Yurt İçi Raporlar

2002 HAZİRAN İhlal Raporu

2002 Yılı HAZİRAN Ayı İnsan Hakları İhlalleri Raporu

İNSAN HAKLARI AÇISINDAN HAZİRAN 2002

Tokat ve Bursa Orhaneli'de 2 kuşkulu ölüm yaşandı. Suriye'den Türkiye'ye girmeye çalışan iki kaçak, güvenlik güçlerince açılan ateş sonucu öldürüldü. PKK'lı Faruk Bozkurt, Murat Karayılan'ın talimatıyla örgüt içi infaz edildi. Batman'da ise Zübeyir Tekin gözaltında öldü.

Çoğunluğu İstanbul'da olmak üzere pek çok yer bombalı ya da molotof kokteylli saldırıya uğradı. Buldukları bombaların patlaması sonucu toplam 5 çocuk öldü, 6 çocuk yaralandı.

İçişleri Bakanlığı valiliklere gönderdiği genelgeyle, çocuklara Türkçe dışında isim verilip verilmediği tartışmalarını ve farklı uygulamaları önlemek için "İsim Komisyonu" kurulmasını kararlaştırdı.

TCK 169'a muhalefet suçlamasıyla gözaltına alınan ve Kürtçe edebiyat çalışmaları yapan Mardinli 11 öğretmen ile 1 Ziraat Mühendisi; Diyarbakır'da gözaltına alınan ve aralarında Genel Başkan Yardımcısı Bayram Bozyel'in de bulunduğu 25 HAK-PAR yönetici ve üyesi; Devrimci Demokrasi Gazetesi'nden Ali Gezer ve Ali Uğurlu; Selam Cemaati'ne üye oldukları iddiasıyla Gümüşhane'de gözaltına alınan 14 kişi; Van'da çıkan bir kavgada yaralanan yakınını kaldırdığı Devlet Hastanesi Acil Servisi'nde bir grupla tartışan ve daha sonra polislerce Çarşı Karakoluna götürülen Memduh Özbey; çokoprens çaldığı gerekçesiyle gözaltına alınan Ali Tamçitili; İstanbul Üsküdar'da emlakçılık yapan ve bir yıl önce satılmasına aracılık ettiği bir evden hırsızlık yapılması üzerine gözaltına alınan Osman Karademir; Van'ın Erciş ilçesinde öğretmenlik yapan Eğitim-Sen üyesi Aslan Sabahat ve oğlu Emre Sabahat Haziran ayında işkence mağduru olarak tespit edildi.

Manisa'da 7 yıl önce gözaltına alınan 16 gence işkence yaptıkları öne sürülen 10 polisin davasında 40'ıncı duruşma yapıldı, sadece 7 dakika sürdü. Ve yine bir karar çıkmadı. Temiz Şehir Operasyonunda göz altına alınan Mustafa Albayrak ve Tufan Mengi'nin işkence gördüğü yönünde rapor vermeleri üzerine haklarında sahtecilik iddiasıyla dava açılan doktorlar Ayhan Sandal ve Dr. Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu'nun yargılanmaları başladı. PKK'ya karşı yürütülen operasyonlarda örgüt adına eylemde bulunduğu kuşkusuyla gözaltına alınan Hasan Irmak'a (52) işkence yaparak erkekliğini yitirmesine neden oldukları öne sürülen Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi polisleri Kamber Özperçin ve Mustafa Yücel hakkında "Cürüm söyletmek için işkence yapmak" iddiasıyla Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan dava, Devlet Memurlarının Yargılanması Kanunu uyarınca OHAL Valiliği'nden izin alınmadığı gerekçesiyle durduruldu ve Diyarbakır Valiliği polisler hakkında "men-i muhakeme" kararı verdi. Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) İzmir Şubesi çalışanlarından Alp Ayan, Limter-İş Sendikası Ege Bölge Temsilcisi Mehmet Barındık ve ölüm orucunda yaşamını yitiren Abdulbari Yusufoğlu hakkında, " İnsanlık onuru işkenceyi yenecek" sloganı attıkları gerekçesi ile açılan davada TCK 159'dan 1'er yıl hapis cezası verildi. Yusufoğlu hakkındaki dava ise ölüm nedeniyle düştü.

Haziran ayında gözaltına alındığı tespit edilen toplam 4497 kişinin 1031'ini mülteciler oluşturdu.

Cezaevlerinde yaşanan sorunların çözümünde herhangi bir ilerleme sağlanamadı. Özellikle Sincan F Tipi, Nazilli, Adana Kürkçüler ve Mardin Cezaevlerinden çeşitli şikayetler tekrar gündeme geldi. Katıldığı ölüm orucunun ardından vücudunun yüzde 80'ini kullanamadığı için tahliye edilen Sema Türkdoğan yeniden cezaevine konulurken Karaman'ın Ermenek İlçesindeki Özel Tip Kapalı Cezaevinde hükümlü Yaşar Akpınar, çamaşır ipiyle kendini asarak intihar etti.

Düşünce Özgürlüğü alanında Yeni Asya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Kazım Güleçyüz, Yazıişleri Müdürü Mustafa Döküler, gazeteci Faruk Çakır; "Düşünceye Özgürlük 2000" kitabı yayıncıları; Emine Şenlikoğlu'nun yargılanmaları sürerken anadilde eğitim ya da Kürtçe seçmeli ders talebiyle dilekçe verenlere karşı yapılan sert uygulamaları kınayan konuşmaları yüzünden Tunceli Baro Başkanı Hüseyin Aygün ile Tunceli Eğitim-Sen Şube Başkanı Murat Polat; yine aynı konuda yaptığı bir haber dolayısıyla Radikal gazetesi muhabiri Adnan Keskin hakkında; HADEP Kadın Kolları Genel Merkezi Yöneticisi Fatma Nevin Vargül; Eğitim-Sen Diyarbakır Şubesi yöneticileri hakkında, kongrelerinde, Kürtçe müzik dinletisi ve anadilde eğitim talebi içeren pankart astıkları için TCK'nın 169. maddesine muhalefetten; Sağlık-İş Genel Başkanı Mustafa Başoğlu hakkında, başörtülü öğrencilere destek verdiği için Türk Ceza Kanunu'nun TCK 312/1'nci maddesinden yeni davalar açıldı. Bu arada Neşe Düzel ve yayıncı Osman Nihat Tuna; Mehmed Uzun'un "Bir Dil Yaratmak" adlı kitabı ve yayıncısı Hasan Öztoprak ise beraat etti.

Haziran ayında düşünce açıklamaya .............. ceza istendi, ...................... ceza verildi.

Rahim ve mesane kanseri tedavisi gören ve aynı zamanda böbrek yetmezliği yüzünden diyaliz makinesine bağlanması gereken 71 yaşındaki Medine Bircan, sağlık raporunda başı açık fotoğraf olmadığı için İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bölümünde dışarıda da tedavi görebilmesi için gerekli raporu alamadan vefat etti.

Bilgi Üniversitesi de başörtüsü yasağını uygulamaya başlarken 16.06.2002 tarihinde yapılan Öğrenci Seçme Sınavı'na yine başörtülü adaylar alınmadı. İstanbul Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde yaklaşık yüz öğrenciye tasdikname verildi. Ankara Emniyet Müdürlüğü, nüfustaki din hanesinin değişmesi için "ihtida" belgesi düzenleyen Kurtuluş Kilisesi hakkında suç duyurusunda bulunuldu.

Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferit Bernay, mahkemenin suçsuz bulduğu 110 öğretim üyesine hakkında soruşturma açtırdı ve öğretim üyesi olan 9'una, 1/8 oranında 'maaş kesimi' cezası, 101 öğretim elemanına da uyarı cezası verildi. Niğde Üniversitesi'nde, 20 öğrenci, "Yedinci Gündem okuyup, Medya TV izlediği, Kürtçe kaset ve CD bulundurduğu, Eğitim-Sen'in toplantılarına katıldığı ve HADEP'li gençlerle konuştuğu" için okuldan uzaklaştırılırken Çukurova Üniversitesinde Kürtçe eğitim için dilekçe veren 1037 öğrenciden 200'ünün soruşturması tamamlandı. 21 öğrenciye okuldan atılma, 66 öğrenciye bir dönem uzaklaştırma, 100'ü aşkın öğrenciye de kınama ve uyarı cezası verildi. Nazilli Fatih İlköğretim Okulu'nda 15 milyon lira para vermeyen öğrencilere karneleri verilmedi.

İHD Bingöl Şubesinin düzenlediği Uçurtma, Çocuk ve Çevre Şenliği; Göç Edenler Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği (GÖÇ-DER)'in "Göç Haftası" kapsamında Van ve İstanbul'da düzenlemek istediği etkinlikler engellendi. GÖÇ-DER'in merkez binası basıldı, 4 kişi gözaltına alındı, miting için hazırlanan pankartlara el konuldu. HADEP'in başlattığı "Türkiye'nin Demokratikleşmesi İçin Bir İmza" kampanyası Van, Diyarbakır ve Ankara'da yasaklandı.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Türkiye Sosyalist İşçi Partisi'nin (TSİP) kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesinde dava açtı.

Sığınma hakkı alanında 1031 ihlal yaşandı. Bunların içinde İzmir'in Menderes ilçesinde sahile vuran cesedin yurtdışına çıkmaya çalışan bir mülteciye ait olduğu tespit edildi. Suriye'den Türkiye'ye girmeye çalışan iki kaçak, güvenlik güçlerince açılan ateş sonucu öldürüldü. Yasadışı yollardan Yunanistan'a kaçak götürmek isteyen taksi sürücüsü, devriye aracını görüp paniğe kapılınca aracı takla attı. Kazada, sürücü ve bir Afgan öldü, 4 Afgan ise yaralandı. Bodrum'dan Yunanistan'ın Kos Adası'na kaçak insan taşıyan balıkçı teknesinin batması sonucu 6 kişi yaşamını yitirirken 10 kişinin de kayıp olduğu bildirildi. Batan tekneden 6 kaçak kurtulabildi.

Muayene olmak için randevu alarak Osmaniye'deki SSK İstanbul Eğitim Hastanesi Polikliniklerine giden fakat Türkçe bilmediği için derdini yakınları aracılığıyla anlatmaya çalışan Zekiye Kılıvan doktor tarafından muayene edilmedi. Ameliyat olan 71 yaşındaki emekli hasta "tedavin tamamlandı"diye sondalar ve hastane önlüğü ile oto yıkama servisine bırakıldı. Gaziantep'te sokakta yaşayan 65 yaşındaki Elif Çoban, yetersiz beslenmekten dolayı öldü. Kahramanmaraş'ın Afşin İlçesinde Lütfü Somun da, Balcacı Eğitim Hastanesi'nde ölen çocuğunun cesedini 5 milyarlık senet karşılığında alabildi.

Fatih Adliyesi'nde görevli polis memurları Recep Memiş ve Mehmet Bakırtaş otomobiliyle Adliyenin otoparkına girmek isteyen Hakim Orhan Sezgin'i tanımayınca suçüstü hükümlerine göre hemen mahkemeye çıkarılıp tutuklandılar. Daha sonra kefaletle serbest bırakılan polis memurları Recep Memiş ve Mehmet Bakırtaş'a 1'er yıl hapis cezası verildi. Recep Memiş ayrıca 1 yıl memuriyetten men cezasına çarptırıldı. Kürtçe'nin seçmeli ders olarak verilmesi için başlatılan kampanya sonrasında İstanbul Üniversitesi'nde öğrencilere verilen cezalar İstanbul 4. İdare Mahkemesi tarafından durduruldu. Mahkeme kararında taleplerin dilekçe verilerek belirtilmesinin suç olmadığı vurgulandı. Danıştay, Anayasa'da yer almayan bir yönetim biçimini süresiz ve denetimsiz olarak sürdürme olanağı sağlayan ve bu yönetime Anayasal kurumların yetkilerini devreden Kriz Yönetim Merkezi Yönetmeliği'nin iptali davasını reddetti.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), yazar Eşber Yağmurdereli'nin yaptığı şikayet başvurusunda, Demokrasi Partisinin (DEP) 13 eski milletvekilinin açtığı davada, İstanbul'un Ümraniye semtindeki çöplükte metan gazı sıkışması yüzünden meydana gelen patlamada yakınlarını kaybeden Maşallah Öneryıldız'ın yaptığı başvuruda Türkiye'yi maddi tazminat ödemeye mahkum etti. AİHM, "2. Manisa davası" olarak bilinen ve 23 gence işkence yapılmasına ilişkin davayı esastan görüşme kararı aldı. Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) görülen 10 kamulaştırma başvurusunda "dostane çözüme"giderek 64 kişiye yaklaşık 2.7 milyon Amerikan Doları ödemeyi kabul etti. Türkiye Elektrik Kurumu (TEK) Adana Müessese Müdürlüğü'nde elektrik mühendisi olarak çalışan Hasan Balıkçı'nın, kamu emekçilerinin sendikal hak istemiyle Türkiye genelinde gerçekleştirdiği bir günlük iş bırakma eylemine katıldığı için hakkında disiplin cezası verilmesi üzerine iç hukuk yollarına başvurmadan doğrudan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) yaptığı başvuru kabul edildi.

İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Nejat Arseven, "Kamu kurumları, eğitim ve öğretim kurumlarındaki kılık-kıyafet, başörtüsü ile ilgili düzenlemelerin temel hak ve hürriyetlere aykırı bir yönü bulunmamaktadır" diyerek yasağı savundu. Türkiye, 1972 yılında imzalanan "Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşmeyi" 30 yıl sonra, AB üyeliği sürecinde onayladı ama 22. maddeye çekince koyarak uyuşmazlık durumunda Uluslararası Adalet Divanı'na gitme yolunu kapattı.

11 Eylül'de ABD'de düzenlenen saldırılardan sonra terörle mücadele kapsamında tüm dünyada yapılan operasyonlarda, ABD dışındaki ülkelerde 2500 kişi gözaltına alındı, Guantanamo'daki tutuklu sayısı da 502'ye ulaştı.

Tanınmış birçok Amerikalı yazar, aktör ve akademisyen, ABD hükümetinin 11 Eylül sonrası politikalarını eleştiren bir bildiriye imza attı. "Mezarda Katliam" adı verilen video-kaset, Afganistan'ın Mezar'ı Şerif kentinde İrlandalı belgesel film yapımcısı Jamie Doran tarafından gizlice çekildi. 20 dakikalık kasette, katliam ve işkence olaylarını anlatan görgü tanıkları, öldürülmekten korktukları için kimliklerinin gizli tutulmasını istediler. Kaset, Berlin'deki Alman meclis binasında, aralarında insan hakları örgütü yetkilileri, milletvekilleri ve akademisyenlerin de bulunduğu grup tarafından izlendi. Film, Avrupa Parlamentosu'nda da seyredildi. Gazetecilere konuşan yapımcı Jamie Doran, kasetin Mezar-ı şerif bölgesinde 3 bin kadar Taliban'ın nasıl kaybolduğu sorusuna da açıklık getirebileceğini ifade etti.

