tuttular ancak, polislerin müdahalesiyle karşılaştılar. Polis, Gültekin ve Şen'in üzerinde bulunan "Çocuğumun, ana dili olan Kürtçe eğitim almasını istiyorum" yazılı dilekçelere el koydu. Sonra da karga tulumba önce Devlet Hastanesi'ne ardında da Emniyet Müdürlüğü'ne götürdüler. 27 saat gözaltında tutulan ve sürekli sorguya alınan kadınlardan 35 yaşındaki Gültekin, 3 aylık hamile olduğu için kaba dayağa maruz kalmamış. Ancak kendisine hakaretlerde bulunulmuş. Gözaltında Türkçe bilmediğini ısrarla belirten Gültekin'in sorgusu, Kürtçe bilen polisler tarafından alınmış.

EDİRNE:Yasal olmayan yollardan sınırı geçerek Avrupa'nın değişik ülkelerine gitmek isteyen 25 kişi; Yunanistan ve Bulgaristan' gitmek isteyen yabancı uyruklu 33 kişi;

HATAY:Kırıkhan ilçesinde yurda kaçak giriş yapan 10 Iraklı; Mustafa Kemal Üniversitesi (MKÜ) Rektörlüğü'ne, Kürtçe eğitim için dilekçe veren 14 öğrenci;

İÇEL:Tarsus İlçesi'nde izinsiz gösteri yaptıkları gerekçesiyle HADEP üyesi 45 kişi;

İSTANBUL:Yeni yıl dolayısıyla Taksim'de tiyatro,skeç, folklor gösterisi düzenleyen MKM'lilere müdahale eden polis tarafından Ali Köroğlu, Alişan Önlü, Ferat Sönmez, Özge Sarısoylu, Mehmet Dalmaz, Resul Karabulut, İlker Abay, Kemal Orgun, Serap Sönmez; Kapıkule'de yasal olmayan yollardan yurtdışına çıkmak isteyen 1'i pasaportsuz 2 yabancı uyruklu kişi; İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcılığı'nın verdiği talimat uyarınca harekete geçen Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne bağlı ekipler, "İlköğretim okullarında Kürtçe eğitim verilmesi amacıyla kampanya başlattıkları ve ilçe milli eğitim müdürlüklerine imzalı dilekçe verdikleri" gerekçesiyle çoğu kadın 34 kişi;Bağcılar'da 20 Ocak günü Evrensel gazetesi satan 4 kişi; Eminönü'nde bildiri dağıtan TKP üyesi 12 kişi;İstanbul'da haftalık olarak yayınlanan Gündem gazetesinin Satış Dağıtım Servisi sorumluları Selahattin Hakan Kemaloğlu ile Sibel Güler; İstanbul'da düzenlenen "Huzur 34 A" uygulaması kapsamında 22'si yabancı uyruklu 402 kişi yakalandı. Ancak yabancı uyruklu olmayan 373 kişiden 252'sinin 'şüpheli zannıyla gözaltına alınması dikkat çekti;İstanbul Barosu Ceza Mahkemeleri Usul Kanunu (CMUK) Uygulama Servisi verilerine göre 2001'de karakollardan toplam 13 bin 307 kişi için mudafi talebinde bulunuldu. Bu sayı savcılık aşamasında ise 14 bin 65 kişiyi buldu. CMUK Uygulama Servisi Sorumlusu Av. Metin İriz, bu sayının sadece yüzde 3'ünü yansıttığı belirtiliyor. Bu hesaplamaya İstanbul polisi 2001'de yarım milyondan fazla kişiyi gözaltına aldı. Bu da her 20 İstanbullu'dan birinin 2001 yılında şüpheli olarak gözaltına alındığını ortaya koyuyor;ölüm orucu yaparken Kandıra F Tipi Cezaevi'nden tahliye edilen Alınteri gazetesi eski yazıişleri müdürü Merdan Özçelik, 'aranıyor' olduğu gerekçesiyle;Gazi Mahallesi'nde bulunan evinde ölüm orucu yapan Deniz Bakır'ın düzenlemek istediği basın açıklamasına müdahale eden polis tarafından aralarında 2 gazetecinin de bulunduğu 15 kişi;Kürtçe'nin seçmeli ders olarak okutulması talebinde bulunan HADEP'liler Eminönü'nde eylem yapmak isteyince 100'ü aşkın kişi;Çocuklarına Kürtçe eğitim verilmesi istemiyle Esenler ve Küçükçekmece kaymakamlıklarına dilekçe vermek isteyen çoğunluğu kadın 29 kişi;Edirne Emniyet Müdürlüğü ekiplerince "huzur" adı altında yapılan operasyonda, üzerinden nüfus cüzdanı çıkmayan 10 kişi;

İZMİR: Yasadışı yollarla yurtdışına kaçmak isteyen yabancı uyruklu 61 kişi;

KOCAELİ: "huzuru sağlama" adı altında yapılan denetimlerde, şüpheli oldukları iddiasıyla 102 kişi;

MUĞLA:Bodrum'dan Yunanistan'a geçmek isteyen 75 kaçak;Datça'da Yunanistan'a geçmeye çalışan 14 kişi

MUŞ:Emniyet Müdürlüğü tarafından toplatılmış yayınlar gerekçe gösterilerek HADEP İl Başkanlığı'na yapılan baskında üç kişi gözaltına alındı. İki buçuk saat süren aramda partinin yasal üye yapma formları da dahil olmak üzere bir çok materyal incelenmek üzere emniyete götürüldü. Savcılık'tan izin alınarak yapılan arama sonrasında İl Sekreteri Selahattin İşlek, Yedinci Gündem gazetesi dağıtıcısı Gürkan Aşık, Özgür Halk dergisi dağıtıcısı Fikret Akar;

TUTUKLAMALAR

ADANA:HADEP'in, Adana'nın merkez Yüreğir ilçe yönetiminden 3 kişi, "bölücü örgüte yardım ve yataklık" iddiasıyla DGM'ce tutuklandı. DGM Savcılığı'nca ifadeleri alınan Hasan Yaş, Mehmet Demir ve Suri Atilla tutuklanarak cezaevine gönderildi.

ANKARA: Ankara Üniversitesi'nde sıçrayan "Kürtçe'nin seçmeli ders yapılması için imza kampanyası"na katılan 16 öğrenciden 1' i tutuklandı. Hacettepe öğrencilerinden 16'sı Ankara DGM'ye çıkarılarak soruşturmayı yürüten Savcı Nuh Mete Yüksel tarafından sorgulandı. Öğrencilerin ifadesini alan Yüksel, 16 öğrenciden 15'ini, "Örgütün 6. Kongresi'nde aldığı Serxwebun dergisinde yayımlanan kararları doğrultusunda hareket ederek siyasallaşmasına yardım ettikleri" gerekçesiyle, TCK'nın "yasadışı örgüt üyeliği" suçunu tanımlayan 168.maddesine göre tutuklanması istendi. Ankara 2 No'lu DGM yedek hakimliği de, öğrencilerden 15'ini serbest bırakırken, Erdal Yıldız adlı öğrenci tutuklandı.

BATMAN:Kürtçe eğitim talebiyle dilekçe vermek isterken gözaltına alınan 15 kadın veliden 4'ü;

ÇANAKKALE:Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (COMÜ) Rektörlüğü'ne "Kürtçe eğitim" talepli dilekçe veren 9 öğrenciden 7'si tutuklandı.

DİYARBAKIR: HADEP'in Silopi İlçe Başkanı Serdar Tanış ve yönetici Ebubekir Deniz'in kaybolmalarının birinci yıldönümü nedeniyle düzenlenen basın açıklamaları olaylı geçti. Siirt'de 70, Tarsus'ta 50, Diyarbakır'da 14, Batman'da 8 ve Gaziantep'te 4 kişi;Şırnak'ın Silopi ilçesinde 25 Ocak 2001'de jandarma karakoluna girdikten sonra bir daha kendilerinden haber alınamayan HADEP'li Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz'in ailelerine soruşturmadan vazgeçmeleri yönünde savcılıkça baskı yapıldığı ileri sürüldü. Siirt'te kayıplarla ilgili basın açıklaması yapmak isteyen aralarında HADEP İl Başkanı Ahmet Konuk'un da bulunduğu 4 kişi;

HATAY: Mustafa Kemal Üniversitesi (MKÜ) Rektörlüğü'ne, Kürtçe eğitim için dilekçe veren 14 öğrenciden 7'si;

İSTANBUL:İstanbul'da ilköğretim okullarında Kürtçe eğitim verilmedi için çeşitli girişimlerde bulundukları gerekçesiyle gözaltına alınan 22 kişiden 1'i ; "İlköğretim okullarında Kürtçe eğitim verilmesi" talebine ilişkin eylem düzenledikleri ve Milli Eğitim Müdürlüklerine dilekçe vermek suretiyle eyleme katıldıkları gerekçesiyle yakalanan 62 kişiden 9'u, İstanbul DGM'de tutuklandı;

Esenler ve Küçükçekmece Kaymakamlıklarına "Kürtçe Eğitim" talebiyle dilekçe verdikleri için gözaltına alınan 22 kişiden 7'si DGM tarafından; Çocuklarına 'Kürtçe eğitim verilmesi' istemiyle Güngören İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne dilekçe vermek isterken gözaltına alınan 5 kişiden 3'ü;Avcılar Milli Eğitim Müdürlüğü'ne ilköğretim okullarındaki çocuklarına "Kürtçe eğitim verilmesi" istemiyle dilekçe sunarken gözaltına alınan kadınlardan 1'i "yasadışı örgüt üyesi olmak" , diğer 9 kişi de "yasadışı örgüt üyelerine yardım ve yataklık etmek" suçlarından tutuklanarak cezaevine gönderildi.

MALATYA:Malatya'da, İnönü Üniversitesi Rektörlüğü'ne Kürtçe eğitim görmek istediklerine ilişkin dilekçe verdikleri için gözaltına alınan 69 öğrenciden 17'si mahkemece tutuklandı. Öğrencilerden 42'si ifadeleri alındıktan sonra savcılık tarafından serbest bırakıldı. Batman'da ise Yavuz Selim İlköğretim Okulu'na Kürtçe eğitim için dilekçe vermek isteyen 15 kadın veli tutuklandı.

SİİRT: HADEP'in Silopi İlçe Başkanı Serdar Tanış ve yönetici Ebubekir Deniz'in kaybolmalarının birinci yıldönümü nedeniyle düzenlenen basın açıklamaları olaylı geçti. Siirt'de 70, Tarsus'ta 50, Diyarbakır'da 14, Batman'da 8 ve Gaziantep'te 4 kişi;

VAN:Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde Kürtçe'nin seçmeli dersler kapsamına alınıp okutulmasını isteyen ve gözaltında tutulan 270 öğrenciden 13'ü tutuklandı. Diğer öğrenciler de tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Van'ın Muradiye ilçesinde Milli Eğitim Müdürlüğü'ne "Anadilde eğitim istiyorum" talebiyle imzalı dilekçe verdikten sonra Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alınan ve emniyetteki sorgusu tamamlanan 11 HADEP üyesi, Van DGM'ye sevk edildi. Mahkemeye sevk edilenlerden, HADEP ilçe Başkanı İbrahim Albak, sekreter Deniz Atlı, Gençlik Kolları Başkanı Abdullah Gezer ile HADEP Muradiye meclis Üyesi M. Şirin Yıldız tutuklandı, diğer 7 kişi tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

GÖZALTINDA ÖLÜM

Moldova uyruklu 46 yaşındaki Varvara Savastin İstanbul Yabancılar Şube Müdürlüğü'nün nezarethanesinde ölü bulundu. "Vize ihlali" suçundan gözaltına alınan Savastin'in, Fatih Cumhuriyet Savcılığı ve Adli Tıp yetkililerince yapılan inceleme sonucunda kalp ve solunum yetmezliği sonucu öldüğünün anlaşıldığı belirtildi.

YERLEŞİM MERKEZLERİNE YÖNELİK BASKILAR

DİYARBAKIR:

ERZİNCAN:

HAKKARİ:

MUŞ:

SİİRT:

VAN:

BOŞALTILAN/YAKILAN KÖYLER

CEZAEVLERİ

Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, dört baro başkanı tarafından F tipi cezaevlerindeki açlık grevlerine ve ölüm oruçlarına son verilmesi için dile getirilen, "üç odanın bulunduğu koridorlarda gündüz saatlerinde kapıların kilidinin açık bırakılması" önerisinin karşısından yasal engel bulunduğunu söyledi. CNN Türk'te Yavuz Baydar'ın Soru-Cevap Programı'na katılan Türk, baro başkanlarının bu düzenleme için yasal değişiklik gerekmediği yolundaki görüşünün yanlış olduğunu belirtti. Türk, "Terörle Mücadele Kanunu'nun 16.maddesi F tipi cezaevlerinde kalanların sadece sosyal alanlarda bir araya gelmesine izin veriyor" diye konuştu. Baro başkanlarının önerisinin dokuz kişiyi bir araya getirmeyi amaçladığını ifade eden Türk,"Oysa sosyal amaçlı alanlarda dokuzdan fazla insan bir araya gelebiliyor" dedi. Yasada kabul edilenin "ortak yararlı etkinlikler için bir aya gelmek" olduğunu belirten Türk, "Koridorlar ortak yaşam alanları değil. Koridorların amacı ulaşımı sağlamaktır. Oralar hükümlü ve tutukluların bir araya geleceği yerler değildir" diye konuştu.

Bakırköy kadın ve Çocuk Tutukevi'nde kalan bir grup çocuk, üç koğuşu ateşe verdi. İtfaiye yangını söndürürken, isyanın 'ısınma sorunu'ndan kaynaklandığı anlaşıldı.

Bakırköy kadın ve Çocuk Tutukevi'nde bir süre önce koğuşlarındaki yatakları ateşe veren çocukların isyan nedeninin gördükleri kötü muamele olduğu anlaşıldı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nda olayla ilgili olduğu ileri sürülen 30 çocuğun verdiği ifadeler, tutukevinde yaşananları ortaya çıkardı. Gardiyanlardan sürekli dayak yediklerini, yemeklerinden böcek çıktığını, çay alabilmek için rüşvet vermek zorunda kaldıklarını anlatan çocuklar, banyo yapmak, saç kestirmek gibi temizlik ihtiyaçlarının da karşılanmadığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer , Anayasa'nın 104.maddesindeki özel af yetkisini 5.kez, bir doktor hükümlü için kullandı. Sezer Anayasa'nın 104.maddesindeki "özel af" yetkisini, Antalya'da bir sağlık ocağında görev yaparken gözaltına alınıp yargılanan ve Türkiye İhtilalci Komünist Birliği (TİKB) davasında yasadışı terör örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle 12.5 yıl hapse mahkum edilen Metin Günay için kullandı.

Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ün, F tipi cezaevlerindeki ölüm orucu eyleminin bitirilmesi durumunda savcılıklara gönderileceğini açıkladığı "sohbet genelgesi" yayımlandı. Genelgeye göre "seçici komisyonca" belirlenecek en fazla 10 tutuklu ve hükümlü, haftada 5 saat sohbet için belirlenen alanlarda bir araya gelebilecek. Sohbet etmek isteyen hükümlü ve tutukluların, iyileştirme, eğitim, spor, meslek kazandırma, iş yurdu çalışmalarında en az birine katılmaları gerekiyor.

İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Hüseyin Akgül, cezaevlerine yönelik şikayetlerin büyük çoğunluğunun cezaevi yönetimlerinden kaynaklandığına dikkat çekerek, "Türkiye'de cezaevlerini, her cezaevi müdürü kendi kafasına göre yönetiyor maalesef. Artık bu dönemin sona ermesi gerekiyor" dedi. Akgül, komisyon olarak cezaevlerini yerinde incelemeye başlamadan önce hazırlanacak formun aynı zamanda, denetimleri yapacak üyeler için, "hangi taşın altına bakılacağını" gösteren bir klavuz olacağını belirtti.

Temmuz 2000'de Burdur Cezaevi'ne düzenlenen baskında kullanılan iş makinesiyle kolu koparılan siyasi mahkum Veli Saçılık'a takılan protez kolun bedeli olarak 16 milyar 553 milyon lira ödemede bulundu.

'Hayata Dönüş' operasyonları sonrasında yapılan sevklerde işkence gördüklerini iddia eden mahkumların suç duyurularına takipsizlik kararları verildi. Kandıra F tipi Cezaevi'nde, aralarında copla tecavüze uğradığını ileri sürenlerin de bulunduğu toplam 65 kişinin yaptığı suç duyurusu, doktor raporları dahi incelenmeden 'delil yetersizliği'nden kapatıldı. 19 Aralık 2000'deki 'Hayata Dönüş' operasyonları sonrasında Kandıra F Tipi Cezaevi'ne sevk edilen tutuklulardan 65'i, iki ayrı grup halinde işkence gördükleri iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.

Bolu Cumhuriyet Savcısı İbrahim Tufan, işkence ve kötü muameleye maruz kalan tutukluların suç duyurularına, "görevlileri baskı altına alma ve yıldırma amacı taşıdığı" iddiasıyla takipsizlik kararı verdi. Savcı Tufan, tutukluların ve avukatlarının dava açılması isteminin ise "İdeolojik" içerikli olduğu kanısına vardığını da ileri sürdü. Tufan, hakkında suç duyurusunda bulunmaya hazırlanan Avukat Gülizar Tuncer, savcının böyle bir iddiada bulunmaya hazırlanan avukat Gülizar Tuncer, savcının böyle bir iddiada bulunamayacağını vurgulayarak, yaşanan durumun hukuka aykırı olduğunu kaydetti. Savcının bu "ideolojik" kararı vermesine neden olan olaylar şöyle gelişti: Gebze Cezaevi'nde bulunan Bülent Barmaksız ve Hüseyin Tut, 30 Temmuz 2001 tarihinde Bolu F Tipi Cezaevi'ne sevk edildiler. Barmaksız ve Tut, Gebze Cezaevi'nde yapılan sevk işlemleri sırasında ve ring aracında herhangi bir kötü muamele ve hakarete maruz kalmadılar. Ancak daha çok adli tutuklu ve hükümlülerin bulunduğu ve siyasi tutuklu sayısının 27 olduğu Bolu F Tipi Cezaevi'ne teslim edildiklerinde işler değişti.

CEZAEVLERİNDE ÖLÜM

İzmir'de F tipi cezaevlerini protesto etmek amacıyla bir süredir açlık grevi yapan Ali Çamyar, tedavi gördüğü Yeşilyurt Devlet Hastanesi'nde hayatını kaybetti. 1996 yılında yasadışı Türkiye İhtilalci Komünistler Birliğine üye olduğu iddiasıyla çıkarıldığı İzmir DGM'ce 18 yıl hapis cezasına çarptırılan Çamyar'ın 22 Mayıs 2001'de açlık grevine başladığı durumunun ağırlaşmasın üzerine 7 eylülde hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.

Eskişehir'de tartıştığı eşini öldüren koca, cezaevinde intihar etti. Alınan bilgiye göre, Gökmeydanı Mahallesi'ndeki evlerinde tartıştığı 15 yıllık eşi Suzan Özpınar'ı önce bıçaklayıp, sonra tornavidayla yaralayarak ölümüne yol açan Cafer Özpınar, tutuklanarak cezaevine konuldu. Özpınar, Eskişehir Kapalı Cezaevi'ndeki koğuşta kendisini asarak intihar etti.

F Tipi cezaevlerine karşı 442. gününe giren ölüm orucunda bir kişi daha yaşamını yitirdi. TKP-ML TİKKO üyesi olduğu gerekçesiyle Tekirdağ F Tipi Cezaevi'nde bulunan 23 yaşındaki Zeynel Karataş adlı bir tutuklu öldü.

Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, Ankara, Antalya, İstanbul ve İzmir barolarının ölüm oruçlarının sona erdirilmesi için F tipi cezaevlerine "Üç Kapı, Üç Kilit" önerisini, yasal engel olduğu gerekçesiyle reddetti. Türk, yaklaşık 1.5 yıldır süren eylemlerle ilgili olarak "önkoşullu" bir öneri gündeme getirdi. Buna göre, "iyileştirme, eğitim, spor, meslek kazandırma, iş yurdu çalışmaları" gibi etkinliklerden en az birine katılma koşuluyla, belirlenecek alanlarda en fazla 10 kişi haftada 5 saat bir araya gelebilecek. Ancak bir araya gelecek olanları belirleyecek olan "seçici komisyonun" belirlemelerindeki ölçütlerin ne olacağı konusunda bir netlik bulunmuyor. Adalet Bakanı Türk, 9 Ocak günü bakanlıkta düzenlediği basın toplantısıyla F tipi cezaevlerinde 9 Ocak itibariyle 8 kişinin açlık grevinde olduğunu, 142 kişinin de ölüm orucu eylemini sürdürdüğünü bildirdi. Türk Ankara, Antalya, İstanbul ve İzmir baro başkanlarının toplam 9 tutuklu hükümlünün bir araya gelebilmesini sağlayacak "Üç Kapı, Üç Kilit" önerisinde basın yoluyla haberdar olmalarını eleştirerek kendilerine resmi bir başvuru yapılmadığını bildirdi. Öneriyi yasal ve uygulanabilirlik açısından değerlendiren Türk, koridorların ortak yaşam alanları olarak değerlendirilmediğini kaydetti. TMY'nin 16.maddesi karşısında öneri için yasal engel bulunduğunu belirten Türk, "O düzenleme var oldukça böyle bir uygulamaya gidilemez. Bir an için yasal engel yıl desek dahi, F tipi cezaevlerinin fiziki yapısı ve güvenliği bakımından uygulanabilirliğe müsait değildir" diye konuştu. Önerinin terör örgütlerini cesaretlendirdiğini kaydeden Adalet Bakanı, "Sosyal etkinliklere katılan tutuklu ve hükümlülere, onar kişilik gruplar halinde olmak üzere haftada beş saat bir araya gelip sohbet etme olanağı sağlanabilir diye düşünüyoruz" dedi. Türk "eylemlerin sona ermesi" durumunda bu önerinin hemen yaşama geçirileceği bir genelgenin hazır bulunduğunu bildirdi.

TİKB davasında tutuklu Lale Çolak, ölüm orucunun 240.gününde hayatını kaybetti. Lale Çolak 2002'nin 3.ölüm orucunda hayatını kaybeden 85.kişi oldu.

DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ

Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığı, HADEP İl Örgütü tarafından çıkarılan 2002 yılına ait takvimlerde ay isimleri Türkçe ve İngilizce'nin yanı sıra Kürtçe olarak da belirtildiği için tüm HADEP il yöneticileri hakkında 'yasak yayın bulundurmaktan' soruşturma başlattı.

İstanbul DGM Başsavcılığı, yayıncı Ayşe Zarakolu hakkında, Belge Yayınları'ndan çıkan Hüseyin Turhallı'nın 'Özgürlük Türküsü' adlı anı kitabı nedeniyle Terörle Mücadele Kanunu'nun 8.maddesini ihlal ettiği iddiasıyla dava açtı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Liberal Düşünce dergisinde yayınlanan bir yazıda, Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin ile 3 üyenin kişilik haklarına hakaret edildiği gerekçesiyle, yazıyı kaleme alan Prof. Dr. Mustafa Erdoğan ile derginin sorumlu Yazı İşleri Müdürü Haluk Kürşat Kopuzlu hakkında, 5 yıl 4'er aya kadar hapis istemiyle dava açtı. İddinamede, Prof. Dr. Erdoğan ile derginin sorumlu Yazı İşleri Müdürü Kopuzlu'nun Türk Ceza Kanunu'nun "sövme" fiilini düzenleyen 482/1-4 ve resmi sıfatlılara işlenen cürümler-cezayı artıran hal" hükmünü içeren 273.maddeleri (4 kez uygulanarak) uyarınca, 16'şar aydan 5 yıl 4'er aya kadar hapis cezasına çarptırılmaları istendi.

Bazı siyasiler ve yazarların ceza almasına neden olan yazıların yer aldığı 'Düşünceye Özgürlük-Herkes İçin) adlı kitapçığa yayıncı olarak imza atan yazar, sanatçı, öğretmen, avukat ve sendikacılar DGM'de ifade verdi. İstanbul 4 No'lu DGM'de ki duruşmaya, tutuksuz yargılanan sanıklardan Mehmet Şanar Yurdatapan, Abdurrahman Dilipak, Sabiha Ünlü, Ali Gök, İsrafil Kahraman, Erdoğan Turan, Mustafa Yavuz, Cengiz Tayfur, yılmaz Tunç ve Aydın Polat katıldı.

Ankara İnfaz Savcılığı, Atatürk'ün manevi şahsiyetine hakaret suçundan bir yıl hapis cezasına çarptırılan eski RP milletvekili Hasan Mezarcı'nın cezaevine konulabilmesi için polise müzekkere yazdı. Mezarcı, 1992'de Atatürk Barış Ödülü'nü reddeden Güney Afrika Devlet Başkanı Nelson Mandela'ya gönderdiği telgrafta "İnsanlık tarihinin sayılı diktatörlerinden olan Mustafa Kemal adına barış ödülünü reddetmeniz sebebiyle sizi tebrik ediyorum" ifadesini kullandığı gerekçesiyle Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nde bir yıl hapse mahkum oldu. Ankara İnfaz Savcılığı Mezarcı'nın cezaevine konulabilmesi için polise müzekkere yazdı. Mezarcı, bir yıllık cezası nedeniyle 4 ay 26 gün hapis yatacak.

İstanbul DGM'nin "halkı din farklılığı gözeterek açıkça kin ve düşmanlığa tahrik etmek" suçundan verdiği 2 yıl 7 ay 3 gün hapis cezası, Yargıtay 8. Ceza Dairesi tarafından onanan ve kamuoyunda "Cüppeli Ahmet Hoca" olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü gözaltına alındı. İstanbul 2 No'lu DGM'nin verdiği 2 yıl 7 ay 3 gün hapis cezasının Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nce, 21 Haziran 2001 tarihinde onanması üzerine Ahmet Mahmut Ünlü, kesinleşmiş cezasının infazı için aranıyor.

İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde Hakan Albayrak da Gerçek Hayat'ta yayınlanan "6 Ok'tan geriye be kaldı?" adlı yazısından dolayı aynı suçtan ve aynı mahkemede hakim karşısına çıktı. Mahkeme heyeti bu davayı da erteledi.

Gazeteci Celal Başlangıç, "Korku Tapınağı" adlı son kitabında "Devletin askeri kuvvetlerini tahkir ve tezyif ettiği" iddiasıyla hakim karşısına çıktı. İstanbul Adliyesi 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ilk celsesine Gazeteci-Yazar Celal Başlangıç ile İletişim Yayınları Yönetim Kurulu Üyesi Nihat Tuna katıldı. Başlangıç, ifadesinde, kitabın dört bölümden oluştuğunu bu bölümlerde sırasıyla "15 Ocak 1996 yılında Güçlükonak'da 11 kişinin minibüste yakılarak öldürülmesi, HADEP Silopi ilçe yöneticileri Sedar Tanış ve Ebubekir Deniz'in ilçe jandarma komutanlığına gittikten sonra kendilerinden haber alınamaması, 22 Ekim 1993 yılında Lice'nin askerler tarafından toplar, helikopterler ve otomatik silahlarla taranması, Tunceli ilinde yaşanan yargısız infaz, gözaltında kayıplar ve gıda ambargosu uygulanması" olaylarının anlatıldığını söyledi. Gazeteci Ali Bayramoğlu da, Sabah Gazetesi'nde yer alan köşesinde yazdığı "Ankara'da Kaos" başlıklı yazısında TCK'nın 159.maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle yargı önüne çıktı. Aynı mahkeme heyeti tarafından yargılanan Bayramoğlu, yazısının eleştiri mahiyetinde olduğunu vurgulayarak, "Yazımı düşünce özgürlüğü çerçevesinde yazdım" dedi. Mahkeme heyeti, duruşmayı sabah gazetesinin 10 Mayıs 2001 tarihli nüshasının bir adetinin getirilmesine ve diğer sanıklardan Sabah Gazetesi'nden Semra Uncu'nun celbine karar vererek duruşmayı 15 Şubat 2002 tarihine erteledi.

Gazeteci-yazar Uğur Mumcu'nun katillerinin yakalandığı yönündeki açıklamalarla ilgili şüpheleri kaleme alan İsmet Berkan, 9 Haziran 2000 tarihli 'Şüpheler' başlıklı yazısı nedeniyle TCK'nın 159.maddesinden Bakırköy 2.Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanıyor. 'Devletin emniyet güçlerini tahkir ve tezyif etmekle' suçlanan Berkan'ın, 6 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyor.

Perihan Mağden 12 Mayıs 2001'de gazetede yayımlanan, ölüm oruçları ve Hayata Dönüş operasyonunun ele alındığı 'Niye bitmiyor ki' başlıklı yazısı nedeniyle, Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde TCK'nın 159.maddesi uyarınca 'Adalet Bakanlığı'nın manevi şahsiyetini tahkir ve tezyif etmek'ten 6 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyor.

Mine G. Kırıkkanat, Radikal gazetesinde 6 Nisan 2000'de yayımlanan ve 'Lütfen Gidin' başlıklı yazısı nedeniyle, Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde TCK'nın 159.maddesi uyarınca 'Hükümetin manevi şahsiyetini tahkir ve tezyif etmek' suçlamasıyla 6 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyor. Kırıkkanat hakkında bir başka dava ise, 19 Ocak 2000 tarihli Radikal gazetesinde yayımlanan 'Hokus, pokus,suç' başlıklı yazısı nedeniyle yine TCK'nın 159.maddesinden açıldı. Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam eden davada Kırıkkanat'ın 'Devletin emniyet güçlerini tahkir ve tezyif etmek' suçundan 6 yıla kadar hapsi isteniyor.

Yıldırım Türker, 13 Ağustos 2000'de Radikal İki'de yayımlanan ve F tipi cezaevlerinde yaşanan sorunlar ile devletin cezaevi politikasını eleştirdiği 'Adaletin en karanlık bölgesi' başlıklı yazısı nedeniyle 'Cumhuriyet'i tahkir ve tezyif etmek' suçundan Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanıyor. Türker'in de aynı maddeden 6 yıla kadar hapsi isteniyor.

İstanbul DGM Savcılığı,İHD İstanbul Şube Başkanı Eren Keskin hakkında, 8 Ocak 2002 tarihinde Kürtçe eğitim ile ilgili düzenlenen basın toplantısı nedeniyle soruşturma başlattı. DGM Savcısı Hadi Salıkoğlu tarafından ifadesi alınan Keskin, "yardım ve yataklıkla" suçlanıyor.

24 Ocak günü 29 yaşına giren Dr. Hacer Yıldız, doğum gününde İstanbul DGM tarafından TCK'nın 312.maddesi uyarında 2,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Çapa Tıp Fakültesi'nde okumaya başlayan Hacer Yıldız için zorlu günler1997 sonunda başladı. Tıp fakültesi 5.sınıfı bitirmek üzere iken başörtüsü krizi patlak verdi. Yıldız, 'amacının sadece okumak olduğunu' anlatsa da önce 'kınama', ardından 'uzaklaştırma', son olarak da 'okuldan atılma' cezası aldı. Hacer Yıldız ve arkadaşları tüm Türkiye'de benzeri sorunların başlaması üzerine Ankara'ya bir yürüyüş yapmaya karar verdi. Değişik illerden el ele insan zincirleri oluşturup Ankara'ya kadar yürüdüler. Netice alamayınca da yurt dışında okuma kararı aldılar. Önce dil kurslarına devam eden Yıldız, Bulgaristan Wladimir Lenin Üniversitesi'nde kalan derslerini verip 'doktor' olarak Türkiye'ye döndü. Ancak sorunları bitmedi. Çünkü 13 Eylül 1998'de hakkında 312.madde uyarınca açılan dava İstanbul 1 No'lu DGM'de devam etmektedir. 'El ele' yürüyüşüne katılan sanıklar hakkında 312.maddenin değişik fırkalarından cezalar talep edilmiştir. 24 Ocak tarihinde yapılan son duruşma Dr. Hacer Yıldız'ın doğum gününe rastlar. Ancak Yıldız'ın doğum günü hediyesi çok farklıdır:2,5 yıl hapis. Davayı temyize götüreceklerini söyleyen Yıldız, "İç hukuku tümüyle kullanıp olayı AİHM'e götüreceğim" diyor.

Geçen hafta Üsküdar Adliyesi'nin koridorlarındaydık. "Düşünce Ekseni" adlı televizyon programında yaptığımız konuşmadan dolayı hakkımızda dava açılmıştı. Etyen Mahçupyan ve Kürşat Bumin'le yargılandığımız madde meşhur 159. Davanın ilk duruşmasıyla, Nisan ayının ilk haftasına ertelendi. Yargılandığımız Ağır Ceza'nın kapısında sanıkların ve davaların listesi asılı.

2 Nisan 2001 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlanan "Dokunulmaz 550 Adam Bir Uygarlığı Nasıl Çökertti?" başlıklı yazısı nedeniyle 159'dan yargılanıyor.

"Bir Dil Yaratmak" adlı kitapta "bölücülük propagandası yapıldığı" iddiasıyla yayıncı Gendaş A.Ş'nin sorumlu müdürü Hasan Öztoprak'ın yargılanmasına İstanbul 1No'lu DGM'deki duruşmada başlandı.

Düşünce ve ifade özgürlüğünün önünde en büyük engellerden biri olarak gösterilen TCK'nın 312/2.madde ile ilgili iki ayrı davada, olumlu gelişmeler yaşandı. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, spikerlik yaptığı özel bir radyodan başörtü eylemine katılmaya çağıran Yunus Yıldız'a, İstanbul 1 No'lu DGM tarafından verilen 1 yıllık hapis cezasını bozdu.

Radikal gazetesinde 3 Haziran 2001 tarihinde yayınlanan, "Bu Uyum Kütüğünde Bize Yer Yok" başlıklı F Tipi Cezaevleri ve Adalet Bakanlığı'nın tavrının anlatıldığı yazıda, terörle mücadele eden birini hedef göstermek suçundan, yazının sahibi gazeteci Yıldırım Türker, Yazı İşleri Müdürü Hasan Çakkalkurt ve Radikal gazetesi sahibi Aydın Doğan hakkında açılan dava sona erdi. İstanbul 1 No'lu DGM'de görülen duruşmada mahkeme heyeti, sanıkları 9 milyar 34 milyon lira para cezasına çarptırdı. Ancak, hafifletici sebepler göz önünde bulundurularak ceza, 7 milyar 529 milyon liraya indirildi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Sabih Kanadoğlu, yasadışı 'İslami Hareket Örgütü' duruşmasındaki sözleri nedeniyle avukat Abdurrahman Sarıoğlu hakkında Ankara DGM Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Sanık İrfan Çağırıcı'nın avukatı Sarıoğlu, Yargıtay 9. Ceza Dairesi'ndeki temyiz duruşmasında, kendisini 'imam' ilan edere, 'laik devletin kendisiyle sözleşme yaptıktan sonra müslümanları yargılayabileceğini' iddia etmişti. Bu sözler, TCK'nın 312.madde kapsamında değerlendirildi.

İSTENEN CEZA

VERİLEN CEZA

ONANAN CEZA

CEZAEVİNE GİREN DÜŞÜNCE SUÇLUSU

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ

Yeni Şafak gazetesinin 3 Ocak günü başlayacağını duyurduğu "Örümcek Ağı" başlıklı yazı dizisi hakkında, Ankara 1 No'lu DGM'nin "tedbiren yasaklama" kararı verdiği bildirdi. Yeni Şafak gazetesinden yapılan yazılı açıklamada, gazetenin 2 Ocak günkü sayısında 3 Ocak günü başlayacağı duyurulan "Örümcek Ağı" başlıklı yazı dizisinin durdurulduğu belirtildi.

Azadiya Welat Gazetsi Diyarbakır Temsilciliği'ne baskın yapan polisler OHAL Valiliği'nin "27.12.2001/ 02 (iç.işl.)01248 sayılı yazısı gereğince Pine 2002 ajandasının 26.12.2001 tarihinden itibaren Diyarbakır,Hakkari, Tunceli ile Şırnak illerine sokulmasının yasaklandığı" yazısını tebliğ etti. Yapılan tebliğin ardından aram yapan polisler 1 adet Pine 2002 ajandasına el koydu.

'Örümcek' ve 'Torpilbank' haberlerinden rahatsız olan çevrelerin baskısı sonucu, 5 Ocak günü akşam saatlerinde bir grup polis Yeni Şafak binasına gelerek, bina içindeki personele "kimlik kontrolü" yapmak istedi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlar Şube Müdürlüğüne bağlı oldukların söyleyen 20 kadar polis memuru Yeni Şafak'ın Bayrampaşa semtinde bulunan merkez binasına zırhlı araçlarla gelerek bina girişini kapattı. Polisler, ellerinde Cumhuriyet Savcılığı'ndan verilmiş bir arama emri olmadığı halde kapıdaki güvenlik görevlilerini tehdit ederek zorla içeri girdiler. Gazeteye giriş-çıkışların yasak olduğunu bildiren polisler kimlik kontrolü yapmak istediler. Gazete yöneticilerinin ikazlarına da aldırmayan polisler binaya giren ve çıkanların üstlerini arayıp, kimlik kontrolü yaptılar. O sırada gazeteye gelen Gazetenin Ankara Temsilcisi ve yazarı Fehmi Koru'yu bile taciz ederek kimlik yoklamasına tabi tutan polis memurları "Bizim vazifemiz. Arayacağız" diyerek aldıkları talimatı dile getirdiler. Gazeteye evrak getiren kuryeleri de taciz edip cep telefonlarını kapattıran polisler, içeri girenlerin yeniden dışarı çıkmalarını da bir süre engelledi.

Flash TV'de kanalın genel koordinatörü Ferhan Şaylıman tarafından hazırlanarak sunulan ve bankacılık sektöründeki yolsuzlukların konu edildiği program sırasında yayın tamamlanmadan kesildi. Devlet Denetim Elemanları Derneği Genel Başkanı Atılay Ergüven, Meclis Adalet Komisyonu üyesi Ramazan Toprak ve gazeteci Zülfikar Doğan'ın konuk olduğu program sırasında yayın Ergüven'in yaptığı açıklamalar ve kameraya gösterdiği belgeler üzerine kesildi.

Diyarbakır'da açılan "Anadolu'nun Solan Rengi: Süryaniler" fotoğraf sergisi fotoğrafçıları soruşturma altında. Daha önce İstanbul, Ankara ve Erzincan'da açılan sergi Diyarbakır'da açılınca sergi Diyarbakır'da açılınca sergi açan sanatçılar hakkında soruşturma açıldı. Diyarbakır Fotoğraf Grubu (DİFOG) tarafından hazırlanan ve sunulan sergi Diyarbakır'da geçmişler günümüzde Anadolu da yaşayan Süryanilerin hayatlarından kesitler sunuyor.