Haziran ayında da ABD, İsrail ve Rusya eliyle ABD, Afganistan, Filistin ve Çeçenistan ve Keşmir en yoğun ihlallerin yaşandığı alanlar oldu.

MAZLUMDER

HAZİRAN 2002 İNSAN HAKLARI RAPORU

YAŞAMA HAKKI

Faili Meçhul Cinayetler/Şüpheli Ölümler : 2

Yerinde İnfaz / Gözaltında Ölüm : 3

Sivillere Yönelik Eylemler : 11 olay, 5 ölü, 8 yaralı

KİŞİ ÖZGÜRLÜĞÜ

Kaçırma ve Kayıplar : 2

İşkence/İşkence İddiası : 58

Gözaltılar : 4497

Tutuklamalar : 2

Yerleşim Merkezlerine Yönelik Baskılar : 181

Cezaevlerinde Yaşanan Olaylar : 7

Cezaevlerinde Ölüm : 1

DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ

İstenen Ceza:

Verilen Ceza:

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ

Kapatılan/Toplatılan/Yasaklanan Yayın ve Etkinlik : 5 (7 Gün)

Gazetecilere Ve Yayın Organlarına Yönelik Baskılar : 20

DİN ÖZGÜRLÜĞÜ:200

Soruşturma Geçiren/Ceza Alan/Atılan Öğrenci : 100

Gayrimüslimlere Yönelik Baskılar: 1

Gözaltılar : 55

Yargılamalar : 33

ÖĞRENİM ÖZGÜRLÜĞÜ : 1271

Soruşturma Geçiren/Ceza Alan/Atılan Öğretim Üyesi : 110

Soruşturma Geçiren/Ceza Alan/Atılan Öğrenci : 1157

Öğrenci Olayları : 1

ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ

Sivil Toplum Örgütlerine Yönelik Baskılar : 12

SIĞINMA HAKKINA YÖNELİK İHLALLER:1031

ÇALIŞMA YAŞAMINA YÖNELİK İHLALLER

Ölenler : 7

İşten Atılanlar : 24

____________________

(*) MAZLUMDER İnsan Hakları İhlallerini İzleme Komisyonu'nca hazırlanmıştır.

MAZLUMDER

HAZİRAN 2002 İNSAN HAKLARI RAPORU

YAŞAMA HAKKI

FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER/ŞÜPHELİ ÖLÜMLER

Tokat'ın kırsal kesiminde, teröristlerce kaçırıldığı öne sürülen Muharrem Hız'ın öldürüldüğü bildirildi. Hız'ın cesedi Sırçalı köyü kırsal kesiminde bulundu.

Bursa'nın Orhaneli İlçesi Kocasu deresine giden ve yaklaşık bir aydır kayıp olan Mehmet Emin Ertem ölmüş olarak bulundu. Cesedi jandarma tarafından dereden çıkarıldı.

YERİNDE İNFAZ / GÖZALTINDA ÖLÜM

Suriye'den Türkiye'ye girmeye çalışan iki kişi, güvenlik güçlerince açılan ateş sonucu öldürüldü. Hatay'ın Yayladağ ilçesi Aslanyazı köyünün sınır bölgesi üzerinden Türkiye'ye giriş yapmak isteyen beş kişi, "Dur" ihtarına uymayınca, güvenlik güçleri tarafından ateş açıldı. Bangladeş uyruklu 23 yaşındaki Sıllıh Peder ile soyadı belirlenemeyen 28 yaşındaki Cahır öldü. Diğer Bangladeşli kaçaklar Musiyar Rahman, Abdurraaf Tazel İslam ile soyadı belirlenemeyen Cihlurahman gözaltına alındı.

Batman'da gözaltına alındıktan sonra yaşamını yitiren Zübeyir Tekin, kalp krizi geçirdi denilerek ailesine teslim edildi. Babalarıyla birlikte gözaltına alınan Tekin'in kızları ise hiçbir hastalığı olmayan babalarının polisin ihmalkarlığı nedeniyle öldüğünü bildirdiler.

Malatya'da 3 Özel Harekat Görevlisi hakkında 'adam öldürmek' suçundan dava açıldı. 5 Mayıs 2002 tarihinde Yamaç Mahallesi'nde iki kişi arasında kavga çıkmış ve Turan Çalışkan komşusunu yakalamıştı. Aşırı derecede alkollü olan ve akli dengesinin yerinde olmadığını söyleyen Çalışkan'ın evi Özel Harekat Timleri tarafından sarılmış ve Çalışkan öldürülmüştü.

SİVİLLERE YÖNELİK EYLEMLER

Siirt'te, ev taşıyan hamalı kaçırarak darp eden 3 uzman çavuş, çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.Hamallık yapan Şefik Çelik, Uzman Çavuş Yaşar Yıldız'ın evini 100 milyon lira karşılığında taşıyıp ücretini alamayınca parasını istedi. Bunun üzerine Yaşar Yıldız ve arkadaşları Muharrem Beyazıt ile Mesut Demir, hamal Şefik Çelik'i darp ederek şehrin dışına götürdü. Polisin operasyonu sonucu yakalanan uzman çavuşlar, sorgulamalarının ardından Siirt Cumhuriyet Başsavcılığı'na çıkarıldı. Savcılık tarafından ifadeleri alınan uzman çavuşlar, daha sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Uzman çavuşlar, geniş güvenlik önlemleri altında, askeri araçlara bindirilerek götürüldü. Gözü ezilen ve vücudunun çoğu yeri darp edilen hamal Şefik Çelik, "Beni tartaklayan uzmanlardan davacı oldum. İnanıyorum ki adalet bunların cezalarını verecek" dedi.

Uzman çavuş Sebahattin Durmuş tarafından silahla vurularak yaralanan Kemal Babayiğit'in hayati tehlikeyi atlattığı, ancak suratının felç olduğu ifade edildi. İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesinde düzenlenen basın toplantısına katılan Kemal Babayiğit'in eşi Haksar Babayiğit, olaydan sorumlu olan kişilerin hesap vermesini istedi. 10 Haziran 2002 tarihinde Maltepe Zümrütevlerde meydana gelen olayda, Uzman Çavuş Sebahattin Durmuş, kendi kapısını yanlışlıkla çalan ve daha sonra özür dileyen Babayiğit'i önce dövdüğü ve ateş ederek başından yaraladığı belirtiliyor.

BOMBA VE MAYIN PATLAMASI

Van'ın Başkale ilçesine bağlı Buşan köyünde mayına basan 14 yaşındaki Ezher Demir kaldırıldığı Van Devlet Hastanesinde yaşamını yitirdi. Köyde daha önce askerler tarafından kullanılan evin yakınlarındaki boş arazide dolaşan Ezher Demir'in mayının patlaması sonucu sağ kol ile bacağı koptu. Yakınları tarafından ağır yaralı olarak Van Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Demir, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Van'ın Başkale İlçesinde, çocuklar tarafından dağda bulunarak eve getirilen roket mermisi patladı. Patlama sonucunda 6 yaşındaki Ozan Çiçek, olay yerinde parçalanarak hayatını kaybederken, odada bulunan Fatma Çiçek (10), Felat Can Çiçek (5) ve Nazlı Varşak adlı çocuklar ise yaralandı.

İstanbul Gaziosmanpaşa'da 78. Yıl Mahallesi 1337 Sokak üzerinde bulunan Deniz Cafe'ye gece saatlerinde molotofkokteyli atıldı. Başlayan yangın söndürülürken, işyerinin camlarının kırıldığı ve maddi hasar oluştuğu bildirildi.

Kahramanmaraş'ın Nurhak ilçesinde, koyun otlatırken bulduğu bomba elinde patlayan Duran Kazan(18) isimli çoban hayatını kaybetti.

Ağrı'nın Doğubeyazıt ilçesine bağlı Aktuğlu köyünde buldukları bombanın patlaması sonucu beş kardeşin 2'si öldü, 3'ü ağır yaralandı. El bombasının patlaması sonucu, Saddam Poker(11), Muharrem Poker (9), Melih Poker (5), Serhat Poker (8),Oktay Poker (3) kardeşlerden ikisi yaşamını yitirdi. Ağır yaralı olan Serhat Poker, Oktay Poker ve Melih Poker ise Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırıldı.

Bebek Parkı karşısında bulunan İnşirah Sokakta, park halindeki araçların arasına parça tesirli bomba atıldı.

İstanbul Şişli Halaskargazi caddesinde 2 ayrı patlama gerçekleşti. Patlamalar sonucu, Polat Pasajı, Pino Optik, Bombi ve Dagi isimli işyerleri ile bir otomobilin camları kırıldı.Yapılan incelemelerde, patlamalara caddeye bırakılan zaman ayarlı ve parça tesirli 2 bombanın neden olduğu belirlendi. Beyoğlu Karaköy Kemeraltı Caddesi Sakızca sokakta da Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi önünde bir patlama gerçekleşti. Parça tesirli bombanın patlaması sonucu, kilise kapısında küçük çapta maddi hasar meydana geldi.

KİŞİ ÖZGÜRLÜĞÜ

İçişleri Bakanlığı valiliklere gönderdiği genelgeyle, çocuklara Türkçe dışında isim verilip verilmediği tartışmalarını ve farklı uygulamaları önlemek için "İsim Komisyonu" kurulmasını kararlaştırdı. Her ilde vali yardımcısı başkanlığında oluşturulacak komisyonda, Nüfus ve Vatandaşlık Müdürü, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Kültür Müdürlüğü temsilcileri bulunacak. Komisyon, çocuğa konacak ismin ne anlama geldiği, yöresel olarak çok kullanılıp kullanılmadığı, devletin bölünmez bütünlüğüne aykırı olup olmadığı, Türkçe'de telaffuz zorluğu bulunup bulunmadığı konularını araştıracak.

KAÇIRMA VE KAYIPLAR

Devrimci Demokrasi Gazetesi'nden Ali Gezer ve Ali Uğurlu'nun farklı tarihlerde sivil ekiplerce kaçırılıp, işkenceye maruz kaldıkları açıklandı. İHD Adana Şubesi'nde Devrimci Demokrasi Gazetesi adına açıklama yapan Ali Polat, gazete çalışanı Ali Uğur'un 1 Haziran akşamı saat 11.30 sularında içinde sivil polislerin bulunduğu Toros marka beyaz araca zorla bindirildiğini, araba içinde kaba dayak ve küfürlere maruz kaldığını, daha sonra ise bilinmeyen bir yere götürülüp ters askıya alınarak bayıltıldığını ve bir gün sonra ise Şakirpaşa Mahallesi'nde boş bir araziye bırakıldığını açıkladı.

İŞKENCE/İŞKENCE İDDİASI

TCK 169'a muhalefet suçlamasıyla gözaltına alınan ve Kürtçe edebiyat çalışmaları yapan Mardinli 11 öğretmen ile bir ziraat mühendisinin, Mardin Terörle Mücadele Şubesi'ndeki 4 günlük sorguları sırasında işkence gördükleri ileri sürüldü. Avukatları, öğretmenlerin psikolojik olarak etkilendiğini ve TİHV'de tedavi görebileceklerini belirtti.

Diyarbakır'da gözaltına alınan ve aralarında Genel Başkan Yardımcısı Bayram Bozyel'in de bulunduğu 25 HAK-PAR yönetici ve üyesinin "insanlık dışı koşullarda" sorgulandığı bildirildi. Av. Sedat Çınar, DGM Başsavcılığı'na gözaltındaki kişilerin "kötü koşullarda sorgulandığına" ilişkin bir dilekçe vererek, bir işkenceye dönüşen sorgulamaların hukuka uygun hale getirilmesini istedi.

Devrimci Demokrasi Gazetesi'nden Ali Gezer ve Ali Uğurlu'nun farklı tarihlerde sivil ekiplerce kaçırılıp, işkenceye maruz kaldıkları bildirildi.

Gümüşhane Emniyet Müdürlüğü tarafından gözaltına alınan Selam Cemaati'ne üye oldukları iddiasıyla 4 gün sorgulanan ve işkence gördüklerini iddia eden 14 kişinin gördüğü muamele ile ilgili olarak Gümüşhane Valiliği ve Savcılık çift yönlü soruşturma başlattı.

Van'da çıkan bir kavgada yaralanan yakınını kaldırdığı Devlet Hastanesi Acil Servisi'nde bir grupla tartışan Memduh Özbey, polislerce götürüldüğü Çarşı Karakolu'nda hastanelik edildi. Burnu kırılan Özbey,Van Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alındı.

Çokoprens çaldığı gerekçesiyle tutuklanan Ali Tamçitili, gözaltında işkence gördüğü için Adli Tıp doktorundan 3 gün iş görmez raporu aldı. Tamçitili polisi şikayet etti.

İstanbul Üsküdar'da emlakçılık yapan Osman Karademir, bir yıl önce satılmasına aracılık ettiği bir evden hırsızlık yapılması üzerine gözaltına alındı. İddia ettiğine göre Karademir çırılçıplak soyuldu, dövüldü, elektrik verildi, kendisi ve ailesine küfürler edildi. Karademir, Kaymakamlıktan İçişleri Bakanlığı'na kadar ilgili tüm birimlere şikayet dilekçesi gönderdi, suç duyurusunda bulundu. Polisler hakkında soruşturma başlatıldı.

Van'ın Erciş ilçesinde öğretmen olan Eğitim-Sen üyesi Aslan Sabahat, oğlu Emre Sanahat'ı beklerken aracını çekmesi hususunda sert müdahalede bulunan polisle tartışınca Aslan ve Emre Sabahat'ın gözaltına alındıkları ve işkence gördükleri belirtildi.

Bundan 7 yıl önce gözaltına alınan 16 gence işkence yaptıkları öne sürülen 10 polisin davasının kırkıncı duruşması sadece 7 dakika sürdü ve yine bir karar çıkmadı. Mağdurların avukatı, "İşkence davaları 7,5 yılda zaman aşımına uğruyor. Bu davanın gidişi de o yönde. Eğer dünyanın izlediği bu dava zamanaşımına uğrarsa, adalet büyük yara alacak" dedi.

Temiz Şehir Operasyonunda göz altına alınan Albayraklar A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Albayrak ve Tufan Mengi'ye işkence gördükleri yönünde rapor vermeleri üzerine haklarında sahtecilik iddiasıyla dava açılan doktorlar, kendi raporlarını savunarak "polisin ısmarlama raporlar hazırladığını" söylediler. Organize Suçlar Şubesi polislerinin şikayeti üzerine açılan davada, işkenceyi belgeleyen raporları veren Dr. Ayhan Sandal ve Dr. Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu'nun yargılanmaları başladı. Davada savunma yapan Dr. Sandal, bu kişiler üzerinde darp izlerine rastlandığını belirtirken, Dr. Gümrükçüoğlu, "polis istediği raporu almak için bu kişileri hastane hastane dolaştırdı ve en sonunda ısmarlama raporlar aldı" dedi. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada Dr. Sandal savunmasında, o tarihte nöbetçi olduğu için rutin muayenelerini sürdürdüğünü belirtti ve Organize Suçlar Şubesi ekiplerince getirilen 7-8 şahıs içinde yer alan Tufan Mengi'nin kendisine "işkence gördüğünü ve polisler olmaksızın muayene edilmek istediğini" söylediğini kaydetti. Dr. Sandal bunun üzerine yönetmelik gereği polisleri dışarıya çıkararak Mengi'yi muayene ettiğini ve erkeklik organında ve dizinde travmatik izler tespit ettiğini söyledi. Dr. Sandal olayın sonrasını şöyle anlattı: "Bu sırada göz muayenesi için eskiden Haseki Hastanesi'nde görev yapmış olan Orhan geldi. Mengi'nin muayenesi bitmiş, Mustafa Albayrak gelmişti. O da işkence gördüğünü söyledi. Polislerin çıkmasını istedim. Onlar çıkmamakta ayak diretmeleri üzerine Dr. Orhan yönetmelikleri hatırlatarak çıkmalarını söyledi. Albayrak'ta da aynı izlere rastladım." Dr. Sandal, Mustafa Albayrak'ın muayene çıkışında kendisine "Bize normal rapor verin. Yoksa içeride bize daha çok işkence yapacaklar" dediğini hatırlattı. Tanıklardan hemşire Keziban Yıldırım, daha önce ifade verdiği Fatih Cumhuriyet Savcısı İrfan Özliyen'in sorgu sırasında kendisini yalan söylemekle suçladığını ve "Sen polis düşmanı mısın?" diye tehdit ettiğini iddia etti. Mahkeme heyeti Albayrak ve Mengi'yi hastaneye götüren polislerin gelecek celse dinlenmesine karar vererek duruşmayı erteledi. Dr. Orhan Gümrükçüoğlu ise, 20 yıldır bu görevi yaptığını ve hiçbir disiplin suçu işlemediğini belirterek muayene için orada bulunduğunu ve olayla ilgisinin muayene sırasında çıkmak istemeyen polislere yönetmelikleri hatırlatmaktan ibaret olduğunu ifade etti. Buna rağmen kendisinin "evrakta sahtecilikle" suçlanmasını anlayamadığını anlatan Gümrükçüoğlu, "Daha sonra yaptığı incelemelerde muayeneden iki gün önce Mengi'nin bir ilaç içip intihara teşebbüs ettiğini öğrendim. Zorlanmayan biri neden intihar etsin" dedi. Gümrükçüoğlu, polisin bu kişiler hakkında işkence görülmediği şeklinde rapor alınıncaya kadar dört ayrı hastane dolaşmasının dikkat çekici olduğunu belirterek şöyle konuştu: "Haseki'den sonra Çapa'ya götürüyorlar. Buradaki doktor da Mengi ve başka bir sanığın üzerinde darp izleri olduğu şeklinde rapor veriyor. Bunun üzerine Okmeydanı'na götürüyorlar. O sırada nöbetçi olmayan doktorlardan ısmarlama rapor alıyorlar." dedi.

PKK'ya karşı yürütülen operasyonlarda örgüt adına eylemde bulunduğu kuşkusuyla gözaltına alınan Hasan Irmak'a (52) işkence yaparak erkekliğini yitirmesine neden oldukları öne sürülen Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi polisleri Kamber Özperçin ve Mustafa Yücel hakkında "Cürüm söyletmek için işkence yapmak" iddiasıyla Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. İddianamede, polislerin Irmak'a "tazyikli su verdikleri, yumurtalıklarını sıktıkları, sol kulağına vurdukları, tehdit yolu ile psikolojik işkence uyguladıkları" öne sürülerek TCK'nun 243/1. maddesi uyarınca 5 yıl ağır hapisle cezalandırılmaları istendi. Dava devam ederken mahkeme, Devlet Memurlarının Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca OHAL Valiliği'nden izin alınmadığı gerekçesiyle davanın durmasını kararlaştırdı. Diyarbakır Valiliği de Hasan Irmak'a işkence yaptığı iddia edilen polislerin yargılanmalarını gerektirecek bir durum olmadığı gerekçesiyle "men-i muhakeme" kararı verdi. Valiliğin ret kararı, mağdur Hasan Irmak'a iletildi.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) İzmir Şubesi çalışanlarından Alp Ayan, Limter-İş Sendikası Ege Bölge Temsilcisi Mehmet Barındık ve ölüm orucunda yaşamını yitiren Abdulbari Yusufoğlu hakkında, basın açıklaması yaparlarken atılan "İnsanlık onuru işkenceyi yenecek" sloganı yüzünden açılan dava, sanıkların mahkumiyetiyle sonuçlandı. İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesi, "Adalet Bakanlığı'nı tahkir ve tezyif" ettikleri iddiasıyla TCK'nın 159. maddesinden yargılanan Ayan ve Barındık'a 1'er yıl hapis cezası verdi. Abdulbari Yusufoğlu hakkındaki dava ise bölüm nedeniyle düştü.

GÖZALTILAR

ANKARA: Başbakan Ecevit'in Or-An'daki kütüphane evine gelen ve 'Açım, dün sokakta yattım. Başbakanın babalar gününü kutlamaya geldim' diye bağıran 5 çocuk babası Arap Çamağacı; Ankara genelinde gerçekleştirilen operasyonlarda, kimliksiz ve durumları şüpheli oldukları gerekçesiyle 3355 kişi; Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Yıldız;

BURSA: Bursa Demetevler Mahallesi'nde Bayram Sütçü isimli bir vatandaşa ait evde, toplu olarak zikir yaptıkları ileri sürülen 23 kişi; HADEP Bursa İl Başkanı Hamdullah Yılmaz, Yıldırım İlçe Başkanı Kemal Yıldırak ve 5 partili;

DİYARBAKIR: Hak ve Özgürlükler Partisi'ne (HAK-PAR) yönelik operasyon kapsamında HAK-PAR Genel Başkan Yardımcısı Bayram Bozyel ve 24 yönetici; Dema Nu Dergisi Diyarbakır temsilcisi Mehmet Eren;

EDİRNE: İpsala sınır kapısında, TIR'daki yükler arasına gizlenerek yurtdışına çıkış yapmak isteyen yabancı uyruklu 44 kişi; Edirne'de yapılan kontrollerde, yasadışı yollardan Yunanistan'a gitmek isteyen 38'i yabancı 41 kişi ile bunlara kılavuzluk eden 4 Türk; Edirne İpsala Sınır Kapısında, bir tır dorsesinde yükün arasında gizlenerek yurtdışına çıkış yapmak isteyen yabancı uyruklu 27 kişi; Edirne'nin İpsala ve Meriç ilçelerinde ise Yunanistan'a gitmek isteyen 99 yabancı uyruklu ile bu kişilere kılavuzluk yaptığı belirlenen 2 Türk; Yunanistan ve Bulgaristan'a geçmek isteyen 54 Irak, 52 Afganistan, 42 Pakistan, 19 Bangladeş, 18 Filistin, 10 Sierra Leone, 8 Cezayir, 4 Fas, 3 Türk, 2 Somali, 2 Tunus ve 1 Nijerya uyruklu olmak üzere toplam 215 kişi;

ERZURUM: Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince Yenişehir semtinde 3 eve yapılan baskında Hizbullah üyesi oldukları gerekçesiyle 12 kişi;

GÜMÜŞHANE: Selam / Tevhid grubuna yönelik operasyonlarda 20 kişi;

HATAY: Suriye'den Türkiye'ye girmeye çalışan Bangladeşli kaçaklar Musiyar Rahman, Abdurraaf Tazel İslam ile soyadı belirlenemeyen Cihlurahman;

İSTANBUL: Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı (AOBP) ile YÖK Yasa Tasarısı'nı protesto etmek isteyen öğrencilerden 7 kişi; Ambarlı Limanı'nda, İtalya'ya Ro-Ro seferi düzenleyecek olan bir TIR'ın dorsesinde Irak uyruklu 10 kişi ile TIR sürücüsü; Göç Edenler Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği (Göç-Der)'in merkez binasına yapılan baskında dernekte bulunan 4 kişi; imzalı afiş asan Proleter Devrimci Duruş Dergisi muhabiri Sevinç Tanyıldız ve dergi okuru Yüksel Çamyar; Devrimci Demokrasi gazetesinin afişlerini asan ve gazetenin Kartal Bürosu'nda çalışan Tuncay İşcen, Ahmet Baştuğ, Yeşim Sönmez ve Goncagül Telek; Oluşum Gazetesinin sahibi Ahmet Aksoy; İstanbul Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi Müdür Vekili Efekan Sürer ile görüşmek isteyenlerden 7 öğrenci ile 2 veli;

İZMİR: Karaburun Çukurköy mevkiinde, Irak uyruklu oldukları ve Yunanistan'a geçme hazırlığı yaptıkları belirlenen 35 kişi; Seferihisar ilçesi açıklarındaki Kınalıada da 41 göçmen; Urla ilçesinde yasadışı yollarla yurtdışına çıkma hazırlığı yaptıkları bildirilen 68 kişi; Çeşme'de yurtdışına çıkmak isteyen 2 Türk vatandaşı; Çeşme Boğazadası mevkiinde üç şişme botta 10 kişi; İzmir'in Çeşme ilçesinde, yasadışı yollardan Yunanistan'a geçme hazırlığı yapan Türkmenistan uyruklu 4 kişi; Seferihisar Sığacık açıklarında Yunan bayraklı "Asina" teknesinde 43 göçmen;

KAYSERİ: Kayseri Gevher Nesibe Mahallesi'nde Kurşunlu Camii önünde camiden çıkan kişilere dini telkinlerde bulunan 'İslam-ı Tebliğ Cemaati' üyesi Süleyman D., Zekeriya B., Osman K., Hasan Ç., Hüseyin Ş. Ve Mustafa U.;

KOCAELİ: Şüpheli görülen ve kimliksiz gezdikleri gerekçesiyle 64 kişi;

KÜTAHYA: Kütahya Emniyet Müdürlüğünün bazı evlerde yaptığı aramalarda 11 kişi; Selam/Tevhid grubuna yönelik operasyonda, Coşkun U., Selahattin Ü., Mehmet Y., Hasan S., Rıfat A., Serhan D. Ve Tahsin Ç.;

MERSİN: Temmuz ayında memur maaşlarına yapılması öngörülen yüzde 5'lik ücret zammını protesto etmek için Defterdarlık önünde eylem yapmak isteyen KESK üyelerinden 18 kişi; Ekmek ve Adalet Dergisinin Mersin Bürosundan İbrahim Ballı ve Akil Nergüz;

MUĞLA: Marmaris'te yasadışı yollardan Yunanistan'a geçmek isteyen 14 yabancı uyruklu ile kendilerine yardımcı olduğu düşünülen 1 Türk; Marmaris'e bağlı Söğütköyü İntepe mevkiinde Yunan adalarına kaçmaya çalışan biri Türk 11'i İranlı olmak üzere 12 kişi; İçmeler ve Hisarönü sahilinde ise 198'i Türk, 34'ü yabancı 220 kişi; Bodrum açıklarında "Yunus Reis" isimli teknede, Yunanistan'ın İstanköy (Kos) Adası'na kaçmak isteyen 23 göçmen;

VAN: Araçlarını çekmeleri konusunda polisle tartışan öğretmen Aslan Sabahat ile oğlu Emre Sabahat gözaltına alındı.

TUTUKLAMALAR

BURSA: Osmangazi ilçesi Panayır Mahallesi'nde, kaçak inşa edildiği belirlenen 2 evin yıkımı sırasında, Osmangazi Belediyesi ekiplerini engellemeye çalıştıkları ve güvenlik güçlerine saldırdıkları iddiasıyla gözaltına alınan Nurettin Bara;

VAN: Erciş ilçesinde öğretmen olan babası Aslan Sabahat ile birlikte araçlarını bekletmemeleri konusunda polisle tartışan Emre Sabahat tutuklandı.

YERLEŞİM MERKEZLERİNE YÖNELİK BASKILAR

SİİRT: Eruh İlçesine bağlı Bağgöze köyünde askerlerin baskısına dayanamayan 11 köylü köy koruyucusu olmayı kabul ederek silah aldı. Köylüler tekrar çatışmalı ortama dönmek istemediklerini dile getirdiler.

TUNCELİ: 1994 yılında zorunlu olarak köylerinden göç ettirilen 164 ailenin geri dönüşüne izin verilmediğini belirten Tunceli Barosu Başkanı Hüseyin Aygün, valiliğe başvurdu. OHAL'in son bulacağı haberiyle bölgede olumlu bir hava oluştuğunu vurgulayan Aygün, "Görülüyor ki bu soruna devlet bir çözüm bulmak istemiyor. Bu insanlarımızın mağduriyetleri her geçen gün artıyor. Bu amaçla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde köylülerimizin hakkını arayacağız" dedi.

Ovacık İlçe Jandarma karakolu, yaylaya çıkmak için başvuru yapan her aileden; nüfus cüzdanı örneği, sabıka kaydı, parmak izi, hayvan yetiştirme ve güvenlik belgesi istiyor. Kadın, çocuk ayırımı yapılmaksızın yaylaya çıkacak tüm aile fertlerinden alınan belgelerle de yetinmeyen jandarma, ailenin kendisini tanıtmasını, atından köpeğine, çobanına varana dek ayrıntılı bilgi vermesini şart koşuyor. Ovacık'a bağlı Köseler, Paşadüzü, Havuzlu, İlanlı, Akyayık, Güneykonak köylüleri bu uygulamadan şikayetçiler.

CEZAEVLERİNDE YAŞANAN OLAYLAR

Sincan F Tipi Cezaevindeki tutuklu ve hükümlüler, kantinde sebze-meyve satılmaması, yemeklerin kalitesinin düşmesinin yanı sıra az verilmesi ve suyun mikroplu olması konularında şikayetçi oldu. Talepler üzerine Ankara Başsavcılığı, Adalet Bakanlığı'na yazı yazarken, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun, Başsavcılığa geçen Mart ayında gönderdiği yazıda 'cezaevi kantininde sebze-meyve satılması' taleplerine 'ülkemizde sel felaketi sonucu sebze-meyve fiyatlarının yükselmesi nedeniyle cezaevi kantinlerinde belirli bir süre sebze-meyve satışı yapılamamıştır' yanıtını verdi.

Ankara Ulucanlar Cezaevindeki siyasi tutuklu ve hükümlüler, gardiyanların tekmeli-tokatlı saldırısına uğradı. Cezaevinde uygulanmayan "askeri usulde" sayım yapmak bahanesiyle gardiyanlar tarafından feci şekilde dövülen tutuklular, yazılı dilekçe ile başvurarak sevklerini istemelerine rağmen Adli Tıp Kurumu'na götürülmediler. Avukatlar, görüş sırasında öğrendikleri olayları tutanaklara geçirdiler.

Amasya E Tipi Kapalı Cezaevinde 38 mahkum, yedikleri yemekten zehirlendi. Yemek sonrası fenalaşan 38 kişi, cezaevi revirine kaldırıldı. Yetkililer, tutuklu ve hükümlülerin sağlık durumunun iyi olduğunu bildirdiler.