Haftalık olarak çıkarılan Yedinci Gündem Gazetesine 15 günlük kapatma cezası verilirken Özgür Halk Dergisinin de İzmir Bürosuna baskın yapıldı. İstanbul 2 No'lu DGM'de görülen Yedinci Gündem Gazetesi davasında 25-31 Ağustos 2001 tarihli 10.sayısında yayımlanan "Cemil Bayık:Barış Umudu Yaratıldı" başlıklı söyleşiyle PKK yetkililerin açıklamalarına yer vermekten gazetenin imtiyaz sahibi Hıdır Ateş'e 4 milyar 69 milyon 800 bin lira ve gazetenin sorumlu yazıişleri müdürü Hünkar Demirel'e de 2 milyar 34 milyon 900 bin lira ağır para cezası verildi. Öte yandan Özgür Halk Dergisi'nin İzmir Bürosu'na TMŞ Müdürlüğü polisleri tarafından baskın yapıldı. Yapılan baskında 8 kişi gözaltına alındı.

Yedinci Gündem Gazetesi'nin Diyarbakır Bürosu Haber Müdürü Devrim Göktaş, evinin bulunduğu bina içerisinde kimliği belirsiz bir kişinin saldırısına uğradı.

KAPATILAN/TOPLATILAN/YASAKLANAN YAYIN VE ETKİNLİK

Alınteri Gazetesinin 20.sayısı İstanbul 6 No'lu DGM tarafından toplatıldı.

Diyarbakır'da sahnelenmesi planlanan "Yürek Cehennem" adlı oyun yasaklandı. Oyunun yönetmeni Mahmut Samed, Ahmed Arif'i anlatan oyunun yasaklanması için hiçbir haklı gerekçe olmadığını söyledi.

Ahmed Arif'i anlatan "Yürek Cehennem" adlı oyunun gösterimi OHAL'de yasaklandı. Eğitim-Sen Diyarbakır Şubesi'nin organizasyonuyla "Theatre Orient" tarafından 14-15 Ocak'ta Diyarbakır Şehir Tiyatrosu'nda sahnelenmesi planlanan oyunun yasaklanmasına gerekçe olarak, 2935 sayılı OHAL kanunun 11/o maddesi gösterildi.

Türkiye Komünist Partisi'nce bastırılan ve üzerinde Nazım Hikmet'in resminin bulunduğu afişler polis tarafından toplatıldı.

Ömer Asan'ın yazdığı "Pontos Kültürü" adlı kitap, "bölücülük propagandası yapıldığı" ve Doğu Karadeniz Bölgesi'nde yeniden 'Pontus Rum Devleti' kurma" teması işlendiği gerekçesiyle DGM'de incelemeye alındı. Bölücülük iddiasıyla nöbetçi savcılık tarafından hazırlık soruşturması başlatılan kitap, DGM 3 No'lu Yedek Hakimliği'nce Terörle Mücadele Yasası'nın 8/1.maddesi uyarınca toplatıldı.

Alınteri Gazetesi'nin 21.sayısı 3 No'lu DGM tarafından toplatıldı.

İstanbul 5 No'lu DGM, ABD'li gazeteci Jonathan C. Randal'ın yazdığı "Bunca Bilgiden Sonra Ne Bağışlaması-Kürdistan İzlenimlerim" adlı kitabın Türkçe çevirisinin, "bölücülük propagandası yapıldığı" gerekçesiyle toplatılmasını kararlaştırdı.

Yazar Cihan Aktaş'ın Pınar Yayınları'ndan çıkan "Bacı'dan Bayan'a İslamcı Kadınların Kamusal Alan Tecrübesi" adlı kitabı da İstanbul 3 No'lu DGM Yedek Hakimliği tarafından 22 Ocak'ta toplatıldı. Mahkeme tarafından yayınevine tebliğ edilen karar metninde, "Kitabın, Kasım 2001 tarih ve 1.baskısının incelenmesinde; kitabın tamamında din farklılığı gözetmek suretiyle halkı kin ve düşmanlığa açıkça tahrik suçunun işlendiği anlaşıldığından" ifadesine yer veriliyor.

GAZETECİLERE VE YAYIN ORGANLARINA YÖNELİK BASKILAR/KISITLAMALAR

GÖZALTINA ALINAN GAZETECİLER

YARGILAMALAR

HAKARET DAVALARI

DİN ÖZGÜRLÜĞÜ

Milli Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu, AKP Karaman milletvekili Zeki Ünal'ın soru önergesini yanıtlarken, Yüksek Askeri Şura kararlarına göre, 1990 yılından beri disiplinsizlik ve ahlaki durumları nedeniyle 357 subay ve 895 astsubayın TSK'den ilişiğinin kesildiğini bildirdi. 1990'da 47 subay, 143 astsubay; 1991'de 19 subay 78 astsubay; 1992'de 13 subay ve 48 astsubay; 1993'te 13 subay ve 35 astsubay; 1994'te 16 subay ve 38 astsubay;1995'te 18 subay ve 59 astsubay; 1996'da 15 subay ve 32 astsubay; 1997'de 40 subay ve 114 astsubay; 1998'de 127 subay ve 114 astsubay; 1999'da 17 subay ve 61 astsubay; 2000'de 20 subay ve 102 astsubay; 2001'de ise 11 subay ve 70 astsubay ordudan atıldı.

Türkiye Kamu-Sen'e bağlı Türk Eğitim-Sen, Bursa'nın merkez Osmangazi İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün, okullardan "peruklu" öğretmenlerin adlarını istemesine tepki gösterdi. Türk Eğitim-Sen Bursa 1'No'lu Şube Başkanı Nazmi Canpolat, düzenlediği basın toplantısında, İlçe Milli Eğitim Müdürü Erol Baştürk'ün "telefon zinciri" ile okullardan, "okulda görevli bayan öğretmenlerden peruklu olarak derse girenlerinin isimlerinin acele bildirilmesini" istediğini söyledi.

Milli Eğitim Bakanlığı Metin Bostancıoğlu, 1 Ocak 1997 ile 30 Ekim 2001 tarihleri arasında, başörtüsü taktıkları gerekçesiyle 728 personelin devlet memurluğundan çıkartıldığını bildirdi. Bostancıoğlu, AK Parti Samsun milletvekili Musa Uzunkaya'nın soru önergesine verdiği yanıtta, kılık kıyafet hükümlerine aykırı hareket edenlere "uyarma cezası" verildiğini belirtti. Bostancıoğlu, şunları kaydetti: "Ancak bu davranışlarının gerek kendileri gerekse kamuoyunca ideolojik veya siyasi amacın simgesi olarak değerlendirildiği ve bu bağlamda kurumun; huzur, sükun ve çalışma düzenine olumsuz etki yaptığı, bu davranışında ısrarlı ve kasıtlı olduğu, aynı tutumunun devamlılık gösterdiği ve değiştirmeyeceği yapılan soruşturma sonucunda saptananlara 'devlet memurluğundan çıkarma' cezası verilmektedir. Bu kapsamda 1.1.1997 tarihinden 30.10.2001 tarihine kadar 728 personele devlet memurluğundan çıkarma cezası verilmiştir."

Bursa Bölge İdare Mahkemesi Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nde okuyan ve okulda toplu dilekçe verdiği için cezalandırılan öğrencileri haklı buldu. Eğitim Fakültesi 3.sınıf öğrencilerinin geçtiğimiz öğretim yılında okulların açılmasının ardından sınıflarının kapatılması üzerine bu durumun düzelmesini isteyen 40 öğrenci, Eğitim Fakültesi Dekanlığına dilekçe vererek mağdur duruma düştüklerini vurgulamışlardı. Bu dilekçelerin ardından ardından 40 öğrenci hakkında toplu dilekçe vermek suçundan soruşturma açılmış ve öğrencilerin hepsi ceza almıştı. Ancak aynı dilekçeyi veren her öğrenciye okul idaresi tarafından farklı cezalar verilmişti. Bu gelişmeler üzerine ceza alan öğrenciler Bursa Bölge İdare Mahkemesi'ne başvurarak cezaların hukuka aykırı olduğunu belirtmişlerdi. Öğrencilerin bu başvuruları sonuçlandı ve Bursa Bölge İdare Mahkemesi öğrencileri haklı buldu. Bursa Bölge İdare Mahkemesi'nin verdiği karar şöyle, "Dilekçe hakkı anayasal bir haktır. Ve Anayasa'da güvence altına alınmıştır. Öğrencinin dilekçe eylemi ve savunma eylemi suç değildir. Bu yüzden uzaklaştırma verilmesi hukuka aykırıdır" dendi. Konuyu değerlendiren avukat Hilmi Baydar ise, "Öğrenciler Anayasa'nın güvence altına aldığı 'dilekçe hakkını' kullanarak sorunları olan sınıf değiştirme ve kalabalık sınıflarla ilgili isteklerini idareye çağdaş bir tarz içerisinde bildirmişlerdir. Bu dilekçe nedeniyle öğrencilere kınama, bir hafta okuldan uzaklaştırma, iki hafta okuldan uzaklaştırma cezaları verildi. Bu karar tüm baskıcı yöneticilere örnek olmalı" dedi.

YAŞ kararlarıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinden ihraç edilen ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde işe alınan 19 kişinin görevlerine son verildi.

Halk kesimleri arasında ayrımcı uygulamalar bir yenisi daha eklendi. 6. Kolordu Komutanı Korgeneral Hayrettin Uzun, Adana'da düzenlenen okuma-yazman kursu sertifika törenine katılan başörtülü kursiyerleri görünce salonu terk etti. Korgeneral Uzun, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Seyhan Belediyesi Saydam Toplum Merkezi'nde düzenlenen törene önce yaverlerini gönderdi. Kendisi de daha sonra eşiyle birlikte geldi. Komutan, tören alanına geldiğinde kursiyerlere "Okuma yazma öğrenenler siz misiniz?" diye sordu. Daha sonra başörtülü kursiyerleri fark eden Hayrettin Uzun, " O siyahlar ne?" diyerek hiddetle bağırdı. Ardından da Komutan yaverine sert bir ifade tarzıyla bağırdı "Çık çık çık!"

Kılık kıyafet yönetmeliğine uymadıkları için Konya'da son iki yılda haklarında soruşturma açılan 207 öğretmen açığa alındı. Milli Eğitim Müdürü Osman Güçer, "Hem inançları gereği başörtüsü taktıklarını söylüyorlar hem de doktor raporu alarak derslere girmeden devletten maaş alıyorlar" dedi.

KAMU GÖREVLİLERİNE YÖNELİK BASKILAR

ÜNİVERSİTELER

GÖZALTILAR

YARGILAMALAR

ÖĞRENİM ÖZGÜRLÜĞÜ

İnönü Üniversitesi Rektörü Fatih Hilmioğlu siyasi bir sembol olduğu gerekçesiyle öğrencilerin puşi takmasını yasakladı. Hilmioğlu puşi takan öğrencilerin isimlerini belirleyerek üniversiteye bir daha puşiyle gelmeleri için uyardı

Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nde Kürtçe eğitim talebiyle dilekçe veren öğrencilere açılan soruşturma öğrenciler tarafından kınandı. Yaklaşık 300 öğrenci hakkında "bölücü propaganda" yaptıkları gerekçesiyle soruşturma açıldı.

Diyarbakır'ın Lice ilçesinde öğretmen olarak görev yapan Recep Şimşek, düğün davetiyesini Kürtçe bastırdığı için açığa alındı. Lice'nin Demir Çelik İlköğretim Okulu'nda asker öğretmen olarak görev yapan Recep Şimşek, 1 ay önce dünya evine girmek için bastırdığı düğün davetiyesinin sol tarafına Kürtçe bir aşk şiiri, sağ tarafına ise davetiye yazısını Kürtçe bastırdı. Yöre insanının Türkçe konuşmakta zorlandığı için böyle bir davetiyeye gerek duyduğunu söyleyen Şimşek, 1 ay sonra İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından kendisine gelen bir soruşturma sonucunda açığa alındı.

Diyarbakır'ın Çarıklı beldesinde 10 öğretmen 'Kürtçe eğitim' isteyen öğrencilerini desteklemek için derslere girmedikleri gerekçesiyle görevden uzaklaştırıldı

Kocaeli Üniversitesi'nde, Kürtçe eğitim talebinde bulunan 16 öğrenci hakkında disiplin soruşturması başlatıldı.

Milli Eğitim Bakanlığı, bugüne kadar ortaokul ve liselerde uygulanan disiplin cezalarını ilköğretim düzeyine kaydırıyor. İlköğretim Genel Müdürlüğü, 6, 7 ve 8. Sınıfların yanı sıra 4 ve 5.sınıf öğrencilerinin de 'uyarma', 'mahrumiyet', 'kınama' ve 'okul değiştirme' cezalarıyla 'disipline' etmeyi içeren bir taslak hazırladı. Avrupa Birliği ülkelerindeki uygulamalar örnek alınarak hazırlanan taslağa göre, olumsuz davranışların yinelenmemesi için öğrenciyle sözleşme imzalanması da isteniyor. Eski yönetimlerde yer alan 'okuldan atma' cezası, yeni yönetmelik taslağında kaldırılıyor.

İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu'nun uygulamalarına tepki gösterip görevinden ayrılanlara İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gençay Gürsoy da eklendi. Gürsoy istifa gerekçesinde acil dahiliye kliniğinde nörolojiden uzman ve doçentlerin nöbet tutma konusunda Alemdaroğlu ile anlaşamadıklarını belirtti.

Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Rektörü Şan Öz Alp, Kürtçe'nin seçmeli ders olarak okutulması talepli dilekçe veren 49 öğrenciyi uzaklaştırmakla yetinmeyerek, henüz ceza süreleri başlamayan öğrencilerin sınava girişlerini de engelledi. AKÜ Rektörlüğü, uzaklaştırma kararının tebligatında "2001-2002 eğitim öğretim yılı bahar yarı yılından itibaren iki yarı yıl süreyle üniversiteden uzaklaştırılması cezası ile cezalandırılmasına" ifadesinin yer almasına rağmen öğrencilerin bütünleme sınavlarına girmelerini engelledi. Bütünleme sınavlarına girmek amacıyla sınav yerlerine giden öğrencileri sınava almayan görevliler, öğrencilerin itirazlarına "Rektörün emri var" yanıtını verdi.

ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ

Anayasa Mahkemesi, Fazilet Partisi'nin kapatılma gerekçesini açıkladı. FP'nin kapatılmasına gerekçe olarak, başörtülü Merve Kavakçı'nın milletvekili seçilmesi gösterildi. Kavakçı'nın Meclis'e başörtüsü ile gelişi ise "laiklik ilkesinin ağır ihlali" olarak değerlendirildi. Başbakanlığa gönderilen gerekçeli kararın, 5 Ocak günü Resmi Gazete'de yayınlanması bekleniyor. Anayasa Mahkemesi'nin o dönemde FP'nin genel başkanlığını yapan Saadet Partisi(SP) Genel Başkanı Recai Kutan'a da ilettiği gerekçeli kararında, laiklik ilkesinin önemi üzerinde duruldu ve bu konudaki yasal düzenlemelere atıfta bulunuldu. Anayasa Mahkemesi'nin RP'yi kapatma kararı ile Danıştay ve AİHM başörtüsü konusundaki kararlarına göndermelerin yapıldığı gerekçede, FP'nin başörtüsü konusunu, bütün bu kararlara rağmen, "belirlediği politikalara temel almakta bir sakınca görmediği ve bu konudaki görüşleri bilinen Merve Kavakçı'yı seçilebileceği bir yerden aday göstererek milletvekili olmasını sağladığı" ifade edildi. Gerekçede, şu görüşlere yer verildi:"Bir siyasal sembol olarak kullandıkları türban konusunda FP Genel Başkanı, genel Başkan yardımcıları, milletvekilleri ile kimi partili belediye başkanlarının kararlı, ısrarlı ve süreklilik gösteren faaliyetleri ile temel hak ve özgürlüklerin güvenceye alındığı demokratik hukuk devletinin değil, din kurallarının geçerli olduğu bir toplumsal modeli gerçekleştirmeyi amaçladıkları açıktır. Güçlü bir siyasal sembol olarak kullanılan başörtüsü veya türbanın, eylemli bir durum yaratılarak TBMM'ye taşınması girişimi ile geçmişinde teokratik bir devlet deneyimi geçirmiş olan Türkiye Cumhuriyeti'nde özel bir yeri ve önemi bulunan laiklik ilkesi ağır bir biçimde ihlal edilmiştir." Gerekçeli kararda, FP'nin kapatılan RP'nin devamı olduğu iddiasıyla kapatma isteminin reddine ilişkin değerlendirmelerde yapıldı. Bu çerçevede RP'nin siyasi yasaklı lideri Necmettin Erbakan ile dönemin TBMM Başkan Vekili FP'li Yasin Hatipoğlu arasında geçen telefon konuşmasının yasal yollardan elde edilmediği için, delil sayılamadığı vurgulandı. Gerekçede ayrıca "RP'nin kapatılmasından sonra siyasi haklarına sınır getirilmeyen mensuplarının faaliyetlerini bağımsız olarak veya başka siyasi parti içinde sürdürmelerine de yasal bir engelin bulunmadığı" kaydedildi. 22 Haziran 2001'de FP'yi kapatan Yüksek Mahkeme, 'beyan ve eylemleriyle partinin kapatılmasına sebep oldukları' gerekçesiyle Nazlı Ilıcak ile Bekir Sobacı'nın milletvekilliğinin düşürülmesini kararlaştırmıştı. Ilıcak ve Sobacı, kararın yayımından itibaren milletvekili sıfatını yitirecek. Anaysa Mahkemesi, 5 FP'liye de siyasi yasak getirmişti. Nazlı Ilıcak, Bekir Sobacı, Merve Kavakçı, Ramazan Yenidede ve Mehmet Sılay 5 yıl süreyle bir başka partinin kurucu üyesi yöneticisi olamayacak.

Anayasa Mahkemesi, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kurucu üyelikten çıkarılması için bu partiye ihtar verilmesini oyçokluğuyla kararlaştırdı. Anayasa Mahkemesi'nin çalışmalarının ardından gazetecilere açıklamalarda bulunan Başkan Vekili Haşim Kılıç, Erdoğan'ın Genel Başkan görev ve yetkilerini kullanmasının tedbiren önlenmesine ilişkin istemin ise oybirliğiyle reddedildiğini kaydetti. Bu kararın ardından Erdoğan'ın milletvekili seçilip seçilemeyeceği tartışılmaya başlandı. Siyasi Partiler Kanunu'nun 8.maddesine göre, kurucu üyelik için 'milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olmak gerektiğine' dikkat çekildi. Söz konusu madde şu hükmü içeriyor: "Siyasi partiler, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip en az otuz Türk vatandaşı tarafından kurulur" bu tezi savunan hukukçular, Erdoğan'ın genel başkan olabileceğini; kaydediyorlar. Karşı görüşü savunanlar ise, Erdoğan'ın mahkum olduğu TCK'nın 312.maddesi ile ilgili engelin Şartla Salıverilme Kanunu kapsamına girdiğini belirtiyorlar. Alınan kararları kamuoyuna açıklayan Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Kılıç, daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. Kılıç, "Tayyip Erdoğan'ın siyasi hayatı yasal çerçevede ne zaman son bulur?" sorusuna şu karşılığı verdi: "Şüphesiz ki, Siyasi Partiler Kanunu'nun 104.maddesinin gereğince Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı bu konuda her halde kapatma davası açacaktır". Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, 21 Ağustos 2001'de Anayasa Mahkemesi'ne müracaat ederek, Erdoğan'ın milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olmadığını, dolayısıyla bir partiye kurucu üye ve genel başkan olamayacağını, bunlar gözönüne alınarak Erdoğan'ın genel başkanlık yetkilerine ihtiyati tedbir konulmasını ve kurucu üyelikten çıkarılmasını talep etmişti. Anayasa Mahkemesi, başörtülü bayanların siyaset yapmaları konusunda da önemli bir karar verdi. Yüksek Mahkeme, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AK Parti) kurucu üyeleri Ayşe Böhürler,Ayşe Nur Kurtoğlu, Habibe Güner, Sema Ramazanoğlu, Fatma Ünsal Bostan ve Serap Yahşi Yaşar'ın kurucu üyelikten çıkarılması talebini oy birliğiyle reddetti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, 21 Ağustos 2001'de Anayasa Mahkemesi'ne başvurarak, başörtülü 6 üyenin ihraç edilmesi için AK Partiye ihtar verilmesini istemişti.