Katıldığı ölüm orucunun ardından vücudunun yüzde 80'ini kullanamadığı için tahliye edilen Sema Türkdoğan yeniden cezaevine konuldu. Her gün düzenli alması gereken ilaçları artık alamayan Türkdoğan'a tutuklu ve hükümlüler bakmaya çalışıyor. Yetkililer ise Türkdoğan'ı cezaevinden çıkaracak işlemleri yapmıyor. Eyüp Savcılığı, af için Cumhurbaşkanlığına gitmesi gereken doktor raporlarını göndermezken, Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı da hastane sevkini yapmıyor.

Nazilli Cezaevindeki Bayram Kaymaz, Burhan Tatar, Fethi Duman, Barış Akay, Murat Emen, Burhan Dayan, Lezgin Biyan ve Cemal Tarhan'ın durumunun ağır olduğu öğrenildi. Nazilli cezaevindeki tutuklular, söz konusu tutukluların tedavilerinin yapılmasını ve cezaevindeki insani koşulların düzeltilmesini istedi.

Nöbetçi oldukları için siyasi ve adli tutukluların bir arada bulunduğu koğuşa giderek tutuklularla konuşan ve moral gecesine tanık olan Diyarbakır 1 No'lu E tipi Kapalı Cezaevi gardiyanlarından Semra Yıldız ve Betül Gürkan hakkında "silahlı örgüte yardım ve yataklık" etmekten dava açıldı.

HADEP Mersin yöneticilerinden Ali Güngör, Adana Kürkçüler Cezaevinde tutuklu bulunan eşi Şadiye Güngör'ün, 21 Haziran 2002 tarihinde gardiyanlar tarafından kaba dayağa maruz kaldığını açıkladı. Geçtiğimiz Perşembe günü eşini görmek için cezaevine gittiğinde, eşinin kötü durumda olduğunu gözlediğini belirten Ali Güngör, "Sebebini eşime sordum. Filiz isimli bir gardiyanın, eşini revire götürme bahanesiyle özel bir bölüme götürdüğünü, burada da on erkek, üç bayan gardiyanın kendisini dövüp bir hücreye kapattıklarını anlattı" dedi. Kürkçüler Cezaevinde daha önce de bu tip olayların yaşandığını hatırlatan Ali Güngör, cezaevi yönetiminin bu tutumunu kınadığını ifade etti.

CEZAEVLERİNDE ÖLÜM

Karaman'ın Ermenek İlçesindeki Özel Tip Kapalı Cezaevinde bir tutuklu, çamaşır ipiyle kendini asarak intihar etti. AA'nın haberine göre, 19 Şubat 2002 günü Karaman'ın Sarıveliler İlçesi Adiller Köyü'nde 'kasten adam öldürmek' suçundan tutuklanarak Ermenek Özel Tip Kapalı Cezaevine konulan Yaşar Akpınar, bloklar arasında bulunan havalandırma bahçesinde, kendini çamaşır ipiyle asarak yaşamına son verdi. Akpınar'ın cesedi, cezaevi görevlileri tarafından bulunurken, Ermenek Cumhuriyet Savcılığı olayla ilgili soruşturma başlattı.

DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ

"Düşünceye Özgürlük 2000" kitabına imza attıkları için haklarında açılan davadan beraat eden 16 kişi, Yargıtay'ın bozma kararı üzerine yeniden yargılandı. İstanbul 5 No'lu DGM'de görülen duruşmaya, Aziz Nesin'in oğlu Prof. Dr. Ali Nesin ve müzisyen Şanar Yurdatapan katıldı. Ali Nesin ifadesinde, hukukun ve yasanın gereklerinin yapılmasını isteyerek, "konunun Anayasa Mahkemesi'ne götürülmesini talep ediyorum" dedi. Mahkeme heyeti, diğer sanıkların da ifadelerinin alınması için duruşmayı 22 Ağustos 2002'ye erteledi.

İzmir DGM'ce verilen 1 yıl 8 aylık kesinleşmiş hapis cezasının infazı için Fatih Cumhuriyet Savcılığı'na giden yazar Emine Şenlikoğlu, TCK'nın 312. maddesindeki değişiklik uyarınca yeniden yargılanacağı gerekçesiyle cezaevine gönderilmedi. Dört aylık izin süresi dolan Şenlikoğlu teslim olmak üzere geldiği Fatih Cumhuriyet Savcılığı'ndan serbest bırakıldı.

"Türkiye'nin Gizlenen Yüzü" adlı kitabın bazı bölümlerinde "halkı, mezhep farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik ettiği" öne sürülen gazeteci Düriye Neşe Yaşar (Neşe Düzel) ve yayıncı Osman Nihat Tuna, suç unsuru oluşmadığı gerekçesiyle beraat etti.

Mehmed Uzun'un kaleme aldığı "Bir Dil Yaratmak" adlı kitabı yayınlamak suretiyle "halkı, sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek, açıkça kin ve düşmanlığa tahrik etmek" suçunu işlediği gerekçesiyle 1 ile 3 yıl arasında hapis cezası istemiyle yargılanan Gendaş A.Ş.'nin Sorumlu Müdürü Hasan Öztoprak'ın beraatını kararlaştıran DGM, kitap hakkında verilen toplatma kararını da kaldırdı.

İSTENEN CEZA:

Eğitim-Sen Diyarbakır Şubesi yöneticileri hakkında, kongrelerinde Kürtçe müzik dinletisi ve anadilde eğitim talebi içeren pankart astıkları için dava açıldı. Diyarbakır 4 No'lu DGM'de, TCK'nın 169. maddesine muhalefetten yargılanacak olan Eğitim-Sen Diyarbakır Şube eski başkanı Hayrettin Altun, şube eski Sekreteri ve şimdiki Mali Sekreter Medeni Alpkaya ile KESK Müzik Grup üyeleri hakkında ...... isteniyor.

Yeni Asya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Kazım Güleçyüz, devletin cezaevi politikasını ve 'Hayata Dönüş Operasyonları'nı eleştirdiği bir yazısından dolayı 159. maddeden yargılanıyor. Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinde başlayan davada Güleçyüz ve Yazıişleri Müdürü Mustafa Döküler yargılanmaktadır. Ayrıca başörtüsü yasağı konusunda emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi ile yapılan ve Yeni Asya'da yayınlanan bir röportaj gerekçesiyle Faruk Çakır'ın da yargılanmasına devam edildi.

Anadilde Eğitim talebiyle dilekçe verenlere yönelik sert uygulamaları kınayan konuşmalar yapan Tunceli Baro Başkanı Hüseyin Aygün ile Tunceli Eğitim-Sen Şube Başkanı Murat Polat hakkında 'PKK'nın kararlarına destek olmak' iddiasıyla dava açıldı. Aygün ve Polat için TCK'nın 169 ve TMK 5. maddesi uyarınca 6'şar aya kadar hapis cezası istendi.

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencilerinin düzenlediği bir programa katılarak başörtüsü yasağının anayasaya aykırı olduğu yönünde bir konuşma yapan Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası (Sağlık-İş) Genel Başkanı Mustafa Başoğlu hakkında, 'halkı kanuna itaatsizliğe teşvik ettiği' iddiasıyla açılan dava Ankara 20'nci Asliye Ceza Mahkemesi'nde başladı. Duruşmaya sendika çalışanlarıyla birlikte gelen Başoğlu, konuşmasında başörtüsü yasağının anayasaya aykırı olduğunu söylediğini, ancak kimseyi kanuna uymamaya teşvik etmediğini söyledi. Mahkeme, dosyasının incelenmesi için davayı 22 Ekim 2002'ye erteledi. Başoğlu hakkında TCK'nın 312/1 maddesine göre 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 1Nolu DGM, Radikal gazetesi muhabiri Adnan Keskin hakkında, üniversitelerde Kürtçe eğitim istemiyle dilekçe veren öğrencilere, çete liderlerinden daha fazla ceza istenmesiyle ilgili "Dilekçe verme, çete kur" haberi nedeniyle dava açtı.

Van 2 No'lu DGM, HADEP Kadın Kolları Genel Merkezi Yöneticisi Fatma Nevin Vargül hakkında dava açtı. Vargül'ün "terör örgütüne yardım ve yataklık ettiği" iddiasıyla yargılanması süreci, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününde Van Kadın Platformu tarafından düzenlenen panel üzerine başladı.

VERİLEN CEZA

İstanbul 6 No'lu DGM, Koma Denge Aşiti müzik grubunun 4 elemanına bir düğünde söylediği Kürtçe türkülerden dolayı 'PKK'ya yardım ve yataklık' ettiği gerekçesiyle toplam 15 yıl hapis cezası verdi.

Yeni Asya Gazetesi İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular'a 'Deprem ilahi ikazdır' dediği için verilen cezadan sonra Beyan Dergisi Yazı İşleri Müdürü Kerim Demir de aynı yorum gerekçe gösterilerek 1 yıl 8 ay hapse mahkum edildi. Aylık İlim ve Fikir Dergisi Beyan'ın Yazı İşleri Müdürü Kerim Demir'e verilen cezaya Abdullah Altay ve Mustafa Özşimşek imzasıyla yayınlanan yazılar gerekçe gösterildi. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'nce yürütülen davada Beyan Dergisi'nin Eylül 1999 tarihli 7. sayısının 42. ve 43. sayfalarında yayınlanan 'Emir Sultan Hazretleri depremi haber vermişti' başlıklı yazıda ve aynı 46. ve 48. sayfalarında yayınlanan 'İkaz-ı İlahi' başlıklı yazılar, suç unsuru sayılarak İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından 312. maddeden dava açılmıştı.

Ardahan'da yayımlanan Kuzey Doğu Anadolu Gazetesi Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü Fakir Yılmaz, "Kin Tutmak" başlıklı yazısında "Resmi heyete basın yoluyla hakaret" suçundan 7 ay 16 gün hapis cezasına çarptırıldı ve cezası daha sonra paraya çevrildi. Yılmaz daha önce de, "Devletin askeri kuvvetlerini neşren alenen tahkir ve tezyif" suçundan, Ardahan Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 2 yıl ağır cezasına çarptırılmıştı.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) İzmir Şubesi çalışanlarından Alp Ayan, Limter-İş Sendikası Ege Bölge Temsilcisi Mehmet Barındık ve ölüm orucunda yaşamını yitiren Abdulbari Yusufoğlu hakkında, basın açıklaması yaparlarken atılan "İnsanlık onuru işkenceyi yenecek" sloganı yüzünden açılan dava, sanıkların mahkumiyetiyle sonuçlandı. İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesi, "Adalet Bakanlığı'nı tahkir ve tezyif" ettikleri iddiasıyla TCK'nın 159. maddesinden yargılanan Ayan ve Barındık'a 1'er yıl hapis cezası verdi. Abdulbari Yusufoğlu hakkındaki dava ise bölüm nedeniyle düştü.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ

KAPATILAN/TOPLATILAN/YASAKLANAN YAYIN VE ETKİNLİK

Proleter Devrimci Duruş Dergisinin 43. sayısı; Odak Dergisinin Haziran sayısı toplatıldı.

Demokrat Gençlik Dergisi 55. sayısı 7 gün süre ile kapatıldı.

İki aylık kültür, sanat, edebiyat ve felsefe dergisi 'Sanat ve Hayat'ın ilk sayısı, piyasaya sürülemeden toplatıldı. İstanbul 2 No'lu DGM'nin toplatma kararında, Doç. Haluk Gerger ile yazar Muhsin Kızılkaya'nın yazılarında 'bölücülük propagandası yapıldığı' belirtildi.

Tulum ve kemençedeki ustalığıyla dünyaca tanınan Karadenizli müzisyen Birol Topaloğlu, Lazca türküleri nedeniyle televizyona çıkarılmamaktan yakınıyor.

GAZETECİLERE VE YAYIN ORGANLARINA YÖNELİK BASKILAR

Alınteri gazetesinin farklı sayılarında yer alan 'Medeni barbarlıkta yeni olan', 'DGM'ler kapatılsın', 'Yasa gaz bombalarıyla meclisten geçirildi', 'Kıbrıs'ta MGK demokrasisi' yazılarında kanunların tahkir ve tezyif edildiği iddiasıyla Sorumlu Yazıişleri Müdürü Sakine Yalçın'a 213 milyon TL ağır para cezası verildi. Ayrıca baskı makinelerinin de müsaderesi kararı alındı.

Ekmek ve Adalet Dergisinin Mersin Bürosu, Terörle Mücadele Şubesi polislerince basıldı. Polislerin, yasak yayın bulundurdukları gerekçesiyle İbrahim Ballı ve Akil Nergüz adlı kişileri gözaltına aldığı bildirildi.

İstanbul 1Nolu DGM, Radikal gazetesi muhabiri Adnan Keskin hakkında, üniversitelerde Kürtçe eğitim istemiyle dilekçe veren öğrencilere, çete liderlerinden daha fazla ceza istenmesiyle ilgili "Dilekçe verme, çete kur" haberi nedeniyle dava açtı.

Yeni Asya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Kazım Güleçyüz ve Yazıişleri Müdürü Mustafa Döküler hakkında TCK 159. maddeden dava açıldı.

Mustafa Öztürk Bağcılar Evren Mahallesi'nde Evrensel gazetesini satarken 4 kişinin bıçaklı saldırısına uğradı ve omzundan yaralandı.

Devrimci Demokrasi Gazetesinden Ali Gezer ve Ali Uğurlu'nun farklı tarihlerde sivil ekiplerce kaçırılıp, işkenceye maruz kaldıkları açıklandı.

HAKPAR Diyarbakır il yöneticisi ve Dema Nu Dergisi Diyarbakır temsilcisi Mehmet Eren, gözaltında bulunduğu sırada Dema Nu Diyarbakır bürosu polisler tarafından basıldı. Polisler, arama tutanağını komşu esnaflara zorla imzalattırdılar. Dergi bürosunun altını üstüne getiren polisler; fotoğraf, gazete ve haber arşivlerine el koyarak büro bilgisayarını aldılar. Deng yayınları tarafından yayımlanan birçok kitabı da toplayan polis, büroyu darmadağın edip duvarlardaki resimleri yırttı.

Star gazetesi muhabiri Denizhan Erkoç, "yunuslar" olarak bilinen motorize polis ekiplerinde görevli Emniyet Amiri Mehmet Betni tarafından dövüldüğünü belirterek suç duyurusunda bulundu.

Alem Dergisi muhabiri Mustafa Deryahan, Ortaköydeki Laila Bar'ın önünde bir araçtan açılan ateş sonucu bacağından yaralandı.

GÖZALTINA ALINAN GAZETECİLER

Dema Nu Dergisi Diyarbakır temsilcisi Mehmet Eren; Ekmek ve Adalet Dergisinin Mersin Bürosundan İbrahim Ballı ve Akil Nergüz; Oluşum Gazetesinin sahibi Ahmet Aksoy; Cumhuriyet Gazetesi İstanbul Haber Servisi Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Yıldız; Devrimci Demokrasinin afişlerini asan ve gazetenin Kartal Bürosu'nda çalışan Tuncay İşcen, Ahmet Baştuğ, Yeşim Sönmez ve Goncagül Telek gözaltına alındı.