HADEP Hakkari İl Örgütü'nün yöneticileri hakkında, bastırdıkları 2002 yılı takvimlerinde ay isimlerinin Kürtçe olması ve nevruz kutlamalarının fotoğraflarının yer alması nedeniyle soruşturma başlatıldı. Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturmada partinin il yöneticisi 15 kişi terör örgütüne propaganda yoluyla yardım yataklık yapmak' iddiasıyla suçlanıyor.

HADEP Şanlıurfa İl Örgütünün Kürtçe ay adlarıyla bastırdığı 2002 yılı takvimi savcılıkça toplatıldı.

Samsun'da, Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nde görevli 110 öğretim üyesi ve personelin, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet ettikleri iddiasıyla yargılandıkları davaya devam edildi. Samsun 1. Sulh Ceza'da görülen duruşma sanık avukatlarının ek süre istemesi üzerine ertelendi. 110 öğretim üyesi ve personel, 1 Ağustos 2000'de eski rektör Prof. Dr. Osman Çakır'ın, rektörlük seçimleri sonrasında göreve yeniden atanmamasını protesto amacıyla Atatürk Anıtı'na çelenk bırakmış ve saygı duruşunda bulunmuştu.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Sabih Kanadoğlu, Anayasa Mahkemesi'ndeki sözlü açıklamalarında bölücü faaliyetlerin odağı haline geldiği gerekçesiyle HADEP'in kapatılması istemini yineledi. HADEP ise, 30 Ocak'ta kendisini son kez savunacak. Bölücü faaliyetlerin odağı haline geldiği gerekçesiyle HADEP'in kapatılması istemli dava eski Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş tarafından 29 Ocak 1999 tarihinde açılmıştı. Savaş, HADEP'i PKK'yla organik ilişkide bulunmak ve onun 'asker alma dairesi' gibi çalışmakla suçlamıştı. Üzerinden yaklaşık üç yıl geçen davada 17 Ocak günü yeni bir aşama daha geçildi. Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Anayasa Mahkemesi'nde yaklaşık 1.5 saat sözlü açıklamalarda bulundu. Kanadoğlu, mahkeme çıkışında, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, Anayasamızın temel ilkesi ve varlığımızın temel nedenidir" dedi ve mahkemeye HADEP'in bu temel ilkeye aykırı eylemleri odağı haline geldiğini anlattığını, bu iddiaya ilişkin kanıtlarını açıkladığını söyledi. Kanadoğlu mahkemeden eylemlerin boyutu, ağırlığı ve niteliği itibarıyla adı geçen partinin temelli kapatılmasına karar verilmesini talep ettiğini belirtti

İstanbul'da kurulan Mahkum ve Mahkum Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı dağıtılmasına ilişkin Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün ilanı, Resmi Gazete'de yayınlandı.

Tüm-Bel-Sen, Ezine Belediyesi'nde sendika üyesi çalışanlara, sendikadan ayrılmaları için baskı yapıldığını bildirdi.

Şırnak'ın Silopi ilçesinde geçen yıl jandarma karakoluna girdikten sonra kaybolan HADEP'li Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz'in posterleri ile partinin Tunceli İl Örgütü'nce bastırılan takvim mahkeme kararıyla yasaklandı. Bursa HADEP İl Kongresi'nde dağıtılan ajandalarda toplatıldı.

İstanbul'da bulunan Kürt Enstitüsü'ne baskın yapan polisler "Özel Öğretim Kanunu"na muhalefet edildiği iddiasıyla Enstitü'yü mühürledi. Aksaray'da bulunan Kürt Enstitüsü İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şubeye bağlı polislerce basıldı. Binada bir süre arama yaptıktan sonra düzenledikleri tutanakları Enstitü Başkanı Hasan Kaya'ya imzalatan polisler Enstitü'yü mühürlediler. Enstütü'nün Milli Eğitim Müdürlüğü ile Güvenlik Şube'nin 625 Sayılı Özel Öğrenim Kanunu'na muhalefet ettiği iddiasıyla mühürlendiği öğrenildi.

HADEP Silopi ilçe yöneticileri Sedar Tanış ve Ebubekir Deniz'in kaybedilişlerinin birinci yıldönümü nedeniyle 25 Ocak günü düzenlenen etkinliklerde gözaltına alınanlardan 16'sı tutuklandı Siirt'te HADEP tarafından yapılmak istenen basın açıklamasına yapılan saldırıdan sonra şehirdeki gerginliğin sona ermediği bildirildi. Olaylardan sonra gözaltına alınan ve aralarında HADEP MYK Üyesi Mehmet Işıktaş'ın da bulunduğu 21 kişi ile gözaltına alınmayan İl Başkanı Ahmet Konuk'un da bulunduğu kişilerden Mehmet Işıktaş, İl Başkanı Ahmet Konuk, Merkez ilçe Yöneticisi Ali Kaya ile Gençlik Kolları Başkanı Abdullah Gürgen hakkında mahkeme tarafından tutuklama kararı verilerek cezaevine konuldu. Polisin saldırısı sonucu yaralanan HADEP Merkez İlçe Yöneticisi M. Sıddık Çelik'in durumunun ağır olduğu belirtildi. Bingöl'de ise HADEP İl Başkan yardımcısı M. Hadi Korkutata ile İHD Şube Başkanı Rıdvan Kızgın'ın da aralarında bulunduğu 8 kişi tutuklandı. Bingöl HADEP İl Başkan yardımcısı M. Hadi Korkutata, il sekreteri Yaşar Yurtsever, yönetici Paşa Kılıç, Kadın Kolları Başkanı Saadet Gündoğdu, HADEP parti meclis üyesi Niyazi Azak, İHD Şube Başkanı Rıdvan Kızgın ve DİSK Şube Temsilcisi Kasım Elçi tutuklandı. İHD Bingöl Şube Saymanı Edip Şenkozat tutuklamaları Edip Şenkozat tutuklamaları kınadı. Muş'ta da, HADEP Genel Sekreter Yardımcısı Ferhat Yeğin, İl Başkanı Naif Erol ve İl Sekreteri Veysel Sakık'la birlikte 6 kişi tutuklanarak cezaevine konuldu. Bu arada Muş'ta Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz için bastırılan afişler ve HADEP Muş İl Örgütü'nün hazırladığı 2002 takvimi toplatıldı. Tanış ve Deniz'in fotoğrafları ile "Kaybedilmek istenen insanlıktır" yazılarının yer aldığı afişle, HADEP Muş İl Örgütü'nün bastırdığı ve Şeyh Sait, Vedat Aydın, Mehmet Sincar ve Seyit Rıza'nın resimlerinin bulunduğu takvim mahkeme kararıyla toplatıldı.

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde başörtüsü yasağını protesto eden öğrencilere destek vermek amacıyla olay yerine giden ve konuyla ilgili olarak kitapçık dağıtan Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Başoğlu hakkında takipsizlik kararı verildi. Sağlık-İş'ten yapılan açıklamada, Başoğlu ve beraberindekilerin 'Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanuna'na aykırı bir davranış içinde bulunmadıkları ifade edildi.

Anti-demokratik uygulamaların merkezi haline gelen YÖK'ün büyük bir mağduriyete daha yol açtığı ortaya çıktı. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde görev yapan toplam 128 öğretim üyesinin bir üst akademik unvanı hakettikleri ve yeterli sayıda kadro bulunmasına rağmen atamalarının yapılmadığı öğrenildi. Yandaşlarını istediği konuma getiren YÖK'ün, Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde son üç yıldır profesörlük kadrosuna atanmayı bekleyen 23, doçentlik unvanını hak etmiş 22 ve doktorasının tamamlayıp yardımcı doçentlik kadrosu bekleyen 88 akademik personel olmak üzere, toplam 128 öğretim elemanı mağdur ettiği belirtildi. Üniversitede yeterli kadro bulunmasına rağmen gerekli atamayı yaptırmayan YÖK'ün bir çok öğretim üyesinin başka kurumlara geçmelerine de yol açtığı kaydedildi.

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNE YÖNELİK BASKILAR/SALDIRILAR

SIĞINMA HAKKINA YÖNELİK İHLALLER

Edirne'de, geçtiğimiz yıl içinde yasadışı yollardan Yunanistan ile Bulgaristan'a gitmek isteyen ve aynı yollarla Türkiye'ye girişi yapan, toplam 440 olayda 5.805 yabancı uyruklu yakalandı. Sınırdan kaçak geçiş olaylarında ve kişi sayısında geçen yıla oranla büyük bir azalma gözlendiğini kaydeden yetkililer,"Geçtiğimiz yıl Yunanistan ve Bulgaristan'a yasadışı yollardan geçmek isteyen 3.959 yabancı uyruklu ele geçirildi. Aynı süre içinde, Türkiye'ye giriş yapmak isteyen 1846 kaçak yakalandı" dedi. Edirne'de yasadışı yollardan Yunanistan ve Bulgaristan'a gitmek isteyenler arasında ilk sırayı 1018 kişiyle Afganistan, ikinci sırayı 543 kişiyle Irak ve üçüncü sırayı da 532 kişiyle Filistin vatandaşları oluşturdu. Edirne'ye, yasadışı yollardan girmek isteyenler arasında da ilk sırayı 389 kişiyle Afganistan alırken, bunu 349 kişiyle Filistin ve 301 kişiyle de Irak vatandaşları takip ediyor.

Emniyet Raporlarına göre, 2001 yılı 11 ayında, Türkiye'ye kaçak giriş yapan 86 bin 104 kişi yakalandı. 4 bin 97 yabancı iltica ve geçici sığınma başvurusunda bulundu. Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre, 2000 yılı yasadışı yollardan Türkiye'ye giren 94 bin 514, 2001 yılı 11 aylık döneminde ise 86 bin 104 kişi yakalandı. 2000 yılında 4 bin 625 yabancı iltica ve geçici sığınma başvurusunda bulunurken, 2001 yılı 11 ayında bu sayı 4 bin 97 oldu. Yasadışı yollardan ülkeye giren kişilerin barınma ve iaşe masrafları için 2000 yılında 152 milyar lira, 2001 yılı 11 ayında, 276 milyar lira harcama yapıldı. Bu kişilerin Türkiye'den çıkışının sağlanması için 2000'de, 82 milyar lira, 2001 yılı 11 ayında ise 257 milyar lira ulaşıma para harcandı. 2000 ve 2001 yılı 11 ayında, Türkiye'deki mülteci-sığınmacılara toplam 90 milyar 445 milyon lira yardımda bulunuldu. 2000 yılında insan kaçakçılığı olayına karışan 701'i Türk, 149'u yabancı toplam 850 organizatör yakalandı. Yakalanan organizatör sayısı, 1100 oldu.

Bodrum'un beldesi Yalıçiftlik sahili açıklarında, Yunanistan'ın İstanköy (Kos) Adası'na geçmeye çalışan 75 kaçak yakalandı.

Van'ın Saray ilçesi Kargalı köyü ile Gürpınar ilçesi Güzelsu köyü girişinde yaya olarak ilçe merkezlerine giden 8 Pakistanlı ve 2 İranlı yakalandı.

Edirne'nin Uzunköprü ilçesinde Yunanistan'a gitmek isteyen 10 Iraklı ile bu kişilere yardımcı olan 2 Türk yakalandı.

ÇALIŞMA YAŞAMINA YÖNELİK İHLALLER

ÖLENLER:Zonguldak'ın Kilimli beldesinde, kaçak olarak işletilen kömür ocağında üretim yaparken tavandan düşen elektrik kablosunun değmesi sonucu akıma kapılan Baki Aygır;Sakarya'nın Hendek ilçesinde Noksel Çelik Boru Fabrikası'nda stok yapılan bir bölmeden düşen boruların altında ezilen Turgut Köstereli;Erzurum'un Oltu ilçesinde, kaçak kömür çıkarmak için kapatılan bir maden ocağına giren Fazıl Gül ve Cevdet Kaya göçük sonucu;Zonguldak'ın Ereğli ilçesinde vincin arasında sıkışan Şenol Akyıldız; Manisa 'nın Sarıgöl ilçesinde inşaattan düşen İsmail Özten adlı işçi;Konya'nın Bozkır ilçesinde, değirmen çarkına kapılan bir kişi ezilerek öldü. Dere Beldesi'nde faaliyet gösteren Kalaycı Oğulları Tahin İmalathanesi'nde günlük işçi olarak çalışan Kerim Bingöl, değirmenin susam kavurucusu kazanlarını çalıştıran motorun çarkına kendini kaptırdı. İşçilerin müdahalesine karşın kurtarılamayan Bingöl, olay yerinde hayatını kaybetti.

İŞTEN ATILANLAR: İGDAŞ'ta Planlama ve Koordinasyon Müdürlüğü kapatılarak, 6'sı sendika üyesi 10 işçi, hiçbir gerekçe gösterilmeden;Yüksek Askeri Şura kararıyla Türk Silahlı Kuvvetleri'nden, "irticai faaliyetleri" nedeniyle uzaklaştırılan, daha sonra da bazı belediyelerde memur olarak işe başlayan 19 eski subay ve astsubayın görevine son verildi. 1994'deki yerel seçimlerde işbaşına gelen RP'li belediye yöneticileri, irticai faaliyetleri nedeniyle ordudan atılan bazı subay ve astsubaylara sahip çıkmıştı;Gebze'de kurulu Eczacıbaşı Karo Seramik Fabrikası'nda çalışan 15 işçi;Edirne'nin Enez ilçesi Belediye Başkanı Abdullah Bostancı, SSK ve Maliye'ye olan borçlarından dolayı tüm mal varlıklarına el konulduğu için çalışanların Ocak ayı maaşlarını ödeyemediklerini ve 28 kişinin de işten çıkarıldığını belirtti;Kanca El Aletleri Fabrikası'nda 6 kişi; Türk Metal Sendikası'nın örgütlü olduğu kale kilit fabrikasında 184 kişi;Parsat Piston Fabrikası'nda üç işyeri temsilcisinin işten çıkarılmasına tepki gösteren işçiler, üretimi durdurdu. Parsat'ta daha önce de 95 işçinin işine son verilmişti;

YARGI MEKANİZMASI

YARGI HABERLER

Olağanüstü Hal Bölgesi'nde uygulanan ve SS (sansür-sürgün) kararnamesi olarak bilinen 430 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca 10'ar günlük gözaltı süre talebini usul ve yasalara aykırı bularak reddeden Diyarbakır DGM'de görevli hakim Ali Haydar Yücesoy hakkında soruşturma başlatıldı. 29 Ekim 2001 günü asker tarafından, PKK'ya eleman kazandırdıkları iddiasıyla gözaltına alınan Emrullah Karagöz ve Mustafa Yaşar üç günlük sorgulamanın tamamlanmasının ardından 1 Kasım günü DGM savcılığına çıkarıldı. Savcılıkta yapılan sorguda, işkence gördüklerini öne sürerek jandarmaya verdikleri ifadelerini reddeden sanıkların tutuklanarak Diyarbakır E Tipi Cezaevi'ne gönderilmesine karar verildi. Ancak Karagöz ve Yaşar, aynı gün 430 sayılı KHK uyarınca cezaevine gönderilmeden 10 gün süreyle tekrar sorgulanmak üzere jandarmaya teslim edildi. İkinci kez 10 gün daha gözaltıları uzatılan sanıklar hakkında 20 Kasım günü üçünce kez uzatma talebi gelince avukatları itiraz etti. İtirazı inceleyen Diyarbakır 3 No'lu DGM Yedek Üyesi Hakim Ali Haydar Yücesoy, "Mahkememizin 24.10.2001 tarih ve 2001/130 sayılı yazılarında ve önceden verilmiş bu konu ile ilgili bir kısım kararlarda talep konusunda değerlendirme yapmak ve karar vermek üzere dayanak alınabilecek bilgi ve belgelerin sunulması istenmesine karşın bu gereğin yerine getirilmesinde herhangi bir hassasiyet gösterilmeyip sadece talep yazısı gönderilmesi ile yetinildiği görülmüştür" diyerek talebi reddetti.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi , 18 yaşından küçüklerin sorguda avukat bulunmadan suçu kabule ilişkin ifadelerinin hukuki geçerliliğinin bulunmadığına işaret etti. Daire, bu ifadeyle sanığı mahkum eden yerel mahkeme kararını bozdu. Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 18 yaşından küçük Y.A'yı "kasten bina yakmaya teşebbüsten" 2 yıl 11 ay ağır hapse mahkum etti. Temyiz incelemesi yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin kararını oy birliği ile bozdu.

Gazeteci-yazar Uğur Mumcu suikastının faillerini yakalamak amacıyla başlatılan, daha sonra ortaya çıkan bağlantılar üzerine Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı,Prof. Dr. Muammer Aksoy ve Doç. Dr. Bahriye Üçok'un öldürülmesi gibi 22 olayı kapsayan "Umut Operasyonu" davasının 20. duruşmasında 3 sanığa idam kararı çıktı. Mahkeme bir sanığı 18 yıl 9 ay, bir sanığı 15 yıl, 11 sanığı da 12 yıl 6'şar ay ağır hapis cezasına mahkum etti. Ayrıca iki sanık yardım ve yataklık suçlamasıyla 3'er yıl 9'ar ay hapis cezası aldı. 5 sanık beraat ederken, 1 sanığın cezası da 4616 sayılı yasa kapsamında ertelendi. Ankara 2 No'lu DGM'de görülen davanın 7 Ocak günkü duruşmasına, 15'i tutuklu 16 sanık, sanık ve müdahil avukatları katıldı. Mahkeme idamları istenen 9 sanıktan Ferhan Özmen, Necdet Yüksel ve Rüştü Aytufan'ın, TCK'nın "Anayasal düzeni zorla bozmaya kalkışmak" hükmünü düzenleyen 146/1. maddesine göre idamlarına karar verdi. Sanık avukatları kararı temyiz edeceklerini açıkladı. Mahkeme Başkanı Hüseyin Eken, sanıklara son sözleri olup olmadığını sordu. Sanıkların tümü 'eski savunmalarını tekrar ettiklerini, hiç bir yasadışı örgütle ilişkilerinin olmadığını ve haklarındaki iddiaları kabul etmediklerini' söyleyerek beraatlerini istedi. Sanıklar hakkında TCK'nın "takdiri azaltıcı sebep" başlığını taşıyan 59/1. maddesinin uygulanmasına yer olmadığının altı çizildi. Eken, kararın oybirliğiyle alındığını belirtti. Davada Selam Gazetesi'nin eski sahibi Hasan Kılıç, TCK'nın 168/1.maddesine göre "Yasadışı silahlı örgüt yönetmek" suçundan 18 yıl 9 ay hapis cezasına mahkum edildi. Umut Operasyonu başladığında ilk gözaltına alınan ve Uğur Mumcu cinayetinde gözcülük yaptıkları ileri sürülen; ancak daha sonra cinayetin işlendiği sokağa hiç gitmedikleri ortaya çıkan iki sanıktan Yusuf Karakuş 15 yıl, Abdulhami Çelik de 12 yıl 6 ay ağır hapis cezası aldı. Sanıklardan Musa Koca, İsmail Koçhan, Şeref Dursun ve Adnan Yükdağ hakkında yeterli delil bulunamadığından beraatlerine karar verildi. Daha önce Mumcu cinayetinde kullanılan bombayı hazırladığını ileri sürerek ortaya çıkan Abdullah Argun Çetin için, Mumcu'nun öldürülmesi olayına iştirak etmediği anlaşıldığından beraat kararı verildi. Ancak mahkeme, Çetin'in "Suç işlemek için oluşturulan teşekküle üye olmak" suçundan yargılanmasına devam edilmesi için dosyanın Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesini uygun gördü.