DİN ÖZGÜRLÜĞÜ

Rahim ve mesane kanseri tedavisi gören ve aynı zamanda böbrek yetmezliği yüzünden diyaliz makinesine bağlanması gereken 71 yaşındaki Medine Bircan, sağlık raporunda başı açık fotoğraf olmadığı için İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bölümünde dışarıda da tedavi görebilmesi için gerekli raporu alamadan vefat etti.

Sağlık Bakanlığı "başörtülü ve sakallı hastalara sağlık karnesi verilmemesi" ile ilgili hiçbir genelgesi, talimatnamesi ve yönergesinin bulunmadığını bildirdi.

ÜNİVERSİTELERDE YAŞANAN BASKILAR

Bilgi Üniversitesinde de başörtüsü yasağı uygulaması başladı.

İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü yayınladığı genelge ile üniversite hastanelerinde personel yakınlarının tedavi yardımından yararlanabilmeleri için başı açık resim vermelerini istedi. Rektör vekili Prof. Dr. Nur Serter tarafından tüm birimlere iletilmek üzere yayınlanan genelgede sağlık karnesi talep formlarına, tedavi yardımından yararlanacak personelin kendisi ve aile efradının kılık-kıyafet yönetmeliğine uygun fotoğrafları yapıştırılacaktır.' denildi.

16.06.2002 tarihinde yapılan Öğrenci Seçme Sınavına yine başörtülü öğrenciler alınmadı. Başörtülü olarak sınava girmek isteyen adaylar engelle karşılaştı.

ORTA ÖĞRETİMDE YAŞANAN BASKILAR

Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu, hakkında kurulan TBMM Soruşturması Komisyonu'nda Yüce Divan yönünde oy kullanma eğiliminde olan MHP'li milletvekillerinin talebi üzerine, başörtülü öğrencilere sınıf geçme ve mezun olma olanağı sağlayan çözüm buldu(!). Ancak başörtülü öğrenciler başlarını açarlarsa telafi sınavlarına girebilecekler.

İstanbul Valisi Erol Çakır, Fahriye Türker adlı öğrenci velisine; 'Şerefsizler, siz kendinizi bir b... mu sanıyorsunuz? Geri zekalılar, aptallar, dangalaklar, burası babanızın çiftliği mi?' şeklinde hakaret ederek, itekleyen Üsküdar İlçe Emniyet Müdürü Hasan Türk hakkında soruşturma açılmasına izin vermedi. Başörtülü oldukları gerekçesiyle okullarına alınmayan Üsküdar İmam Hatip Lisesi öğrenci ve velileri, 14 Mart 2002 tarihinde Hasan Türk'ün kendilerine küfür ettiği ve tartakladığı gerekçesiyle Üsküdar Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunmuştu. Öğrenci velilerinin suç duyurusunu cevaplandıran İstanbul Valisi Erol Çakır, öğrenci velisi Fahriye Türk'e Anayasa, yasa, yönetmelik ve mahkeme kararlarına uygun bir şekilde görevini ifa ettiğini iddia etti.

İstanbul Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi önünde bekleyen bir grup başörtülü öğrenciye okul müdür vekili Efekan Sürer tarafından sözlü ve fiili müdahalede bulunuldu ve silah teşhiri yapıldı. Vekil Müdür Sürer müdahale etmek isteyen bir veliye de silah doğrulttu. Yaşanan olayların ardından öğrenciler durumu ailelerine bildirdi. Veliler okula gelerek müdür Sürer ile görüşmek istedi. Sürer de ruhsatlı silahını çekerek velileri tehdit etti. Olayın polise intikal etmesi üzerine olay yerine gelen ekipler 7 öğrenciyi ve iki veliyi gözaltına aldı ve Cevizli Karakoluna götürdü.

Nazilli Fatih İlköğretim Okulu'nda 15 milyon lira para vermeyen öğrencilere karneleri verilmedi.

İmam Hatip liselerinde uygulanan başörtüsü yasağına tepki göstermek için İstanbul'dan Ankara'ya giden öğrenci ve velilerin yol boyunca ve Ankara'da seyahat özgürlüğü engellendi.

İstanbul Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde yaklaşık yüz öğrenciye tasdikname verildi. Milli Eğitim Bakanlığı Orta Öğretim Ödül ve Disiplin Yönetmeliği'nin 17-c/9 maddesinde yer alan "Okula yaralayıcı, öldürücü aletler, silah ve patlayıcı maddeler getirmek veya bulundurmak" suçlamasıyla tasdikname verilen öğrencilerin tamamı başörtüsü yasağı yüzünden okullarına alınmayan öğrenciler olması dikkat çekti. Okula almadığı öğrencilere, aslısız bir suçtan ceza veren okul yönetimi, tasdikname verme işleminde de hukuka aykırı davrandı. Disiplin yönetmeliğine göreve bir öğrenciye tasdikname verilebilmesi için suç isnat edilen öğrencinin savunmasının alınması ve öğrenci velisine de konuyla ilgili haber verilmesi gerekmektedir. Ancak Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi yöneticileri, öğrencilerin savunmasını almadan ve velilerine haber vermeden öğrenciler hakkında tasdikname belgesi düzenleyip öğrencilerin adreslerine gönderdi.

KAMU GÖREVLİLERİNE YÖNELİK BASKILAR

Konya eski milletvekili Prof. Dr. Mustafa Ünaldı, görev yaptığı Selçuk Üniversitesi'nden, öğrencilerine ve şahsına uygulanan çağdışı baskıları protesto ederek ayrıldı. Ünaldı dilekçesinde; geleneksel köylü kıyafeti içindeki ziyaretçilerin bile, sırf başları açık olmadığı için engellendiğini, yönetim tarafından sürekli olarak haksız uygulamalara muhatap edildiğini belirten Prof. Dr. Ünaldı, böyle bir ortamda bilimsel çalışma yürütmenin ve başarılı sonuçlar almanın imkansız olduğunu vurguladı.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın, 22.07.2001 tarihinde ÖDYM'ye yaptırdığı Okul ve Kurum Yönetici Adayları Hizmetçi Eğitim Sonu Değerlendirme Sınavı'nda yaşanan kanun ihlaline mahkeme 'dur' dedi. Bu sınavda, Bostancıoğlu'nun ideolojik kıyımına uğrayan muhafazakar kimliği ile tanınan Yusuf İpekli isimli personele, yasalara aykırı olarak taban puan verilmediği bizzat Ankara 5. İdare Mahkemesi tarafından tescil edildi. Mahkeme, Bakanlığın söz konusu sınavdan önce yaptığı iki sınavda bütün adaylara taban puan uygulamasına gitmesine karşılık Yusuf İpekli'nin bu puandan mahrum bırakıldığının tespit edildiğini belirterek, bunun eşitlik ilkesine aykırı olacağı gerekçesi ile yürütmenin durdurulması kararına vardı...

GAYRİMÜSLİMLERE YÖNELİK BASKILAR

Ankara Emniyet Müdürlüğü, bir istihbaratı değerlendirerek Çankaya semtinde bulunan Kurtuluş Kilisesi'nin "ihtida" belgesi düzenleyerek bazı vatandaşların din değiştirmesini sağladığını tespit etti. Yapılan araştırma sonucu Fuat I. ve Zafer I. adlı kişilere kilisenin vaftiz töreni düzenledikten sonra ihtida belgesi verdiği belirlendi. Bu belgelerle, söz konusu kişilerin nüfus müdürlüklerine başvurarak dinlerini Hıristiyan olarak tescil ettirdikleri tespit edildi. Kurtuluş Kilisesi'nin bu tür belge düzenleme yetkisi olmadığını belirleyen Ankara Emniyeti, İçişleri'ne gönderdiği yazıda Kurtuluş Kilisesi'nin misyonerlik faaliyeti yürüttüğünü ifade etti.

GÖZALTILAR

İstanbul Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi Müdür Vekili Efekan Sürer'le görüşmek isteyenlerden 7 öğrenci ve 2 veli gözaltına alındı.

Kütahya Emniyet Müdürlüğünün bazı evlerde yaptığı aramalarda, evlerde bulunan 11 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanların hiçbir gerekçe gösterilmeden Terörle Mücadele Şubesinde tutulması ailelerin itirazlarına neden olurken avukatlarında görüşme isteklerinin de kabul edilmediği öğrenildi. Yine Kütahya'da Selam/Tevhid grubuna yönelik operasyonda, Coşkun U., Selahattin Ü., Mehmet Y., Hasan S., Rıfat A., Serhan D. Ve Tahsin Ç. gözaltına alındılar.

Bursa Demetevler Mahallesi'nde Bayram Sütçü isimli bir vatandaşa ait evde, toplu olarak zikir yaptıkları ileri sürülen 23 kişi, Yıldırım Jandarma Komutanlığı'na bağlı ekipler tarafından gözaltına alındılar.

Kayseri Gevher Nesibe Mahallesi'nde Kurşunlu Camii önünde camiden çıkan kişilere dini telkinlerde bulunan 'İslami Tebliğ Cemaati' üyesi Süleyman D., Zekeriya B., Osman K., Hasan Ç., Hüseyin Ş. ve Mustafa U. gözaltına alındılar.
YARGILAMALAR

İstanbul Eyüp Anadolu İHL'de okul önlerinde hak arayışında bulunan öğrencileri gözaltına alan polisler, 'Öğrencileri okula yaklaştırmıyorduk. İstanbul Valisi Erol Çakır'ın genelgesiyle okulun bahçe duvarına 100 metre mesafede güvenlik çemberi oluşturuyorduk' şeklinde ifade verdi. 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet ettikleri iddiasıyla haklarında dava açılan Eyüp Anadolu İHL'den 30 öğrenci ve bir öğrenci velisi ile ÖNDER Temsilcisi Taha Ün'ün duruşması Eyüp 3. Asliye Ceza Mahkemesinde yapıldı. Sanık avukatlarından Hukukçular Derneği Başkanı Hüsnü Tuna ve Yasin Şamlı ile İstanbul Barosu'ndan 5 avukatın katıldığı duruşmada 19 Mart 2002 tarihinde öğrenci ve velileri gözaltına alan polislerin ifadesi alındı.

Kanunen bir yasak olmamasına rağmen üniversitelerde ve İmam Hatip Liselerinde başta olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarında uygulanan başörtüsü yasağının yasalara aykırı olduğunu her fırsatta dile getiren Mustafa Başoğlu, başörtüsü yasağına gösterdiği bu tepkilerden dolayı "halkı kanuna itaatsizliğe tahrik etmek" suçlamasıyla Türk Ceza Kanununun 312/1'inci maddesi uyarınca yargılanıyor. Başoğlu hakkında 6 aydan iki yıla kadar hapis talep ediliyor.

Milli Eğitim Bakanlığı, açtığı "yurtdışında görevlendirilecek öğretmenlerin seçimine ilişkin yeterlilik ve mülakat sınavı" nda başarılı olarak Suudi Arabistan'ın Riyad şehrinde görevlendirilme hakkı kazanan İlhami Kurt, güvenlik soruşturması sonrası "aşırı dinci olduğu" ve "eşinin başı kapalı olması" gibi sebeplerle bu hakkından mahrum bırakmıştı. Bunun üzerine, Ankara'nın Kazan İlçesi Atatürk İlköğretim Okulu'nda öğretmenlik yapan İlhami Kurt, sınavla elde ettiği "yurtdışında görevlendirilme" hakkının, güvenlik soruşturması sebebiyle iptal edilmesi ve yürütmenin durdurulması talebiyle yargıya başvurdu. Mahkeme, Bakanlığın gerekçe olarak gösterdiği "Aşırı dindardır. Eşi tesettüre uygun giyinmektedir" gerekçelerinin somut bir delil olmadığını belirterek, bunların hukuki delil olarak davacı Kurt aleyhine kullanılmasının hukuk devleti ilkesine aykırı düştüğü kanaatine vardı ve Bakanlığın kararını durdurdu. Ankara 8. İdare Mahkemesi'nin kararında şunlar kaydedildi: "Mahkememizin ara kararı ile davacının, Cumhuriyetin temel niteliklerine ve laiklik ilkesine aykırı tutum ve davranışları bulunup bulunmadığı, bu konuda ilgili hakkında bir tespit ve takibat yapılıp yapılmadığı davalı idarede sorulmuş, alınan cevapta gizli ibaresi bulunan ve istihbari nitelikte olan bu bilgilerin hukuki bir delil olarak kullanılamayacağı belirtilen 10.9.1999 günlü belgede 'çevresinde aşırı dindar biri olarak tanındığı ve eşinin tesettüre uygun olarak giyindiği' şeklinde bilgi mevcut olduğu bildirilmiştir. İstihbari nitelikteki güvenlik soruşturması raporlarının başkaca somut belge ve bilgi ile doğrulanmadıkça tek başlarına hukuki delil olarak ilgililer aleyhine kullanılmaları hukuk devleti ilkesine aykırı düşer."

ÖĞRENİM ÖZGÜRLÜĞÜ

Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferit Bernay, mahkemenin suçsuz bulduğu 110 öğretim üyesine ceza yağdırdı. Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nde görevli 110 öğretim üyesi, iki yıl önce yapılan rektörlük seçimlerinde destekledikleri eski rektör Prof. Dr. Osman Çakır'ın 297 oy almasına karşılık, sadece 71 oy alan Prof. Dr. Ferit Bernay'ın Cumhurbaşkanı Sezer tarafından göreve atanmasını Atatürk Anıtı önünde protesto etmeleri üzerine, aralarında profesör ve doçentlerin de bulunduğu öğretim elemanlarıyla ilgili soruşturma yargıya intikal etti. Öğretim elemanları, izinsiz gösteri suçlamasıyla haklarında Samsun 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nde açılan davada yargılandı. Mahkeme bir ay önce verdiği kararda, "Eylemin suç olarak gerçekleşmediği" gerekçesiyle 110 kişinin de beraatına hükmetti. Samsun 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin öğretim üyeleri için verdiği beraat kararını temyiz eden Rektör Bernay, bir yandan da haklarında idari soruşturma açtırdığı öğretim üyelerine ceza yağdırma yolunu tercih etti. Protesto eylemine katıldıkları gerekçesiyle haklarında disiplin soruşturması açılan 110 kişiden, öğretim üyesi olan 9'una, YÖK Disiplin Yönetmeliği'ne göre 1/8 oranında 'maaş kesimi' cezası, 101 öğretim elemanına da uyarı cezasının uygun bulunduğu tebliğ edildi.

Kredi ve Yurtlar Kurumu'na bağlı İnciraltı Atatürk Öğrenci Yurdunda, Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi öğrencisi Cem Erol üç saat boyunca yurt odasında işkenceye maruz kaldı.

Üniversitelerin özelleştirilmesinin önünü açan YÖK Yasa Tasarısı, Meclis Genel Kurulu'na gönderilirken, "katkı payı" adı altında öğrencilerden yüksek meblağlarda paralar alınıp, ödeyemeyen öğrenciler "zorunlu borçlandırılacak". Borcunu ödemeyen öğrencilerin ise, tasarıya son anda eklenen bir hüküm ile kayıtları yenilenmeyecek.

Çukurova Üniversitesi, anadilde öğrenim veya Kürtçe seçmeli ders talebi için rektörlüklere dilekçe veren 1037 öğrenciden 200'ünün soruşturmasını tamamladı. Üniversite, 21 öğrenciye okuldan atılma, 66 öğrenciye bir dönem uzaklaştırma, 100'ü aşkın öğrenciye de kınama ve uyarı cezası verdi. Diğerleriyle ilgili soruşturma sürüyor.

Kürtçe'nin seçmeli ders olarak okutulması amacıyla dilekçe verdikleri için okuldan atılan İstanbul Üniversitesi (İÜ) öğrencileri, rektörlük hakkında "görevini kötüye kullandığı" gerekçesiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu.

Niğde Üniversitesinde 20 öğrenci, "Yedinci Gündem okuyup, Medya TV izlediği, Kürtçe kaset ve CD bulundurduğu, Eğitim-Sen'in toplantılarına katıldığı ve HADEP'li gençlerle konuştuğu" için okuldan uzaklaştırıldı.

Öğrenci velisi Kazım Bozan, Diyarbakır merkez ilçeye bağlı Yolaltı Köyü İlköğretim Okulu'nda beşinci sınıfta okuyan oğlu Mücahit Bozan'ın iki zayıfı bulunduğu için sınıfta bırakıldığını belirterek, oğlunun sınıfta kalmaması için, okul yönetimi ve Milli Eğitim Müdürlüğü'ne yaptığı bütün müracaatlarının başarısız kaldığını söyledi.

İstanbul Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde yaklaşık yüz öğrenciye tasdikname verildi.

ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ

F tipi cezaevleriyle ilgili görüş açıkladıkları için haklarında dava açılan ve aldıkları 3'er yıl 9'ar aylık hapis cezaları Yargıtay tarafından bozulan tüm Yargı-Sen yöneticilerinin, Ankara 1 No'lu DGM'de yargılandıkları dava beraatle sonuçlandı.

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNE YÖNELİK BASKILAR

İHD Bingöl Şubesinin düzenlediği Uçurtma, Çocuk ve Çevre Şenliği engellendi. Valilik iznine rağmen emniyet yetkilileri İHD'nin oluşturduğu şenlik alanındaki platformları sökerek, şenliğin çalılıkların bulunduğu dar bir alanda yapılmasını istedi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Türkiye Sosyalist İşçi Partisi'nin (TSİP) kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesinde dava açtı.

Göç Edenler Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği (GÖÇ-DER)'in "Göç Haftası" kapsamında düzenlemek istediği etkinlikler yasaklandı. GÖÇ-DER'in "Geri Dönüş" adıyla Van'da gerçekleştirmek istediği mitinge izin verilmedi. GÖÇ-DER tarafından İstanbul'da Esenyurt Rıfat Ilgaz Anfi Tiyatrosu'nda düzenlenmesi planlanan "Göç Mağdurlarıyla Buluşma Şöleni" ise Esenyurt Bölge Jandarması ve Esenyurt Kaymakamlığı'nca hiçbir gerekçe gösterilmeksizin yasaklandı.

HADEP tarafından başlatılan "Türkiye'nin Demokratikleşmesi İçin Bir İmza" kampanyası Van, Diyarbakır ve Ankara'da yasaklandı.

Göç Edenler Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği (Göç-Der)'in "köyleri ve gönülleri yeniden onaralım" adıyla, 23 Haziran 2002 tarihinde İstanbul Şişli Abide-i Hürriyet Meydanı'nda düzenlenmek istediği miting yasaklandı. Yasağa gerekçe olarak ise 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu gösterildi. Öte yandan derneğin merkez binası da basıldı. Dernekte bulunan 4 kişi gözaltına alındı, miting için hazırlanan pankartlara el konuldu.

HADEP'in açtığı "Demokratik Türkiye İçin Bir imza" kampanyasına izin vermeyen Van Sulh Ceza Mahkemesi, "Demokratik Türkiye" kampanyasını da yasakladı. Van Sulh Ceza Mahkemesi 26 Haziran tarihinde aldığı kararla, bu dilekçelerin 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 81 ve 83. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle ikinci kez yasaklama kararı verdi.

Çocukları H.T ve Ferdi Denizhan'dan haber alamayan Tosun ve Denizhan aileleri gittikleri karakolda "çocuklarınız dağa gönderilmek için HADEP tarafından kaçırıldı" yanıtı alınca HADEP Bursa Yıldırım İlçe Örgütü'ne saldırdı. Olaylardan sonra aralarında HADEP Bursa İl Başkanı Hamdullah Yılmaz'ın da bulunduğu 7 HADEP'li ile iki genç gözaltına alındı. Ancak gençlerin mahkemede verdiği ifadelerle, polisin HADEP'lileri bilinçli olarak hedef gösterdiği ileri sürüldü.

29.01.2002 tarihinde dernek binasında Mini Demokrasi Paketi ile ilgili yapılan basın açıklamasına ilişkin 2908 sayılı Kanunun 44 ve 82. Maddelerine muhalefet ettikleri gerekçesiyle İHD'ye açılan dava, duruşmaya katılmayan sanıkların dinlenilmesi için 24.09.2002 tarihine ertelendi.

SIĞINMA HAKKINA YÖNELİK İHLALLER

İzmir Karaburun Çukurköy mevkiinde Irak uyruklu oldukları ve Yunanistan'a geçme hazırlığı yaptıkları belirlenen 35; Seferihisar ilçesi açıklarındaki Kınalıada da 41 kişi yakalandı.

Yunanistan ve Bulgaristan'a geçmek isteyen 54 Irak, 52 Afganistan, 42 Pakistan, 19 Bangladeş, 18 Filistin, 10 Sierra Leone, 8 Cezayir, 4 Fas, 3 Türk, 2 Somali, 2 Tunus ve 1 Nijerya uyruklu olmak üzere toplam 215 kişi yakalandı.

Edirne'nin İpsala sınır kapısında, TIR'daki yükler arasına gizlenerek yurtdışına çıkış yapmak isteyen yabancı uyruklu 44 kişi yakalandı.

Muğla Marmaris'te yasadışı yollardan Yunanistan'a geçmek isteyen 14 yabancı uyruklu ile kendilerine yardımcı olduğu düşünülen 1 Türk yakalandı.

Edirne'nin İpsala ilçesinde kaçak olarak Yunanistan'a girmek isteyen kimliksiz ve pasaportsuz 25 Pakistan ve 2 Hindistan vatandaşı toplam 27 kişi yakalandı.

Yurtdışına kaçma girişiminde bulunan 34'ü yabancı uyruklu 232 kişi Marmaris'te yakalandı. Jandarma ekiplerin Marmaris'e bağlı Söğütköyü İntepe mevkiinde, Yunan adalarına kaçmaya çalışan biri Türk 11'i İranlı olmak üzere 12 kişi yakalandı. İçmeler ve Hisarönü sahilinde ise 220 kişi daha yakalandı. Yakalananların 198'inin Türk, 34'ünün de İran, Irak ve Filistin uyruklu oldukları tespit edildi. Olayla ilgili 12 kişi gözaltına alındı.

Edirne'de yapılan kontrollerde, yasadışı yollardan Yunanistan'a gitmek isteyen 38'i yabancı 41 kişi ile bunlara kılavuzluk eden 4 Türk gözaltına alındı.

İzmir'in Urla ilçesinde yasadışı yolla yurtdışına çıkma hazırlığı yaptıkları bildirilen 68 kişi; Çeşme'de ise 2 Türk vatandaşı yakalandı.

İstanbul Ambarlı Limanı'nda, İtalya'ya Ro-Ro seferi düzenleyecek olan bir TIR'ın dorsesinde Irak uyruklu 10 kaçak yakalandı, TIR sürücüsü de gözaltına alındı.

Edirne'nin İpsala ve Meriç ilçelerinde ise Yunanistan'a gitmek isteyen 99 yabancı uyruklu ile bu kişilere kılavuzluk yaptığı belirlenen 2 Türk gözaltına alındı.

Öte yandan kaçak olarak Yunanistan'a geçen 8 Türk de, Türkiye'ye geri gönderildi.

Edirne'de, yılın ilk beş ayında, 1942 kaçak ele geçirilirken, geçen yılın ilk 5 ayına göre sınırda yakalanan kaçak sayısının yüzde 50 oranında azaldığı bildirildi. Edirne İl Jandarma Komutanlığı yetkilileri, yasadışı yollardan sınırı geçmek isterken yakalanan yabancı uyrukluların sayısında geçtiğimiz yıla göre yüzde 50 oranında azalma olduğunu belirttiler.

İzmir'in Menderes ilçesinde, kimliği belirlenemeyen bir kişinin cesedi sahile vurdu. Deniz Pınarı mevkiine giden jandarma ekipleri, sahilde bir erkek cesediyle karşılaştı. Yapılan incelemede üzerinde kimlik bulunamayan cesedin, yurtdışına çıkma girişiminde bulunan mültecilerden birine ait olduğu tespit edildi.

İzmir'in Çeşme ilçesinde, yasadışı yollardan Yunanistan'a geçme hazırlığı yapan Türkmenistan uyruklu 4 kaçak yakalandı.

Suriye'den Türkiye'ye girmeye çalışan iki kaçak, güvenlik güçlerince açılan ateş sonucu öldürüldü. Hatay'ın Yayladağ İlçesinin Aslanyazı Köyü'nün sınır bölgesi üzerinden Türkiye'ye giriş yapmak isteyen beş kişi, güvenlik güçlerince fark edildi. Kaçaklar "Dur" ihtarına uymayınca, güvenlik güçleri ateş açtı. Bangladeş uyruklu 23 yaşındaki Sıllıh Peder ile soyadı belirlenemeyen 28 yaşındaki Cahır öldü. Diğer Bangladeşli kaçaklar Musiyar Rahman, Abdurraaf Tazel İslam ile soyadı belirlenemeyen Cihlurahman gözaltına alındı.

Yasadışı yollardan Yunanistan'a kaçak götürmek isteyen taksi sürücüsü, devriye aracını görüp paniğe kapılınca aracı takla attı. Kazada, sürücü ve bir Afgan öldü, 4 Afgan ise yaralandı.

İzmir ve Muğla'da, Sahil Güvenlik tarafından gerçekleştirilen operasyonlarda, Yunanistan'a geçmek isteyen 76 göçmen gözaltına alındı. Çeşme Boğazadası mevkiinde, kaçakların bulunduğu üç şişme bot olduğu belirlenince botlardaki 10 kişi, polise teslim edildi. Seferihisar Sığacık açıklarında da, içinde 43 göçmen bulunan Yunan bayraklı "Asina" teknesi, Sahil Güvenlik botu tarafından kıyıya çekildi. 43 göçmen ve tekne görevlileri gözaltına alındı. Bodrum açıklarında da, "Yunus Reis" isimli teknede, Yunanistan'ın İstanköy (Kos) Adası'na kaçmak isteyen 23 göçmen gözaltına alındı.

Edirne'de yasal olmayan yollardan sınırdan geçmek isterken gözaltına alınan 79 yabancı uyruklu kişi, sınır dışı edilmek üzere Habur Sınır Kapısı'na gönderildi.

Bodrum'dan Yunanistan'ın Kos Adası'na kaçak insan taşıyan balıkçı teknesinin batması sonucu 6 kişi yaşamını yitirirken 10 kişinin de kayıp olduğu bildirildi. Batan tekneden 6 kaçak kurtulabildi.

Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Feyzullah Arslan, Türkiye'nin insan kaçakçılığı konusundaki suçlamaların aksine görevini yerine getirdiğini savundu. Arslan son 7 yılda 346 bin kaçağın yakalandığını açıkladı. "Kimsenin bu konuda Türkiye'yi itham etmeye hakkı yok" diye konuşan Feyzullah Arslan, insan kaçakçılığı konusunda hedef ülkelerin Türkiye'ye yardımda bulunması gerektiğini söyledi.

ÇALIŞMA YAŞAMINA YÖNELİK İHLALLER

Balıkesir Valiliği'nin Manyas ilçesinde düzenlediği temel atma ve açılış törenlerine katılmayan İlçe Milli Eğitim Müdürü Necdet Gündüz, açığa alındı. Balıkesir Valiliği, Vali Utku Acun'un katıldığı, aralarında okullarında bulunduğu açılış ve temel atma törenlerine katılmayan Gündüz'ün açığa alınmasını ve hakkında soruşturma başlatılmasını kararlaştırdı.

ÖLENLER

İçel'in Tarsus İlçesi Yeşil Mahallesinde kanalizasyon su sızdırmazlık testi yaparken kanalizasyon kuyusunda oksijen yetersizliğinden zehirlenen işçiler Savaş Avcı (37), Ali Doğan (22) ile Musa Hocaoğlu (25); İstanbul Ümraniye İMES Sanayi Sitesinde Emek Döküm adlı atölyede içinde kimyasal madde bulunan bidonun, henüz belirlenemeyen bir nedenle patlaması sonucu Satı Coşkun (30) adlı işçi; Ambarlıda bulunan Kumcular Limanı'nda ARKAS'a bağlı taşeron şirket Murat İnşaat Gümrükleme Şirketi bünyesinde hamal olarak çalışan Nafız Akdağ isimli işçi, üzerine iş makinesi düşmesiyle ve liman işçisi Adem Yeşiloğlu yük kamyonunun çarpması sonucu; Konya'nın Beyşehir İlçesi'ne bağlı Doğanbey Beldesi'nde inşaattan düşen işçi Mustafa Eser(43) öldü.

İŞTEN ATILANLAR

Kuzey Kıbrıs'taki Bank-Sen, Ziraat Bankası'nda 24 KKTC uyruklu personelin görevine son verildiğini açıkladı.

SAĞLIK

Muayene olmak için randevu alarak Osmaniye'deki SSK İstanbul Eğitim Hastanesi Polikliniklerine giden fakat Türkçe bilmediği için derdini yakınları aracılığıyla anlatmaya çalışan Zekiye Kılıvan doktor tarafından muayene edilmedi. Doktor, Kılıvan'a ve yanındakilere 'Niye ikinci dil konuşuyorsunuz?' diye çıkıştı ve 'Memleket sizin yüzünüzden bu hale geldi' diyerek muayene etmeden reçete yazıp yolladı.

İzmir'de, SSK Tepecik Hastanesi'nde 13 gün önce bağırsak ameliyatı geçiren ve kanser olduğu belirlenen 71 yaşındaki Süleyman Deligül, hastanedeki tedavisi tamamlandığı gerekçesiyle, ambulansla Karşıyaka'daki bir oto yıkama servisine bırakıldı. Sondalar ve hastane önlüğü ile oto yıkama servisine bırakılan Deligül, hastane yetkililerinden şikayetçi oldu. Yaşlı adam, polisin devreye girmesiyle tekrar hastaneye kaldırıldı. Tepecik SSK Hastanesi Başhekim Yardımcısı Faik Urbalı, hastanın sokağa bırakılmadığını, isteği üzerine evi olarak verdiği adrese ambulansla gönderildiğini söyledi.