Taksi şoförü Aşır Altınöz, ABD'de gözaltına alındıktan sonra polis merkezinde işkence gördüğü gerekçesiyle Edremit Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulundu. ABD'den döndükten sonra Balıkesir'in Edremit İlçesi'ne yerleşen Aşır Altınöz, 18 Ekim'de ABD'deki evinde sinir krizi geçirmesinin ardından, komşularının ihbarı üzerine gelen polis tarafından Montgomery Polis Merkezi'nin nezarethanesine atıldığını ve burada bir hafta boyunca işkence gördüğünü söyledi.

Susurluk Davası'nda son karar, 5 yıl 2 ay süren yargılamanın ardından açıklandı. Aralarında Özel Harekat Dairesi eski Başkanvekili İbrahim Şahin ve eski MİT'çi Korkut Eken'in de bulunduğu 14 sanık hakkındaki mahkumiyeti onayan Yargıtay 8. Ceza Dairesi " devlet içinde çetenin varlığını"da karara bağlamış oldu. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, "Susurluk Davası"na bakan İstanbul 6 No'lu DGM'nin verdiği kararın temyiz incelemesini tamamladı. Daire'nin yaklaşık 3 saat süren müzakeresi sonunda,Başkan Naci Ünver, DGM'nin kararının oy birliği ile onandığını bildirdi. İstanbul 6 No'lu DGM, davayı 12 Şubat 2001 tarihinde karar bağlamıştı. DGM, sanıklardan Şahin ve Eken'in, çetenin lideri oldukları gerekçesiyle TCK'nın 313.maddesine göre 6'şar yıl ağır hapis cezasına çarptırmıştı. Mahkeme davanın diğer sanıkları olan özel timci eski 7 polis memuru ile Sedat Bucak'ın şoförü Abdulgani Kızılkaya, Bahçelievler katliamı hükümlüsü Haluk Kırcı, uyuşturucu kaçakçısı Yaşar Öz, öldürülen "kumarhaneler kralı" Ömer Lütfü Topal'ın iş ortakları Sami Hoştan ve Ali Fevzi Bir'i de, çete üyesi oldukları gerekçesiyle 4'er yıl ağır hapse mahkum etmişti. İnfaz Yasası'na göre Eken ve Şahin'in cezası 2 yıl 4'er ay, diğer sanıkların cezaları da 19 ay 20'şer gün olarak infaz edilecek. Onanan karar, bir suç örgütünün varlığını tespitten daha ileri sonuçlar doğurdu. İstanbul 6 No'lu DGM, gerekçeli kararında, "en tehlikeli çete" diyerek, "İç ve dış güvenliğin katillere, uyuşturucu kaçakçılarına, kumarhane işletmecilerine emanete edilmesi kabul edilemez bir davranıştır" yorumunu yapmıştı. İçişleri eski bakanı Mehmet Ağar, dokunulmazlığı nedeniyle yargılanamadı. Sanıkların "karar düzeltme"de bulunma hakları olmasına karşın bundan sonuç almaları mümkün görülmüyor.

Konya'nın Akkise ilçesine bağlı Akkise beldesinde asker uğurlamak için toplanan gruba jandarmanın saldırması ve bu sırada 1 kişinin yaşamını yitirmesiyle ilgili davanın görülmesine başlandı. 52 askerin yargılandığı kamu davasında, sanık durumunda olan belde halkından 22 kişinin ise "kolluk güçlerine mukavemet ettiği" ve "kamu malına zarar verdiği" iddia ediliyor. Ahırlı Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılan ilk duruşmaya sanık olarak yargılanan belde halkı ve 3 asker ile tarafların avukatları katıldı. Duruşmada önce Savcı Mahmut Bora Ekici, hazırladığı iddianameyi okudu. Savcı Ekici, iddianamesinde, tanık, müşteki ve mağdurların ifadelerinden ve eldeki delillerden, Akkise beldesinde 10 Ağustos 2001 tarihinde meydana gelen olaylar sırasında, sanık durumundaki belde halkının "kolluk güçlerine mukavemet" ve "kamu malına zarar vermek" askerlerin de "efrada kötü muamele etmek" suçlarını işlediklerini ileri sürerek, cezalandırılmalarını talep etti. Hakim Muzaffer Seher Kaplan, duruşmaya katlan sanıkların ifadelerini aldı. Asker sanıklar verdikleri ifadede, olayın yaşandığı gece "vatandaşların kendilerine hakaret ederek görevlerini yapmalarına engel olduklarını ve kimsenin üzerine ateş etmek için emir almadıklarını" ileri sürdüler. Belde halkı da, yaşanan olaylarda görevli askerlerin bir kusuru bulunmadığını, Astsubay Ali Kahraman'ın olayın büyümesinin sorumlusu olduğunu vurguladılar.

Yargıtay, Susurluk Çetesi'ne cezaevi yolunu gösteren tarihi gerekçesinde, devletin mahkum edilen sanıklar dışında kalan kimi görevliler ile çeteye yardım edenleri de yargılama görevi bulunduğunu anımsattı. Bu yolla isim vermeden bugüne kadar yargılanamayan milletvekillerini işaret eden Yargıtay, 'derin' ve 'devletin içini de kapsıyor' dediği çeteleşmeyi ilk kez 'Anayasayı ihlal' suçu olarak tanımladı. Gerekçede "Terörle mücadele adı altında da olsa hukukdışı örgütlenme kabul edilemez. Bu devleti devlet olmaktan çıkarır" mesajları verildi. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Susurluk Davası'na son noktayı koydu. Daire, 15 Ocak tarihinde özel tim şefi İbrahim Şahin ile eski MİT'çi emekli yarbay Korkut Eken'i çete liderliği suçundan 6'şar, aralarında Haluk Kırcı ile özel timci polislerin de bulunduğu 12 sanığı ise çete kurmaktan 4'er yıl ağır hapse mahkum eden İstanbul 6 No'lu DGM kararını oybirliğiyle onaylamıştı. Daire, bu kararının gerekçelerini ise 23 Ocak günü açıkladı. Devlet içinde çeteleşmenin teşhis edildiği ilk Yargıtay kararının gerekçesindeki saptamalar şöyle: "Susurluk kazasında ölen Mehmet Özbay sahte kimlikli şahsın, yurtdışında uyuşturucudan mahkum, yurtiçinde ise katliam sanığı olarak aranan Abdullah Çatlı olduğunun anlaşılması, aracı kullananın Emniyet görevlisi, araç sahibinin de milletvekili olması, karşısında, söz konusu kazanın ilk değerlendirme de dahil, olayın derinliğine devlet içini de kapsayacak şekilde çok yönlü araştırılmasını gerekli kılmıştır. Bu bağlamda yapılan soruşturmalar, ulaşılan bilgi ve belgeler, olayın arkasındaki bilgilerin çözülmesinin güç karmaşık ve duyarlı makamları ve grevlileri de kapsayacak ölçüde olduğunu ortaya çıkarmıştır. Mahkumiyet verilen sanıklar dışındaki kimi görevliler ile bunlara yardım edenlerin yargı önüne çıkarılmaları görevi, devletin yetkili organlarındadır. Emniyet teşkilatında görevli olup, haklarında kamu davası açılan sanıklar terörle mücadele adı altında yola çıkıp bir süre sonra yasaların kendilerine verdiği yetkileri tam bir sorumsuzluk içinde ve kendi çıkarlarını gözeterek, her türlü yasadışılığı meşru sayıp amaçlarına ulaşmak için her yöntemi uygun yöntem olarak benimseyerek, yanlarına kamu görevlisi olmayan kumarhane işleticisi, uyuşturucu kaçakçısı ile katliam sanığı ve hükümlüsünü de alarak tam bir dayanışma ve işbirliği içinde hareket edip çeteleşme sürecine girmeleri TCK'nın 313.maddesindeki suçu oluşturmasının ötesinde, Anayasa'daki 'Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasa'dan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz' hükmüne karşın bir örgütlenme ve yetki kullanımı yoluna gittikleri görülmüştür. Bunun hukuk devleti kuralları içinde savunulur yeri olamaz. Terörle mücadele adı altında da olsa bir hukukdışı örgütlenmeyle, devletin meşru güçleri gibi güç kullanarak yürürlükteki yasalar yerine kendi güç ve kuralları ile sözde yasalar oluşturmak, devleti hukuk devleti olmaktan çıkarır. Bu koşullarda da güçlünün sözünün geçtiği, nerede başlayıp nerede sona ereceği belli olmayan, her türlü yasadışılığın egemen olduğu bir sistem oluşur hukuk kuralları yerine, korku ve kaygı geçerli olur. Bu durum bir Anayasa ve yasa ihlalinin ötesinde tam bir hukuk ihlali niteliği taşır, hukuk devletinin bütünüyle ortadan kalkması sonucu doğuracağı göz önüne alındığında da mahkemenin sanıkları TCK 313'e göre mahkum etmesinde isabetsizlik yoktur"

AİHM'in Türk yargıcı Rıza Türmen, TCK'nın 312.maddesiyle ilgili yeni düzenlemenin olumlu olduğunu belirtti. CNN Türk'te yayınlanan "Manşet" programına katılan Türmen, şunları kaydetti: "Türk hakimleri yazı veya sözdeki ifadelere bakarak mahkumiyet kararı veriyordu. Halbuki AİHM, söylenen sözün kanun düzenin bozmak ya da şiddete teşvik gibi bir amaca hizmet edip etmediğine bakıyordu. Şimdi de bu değişiklikle bir amaç arayacaklar. Söylenen söz amacı gerçekleştirmek için yeterli midir, değil midir. Buna bakılacak.

Anayasada'daki son değişiklik uyarınca, OHAL Bölgesi'nde uzun süreli gözaltıların dayanağını oluşturan 430 sayılı kanun hükmünde kararnamenin (KHK) Anayasa'ya aykırılığı iddiasıyla Diyarbakır DGM'ye yapılan başvuru reddedildi. DGM, gözaltı sürelerini dört günle sınırlayan değişikliğin OHAL'de kesin süre olmadığını' karara bağladı.

PKK üyesi oldukları öne sürülen üç kişinin öldürüldüğü bir örgüt operasyonuyla ilgili güvenlik kuvvetlerinin 'yargısız infaz yaptığına' ilişkin suç duyurusunda bulunan Diyarbakır DGM yedek hakimi Ali Haydar Yücesoy hakkında soruşturma açıldı. Soruşturmada gerekçe olarak, "Hizmet içinde resmi sıfatın gerektirdiği güven duygusunun sarsılmasına sebebiyet verdiği" öne sürüldü. Yücesoy hakkında 'SS kararnamesi' olarak bilinen 430 sayılı kanun hükmünde kararname (KHK) uyarınca 10'ar günlük gözaltı süre talebini usul ve yasalara aykırı bularak, bazı Hizbullah ve PKK sanıklarıyla ilgili talepleri reddettiği için de aynı gerekçeyle soruşturma açılmıştı.

AİHM:

AİHM 24 Eylül 1996 tarihinde Diyarbakır Cezaevi'nde yaşanan katliam sonrasında, Kadri Demir'in Gaziantep Cezaevi'ne nakledilirken yaşamını yitirmesiyle ilgili davayı görüşmeyi kabul etti. Kadri Demir'in akrabalarının başvurusunu " kabul edilebilir nitelikte" bulduklarını açıklayan AİHM Üyesi Erik Fribergh, en geç 29 Ocak 2002 tarihine kadar tarafların ellerindeki kanıtları ve görüşleri göndermelerini istedi.

Türkiye hakkında AİHM'de verilen mahkumiyet kararlarında 2001 içerisinde patlama yaşandı. Geçen yıl Türkiye hakkında verilen mahkumiyet kararlarının sayısı bir önceki yıla göre yedi katına çıktı. AİHM yetkililerinin verdiği istatistiklere göre 2001'de Türkiye, 169 davada tazminata mahkum oldu. Bu süre içerisinde iki davada lehine kara verilen Türkiye'nin aleyhinde, 2 dava lehinde, 13 dava dostane çözümle sonuçlanmıştı. 2000'de 232 dava aleyhinde sonuçlanan İtalya en çok mahkumiyet alan ülke olurken, Fransa 49 mahkumiyetle ikinci, Türkiye üçüncü sırada yer aldı. 2001'de ise Türkiye 329 davada tazminata mahkum edilerek birinciliğini koruyan İtalya'nın ardından ikinci sıraya yükseldi. Geçen yıl Fransa 32, İngiltere 19, Polonya 17, Avusturya 13 ve Yunanistan 13 kez sanık sandalyesinden mahkumiyetle ayrıldı. Türkiye hakkında Emniyet Müdürlüğü çok başvuru yapılan ülkeler sıralamasında da Ukrayna, Rusya, Polonya ve Fransa'nın ardından beşinci sırada geçen yıl Türkiye hakkında AİHM'e 1059 başvuru yapıldı.

AİHM, Kars 4. Mekanize Piyade Tugayı'nda askerlik yaparken intihar ettiği öne sürülen Mikail Ataman'ın ailesinin yaptığı başvuruyu "kabul edilebilir" bulduğunu açıkladı. AİHM, Sözleşme'nin "yaşam hakkı" ile ilgili 2, "ailenin korunması ve özel yaşama saygı"yla ilgili 8 ve "iç hukuk yollarının etkin bir soruşturma için yeterli olması"yla ilgili 13.maddenin ihlal edildiği yönündeki Ataman'ın yaptığı şikayetlerin ele alınmasını kararlaştırdı.

AİHM kararları uyarınca şu ana kadar ödediği maddi tazminat miktarının 11 milyon doları (yaklaşık 14.6 trilyon) bulduğu bildirildi. Türkiye, yine AİHM kararları gereği yaklaşık 1.5 milyon dolar daha ödeyecek. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Türk heyeti tarafından hazırlanan bir belgeye göre AİHM, 8 Kasım 2001'e kadar Türkiye ile ilgili 255 davayı karar bağladı. Bu davaların 244'ündetürkiye'nin insan hakları ihlalinde bulunduğu görüşüne vardı.

Türkiye aleyhine AİHM'e yapılan bireysel başvuruların sayısı 4 bin 500'e ulaştı. Sonuçlananlar dahil bu başvuruların yarıya yakını, Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nden yapılan 2 bin 250 başvuruyu, bin 500 ile Güneydoğu Anadolu'daki vatandaşlarımızca yapılan başvurular takip etti. Müracaatların 141'i Türkiye aleyhine sonuçlandı. 377 tansında dostana çezüme gidildi. Türkiye lehie sonuçlanan kara sayusı 9'da kaldı. AİHM, 33 başvuruyu kabul edilemez buldu. Milletvekili Zeki Çelik'in önergesini cevaplandıran Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ün verdiği bilgiye göre Türkiye, AİHM'de kaybettiği davalar neticesinde 1 trilyon 60 milyar TL ceza ödedi. Türkiye'nin ödeyeceği tazminat miktarı ise 13 trilyon TL'ye yaklaştı.,

Emniyet Genel Müdürlüğü, Türkiye aleyhine AİHM'de açılan 4 bin 128 davadan sadece 327'sinin polis sorumluluk bölgesini kapsadığını açıkladı. Geri kalan 3 bin 801 dava ise jandarma bölgesine ait. Emniyet Genel Müdürlüğü'nün, 2001 yılı değerlendirme raporunda, polisler için açılan 327 davadan 83'ü karara bağlandı, 244'ü ise hala sürüyor. Raporda 'İnsan Hakları Faaliyetleri' başlığı altında sunulan rakamlara göre, 83 davadan 20'sinin 'ihlal' kararıyla sonuçlandığı bildirildi. 37 davanın ise 'dostane çözüm' yoluyla son bulduğu kaydedildi. Polis bölgesini kapsayan 16 başvurunun mahkemece kabul edilmediği, 10 başvurunun da mahkeme tarafından kayıtlardan düşürüldüğü bilgisine yer verildi.

İNSAN HAKLARI POLİTİKALARI

Türkiye bir polis devleti oldu. Bütün sivil toplum örgütlerinin başı şantaj altında. Sesini duyurmak için sokağa dökülen vatandaş "açım" dediği zaman üçer beşer alınıp götürüldü. Bu iktidarın polis devleti uygulamasın sonunda vatandaş kendini yaktığı zaman hastane yerine hapishaneye götürüldü. Sonrada İnsan Haklarından, Kopenhang kriterlerinden, AB'den bahsediliyor. Soruyorum size Türkiye ne zaman bu boyutlara ulaşmıştı.

Kadınların, yürüyüş yaparak serbest bırakılmasını istedikleri pantalon artık kamu kurum ve kuruluşlarında giyilebilecek. Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan personelin kılık ve kıyafetine dair yönetmelikte değişiklik yapılmasına ilişkin yönetmelik, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Değişiklik, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan kadınların giyeceği kıyafetler arasında pantalon da sayıldı. Ancak kadınlar, strech, kot ve benzeri pantolonları giyemeyecekler.

Türkiye 11 Eylül saldırılarının ardından dünyada yaşanabilecek olası değişiklikleri, gelecekte güvenlik ve siyasi açıdan ne gibi tehditler getireceğini Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde oluşturulan Stratejik Araştırma ve Etüt Merkezi (SAREM) aracılığıyla değerlendirecek. Orta Asya'dan Avrupa'ya , Akdeniz'den Karadeniz'e, enerji hatlarının geçtiği bölgelerden Türkiye'nin çıkarlarının bulunduğu bölgelere kadar geniş bir alanı izleyip stratejiler üretecek olan SAREM, Dışişleri Bakanlığı, MGK Genel Sekreterliği, TİKA ve üniversitelerle de yakın işbirliği içinde çalışacak. SAREM, irticai faaliyetlerle de ilgilenecek. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu'un açılışını yaptığı SAREM'in, 11 Eylül saldırıları ışığında gereksinim duyulan stratejilerin üretileceği bir merkez olması hedeflendi. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kıvrıkoğlu, SAREM'in görevlerini açıklarken yaptığı konuşmada şunları kaydetti: SAREM, güvenlik bağlamında ve geleceğe yönelik jeopolitik ve jeostratejik konularda araştırmalar yaparak karar vericilere önemli veri tabanı, bilgiler ve alternatifler sunacaktır. Yapacağı husus ise içi politikadır. Ancak Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bekasını ve milli gücünü doğrudan ilgilendirdiği için irticai ve bölücü faaliyetlere ilişkin değerlendirmeler bu genellemenin dışında olup, bu konular doğal olarak bu kurumun ilgi alanı içinde olacaktır."

TBMM İnsan Hakları Başkanı MHP Manisa milletvekili Hüseyin Akgül, kadın kuruluşlarının meclise ayrı bir "Kadın Hakları Komisyonu" kurulması için talep yağdırdığını belirterek " İnsan hakları bünyesinde kadın haklarını irdeleyen bir kadın hakları alt komisyonu kurulabilir" dedi.

İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, 'Kürtçe eğitim' talebiyle dilekçe vermenin Anayasa suçu olduğunu belirterek, Anayasa hükümlerinin ihlalinin önlenmesi için gerekli önlemlerin alınmasını istedi. Yücelen, 81 il valiliğine ve Jandarma Genel Komutanlığına genelge gönderdi. Genelgede, PKK tarafından Avrupa'da başlatılan sözde '2. Barış Hamlesi' olarak ifade edilen süreç içerisinde belirlenen 'Sivil İtaatsizlik-Siyasal Serhildan' adı verilen yeni strateji çerçevesinde özellikle "Kürt kimliğini öne çıkarma, Kürtçe eğitim ve öğretim yapılması" gibi eylemlerin planlandığı belirtildi. Yücelen, "Herhangi bir üzücü olayın meydana gelmemesi için önlemlerin alınması gerektiğini" belirtti.

Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu, Anayasa'nın 42.maddesi gereğince, eğitim-öğretim kurumlarında, Türkçe'den başka hiçbir dilin Türk vatandaşlarına ana dili olarak okutulamayacağını ve öğretilemeyeceğini belirterek " Kürtçe eğitim talebi dilekçelerine olumlu cevap vermemiz mümkün değildir1 dedi. Bostancıoğlu, Anayasa'nın 42.maddesinde "Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında, Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez" hükmü bulunduğunu vurguladı. İçişleri Bakanlığı'nın da verilen dilekçeler siyasi bir amaca yönelikse, onun için de gerekli işlem yapılır" dedi.

Başbakan Yardımcısı Yılmaz, Kürtçe eğitim istemlerine ilişkin soruları yanıtladı. Bu yöndeki dilekçelerin Anayasa ve yasalara göre işleme konulmasının mümkün olmadığını belirten Yılmaz, eylemlere karşı daha ılımlı davranılması gerektiğini söyledi. MHP Genel Başkanı Bahçeli ise partisinin grup toplantısında, Kürtçe eğitim istemlerini "tezgah" olarak nitelendirdi. Abdullah Öcalan'ın yargılanmasından sonra bölücü örgütün strateji değişikliğine gittiğini anlatan Bahçeli, sıcak terör yöntemi yerine siyasallaşma taktiklerinin ön plana çıkarıldığını söyledi. Sıradan bir eylem görüntüsü verilen Kürtçe eğitim kampanyasının aslında planlı bir oyunun parçası olduğunu kaydeden Bahçeli şu görüşleri dile getirdi: "Bunun yanında dış dünyaya bazı mesajlar verilmek istenmekte, akılları sıra ülkemizi köşeye sıkıştırma hesapları yapılmaktadır. Ülkemizin birlik ve dirliği konusunda hassasiyet taşımayan ve jeopolitik denklemleri dikkate almayan bazı çevrelerin bu tür eylemleri örtülü biçimde de olsa meşru görme ve gösterme gayreti içinde olmaları ayrı bir üzüntü kaynağı oluşturmaktadır. Ancak, böyle bir anlayışın bölücü yıkıcı unsurların ekmeğine yağ sürmekten başka bir sonuç doğuracağı unutulmamalıdır."

Yargıtay Başkanı Sami Selçuk, uyum yasalarında yeniden düzenlenen TCK 312.maddeyi eleştirdi. Selçuk, 312.maddenin 2.fıkrasında yapılacak değişiklikle getirilen 'Kamu düzenini bozma olasılığını ortaya çıkaracak bir şekilde' ibaresinin, bu suçu, tehlike suçuna dönüştüreceğini ileri sürdü. Selçuk, şunları söyledi: "'Olasılık' her olayda vardır ve bu madde kapsamını daraltacağı yerde genişletmektedir. Düzenlemeye 'kamu düzenin bozacak biçimde' ibaresi eklenmeli"

Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, tartışmalı uyum tasarısıyla, temel değerlerin korunduğunu, düşünce ve anlatım özgürlüğünün genişletildiğini öne sürdü. Türk, tasarıyla ilgili yoğun eleştirilerden sonra ise, düzenlemeyle özgürlüklerin genişletilmesi yönünde mütevazı da olsa bir adım atıldığını vurgulayarak, " Bu benim kişisel tasarım değildir. Ancak varabildiğimiz mutabakat bu yöndedir" dedi.

Türkiye, bir polis devleti oldu. Bütün sivil toplum örgütlerinin başı şantaj altında. Sesini duyurmak için sokağa dökülen vatandaş "açım" dediği zaman üçer beşer alınıp götürüldü. Bu iktidarın polis devleti uygulaması sonunda vatandaş, kendini yaktığı zaman hastane yerine hapishaneye götürüldü. Sonrada insan haklarından Kopenhag kriterlerinden, AB'den bahsediliyor. Soruyorum size, Türkiye nezaman bu boyutlara ulaşmıştı.

CNN Türk'te yayınlanan "Eğrisi Doğrusu" programında, Taha Akyol'un sorularını yanıtlayan Ecevit, Kürtçe eğitimin bölücü akımın tertibi olduğunu vurgulayarak, çocuk ve gençleri kullandığını ve bunun onlar açısından da zararlı olacağını söyledi. Ecevit, Kürtçe televizyonla ilgili olarak da, teknolojik gelişmelerin denetimi zorlaştırdığını dikkate alarak, çağın gerçeklerine uygun bir çözümün gecikmeden bulunması gerektiğini kaydetti.

AİHM'de Türk yargıç Rıza Türkmen, 'Mini Demokrasi Paketi'nde yer alan TCK 312.maddeye ilişkin öngörülen değişikliğin yetersiz olduğunu söyledi. Değişikliğin Avrupa hukuku ile tam olarak uyum göstermediğini belirten Rıza Türkmen, "312.maddeye 'şiddet kullanma' unsuru eklenseydi o zaman AİHM ile tam bir uyum içinde olacaktı. Ancak şimdiki öngörülen değişiklik biraz da hakimlerin bu maddeyi nasıl uygulayacağına bağlı olarak olumlu ya da olumsuz olacak"dedi.

Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi, Genelkurmay, Dışişleri Ve Adalet Bakanlığı'nın süzgecinden geçmesine karşın Meclis'e takıldı. Meclise sevk edilen tasarıda sözleşmenin sakıncalı maddelerine çekince konulduğu açıkça ifade edilmesine karşın, MHP ve DSP'li milletvekilleri, 'Türkiye Cumhuriyeti'nin temel ilkelerine aykırı' olduğu gerekçesiyle onay vermedi. BM'nin 50.yılda sözleşmeleri imzalayın' çağrısıyla imzalanan 1966 tarihli sözleşme, AB'nin orta vadeli siyasi kriterleri arasında. Sözleşmenin 2002 sonuna kadar meclis'ten geçmesi gerekiyor. TBMM'ye sevk edilen tasarıda sözleşme, BM Anlaşması'nın 1 ve 2.maddeleri esas alınmak kaydıyla onaylandı. Bu sayede Türkiye'nin kendi mevzuatı sözleşmenin üstünde tutuldu. Bununla da yetinilmeyerek şu çekinceler konuldu:imza atmakla, aynı sözleşmede imzası olan Kıbrıs Rum Kesimi tanınmış anlamına gelmez.-Azınlıklar konusunda Lozan Anlaşması ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası hükümleriyle belirlenen haklar saklı tutulacak.- Başka dillerde yayın konusunda Türkiye Tevhid-i Tedirsat Kanunu'nun dışına çıkmayacak. -Sözleşmede yer alan 'self determinasyon' kavra Türkiye tarafından 'halkın kendisini temsil ettiği bir yönetim şekli cumhuriyet ve demokrasi' olarak algılanmıştır. Başka tanımlar tanınmaz. TBMM'de Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İlişkiler Komisyonu'nda ele alınan sözleşme alt komisyona sevk edildi. Komisyonun MHP'li üyesi Mesut Türker, "AB istedi diye boyumuzu ve cinsiyetimizi de değiştirelim olsun bitsin. Üniter devlet yapımızı bozacak bu sözleşmeye geçit yok" dedi. Türker'e MHP'li Orhan Şen'in yanı sıra DSP'liler de destek verdi. AKP'li üyeler ise anlaşmanın onaylanmasını istedi. Türker, "Dışişleri Bakanı İsmail Cem gelip bilgi versin" diyerek tartışmayı kapadı.

Yargıtay Başkanı Sami Selçuk, işkence olaylarında savcılarında sorumluluğu bulunduğunu belirterek, "Savcılar bu sorumluluklarını daha fazla yerine getirmeliler" dedi.

Türkiye'nin, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri'ne bildiri yollayarak, OHAL bölgesinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 5.maddesini askıya alan beyanını geri çektiği bildirildi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hüseyin Diriöz, yaptığı açıklamada, Türkiye'nin terörle mücadelenin yoğunluk kazandığı 1990'lı yılların başında 6 Ağustos 1990 tarihinde, AİHS'nin gözaltını düzenleyen 5.maddesinin uygulanmasını askıya aldığını hatırlatarak, "Avrupa Konseyi Genel Sekreteri'ne hükümetimiz adına yapılan bir bildirimle OHAL bölgesinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 5.maddesini askıya alan beyanımız geri çekilmiştir. Askıya alma beyanımızın geri çekilmesi, ülkemizde demokratikleşme, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanında kaydedilen gelişmelerin anlamlı bir göstergesidir" diye konuştu. Gözaltı süresinin 4 güne indirildiğini hatırlatan Diriöz, "Böylece bu konuda, Türk mevzuatının AİHM içtihatlarına uygunluğu sağlanmıştır. Artık, askıya alma beyanımızın gerekçesi de ortadan kalkmıştır" dedi.

İnsan haklarından sorumlu devlet bakanı Nejat Arseven, uyum yasaları kapsamında TCK'nın 312 ve 159.maddelerinde yapılmak istenen düzenlemeye katılmadığını bildirdi. Öngörülen düzenlemenin mevcut halden daha kötü olduğunu belirten Bakan Arseven, "Yanlıştan dönmek erdemdir" dedi. Bakan Arseven, tasarıların bu haliyle yasalaşması halinde uygulamada sıkıntılar doğacağını ifade etti. "inşaalah hakkımızın yüksek beklentilerine cevap verilerek gerekli düzenlemeler yapılır" diyen Arseven, şöyle devam etti: "Bu maddelere şahsen ben katılmıyorum. Bu maddeler bu haliyle geçerse yarın Türkiye'nin geleceği ile ilgili AB'yle karşı karşıya geldiğimizde Kopenhag kriterlerinin siyesi ayağına uymadığını belirtecekler; bu da bizi zor duruma sokacak"

DÜNYA İNSAN HAKLARI RAPORU

Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütü (RSF), 2001 yılında bütün dünyada gazetecilerin kısıtlamalarla karşı karşıya kaldığını bildirdi. Görevi başında geçen yıl 31 gazetecinin öldüğü; tutuklamaların, tehditlerin, saldırıların ve sansür olaylarının sayısının arttığı kaydedilen örgüt açılamasında şu ifadeler yer aldı: "Çok sayıda ülkede (Bangladeş, Eritre, Haiti, Nepal, Zimbabve vb.) koşullarda belirgin bir kötüleşme gözlendi. Basın özgürlüğü konusunda ise çok az rejim iyileşme kaydetti. 2001'de, Afganistan'daki savaşı izleyen 8 gazeteci, 11 Eylül'de Dünya Ticaret Merkezi'ne düzenlene saldırılarda 1 gazeteci ile Kuzey İrlanda, Ukrayna, Kosova İspanya, Kolombiya ve Haiti'de de gazeteciler öldürüldü. 2000'de 329 gazeteci tutuklanırken 2001'de tutuklanan gazetecilerin sayısı 489'a çıktı. RSF'ye göre hapishanelerinde en fazla sayıda gazeteci bulunana ülkeler arasında İran başı çekiyor İran'ı Myanmar, Çin, Eritre ve Nepal izliyor.

Arap dünyasının ünlü gazetelerinden Aşhark el Evsat artık Lübnan'da sansürden geçecek Lübnan Devlet Başkanı Emile Lahud'un bir suikast girişiminden kurtulduğu yolunda haber yapan gazetenin 3 Ocak günkü sayısı ancak yetkililerin sayfaları tek tek 'Başka sakıncalı haber var mı' diye aramalarının ardından satışa sunuldu.

Kanadalı Uluslararası Sorunlar Hukukçusu David Jacobs, "ABD'nin Küba'daki Guantanamo Askeri Üssü'ne uçaklarla getirilmesi süren Taleban ve El Kaide tutsaklarına çok kötü davrandığını ileri sürdü, "Sakalları kesilen, ağızları bantla kapatılan ve başlarına çuval geçirilen tutsakların, Afganistan'dan kaçırıldığı" suçlamasını yapan Kanadalı hukuk adamı, "ABD hükümetinin Afgan hükümetinin egemenliğini umursamadığını" bildirdi. Jacobs, "Tutsakların sakallarını kesen ABD'nin Müslüman inanca intikam duygusuyla hakaret ettiğini ve tutsakların Küba yolculuğuna çıkarken morfinli iğnelerle uyuşturulmasının da uluslararası yasaları çiğnediğini" bildirdi.

İnsan Hakları İzleme Komitesi'nin (Human Rights Watch), 2002 raporunda Türkiye'ye yönelik suçlamalara yer verdi. Komite, 66 ülkede insan hakları uygulamalarını değerlendirirken, Eylül ayında yapılan Anayasa reformu sırasında Türkiye'nin;idam cezası ve ifade özgürlüğüne ilişkin sınırlamaları yürürlükte bırakarak önemli bir fırsatı kaçırdığını öne sürdü. Türkiye'de dinin ve ordunun rolüne ilişkin resmi görüşe karşı çıkanların hapse konulduğu iddia edilen raporda, askeri mahkemelerin ifade özgürlüğü sınırlamaları kapsamında sivilleri yargıladığı savunuldu. RTÜK'ün radyo ve TV'leri kapattığı, BBC World Service ve Duetsche Welle yayınlarının 'ulusal güvenlik' gerekçesiyle yasaklandığı kaydedildi. Türban yasağının katılaştığı öne sürülürken işkence ve kötü muamelelerin arttığı iddiası da aktarıldı. Raporda eski TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Sema Pişkinsüt'ün gözaltına alınan çocuklarının yüzde 90'ının işkenceye tabi tutulduğu açıklamasına da dikkat çekildi. Gözaltındaki kadınlara cinsel taciz suçlamalarına yer verilen raporda işkence yapanlar için dokunulmazlığın sürdüğü kaydedildi. F Tipi Cezaevlerinde gardiyanların disiplini sağlamak için tutukluları vurduğu iddia edilirken, 250 binden fazla Kürt köylüsünün evlerine dönmediği, sivillere yönelik siyasi cinayetlerin sürüdüğü savunuldu.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, ABD'nin, petrol kaynaklarını garanti altına almak için, Suudi Arabistan'daki hak ihlallerine göz yumduğunu duyurdu. Merkezi, Washington'da olan örgütün hazırladığı raporda, krallıkta on yıllardır meydanda olan insan hakkı ihlallerinin, politik reform vaatlerinin gerçekleşmemesi sebebiyle, halen devam ettiği belirtildi. Suudi Arabistan'dan en kısa zamanda reformlar gerçekleştirilmesi istenen alanlar ise; kadın hakları, ifade ve toplantı yapma özgürlüğü ve adalet olarak sıralandı.

ABD:Chicago'da bir mahkeme yakınları silahla öldürülen kişilerin silah şirketleri hakkında dava açabileceğini bildirdi. Silahlı kişilerce öldürülen bir polisin ailesi ile 4 ayrı silahlı saldırı kurbanının yakınları Smith&Wesson'un da aralarına bulunduğu bir grup silah şirketi hakkında dava açmıştı. Chicago'daki temyiz mahkemesinin kararı olayda kullanılan silah ve kurşunların üreticisi hakkında dava açılmasına olanak tanıdı.

Baltimore/Washington havaalanında 17 yaşındaki bir kızın başörtüsünü çıkarmadığı için polisin müdahalesine maruz kalması, Amerikan-İslami İlişkiler Konseyi'nin tepkisine neden oldu. Konsey, Delta Airlines ve Northwest Airlines'ı kınarken, son dönemde havaalanlarında 12 Müslüman kadının başörtüsünü çıkarmaya zorlandığını, havaalanlarında 170 ırkçılık vakasının yaşandığını duyurdu.

ABD'nin Missouri eyaletinde cinayetten suçlu bulunan bir Vietnam Savaşı gazisi idam edildi. Potosi Cezaevi sözcüsü , 52 yaşındaki James Johnson'un idam cezasının zehirli iğneyle infaz edildiğini söyledi.

ABD'de düzenlenen 11 Eylül terör saldırılarından 6 gün sonra Ohio eyaletinin en büyük camisine aracıyla saldıran kişi 5 yıl hapse mahkum edildi. Olayla ilgili davada, 29 yaşındaki Eric M. Richley, hırsızlık , gözdağı verme ve yıkıcılıkla suçlandı. Cleveland'deki İslam Merkezi'ne aracıyla girerek 90 santimetre uzunluğundaki duvarı yıkan, 3 sütunu deviren ve sonunda aracıyla bir fıskiyenin üzerinde durabilen Richley suçunu kabul etti.

ABD Afganistan'da ele geçirdiği Taliban ve Kaide örgütü esirlerini dünyanın öbür ucundaki Küba'ya gönderirken, uluslararası hukukun ayaklar altına alması endişeleri artırıyor. 13 Ocak gözlerden uzak Guantanamo Üssü'ne nakledilen 30 esirle birlikte Küba'daki toplam esir sayısı 50'yi buldu. Uluslararası Kızılhaç Örgütü başta olmak üzere pek çok kurum ve uzman Washington yönetimini savaş esirlerinin haklarını gözeten Cenevre Konvansiyonu'nu saptırmakla suçluyor. ABD'nin toplam 414 esiri bulunduğunu açıkladı. İkinci kafiledeki esirler de ilkindekiler gibi zincirli ve gözleri bağlı şekilde 27 saat yol kat etti. 12 bin 800 km yıl gittikten sonra Küba'ya varan ikinci kafiledeki her esire ilkindeki gibi iki muhafız eşlik etti. İkinci esirlerin ilklerden farkı, burun ve ağzı kapatan ameliyat maskeleri de takıyor olmalarıydı. Bunun gerekçesi olarak bazılarının verem olması gösterildi. Amerikalı general Michael Lehnert ise ilk kafiledekileri 'en belalılar' diye niteledi. ABD'nin yöntemleri de tartışma konusu. Esirlerin sakallarının nakil öncesinde kesilmesinin Cenevre Konvansiyonu'nun savaş esirlerinin dini haklarını gözeten maddesinin çiğnenmesi şeklinde yorumlanabileceği öne sürülüyor. ABD bunu hijyen gerekçesiyle yaptığını belirtmişti. Kızılhaç ayrıca 361 esirin tutulduğu Kandahar'daki Amerikan üssündeki durumun da konvansiyonun ihlali anlamına gelebileceğini belirtti. Zira esirlerin mahremiyeti dikkate alınmıyor ve hepsi dondurucu soğukta korunmasız. Ayrıca mahkumların gözlerini kapatmak 1984 tarihli işkenceyi ve insanlık dışı muameleyi önlemeye yönelik konvansiyona da aykırı. Aynı şekilde zorla sakal kesmek 1966 tarihli medeni ve siyasi haklar hakkındaki uluslararası anlaşmanın ihlali şeklinde de yorumlanabilir.

ABD'de başörtülü bir kadın Chicago'daki O'Hare Ulusal Havaalanı'nda uçağa binmeden önce çırılçıplak soyulup üzerinin aranmasından ötürü yetkililere dava açtı. Amerikan Ulusal Özgürlükler Birliği(ACLU) ile işbirliği yaparak Illionis Ulusal Muhafızları ve O'Hare Ulusal Havaalanı yetkililerine dava açan Samar Kaukab, "Sadece başörtülü bir Müslüman olduğu için böyle bir muameleye maruz kaldığını" savunuyor. Bu tür aramalar genellikle uyuşturucu kaçakçısı olduğundan şüphelenen kişilere uygulanıyor. Kaukab ve ACLU üyesi Harvey Grossman, Chicago'da bir brifing düzenleyerek davayla ilgili basına bilgi verdi.