Yaşlı kadın yetersiz beslenmekten hayatını kaybetti. Gaziantep'te sokakta yaşayan 65 yaşındaki Elif Çoban, yetersiz beslenmekten dolayı öldü.

Rahim ve mesane kanseri tedavisi gören ve aynı zamanda böbrek yetmezliği yüzünden diyaliz makinesine bağlanması gereken 71 yaşındaki Medine Bircan, sağlık raporunda başı açık fotoğraf olmadığı için İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bölümünde dışarıda da tedavi görebilmesi için gerekli raporu alamadan vefat etti.

Kahramanmaraş'ın Afşin İlçesinde yaşayan berber Lütfü Somun, Balcacı Eğitim Hastanesi'nde ölen çocuğunun cesedini 5 milyarlık senet karşılığında alabildi.

YARGI HABERLERİ

Ankara 8. İdare Mahkemesi, Eğitim-Sen'in açtığı davada, Ankara Emniyetindeki 'Telekulak Çetesi'nin yargıdan alınmış bir izin olmaksızın Eğitim-Sen Genel Merkezini dinledikleri gerekçesiyle İçişleri Bakanlığını sendikaya 500 milyon lira manevi tazminat ödemeye mahkum etti.

Fatih Adliyesi'nde görevli polis memurları Recep Memiş ve Mehmet Bakırtaş, otomobiliyle Adliyenin otoparkına girmek isteyen Hakim Orhan Sezgin'i tanımayınca suçüstü hükümlerine göre hemen mahkemeye çıkarılıp tutuklandılar. Daha sonra kefaletle serbest bırakılan polis memurları Recep Memiş ve Mehmet Bakırtaş'a 1'er yıl hapis cezası verildi. İki yıl süren yargılama sonunda polislerden Memiş ayrıca 1 yıl memuriyetten men cezasına çarptırıldı.

Kürtçe'nin seçmeli ders olarak verilmesi için başlatılan kampanya sonrasında İstanbul Üniversitesi'nde öğrencilere verilen cezalar İstanbul 4. İdare Mahkemesi tarafından durduruldu. Mahkeme kararında taleplerin dilekçe verilerek belirtilmesinin suç olmadığı vurgulandı.

Danıştay, Anayasada yer almayan bir yönetim biçimini süresiz ve denetimsiz olarak sürdürme olanağı sağlayan ve bu yönetime Anayasal kurumların yetkilerini devreden Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezi Yönetmeliği'nin iptali davasını reddetti. Danıştay 10. Dairesi, "İstanbul Barosu'nun menfaat ilgisi olmadığından dava açma ehliyeti bulunmamaktadır" diyerek davayı kabul edilemez bulmuştu. İstanbul Barosu'nun temyiz istemini görüşen Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu da, Avukatlık Kanunu'nu hiçe sayarak Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezi hukuksuzluğuna onay verdi. İstanbul Barosu Genel Sekreteri Ali Saydı, hukukun üstünlüğünü savunma ve korumada baroların yetkilerinin yok sayıldığını dile getirdi.

Sanatçı Hülya Avşar, Türk bayrağına hakaret ettiği iddiasıyla hakkında yapılan şikayet üzerine İstanbul Emniyeti Güvenlik Şube Müdürlüğü Basın Yayın Bürosu'nda yaklaşık 15 dakika ifade verdi.

İdare Mahkemeleri, üniversite yönetimlerinin Kürtçe öğrenim talebiyle dilekçe veren öğrencilere uyguladığı cezalara ilişkin yürütmeyi durdurma kararı verdi. Dilekçe vermenin anayasal bir hak olduğunu hatırlatan İstanbul, Van ve Adana İdare Mahkemeleri, üniversitelerin olayı objektif değerlendirmediğini hükmetti. İstanbul İdari Mahkemesi, Kürtçe eğitim talebiyle dilekçe verdikleri için öğrenim gördükleri okullardan atılma da dahil çeşitli disiplin cezaları alan 25 öğrencinin başvurusunu inceledi. Dilekçelerin ceza ve disiplin hukuku bakımından suç niteliği taşıyan herhangi bir ifade içermediğini belirten mahkeme, yürütmeyi durdurma kararı verdi. Kararda şöyle denildi: "Öğrencilerin söz konusu dilekçeyi idareye verirken, herhangi bir şiddet veya protesto eylemine başvurmadıkları, öğrencilerin bilim kültür ve özgürlük ortamı olduğu tartışılmaz olan üniversitenin bir üyesi olduğu ve eylemin bir kamu kurumundan anayasal ve yasal dilekçe hakkını kullanarak, 'bir istemde bulunma' fiili olduğu anlaşılmıştır". Van İdare Mahkemesi de, Van Yüzüncü yıl Üniversitesinde bir hafta ile bir ay arasında değişen sürelerle okuldan uzaklaştırma cezası verilen 38 öğrencinin açtığı davada yürütmeyi durdurma kararı verdi. Mahkeme, disiplin kurullarının sağlıklı ve objektif olmasının, kararı veren kurul üyelerinin olayı objektif değerlendirmeleriyle mümkün olduğunu belirttiği kararında, şu ifadeleri kullandı: "Disiplin soruşturmasıyla görevli kişi delilleri toplayıp, ilgilinin savunmasını aldıktan sonra kendi kanaatini de bildirir şekilde rapor hazırlar. Raporu hazırlayan kişilerin kurula katılarak oy kullanması disiplin hukukunda kabul edilmez." Antakya Mustafa Kemal Üniversitesi'nden atılma ve uzaklaştırılma cezaları olan 200'den fazla öğrencinin dava açtığı Adana 1. ve 2. İdare Mahkemeleri de soruşturmayı yürüten okul yönetiminin objektif davranmadığı sonucuna vardı. Öğrenciler için oluşturulan soruşturma heyetinde yer alan Prof. Dr. Hayrettin Ocakverdi'nin aynı zamanda öğrencilere ceza veren disiplin kurulunda yer aldığını belirten mahkeme heyeti "Aynı kişinin hem soruşturma hem de disiplin kurulunda yer alması objektiflikle bağdaşmaz" dedi.

İçişleri Bakanlığı, Ankara Emniyet Müdürlüğü'ndeki "tele kulak çetesinin" neden olduğu tazminat davalarında kaybettiği paraları çeteden tahsil edecek. Bugüne kadar bağlanan 26.5 milyar liralık tazminat, tele kulak çetesindeki polislerin maaşından kesilecek. Ankara Emniyet Müdürlüğü'nde 1999 yılında patlak veren "tele kulak skandalının" mağdurlarından 77'si, İçişleri Bakanlığı aleyhine dava açtı. Ankara İdare Mahkemeleri, yasa dışı olarak telefonları dinlenen kişilerin açtığı bu davalardan 16'sında bakanlık aleyhine karar verdi. Yargıtay'ca da onanıp kesinlik kazanan bu kararlara göre, Yargıtay 8. Ceza Dairesi Başkanı Mehmet Naci Ünver 7.5 milyar, Fevzi Coşkun 3 milyar, Hakan Tekin, Hasan Arslan ve Celal Sancar 2'şer milyar lira manevi tazminat kazandı. İdare mahkemeleri, İçişleri Bakanlığı'nı; HADEP, Hora Dış Ticaret ve Pazarlama A.Ş., Coşkun Sakarya, Nuray Akkol, Ünal Akyürek, Kaya Karacan, Mehmet Günhan, Fuat Allahverdi ve Suzan Karakadıoğlu'na birer milyar, Oğuz Dikmen ve Sultan Özer'e de 500'er milyon lira tazminat ödemeye mahkum etti. Böylece, tele kulak skandalı dolayısıyla İçişleri Bakanlığı toplam 26.5 milyar lira manevi tazminata hüküm giymiş oldu.

Danıştay 10. Dairesi, Sinema, Video ve Müzik Eserleri Denetleme Kurulu'nun, "Büyük Adam, Küçük Aşk" filminin, "Eser İşletme Belgesi"nin iptaline ilişkin kararının yürütülmesini durdurdu.

İstanbul Küçükarmutlu'da polis tarafından düzenlenen bir operasyonda yanarak ölen 4 kişinin "kurşunla öldüklerini" söylediği gerekçesiyle avukat Behiç Aşçı aleyhine açılan dava, Adalet Bakanlığı'ndan izin alınmadığı gerekçesiyle durduruldu.

YÖK'ü protesto eden öğrenciler ile öğrencilere destek veren EMEP Ankara İl Başkanı İbrahim Akkaya'nın "Toplantı Gösteri Yürüyüş Yasası'na muhalefet ve polise mukavemet etmek" suçlamalarıyla yargılandığı dava Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nde başladı.

AİHM

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), yazar Eşber Yağmurdereli'nin yaptığı şikayet başvurusunda, Türkiye'yi maddi tazminat ödemeye mahkum etti. AİHM, Yağmurdereli'nin 1996 yılında yaptığı şikayet başvurusuyla ilgili olarak, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin adil yargılanma hakkıyla ilgili 6. maddesini ve ifade özgürlüğü ile ilgili 10. maddesini ihlal ettiği görüşüne vardı. Karar uyarınca Türkiye, mahkeme masrafları da içinde olmak üzere Yağmurdereli'ye toplam 11 bin 500 Euro ödeyecek.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kapatılan Demokrasi Partisinin (DEP) 13 eski milletvekilinin açtığı davada, Türkiye'ye tazminat cezası verdi. AİHM, Anayasa Mahkemesi tarafından alınan partiyle ilgili kararların, seçilme ve milletvekilliğini icra etme hakkıyla uyuşmadığına karar vererek, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin serbest seçilme hakkıyla ilgili 1. protokolünün 3. maddesini ihlal ettiği kararına vardı. Mahkeme bu madde haricindeki başvuruları ayrı olarak incelemeyi gereksiz gördü. Bir parti bünyesinde sadece hareket ve görüşleriyle partinin kapatılmasına neden olan kişilerin milletvekilliğinin düşürülebileceğini hatırlatan mahkeme, DEP'i kapatmanın ve parti üyelerine parlamenter haklarını yasaklamanın ağır bir ceza olduğu kararına vardı. Türkiye, milletvekillikleri düşen 13 kişiye, mahkeme masrafları dahil 669 bin Euro tazminat ödeyecek. 16 Haziran 1994'te Anayasa Mahkemesi'nin DEP'i kapatmasının ve 13 milletvekilinin tutuklanmasının ardından Leyla Zana, Hatip Dicle, Selim Sadak, Ahmet Türk'ün de bulunduğu 13 DEP'li milletvekili, AİHM'ye başvurarak AİHS'nin yargılanmadan cezalandırma (7.madde), düşünce ve fikir özgürlüğü (9. madde), ifade özgürlüğü (10. madde), ayrımcılığın yasaklanması (14. madde), dernek kurma özgürlüğü (11. madde) ve seçilme özgürlüğünü (1. Protokolün 3. maddesi) ihlal ettiğini savunmuşlardı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), "2. Manisa Davası" olarak bilinen ve 23 gence işkence yapılmasına ilişkin davayı esastan görüşme kararı aldı. AİHM, davayı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)'nin "işkence yasağını" düzenleyen hükmünün ihlali açısından inceleyecek. Bir buçuk aylık hamile olan ancak gördüğü işkence sonucu düşük yapan Devrim Öktem'in de aralarında bulunduğu 23 genç 6 Şubat 1996 tarihinde Bağcılar'da polisin düzenlediği bir operasyon sonucu yakalandılar. TKEP/Leninist adlı örgüte üye oldukları iddia edilen gençler İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü (TMŞ)'ne götürüldüler. O dönem yaşları 15 ile 19 arasında değişen gençler 13 gün gözaltında kaldı. TMŞ'de yapılan işkence sonucu bir buçuk aylık hamile olan Devrim Öztem düşük yaptı. Karnına ve beline yoğun tekme darbeleri alan, falakaya yatırılan ve elektrik verilen Öktem, uzun yıllar tedavi görmek zorunda kaldı. Öktem, gördüğü işkencenin vücudunda yarattığı hasarlar nedeniyle ölüm tehlikesi atlattı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), İstanbul'un Ümraniye semtindeki çöplükte metan gazı sıkışması yüzünden meydana gelen patlamada yakınlarını kaybeden Maşallah Öneryıldız'ın yaptığı başvuruyla ilgili olarak Türkiye'yi suçlu buldu ve maddi tazminat ödemeye mahkum etti. İstanbul'un Ümraniye ilçesi Hekimbaşı semtindeki çöplükte, 28 Nisan 1993'te metan gazı sıkışması yüzünden meydana gelen patlamada, 39 kişi hayatını kaybetmiş ve çok sayıda ev zarar görmüştü. Strasbourg Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) mülkiyet hakkı ve yaşama hakkı ile ilgili maddelerinin ihlal edildiği görüşüne vararak Türkiye'nin, başvuruyu yapana mahkeme masrafları da içinde olmak üzere, 164 bin Euro ödemesini kararlaştırdı.

Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM), Karayolları Genel Müdürlüğü'nün 1990'lı yılların başında yol yapmak amacıyla kamulaştırdığı arazilerin bedellerinin geç ödenmesinden doğan maddi mağduriyet iddialarıyla ilgili olarak açılan 10 ayrı davada "dostane çözüme"gitti. Türkiye, "dostane çözüm" gereği, hakkında açılan 10 davayla ilgili olarak 64 kişiye yaklaşık 2.7 milyon Amerikan Doları ödeyecek. AİHM'ye başvuruyu yapanlar, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin, mülk hakkının korunmasını öngören 1. protokolünün 1. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdi.