ABD'nin terörle savaş kapsamında esir aldıklarını Küba'daki Guantanamo Üssü'nde insanlık dışı koşullarda tutmasına karşı ilk hukuki mücadele başlatıldı. Amerikalı sivil hak savunucularının oluşturduğu bir grup, bir ABD bölge mahkemesine, Bush yönetiminin tutukluları Amerikan mahkemelerinde yargılayarak resmen suçlaması gerektiği yönünde dilekçe verdi. Tutukluların bu şekilde tutulmasının Cenevre Sözleşmesi ve ABD Anayasası'nı ihlal ettiğini belirten dilekçe, ayrıca tutukluların Guantanamo'dan başka üslere olası naklinin de durdurulmasını istiyor.

ABD ordusu, Müslüman ülkelerde görev yapan Amerikalı kadın askere uygulanan, İslami kurallara uygun giyinme zorunluluğunu kaldırdı. Kısa süre önce ABD'nin en yüksek rütbeli kadın savaş jeti pilotu Yarbay Martha McSally'nin kıyafet kısıtlamasına karşı dava açmıştı. Bunun üzerine ABD Merkez Komuta şefi General Tommy Franks, bir talimat yayınlayarak, artık Müslüman ülkelerdeki kadın askerin çarşaf giymek zorunda olmadığını duyurdu. Ancak talimatta kadın askerin bu kıyafetleri sürdürmesi 'hararetle tavsiye edildi.'

ABD, Küba'daki Guantanamo donanma üssüne naklettiği Taliban ve Kaide esirlerini uluslararası hukuk yerine, kendi yasalarıyla yargılamakta ısrarlı. Washington, Uluslararası Kızılhaç Komitesi'nin (IRCR) üsse bir teftiş ekibi göndermesine izin verdi, ancak IRCR'nin, hapis koşullarıyla ilgili rapor 'gizli' kalacak. Hazırlanan rapor doğrudan ABD'ye sunulacak bu durum, IRCR ekibinin hangi hukuki temele göre görev yaptığı ve söz konusu raporun 'ne işe yarayacağı' konusunda soru işaretleri yarattı.

ABD'nin Georgia eyaletinde bir soygun sırasında güvenlik görevlisini öldüren 62 yaşındaki mahkum zehirli iğneyle idam edildi. 1976 yılındaki soygun sırasında Columbus bölgesinde Bill Watson adındaki görevliyi öldüren mahkum Ronald Spivey, son sözlerinde kurbanın ailesinden özür dileyerek, ölüm cezasını eleştirdi ve "Cezaevi'nde farklı bir insan olduğunu" söyledi.

ABD'nin Florida eyaletinde, bir güzellik salonu sahibini öldürmek suçlamasıyla 1984 yılında ölüm cezasına çarptırılan ve 17 yıldır cezanın infazını bekleyen 50 yaşındaki Juan Roberto Melendez, avukatının dosya dolabında şans eseri bulunan, aynı suçla ilgili başka bir kişiye ait bir itirafın bulunması üzerine serbest bırakıldı. Hiçbir maddi kanıta dayanmadan 18 yıl süreyle Cezaevi'nde, üstelik ölüm cezasının infaz edilmesini bekleyerek tutulan Puerto Rikolu göçmen işçi Melendez, Florida, Rainford'daki cezaevinden salıverilmesinin ardından yaptığı açıklamada, yapılan bu hatanın hiç bir meblağ ile tazmin edilemeyeceğini söyledi.

Chicago kentindeki North Park Üniversitesi'nin yayın organında Hz. Muhammed'e hakaret edilmesi, Müslüman öğrenciler tarafından protesto edildi. Üniversitenin North Park Press adlı gazetesinde yer alan ve misyoner eğitimi alan Benjamin Seerberger'in yazısında, Hz. Muhammed ile İslam'ı rencide edici sözlere yer verildi. Okul yönetimi, gazetedeki yazıyı savunarak, ABD'de ifade özgürlüğü olduğunu, herkesin düşündüğünü yazarak yayınlayabileceğini açıklarken gazetedeki yazıya karşılık bir Filistinli öğrenci tarafından hazırlanan makaleyi ise yayınlanmadı.

ABD'de yayımlanan Wall Streeet Journal (WSJ) gazetesinin Pakistan'da bulunan ve geçen çarşambadan beri kayıp olan muhabirini kaçırdıklarını öne süren bir grup gazeteye, 4 fotoğrafla birlikte yolladıkları e-mailde "Muhabirimizi, ABD'deki tutsaklar gibi gayri insani koşullar altında tutuyoruz" mesajını verdi. 38 yaşında olan ve gazetenin Güney Asya büro şefliği görevini yürüten Daniel Pearl'ün, gazeteye gönderilen resimlerin birinde kafasına silah dayandığı görülüyor.

North Park Üniversitesi'nin yayın organı North Park Press adlı gazetede Hz. Muhammed'den "terörist" diye sözedildi. Benjamin Seerberger imzalı yazıda, "İslamiyet terörle doğmuştur" iddiasında bulunuldu. Yazıda, Hz. Muhammed hakkında "kervanları soyduran eşkıya terörist" şeklinde iftiralar atıldı.

Merkezi ABD'de bulunan, 2 İslami vakıf, ABD yönetimini anayasal hakları çiğnendiği gerekçesiyle mahkemeye verdi. Chicago'daki bürolarına baskın düzenlenen, mal varlıklarına el konan ve hesapları dondurulan Uluslararası Hayırseverler Vakfı ve Küresel Yardım Vakfı'nın avukatı, Hazine Bakanlığı, FBI, Adalet Bakanı John Ashroft ve Dışişleri Bakanı Colin Powell'dan davacı oldu.

ABD'de 22 yıl önce81 yaşındaki bir kadını öldürmekten idama mahkum edilen 48 yaşındaki Stephen Wayne Anderson'un, ABD'nin Californiaeyaletindeki San Quentin hapishanesinde zehirli iğneyle idam edildiği bildirildi. Anderson'un, hapiste kaldığı süre içinde yazdığı şiirleri PEN yazarlar grubu tarafından iki kez ödüllendirilmişti. Oklahoma eyaletinde ise mücevher dükkanında soygun yaparken dükkan sahibini öldürmek suçundan idam cezasına çarptırılan bir mahkumun cezasının zehirli iğneyle infaz edildiği infaz edildiği bildirildi. John Joseph Romano adlı idam mahkumu, 1985'de soygun amacıyla girdiği Oklahoma City'deki mücevherleri ve kurbanının parasını alarak kaçmıştı.

ABD'de yaşayan Müslüman bir kadın, çarşaf ve peçeli fotoğrafı yüzünden sürücü belgesine el konulması üzerine Florida eyaletini mahkemeye verdi. 11 Eylül sonrasında terör önlemleri çerçevesinde ehliyet için peçesiz fotoğraf çektirmesi istenen 34 yaşındaki Sultaana Freeman, "Peçeli resim çektirmek benim yasal hakkım" diyerek mahkemeye başvurdu. Freeman, sürücü belgelerine sadece gözlerini açıkta bırakan peçeli fotoğraflarının kabul edildiğini belirterek, "Sonradan fikir değiştirdiler. Geçen Kasım ayında yüzüm açık fotoğraf çektirmemi istediler. Ben yabancılara yüzümü göstermem" dedi. Florida Eyalet Yasası'na göre ehliyet için "yüzünü tam olarak gösteren renkli vesikalık fotoğraf" verilmesi gerekiyor. Otoyol Güvenliği ve Motorlu Araçlar Dairesi Sözcüsü Robert Sanchez açıklamasında, "Biz bu yasaya uygun davranmak zorundayız" dedi.

AFGANİSTAN:Başkent Kabil yakınlarında mayın patlaması sonucu 8'i çocuk olmak üzere 14 kişi yaşamını yitirdi.

ALMANYA:Almanya'da yaşayan Murat Bayrak isimli emekli bir işçi , AİHM'de açtığı davayı kazandı. Türkiye ve Almanya vatandaşı olan ve şu anda Bonn kentinde yaşayan 1918 doğumlu Bayrak bir banka ile kredi sorunundan doğan anlaşmazlık yüzünden Almanya'da açtığı davanın 8 yıldan fazla sürmesi sonucu AİHM'e başvurmuştu. AİHM, dava süresinin uzunluğu gerekçe gösterilerek yapılan başvuruda, Almanya'nın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6.maddesinin 1.fıkrasını ihlal ettiği kararına vardı. Almanya, AİHM kararı gereği Bayrak'a mahkeme masrafları da dahil olmak üzere toplam 25 bin mark ödeyecek.

Almanya'nın Karlsruhe kentinde bulunan Federal Anayasa Mahkemesi, kurban edilen hayvanların uyuşturulmadan kesilebileceğine hükmetti. Bir Türk vatandaşının konuyla ilgili talebini görüşen mahkeme, Müslümanların kendi inançlarına göre kurban kesebileceklerini açıkladı.

AZERBAYCAN:Azerbaycan'da siyasi mahkumların affedilmesine ilişkin yasa tasarısını Devlet Başkanı Haydar Aliyev nihayet onayladı. Çıkan af kararından 86 siyasi mahkum yararlanacak Adalet Bakanlığı'ndan konuyla ilgili yapılan açıklamada, Aliyev'in af kararını onaylamasının hemen ardından 57 mahkumun serbest bırakıldığı, 29 tutuklunun da cezalarının hafifletildiği bildirildi.

AVUSTRALYA:Avustralya'nın güneyinde, mültecilerin tutulduğu en geniş ve en yalıtılmış merkez olan Woomera Merkezi'ndeki 834 mülteciden çoğu Afgan olan 186'sı-36 tanesi 18 yaşın altında olan-, resmi süre dolmasına karşın sığınma taleplerine halen bir yanıt gelmemesi üzerine açlık grevine girmişlerdi. Bu mültecilerden 70 kadarı dudaklarını kapalı kalacak şekilde dikerken, diğerleri deterjan içerek eylemelerini sürdürdü.

Avustralya'da insanlık dışı koşullar altında hapsedilen mültecilerin mücadelesi sürüyor. Çoğunluğu Afgan olan mültecilerin eylemleri, üç kampa yayıldı. Kamplardan birinde düzenlenen protesto gösterisinde biri ağır 2 kişi yaralandı. Woomera kampında kalan 200 kadar mülteci, ellerinde "ya özgürlük ya ölüm" yazılı pankartlarla çatıya çıktılar. Bu sırada kamptan kaçmaya çalışanlar oldu. Göçmen Dairesi'nden bir yetkili, olaylarda bir mültecinin, dikenli tellere tırmanırken ağır yaralanarak hastaneye kaldırıldığını, ayrıca bir kamp görevlisinin de yaralandığını söyledi

Avustralya'nın mültecilerden sorumlu bakanı Philip Ruddock'un bildirdiğine göre, ülkenin güneyindeki Woomera mülteci kampında, çoğunluğunu Afganların oluşturduğu yaklaşık 240 mülteci, iki haftadır sürdürdükleri açlık grevini hükümet yetkilileriyle varılan anlaşmanın ardından sona erdirdiler. Hükümetin, mültecilerin sığınma taleplerini daha net bir tavırla ele alınıp inceleneceğine ilişkin taahütte bulunmasına karşın, açlık grevi eylemi sürdürenlerin Güney Avustralya çölünde yer alan Woomera'dan daha merkezi bir bölgeye taşınmaları talebine bir çözüm getirilmedi. Ruddock, yaptığı açıklamada, bazı koşullar altında, Woomera'nın kapatılıp, burada tutulan mültecilerin başka yerlere aktarılabileceğini söylese de, bu koşullar tam olarak açıklanmadığından durum henüz netlik kazanmadı. Başta Kızılhaç örgütü olmak üzere ülkedeki insan hakları kuruluşları ve kilise liderleri, hükümetin göçmen politikasını eleştirerek Woomera kampının yalnızca acil durumlarda kullanılmasını, başvuruları incelemeye konulmayan mültecilerin uzun süre yalıtım altında tutulmalarının insan haklarına aykırı olduğunu belirttiler.

BATI ŞERİA:Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarında yer alan Yahudi yerleşim birimi Şavei Şomron'da, Filistinlilerin açtığı ateşte bir İsraillinin öldüğü, bir diğerininse yaralandığı bildirildi.

Batı Şeria'da, 18 Ocak'ta son olarak Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat'ın mahsur kaldığı Ramallah'taki resmi binasının çok yakınında meydana gelen çatışmada 22 yaşındaki bir Filistinli hayatını kaybetti. Böylece 28 Eylül 2000'den beri ölenlerin sayısı 1148'e yükseldi.

BELÇİKA:Belçika'da Brüksel Ceza Mahkemesi, internette ırkçı fikirler savunan ve yabancı düşmanlığı yapan 25 yaşındaki bir Belçikalıyı 1 yıl hapis cezasına mahkum etti. Thiebault V. isimli Belçikalı, İnfoine şirketi abonesi olarak internetten katıldığı diyalog ve tartışma forumlarında ırkçı fikirler savunarak diğer abonelerin ve katılımcıların tepkisini çekti. Şirket tarafından uyarılan Belçikalı tavır değiştirmeyince, mahkemeye verildi. Ceza Mahkemesi, hakkında 1 yıl hapis ve 12 bin 400 Euro para cezası verdiği Belçikalı'nın derhal tutuklanmasını emretti.

Belçika'nın Charleroi bölgesinde, bir yol kenarında bulunan cesedin üzerinden Türkiye pasaportu çıktığı açıklandı. Charleroi kentinin Seneffe bölgesinde bulunan ve başında kurşun yarası olan ceset üzerinde yapılan araştırma sonuçları gizli tutuluyor.

1982'de Filistinlilere yönelik Sabra ve Şatila katliamlarıyla ilgili Belçika'da açılan savaş suçu davası İsrail Başbakanı Arile Laron'un peşini bırakmıyor. Brüksel İstinaf Mahkemesi, katliamdan kurtulan 23 filistinlinin açtığı davayı görmeyi kabul edip etmemeye dair vereceği kararı erteledi. Ancak Şaron'un avukatlarının davanın reddine yönelik talebini de geri çevirdi. Mahkeme karar günü olarak da 6 Mart'ı açıkladı.

Belçikalı bir senatör, havaya uçan otomobilinde ölen aşırı sağcı Lübnan milislerinin eski lideri Elias Hubeyka için, "Sabra ve Şatila katliamı konusunda söyleyecekleri vardı ve kendisini tehdit altında hissediyordu" dedi. Belçikalı senatör Josy Dubie, Lübnan'da yaptığı görüşmede Hubeyka'nın, 1982 Sabra ve Şatila katliamına katılmadığını ve suçsuzluğunu gösterecek kanıtlara sahip olduğunu söylediğini anlattı.

BOSNA HERSEK:Bosna Hersek'te yüksek mahkemenin serbest bıraktığı beş Cezayirli ile bir Yemenli'nin Amerikan askerlerine teslim edilip Guantanamo Üssü'ne götürülmesinin yarattığı öfke seli durulmuyor. Bosna hükümeti yasal davrandığını söylese de, Boşnaklar ve insan hakları örgütleri aynı fikirde değil. BM İnsan Hakları Komisyonu'nun Saraybosna ofisini yöneten Madeleine Rees, "İnsan hakları öncelik olmaktan çıktı. İnandırıcılığımızın zerresi kalmadı" diye yakınıyor. Yüksek mahkeme yargıçlarından Vlado Adamoviç, "Bir vatandaş olarak söyleyebileceğim, bunun ekstra hukuki bir süreç olduğudur" diyor. Sıradan vatandaşları ise Avrupa ülkeleri terör zanlılarını teslim etmezken hükümetlerinin bunu yapmasını içlerine sindiremiyor. Ve ABD savaş suçluları Sırp liderler Radovan Karaciç ile Ratko Mladiç'i yakalamazken, zamanında beşi Bosna vatandaşı olmuş Araplara neden bu muamelenin reva görüldüğünü soruyor. Ama hükümet, gereğini düşünüp, altı Arap'tan vatandaşlık statüsünü geri aldı. Hükümet, iç savaşta dünyanın dört bir yanından yardıma koşan müslümanlara 1995 barış anlaşmasının ardından vatandaşlık vermişti. ABD'nin Kaide'nin uyuyan hücresi olduğunu savunduğu altı Arap içinde asıl zanlı, Cezayirli Bansayah Belkacem. 1995'te Bosna'ya gelen Belkacem, geçen son baharda Kaide'nin üst düzey ismi Ebu Zübeyda'yla defalarca telefonda görüşmekle suçlanıyor.

CAMMU KEŞMİR:silahlı kişiler yaptıkları saldırıda, bir Müslüman ailenin 11 ferdini öldürdü. Polis Pakistan sınırı yakınında Müslüman nüfusun yoğun olduğu dağlık Poonch bölgesindeki Mendhar'da düzenlenen saldırıda ölenlerden 8'inin çocuk olduğunu açıkladı.

CEZAYİR:Cezayir bağımsızlık savaşında binlerce Cezayirliye işkence yapan, yüzlercesini de yargısız katleden Fransız General Paul Aussaresses, aynı şartlar altında yine işkence yapabileceğini söyledi. General Aussaresses, geçen yıl yayınlana 'Cezayir Özel Hizmetleri 1955-1957' isimli kitabında sadece kendisinin 24 gerilla zanlısını öldürdüğünü, kendi döneminde 3 bin zanlının kaybolduğunu itiraf etmişti. Kitabı dolayısıyla yargılanan Aussaresses 6.500 dolar ödemeye mahkum oldu. Bu tür bir yargılamanın ilk kez yapıldığı Fransa'da verilen ceza sembolik olarak nitelendiriliyor. Kitabı yayınlayan kitabevi ise 13.000 dolar ödemeye mahkum edildi. General Aussaresses,mahkemedeki savunmasında, işkencenin 'faydalı' olduğunu ve hiçbir pişmanlık duymadığını belirtmişti. Hareketlerinin meşru olduğunu iddia eden Aussaresses, 'Bugün olsa yine işkence yaparım, mesela Usame bin Ladin'e' dedi.

ÇİN:Çin yeni yıla adeti olduğu üzere idam dalgasıyla girdi. 2991'deki idam furyasını tamamlamak için son haftada 40 mahkumu birden öldüren Pekin yönetimi, ayrıca Çin takvimine göre şubatta başlayacak yeni yıla değinde idam çarklarını hızla döndürecek.

Çin yönetiminin Doğu Türkistan Müslümanlarına yönelik baskıları akıl almaz boyutlara yükseldi. Ramazan bayramının bütün İslam dünyasında olduğu gibi 16 Aralıkta kutlanmasını yasaklayan Pekin yönetimi, 18 yaşından küçüklerin camiye girmelerini de yasakladı.

EKVADOR:Hükümetin gaz fiyatlarını artırmasına yönelik protestolar sırasında bir öğrenci vurularak öldürüldü.

FİLİSTİN:Gazze Şeridi'ndeki Beni Süheyla köyünde Filistinli mültecilerin kaldığı çadırda çıkan yangında 5 çocuk öldü.

Filistin gazetesi El-Kudüs, 2001 yılı içinde İsrail işgal birlikleri ve Yahudi yerleşimciler tarafından öldürülen Filistinli çocuk sayısının 240 olduğunu bildirdi. Gazete, 28 Eylül 2000 tarihinde başlayan son Filistin İntifadası'nda öldürülen Filistinlilerin dörtte birinin çocuk olduğunu yazdı. İntifada boyunca, 1000'den fazla Filistinli katledilmişti. Filistin Çocuklarını Koruma Derneği'nin verilerine dayanan El-Kudüs, öldürülen çocukların 228'inin Gazze Şeridi'nde, geri kalanın ise Batı Şeria'da katledildiğini belirtti.

İsrail uçaklarının Gazze kentine düzenlediği bombardımanda 12 Filistinli hafif yaralandı.

İsrail güçlerinin,Filistin kontrolünde bulunan Batı Yaka'daki Tel köyüne yaptıkları baskında bir Filistinliyi şehid etti.

Filistinli bir militanın İsrail'in kuzeyinde Hadera'da bir partiye düzenlediği ve altı kişinin öldüğü baskına cevaben, Batı Şeria'da Filistin yönetimi binalarını kuşatan İsrail ordusu Filistin'in Sesi radyosunun ana binasını havaya uçurdu.

Refah mülteci kampında 70 evi yıkan İsrail tank ve buldozerleri, Gazze havaalanında işnaşındaydı. Daha sonra Refah'a yönelerek kentin içlerinde üç km. ilerleyen tanklar, kente giden tüm yolları tuttu.

Gazze Şeridi'nde 24 Ocak günü meydana gelen patlamada 2 Filistinli öldü.

İsrail yoğun intihar saldırılarına maruz kalan Kudüs'teki işgalini daha da somutlaştırıyor. 1967 Savaşı'nda Arapların olan Doğu Kudüs'ü işgal ve ilhak eden İsrail, Filistinlilerin Kudüs'e girip çıkmasına getirdiği bin bir engelin üzerine güvenlik önlemlerinden oluşan bir duvar inşa ediyor. Başbakan Ariel Şaron'un kabul etmesiyle güvenlik kabinesinin onayına sunulan 'Kudüs'ü sarmalama planına göre, Batı Şeria'daki Filistinlilerin Kudüs'e, Doğu Kudüs'te yaşayanların da Yahudilerin yaşadığı Batı Kudüs'e girişi engellenecek. Plan çerçevesinde üç semavi dinin kutsal kenti Kudüs, gözetleme kuleleri, elektronik kameralar, siperler ve kontrol noktalarıyla çevrilecek. Kuşatmaya Filistinlilerin gelecekte başkentleri gördükleri Doğu Kudüs'te dahil olacak.

HİNDİSTAN: Hindistan'ın kuzeydoğusundaki Assam eyaletinde, bir köye baskın düzenleyen Bodoland Uluslararası Demokratik Cephesi'ne (NDFB) mensup ağır silahlı militanlar, 9'u kadın 2'si çocuk toplam 16 kişiyi öldürdüler.

İRAN:İran'da cinayetten suçlu bulunarak idama mahkum edilen bir kişinin cezası halk önünde infaz edildi. Cumhuri İslami gazetesinin haberine göre, geçen yıl hırsızlık için girdiği evde 28 yaşındaki kadın öğretmeni öldürmekten suçlu bulunan 22 yaşındaki kişi, batıdaki İlam kentinde asılarak idam edildi.

İran'da yayınlanan "Gozareş-e Film" adlı sinema dergisi kapatıldı. Nevruz gazetesinin haberine göre, Tahran Basın Mahkemesi yargıcı Said Murtazevi, dergi hakkında, "kamuoyunda kargaşa yaratmak" suçlamasıyla geçici kapatma kararı verdi. Aynı yargıç daha öncede Sinema ve Cihan adlı sinema dergisini yalan bilgi yayınlama ve kamuoyunda kargaşa yaratma gerekçesiyle kapatmıştı.

İNGİLTERE:İngiltere'nin başkenti Londra'daki sıkı disipliniyle tanınan Belmarsh Cezaevi'nde tutulan sanık Müslüman mahkumlara kötü muamele yapıldığı öne sürüldü. Sanıkların avukatları tarafından ortaya atılan iddialar The Observer Gazetesi'nde geniş biçimde yer alırken, cezaevi yönetimi iddiaları yalanladı. Terör sanıkların avukatı Gareth Peirce, gazeteye yaptığı açıklamada, sanıkların havalandırma ve benzeri haklarının ellerinden alındığını, sürekli kapalı tutulduklarını ve kötü muameleye maruz kaldıkları belirtirken, tutukluluk koşullarını "barbarca" olarak nitelendirdi. Peirce, "Bu kişilerin diğer tutuklu ve hükümlülerin kullandıkları bütün hakları ellerinden alınıyor, bir başka deyişle, beton ve demirden yapılmış tabutların içine diri diri gömülüyorlar. Neden yasal sürecin işlemediğini sorduklarında da kendilerine 'Yasanın polise onları yargılamadan ömür boyu gözaltında tutma hakkı verdiği' yanıtı veriliyor" dedi.

İSRAİL:İsrail askerleri, Filistinli İnsan Hakları savunucusu Mustafa Barghouti, Avrupalı barış eylemcileriyle basın toplantısı yaptıktan sonra gözaltına alındı. Barghouti'nin gözaltına alınma nedeninin, İsrail işgalindeki Doğu Kudüs'e izinsiz girmek olduğu belirtildi.

İsrail ordusu, Gazze Şeridi yakınlarındaki Kerem Şalom kibutcuna (kolektif çiftlik) giren polis üniformalı Filistinlilerin, İsrail askerlerine düzenlediği saldırıda 4 askerin öldüğünü açıkladı. 2 İsrail askerinin de yaralandığı saldırıda ölenlerden birinin subay olduğu belirtildi.

İsrail ordusu, 16 aydır devam eden kanlı çatışmaların başladığı 28 Eylül 2000 tarihinden beri ilk kez Batı Şeria'nın Tulkarim kentini tamamen işgal etti. İsrail tank ve askerlerinin Tulkarim kentinin büyük kısmını işgal etmesinin ardından meydana gelen çatışmada 1 Filistinli öldü, 9'u da yaralandı. Filistinli kaynaklar tarafından yapılan açıklamada, 19 yaşındaki Haldun Marik'in, kafasından vurularak öldürüldüğü belirtilirken diğer 9 Filistinli'nin ise yaralandığı kaydedildi.

İsrail'in Hadera kentinde bir Filistinli'nin düğün salonuna düzenlediği saldırıda 7 kişi öldü, 33 kişi yaralandı. İsrail ise Tulkarim bölgesini bombaladı. F-16 saldırılarında Filistinli bir polis öldü, 40 kişide yaralandı.

Başkent Tel Aviv'de düzenlenen intihar saldırısında 3'ü ağır 26 kişi yaralanırken Filistinli militan öldü.

İsrail'e yönelik üçüncü intihar saldırısı, Kudüs'ün kalabalık Yafa Caddesi'nde meydana geldi. Değişiklik ise, Filistinli intihar bombacısının ilk kez kadın olmasıydı. Kadın militan kendisiyle birlikte bir İsrailli erkeği öldürürken, ikisi ağır 40 kişiyi yaraladı

İsrail'in 'şahin' Başbakanı Ariel Şaron, Filistin Yönetimi lideri Yaser Arafat'ı 20 yıl önce elinde imkan varken öldürmediğine yanıyor. 1982'de İsrail Savunma Bakanı olarak Lübnan'ı işgal eden İsrail ordularını yönlendiren Şaron, Maariv gazetesiyle görüşmesinde, "Arafat'ın Lübnan'da temizlenmesine kara verilmişti. Ondan kurtulmadığımıza üzgünüm" dedi. İsrail orduları o tarihte Beyrut'u kuşatmış, Arafat ise Tunus'a kaçmıştı.

İsrail, ırkçılığa teşvik ettiği gerekçesiyle Filistinlilerin saldırı düzenlediği bölgelerde toplanarak, Arap karşıtı sloganlar atmayı yasakladı. Adalet Bakanlığı açıklamasında, İsrail Başsavcısı Elyakim Rubinstein'ın, ifade özgürlüğü çerçevesinde "Araplara ve terörist saldırılara hayır" gibi sloganların atılması yönündeki isteği yasadışı bularak geri çevirdiği bildirildi. Irkçılığı teşvik eden bu sloganları atan kişilerin, suçlu bulunmaları halinde 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacağı belirtildi. Ayrıca, onlarca yedek İsrail askeri, İsrail'i Filistin'den çekilmeye ve Yahudi yerleşimlerini kaldırmaya zorlayan bir dilekçeyi imzalayarak. Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nde hizmet etmek istemediklerini bildirdiler. Eylem grubunun sözcüsü Amit Moshiaç, 500 askerin desteğine sahip olduklarını söyleyerek, işgalin bitmesi ve yerleşimcilerin çıkmasından başka tercih olamayacağını belirtti. Dilekçeciler, her görevi yerine getireceklerini, ama işgal ve baskı amaçlı görevlerin bu amaca hizmet etmediğini açıkladılar.

KOLOMBİYA:Gerillaların düzenlediği saldırılarda 11 polis ve asker öldürüldü.

LÜBNAN:Başkent Beyrut'ta meydana gelen şiddetli patlamada, Lübnan'lı eski bakan ve İsrail yanlısı sağcı Hıristiyan milislerin eski şefi Elias Hubeyka öldü. Eski Enerji Bakanı Hubeyka'nın evinin önündeki otomobili, büyük bir gürültüyle infilak etti. Bölgedeki güvenlik güçlerinden alınan bilgiye göre, Hubeyka'dan başka 3 kişi daha patlamada can verdi. Ölen diğer kişilerin, Hubeyka'nın korumaları olduğu sanılıyor. Civar binalarda büyük hasar meydan geldi., yangın çıktı. Hıristiyan milislerin eski lideri Elias Hubeyka, İsrail Başbakanı Ariel Şaron ile birlikte, 20 yıl önceki Lübnan iç savaşının nefret uyandırıcı eylemi olarak nitelenen Sabra ve Şatila katliamlarından sorumlu tutulan isimlerden biri. Humeyka, İsrail'in 1982 yılında Beyrut'a düzenlediği saldırıda, Sabra ve Şatila Filistin mülteci kamplarında İsrail komutası altında, çocuklar da dahil yüzlerce kişinin katledilmesinde rol alan aşırı sağcı "Lübnan Güçleri" milis grubunun liderliğini yapıyordu. Hubeyka, Sabra ve Şatila katliamlarına ilişkin "emirleri yerine getiriyordum" ifadesini kullanmıştı.

NİJERYA:Silahlı militanların bir köye yaptıkları misilleme saldırısında ilk belirlemelere göre 20 kişi öldü. Ülkedeki Müslüman "Hausa-Fulani" kabilesi adına Hıristiyan Dagwom Turu köyüne saldıran 50 ağır silahlı militanın, 20 kişiyi de yaraladıkları belirtildi.

NORVEÇ:Geçen yıl 26 Ocak'ta Oslo'nun Holmlia semtinde neonaziler tarafından bıçaklanarak öldürülen 15 yaşındaki Benjamin Hermansen'in üç katilinin yargılandığı dava sonuçlandı. 3 Aralık 2001'de başlayan ve Norveç tarihinde bir ilk olan davada, Savcı Berit Sagfossen, 20 yaşındaki Joe Erlin Jahr için 21 yıl, 22 yaşındaki Ole Nicolai Kvisler için 19 yıl 4 ay ve 18 yaşındaki Veronica Andreassen içinde 2.5 yıl ceza istemişti. Mahkeme kararına göre Jahr 16 yıl, Kvisler 15 yıl, Andressen içinse 3 yıl hapis cezası aldı.

PAKİSTAN:Pakistan Devlet Başkanı Perviz Müşerref, ülkesindeki islamcı grupları suçladığı konuşmasının ardından, İslami cemaatlara ve eğitim kurumlarına karşı başlattığı geniş çaplı operasyonları sürdürüyor. Pakistan polisinin ülkede yasaklanmış Müslüman gruplara mensup 1500'den fazla kişiyi daha tutukladığı bildirildi.

RUSYA: Rus askerlerinin Tsatsan-Yurt köyüne gece boyunca açtığı ateşte, 6 sı kadın biri bebek 10 kişinin öldüğü duyuruldu.

Kosova'da İbrahim Rugova'nın Kosova Demokratik Birliği (LDK) partisine mensup bir milletvekilinin öldürüldüğü bildirildi. Kosova'daki BM misyonu sözcüsü Andrea Angeli, Arnavut kökenli Smajl Haydaraj'ın evinin önünde öldürüldüğünü belirtti.

ÜRDÜN:Maan kentinde, 17 yaşındaki bir gencin gözaltında kuşkulu şekilde ölümünü protesto eden yüzlerce kişi, bir karakolu ateşe verdi.

VİETNAM:Vietnam'da 2'si uyuşturucu kaçakçılığında suçlu bulunan 6 kişi idam edildi. Ülkenin güneyindeki Hoşiminh Kenti'nde de cinayet ve hırsızlıktan idam cezasına çarptırılan 4 kişinin cezası infaz edildi.

YUNANİSTAN:

++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++

4 Ocak

Birleşmiş Milletler, geçen hafta Gardez yakınındaki Afgan köyüne Amerikan uçaklarının saldırısında 52 sivilin öldüğünü bildirdi. Amerikalı yetkililer, B-1B ve B 52 bombardıman uçaklarının Taliban ve El Kaide'nin mühimmat depolarını bombaladığını, saldırıda ölen sivil olmadığını öne sürmüşlerdi. BM sözcüsü Stephanie Bunker, Kabil'de gazetecilere yaptığı açıklamada, 29 Aralık'ta vurulan köyde Taliban ve El Kaide savaşçılarının bulunduğuna dair delil olmadığını söyledi. Sözcü, sivillerin öldüğüne dair bilgiyi güvenilir bir kayaktan aldıklarını belirtti. "aileler 52 cesedi teşhis etti" diyen Bunker ölenlerin 25'inin çocuk olduğunu söyledi. Aşiret liderleri saldırıda 107 kişinin öldüğünü söylemişlerdi.

15 Ocak Cumhuriyet

ABD savaş uçakları Afganistan'ın doğusundaki Zevar bölgesini bombalamayı sürdürürken bombardımana hedef olan bir köyde 15 kişinin öldüğü iddia edildi. Nur Ali adlı kişi, Pakistan sınırı yakınındaki Paktia bölgesinin Zevar yöresinde bombalanan yeraltı tünellerine üç kilometre mesafede bulunan köyüne 3 gün önce bombaların düştüğünü söyledi.

11 Ocak evrensel

11 Eylül saldırılarının ardından gözaltına alınarak Amerikan cezaevlerine koyulan Suudi Arabistan vatandaşları, kötü muamele gördüklerini açıkladılar. Serbest kalan Arap öğrenci Adil El Oteibi, geçen hafta Riyad'a döndükten sonra yaptığı açıklamada, ABD'de havacılık eğitimi görmekteyken gözaltına alındığını söyledi ve "FBI ajanları Florida'daki evime girdiler, sanki katilmişim gibi beni yakaladılar ve cezaevine götürmeden önce elimi ayağımı bağladılar" dedi. Defalarca sorgulandığını söyleyen Oteibi aleyhine hiçbir delil bulunmadığını da sözlerine ekleyerek, "Bu tam bir psikolojik savaştı, ancak şikayetçi olmayacağım" dedi.

30 Ocak y. Şafak

ABD askerlerinin Afganistan'da 21 köylüyü öldürdükleri ortaya çıktı. New York Times gazetesine göre, Kandahar yakınlarında bir köydeki operasyonda "El Kaide üyeleri değil, Kabil yönetiminin izin verdiği silah deposunu koruyan silahlı köylülerin öldürüldüğü" belirtildi. Gazete, köyde 21 kişinin öldürüldüğünü yazdı.

++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++

İşitme sorunu yüzünden Diyarbakır SSK Hastanesi'nden, Ankara SSK Hastanesi'ne sevk edilen Mekiye Polat adlı kadını, Türkçe bilmediği için tedavi etmediği iddia edilen Dr. İlker Töral, Ankara Tabip Odası'nca suçsuz bulundu. 5 uzman doktorun yaptığı soruşturma sonunda, "Töral'ın Mekiye Polat adlı hastanın tanı ve tedavisi süresince tıbbi etik ve deontoloji kurallarına aykırı bir davranışta bulunmadığı" kanaatine varıldığı belirtildi. Ankara Tabip Odası Başkanı Dr. Ümit Erkol imzasını taşıyan Onur Kurulu kararında şöyle denildi:"Doktor onları Kürt kökenli doktorlara muayene olmaları biçiminde yönlendirmiştir. Yüksek ses tonu hakaret olarak algılanmıştır. Töral ikinci görüşmelerinde hastayla iletişiminde biraz sert konuştuğunu kabul etmekle birlikte, ifadesinin hakaret boyutunda olmadığını dile getirmektedir. Töral'ın 'hastasına din, dil farklarını gözeterek ayrımcı muamelede bulunan hekim' yakıştırmasını hak edecek bir davranışının bulunmadığı kanısındayız"

Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Feyzullah Arslan 2001 yılında 2 bin bir polise çeşitli idari cezalar verildiğini açıkladı. Arslan düzenlediği basın toplantısında 2001 yılında suç işleyen 310 polise meslekten çıkarma, 14 polise memuriyetten men, 198 polise uzun süreli durdurma, 637 polise kısa süreli durdurma, 219 polise aylık kesimi, 355 polise kınama, 268 polise de uyarma cezası verildiğini söyledi. Arslan yeni yılın ilk toplantısını 3 Ocak günü yapan Disiplin Kurulu'nun ise 37 polisi meslekten çıkardığını, bir polise uzun, dört polise kısa süreli durdurma, bir polise de aylık kesimi cezası verdiğini açıkladı.

AP muhabiri Charles J. Hanley'in, 'daha müsamahasız bir dünya' başlığıyla hazırladığı haber-dosyada, terörle mücadelenin bizzat kendisinin, 'terörizm' kadar endişe konusu olduğu belirtiliyor. 11 Eylül'den beri hukukçuların fazla mesai yaptığının altı çizilirken, dünyadaki 'terörle mücadele' adımlarının dökümü çıkarılıyor. ABD:Yabancı terör sanıkları, askeri mahkemelerde yargılanacak, temyize gidemeyecek ve kimsenin haberi olmadan idam cezası alabilecek. CIA ve FBI'ın hareket alanı ve bütçesi genişletildi. Halen yüzlerce kişi, avukatlarıyla görüştürülmeden gözaltında tutuluyor. BRİTANYA:Yeni terör yasası, polise şüphelileri sorgusuz sualsiz gözaltına alabilme, kişisel kayıtları izleyebilme yetkisi tanıyor. ALMANYA:Terörizmle bağlantırılan pek çok İslami grup yasaklanırken, polise kişisel ve kurumsal hesapları, kayıtları rahatça araştırabilme yetkisi tanındı. İTALYA:Bazı kitapların yayımı, 'uluslararası terörizmi desteklediği' gerekçesiyle yasaklandı. RUSYA:'Anti Terör' operasyonlarını eleştiren yayınlara yasak getirildi. Böylece Çeçenya'daki operasyonlar da daha rahat yürütülmeye başlandı. HİNDİSTAN ve AVUSTRALYA: Terör şüphelilerinin gerekçe gösterilmeden gözaltına alınmasına, kanıt aranırken gözaltında tutulmalarına ve avukatlarıyla görüştürülmemelerine olanak tanıyan düzenlemeler yapıldı. SİNGAPUR:Dış temsilciliklerindeki seçim sandıkları, terörist tehdit gerekçesiyle kapatıldı. Bu olaylar muhalefete yarayacaktı. DANİMARKA: Yargıçlar, Filistin bayrağıyla gösteri yapanları bile ceza kapsamına soktu. AB:Terör listesi hazırlayarak, IRA ve ETA gibi, 'meşrutiyeti tartışmalı' ayrılıkçı örgütleri listeye kattı. Projeksiyonları arasına, göçmen yasalarını katılaştırmayı aldı. BM İnsan Hakları Komisyonu bünyesinde çalışan 17 bağımsız hukuk uzmanı sesini yükseltti. Uzmanlar, terörizmle mücadelenin insan haklarını ihlal etmemesi gerektiğini duyurdu. ABD'deki uygulamaların kaygı verici olduğu vurgulanırken, 'ABD insan haklarını ihlal ediyorsa, biz de ederiz' söylemine sığacak ülkeler olabileceğine dikkat çekildi.