Türkiye Elektrik Kurumu (TEK) Adana Müessese Müdürlüğü'nde elektrik mühendisi olarak çalışan Hasan Balıkçı'nın, kamu emekçilerinin sendikal hak istemiyle Türkiye genelinde gerçekleştirdiği bir günlük iş bırakma eylemine katıldığı için hakkında disiplin cezası verilmesi üzerine iç hukuk yollarına başvurmadan doğrudan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) yaptığı başvuru kabul edildi. AİHM'nin, Balıkçı'nın başvurusunu kabul etmesiyle birlikte, Türkiye'nin söz konusu kapsamdaki hukuksal yapılanmasını yeniden ele alması gerektiği bildirildi. Hasan Balıkçı, 20 Temmuz 1994 yılında sendikal hak istemiyle Türkiye genelinde düzenlenen bir günlük iş bırakma eylemine katıldı. Ardından, TEK tarafından disiplin yönetmeliği gereğince uyarı cezası verildi. Balıkçı, bunun üzerine doğrudan AİHM'ye başvurarak mağdur durumda olduğunu ve yapılan haksızlığın giderilmesini istedi. Balıkçı'nın avukatı Güney Dinç hazırladığı dilekçede, sözleşmenin 11/2. maddesiyle güvence altına alınan sendikal hakları özgürce kullanabilme hakkının ihlal edildiğini; disiplin cezasına karşın ulusal hukukta sözleşmenin 13. maddesine uygun etkili bir yol bulunmadığını; özel işlevlerin yanında çalışan işçilerin sendikal ve siyasal haklardan yararlanırken Balıkçı'nın kamuda çalışması nedeniyle bu olanaktan yoksun bırakıldığını, dolayısıyla ayrımcılık yapıldığını belirtti. Dinç, iç hukuk yollarına başvurmadan AİHM'ye gidilmesi ve verilen karara ilişkin şunları söyledi: " Başvurucunun temel hakları doğrudan ulusal yasalar eliyle ortadan kaldırılmıştır. Bir disiplin yaptırımı olan uyarı cezasına karşı, ulusal hukukta etkili iç başvuru ve yargı yolu bulunmamaktadır. Bu yollar, yasayla kapatılmıştır." 1994 yılında meydana gelen olaydan bir yıl sonra 1995 yılında yapılan başvurunun Uluslar arası İnsan Hakları Sözleşmesi hükümlerine dayandığını söyleyen Güney Dinç, AİHM'nin 21 Mayıs 2002 tarihli kararıyla verilen dilekçeyi kabul ettiğini açıklamasının, önemli bir gelişme olduğunu söyledi. Dinç, başvuru dilekçesinde örgütlenme özgürlüğünün ortadan kaldırılmak istendiğine ve verilen uyarı cezasına karşı iç hukuk yollarının tıkalı olduğuna değindiklerini belirterek şunları dedi: "Sözleşmeli personelin ve memurların sendikal haklarını yasaklayan ulusal mevzuattan bu konularda oluşabilecek uyuşmazlıkların tartışılabileceği etkili bir başvuru yolunun yokluğuyla ayrımcılıktan yakınarak karar verilmesini istedik. Balıkçı'nın hakları çiğnenen kişi konumunda olduğunu vurguladık. Herkesin, barışçıl nitelikli toplanma özgürlüğü ve çıkarlarını korumak için sendika kurma ve sendikaya üye girme hakkı dahil, başkalarıyla birlikte örgütlenme özgürlüğüne sahip olduğunu dile getirdik. Sendika kurma hakkı anayasal güvence altına alınmış olduğu gibi, adli yargı ve Danıştay kararlarıyla da tanınmaktadır. AİHM'ye başvuru dilekçesinde bu konuların üzerinde durduk."

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) iki ayrı davada dostane çözümle aldığı karara göre, Türkiye, toplam 2 milyon 600 bin euro (yaklaşık 4.2 trilyon lira) para cezası ödeyecek. Davalardan birisi köy yakma, diğeri ise devletin vatandaşlara para ödemeksizin topraklarını istimlak etmesine ilişkin. AİHM'de görülen, Tepecik Köyü'nün yakılması ve insanların hayatını kaybetmesine ilişkin ilk davaya göre Türkiye 142 bin euro (yaklaşık 230 milyar lira) para cezası ödeyecek. Sıddık Yaşa adlı bir kişinin karısını ve çocuğunu, 1992 yılında Tepecik Köyünde çıkan olaylarda kaybetmesinin ardından Türkiye aleyhine açtığı dava, dostane çözümle sonuçlandı. Davacıya göre, 1992 yılında, Tepecik adlı köyde PKK'ya karşılık veren köy korucuları, Sıddık Yaşa'nın evini yakarak, karısının ve çocuğunun ölümüne neden oldu. Korucular, köyde yaşayan diğer kişilerin de ölümüne ve yaralanmasına neden olurken, evleri de ateşe verdiler. Sonuç olarak Tepecikliler, ölülerini bile gömmeye fırsat bulamadan, köylerini terk etmek durumunda kaldı. Davalı, olayın hemen ardından Diyarbakır Savcılığı'na başvurduğunu, ancak bunun da sonuçsuz kaldığını iddia etti. Türkiye tarafı, AİHM'de, yaşananlardan dolayı üzüntü duyduğunu, çıkan olaylara ilişkin yeterli bir araştırılma yapılamadığını belirterek hatasını kabul etti. AİHM'de, devletin, topraklarını istimlak ettiği ve parasını ödemediği gerekçesiyle, 10 kişinin Türkiye aleyhine açtığı ikinci davada da dostane çözüm sağlandı. Buna göre Türkiye, topraklarını istimlak ettiğini kabul ettiği bu kişilere toplam 2 milyon 500 bin euro (yaklaşık 4 trilyon lira) para cezası ödeyecek.

İNSAN HAKLARI POLİTİKALARI

MGK Genel Sekreteri Orgeneral Tuncer Kılınç, "Seçimlerde İslamcı partilerin kazanması halinde askerin ikinci kez İslamcı bir Başbakanın gelişi ile ilgili deneyime girmeye hazır olup olmadığı" sorusuna şöyle yanıt verdi: "O zaman görürüz ama şimdiden şunu söyleyeyim ki, eğer İslamcı parti açık bir şekilde siyasette dini istismar etmezse aynı deneyimi tekrarlamayız. Daima fundamentalist İslamcılar için pusuda olacağız. Biz kamuoyu araştırmalarını takip etmekteyiz. Belki de İslamcıların geri dönmelerinin önüne duvar çekecek diğer partiler ittifak kurabilirler.

İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Nejat Arseven, "Kamu kurumları, eğitim ve öğretim kurumlarındaki kılık-kıyafet, başörtüsü ile ilgili düzenlemelerin temel hak ve hürriyetlere aykırı bir yönü bulunmamaktadır" diyerek yasağı savundu.

AKP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yakış, idam mahkumlarının cezasının ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrilmesi ve bu mahkumlara af yolunun kapatılması halinde idam cezasının kaldırılmasına destek vereceklerini söyledi.

Türkiye, 1972 yılında imzalanan "Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşmeyi" 30 yıl sonra, AB üyeliği sürecinde onayladı. Resmi Gazeteye göre Bakanlar Kurulu, 13 Ekim 1972 tarihinde New York'ta imzalanan, 3 Nisan 2002 tarihli ve 4750 sayılı kanunla onaylanması uygun bulunan sözleşmeyi Dışişleri Bakanlığı'nın tavsiyesi üzerine onayladı. Türkiye sözleşmeyi onaylarken 22. maddesine çekince koyarak uyuşmazlık durumunda Uluslararası Adalet Divanı'na gitme yolunu kapattı. Sözleşmenin 22. maddesi şöyle: "İki ya da daha fazla taraf devlet arasında bu sözleşmenin yorumlanmasını ya da uygulanmasını ilgilendiren ve görüşmeler ya da sözleşmede açıkça belirtilen yöntemler yoluyla çözümlenemeyen herhangi bir uyuşmazlık, taraflar bir diğer çözüm yolunda uzlaşmazlarsa uyuşmazlığa taraf devletlerden birinin talebiyle karar alınmasını teminen Uluslararası Adalet Divanı'na intikal ettirilir."

Terörden ve devletin terörle mücadelesinden vatandaşın uğradığı zarar, yine vatandaşın cebinden çıkacak. Terör Zararlarını Karşılama Fonu'nun gelirlerinin bir bölümü akaryakıt, talih oyunları, alkollü içki satışları, içki satış ve silah ruhsatlarından oluşturulacak. Avrupa Birliği'ne tam üyelik sürecinde üzerinde durulan düzenlemeler arsında yer alan 20 maddelik "Terör Ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun Tasarısı" çarpıcı düzenlemeler içeriyor. İnsan hakları ihlalleri nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nce (AİHM) verilen tazminatların bir kısmını bugüne kadar ödemekte zorlanan Türkiye, tasarıyı yasallaştırarak hem AİHM önüne giden dava sayısını azaltmak, hem de bu yolu kullanmayan mağdurların zararlarının tazminini planlıyor. Tasarı, hem "Terörle Mücadele Kanununun 1, 3 ve 4. maddeleri kapsamına giren eylemlerden, hem de "terörle mücadelede tedbirlerden zarar gören gerçek ve tüzelkişiliklerin her türlü maddi zarar ve ziyanlarının sulhen karşılanmasını öngörüyor.

Emekli Yarbay MİT görevlisi Korkut Eken'in Susurluk davasından hüküm giymesiyle, "Her şey bilgimiz dahilindeydi" diye açıklama yapan altı emekli paşadan Cumhur Evcil ve Atilla Kurtaran, Bağcılar Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, "Suçu övmek" iddiasıyla yürütülen soruşturmada ifade verdi.

İçişleri Bakanlığı, belediye başkanlıklarına gönderdiği bir genelgeyle, bütün personele zorunlu "din ve laiklik" eğitimi verilmesini istedi. İstanbul Büyükşehir Belediyesinde de bu kapsamda altı aydan beri personele mecburi "laiklik" eğitimi verildiği öğrenildi. İçişleri Bakanlığı'nın talimatıyla İstanbul Valiliği Özel Kalem Müdürlüğü'nün 21.11.2001 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı'na gönderdiği genelgede, personele verilecek eğitimin "bölücü ve irticai faaliyetlere karşı mücadele kapsamında titizlikle uygulanması" istendi. Genelgenin, 28 Şubat kararlarının ardından İçişleri Bakanlığı'nın 13.07.1998'de aldığı kararların takibi amacıyla yayımlandığı belirtilirken, verilen eğitimle ilgili olarak tüm belediyelerden her ay rapor istendi.

TBMM Başkanvekili Murat Sökmenoğlu, İ.Ü. Çapa Tıp Fakültesi'ne başörtülü fotoğrafın yer aldığı sağlık karnesi ile başvurduğu için tedavi edilmeyen Medine Bircan'ın ölümüne yol açan uygulamanın insanlık suçu oluşturduğunu söyledi. Sökmenoğlu, olaya Meclis Başkanı Ömer İzgi'nin el koymasını isteyerek, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun da konuyla ilgili olarak inceleme yapmasını istedi. MHP'li Murat Sökmenoğlu, başörtüsünün Anadolu kadınının sembolü olduğunu belirterek İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü hakkında soruşturma açılmasını istedi. Sökmenoğlu, "Emekli Sandığı, Anadolu kadınının başörtüsü ile resmini kabul ederek sağlık karnesi vermesine rağmen Çapa Tıp Fakültesi'nin bu bağnaz tutumu karşısında söyleyecek söz bulamıyorum. TBMM Başkanvekili olarak Meclis'in bu meseleye el koymasını ve Meclis İnsan Hakları Komisyonu'nu göreve çağırmasını istiyorum. Demokratik tepkilerin ortaya konmasının tam zamanıdır. Bu bir insanlık suçudur. Bu bir başörtüsü meselesi değildir. Bu bir zihniyetin bağnaz tutumundan başka bir şey değildir" diye konuştu.

DÜNYA İNSAN HAKLARI RAPORU

İngiliz The Observer gazetesi, Avrupa Birliği'nde, polise vatandaşların elektronik posta yazışmalarına bile girme hakkı tanıyan yasal değişiklik konusunda gizli hazırlık bulunduğunu iddia etti. Haberde, milyonlarca elektronik posta mesajının yanı sıra internet üzerindeki diğer bütün bilgilerin ve telefon kayıtlarının da polis ve gizli servislerin müdahalesine açık hale geleceğine dikkat çekilirken, 'Eğer bu yasa çıkarsa dünyadaki kişisel iletişim hakları üzerine konulmuş en geniş çaplı devlet kontrolü olacak. Bir kıtadaki tüm insanların bütün özel bilgileri ve hayatları polisin ve gizli servislerin önüne açılmış olacak' denildi.

Dünya Gıda Günü vesilesiyle konuşan BM Genel Sekreteri Kofi Annan, zengin ülkelerin Dünya Gıda Örgütünü aldattığını söyledi. Annan, açlıkla mücadele için kaynağın olduğunu; ancak yeterli siyasi idarenin bulunmadığını söyledi.

Avrupa Birliği Adalet ve İçişleri Bakanları, "yasadışı göç" olarak adlandırdıkları Batı'ya insan akışının önlenmesi için bir taslak plan hazırlayacaklar. Karar, Lüksemburg'da yapılan Bakanlar Toplantısında alındı. Lüksemburg toplantısında, Avrupa Birliği'nin "dış sınırları"nı göçmenlerden korumak üzere bir "uluslararası sınır gücü" oluşturulması da, prensipte kabul edildi. Böylelikle, İngiltere'nin yabancı düşmanı tasarıları, AB tarafından büyük ölçüde kabul edildi. İngiltere'nin, "göçü durdurmaya yardımcı olmayan ülkelere AB yardımının kesilmesi" planı İspanya ve Almanya'dan destek aldı. Ama diğer bakanlar, planın ırkçılık koktuğunu belirterek onay vermedi.

ABD, 1998'de Roma Anlaşmasıyla kurulan ve 1 Temmuz'da resmen işe koyulacak olan Uluslar arası Ceza Mahkemesi'nin yargı yetkisinin, Amerikalı barış gücü askerlerini kapsamaması için baskısını artırarak sürdürüyor. George W. Bush yönetimi, bir yandan BM Güvenlik Konseyi'nden bu konuda bir karar çıkması için çabalıyor, diğer yandan da ABD'nin BM barış gücü operasyonlarına katılımını sınırlayan bir yasa tasarısını Kongre'den geçirmeye çalışıyor. ABD yönetimi, dünyanın ilk savaş suçları mahkemesinin siyasi gerekçelerle BM barış gücü misyonlarında görevli ABD askerlerini de yargılayabileceğini öne sürüyor. Altı ayda bir rutin olarak Bosna'daki barış gücünün görev süresinin uzatan BM Güvenlik Konseyi bu kez tıkandı. Çünkü Washington'ın Amerikan askerlerinin ICC yargısından muaf tutulması şartını ileri sürmesiyle derinleşen tartışmada sonuç alınamadı. ABD, Uluslar arası Savaş Suçları Mahkemesi'nin (USSM) yetki alanı dışında bırakılmadığı takdirde BM tarafından düzenlenen barış gücü operasyonlarına katılmayacağını bildirdi. BM Güvenlik Konseyi'nde bu açıklamayı yapan ABD temsilcisi Richard Williamson, daha sonra gazetecilere açıklamasında, "Amerikalı barış gücü görevlileri için USSM yetkisine karşı bağışıklık tanınmadığı takdirde ABD'li barış gücü askeri olmayacaktır. Bunda yanlış anlama olmasın." dedi. ABD'nin bu yaklaşımı bazı diplomatlar tarafından "Bush yönetiminin uluslar arası hukuk sistemine kafa tutması" biçiminde değerlendirildi. New York Times gazetesine konuşan adı belirtilmeyen bir yabancı diplomat, "ABD iki hukuk kuralı istiyor; biri kendisi için, diğeri geri kalan ülkeler için. ABD'nin en yakın müttefikleri bile bundan çok rahatsız. Bu uluslar arası hukuk düzenine yöneltilmiş gerçek bir saldırı" dedi. BM'deki diplomatik kaynaklar, Washington'ın özellikle İngiltere ve Fransa'ya baskı uygulamaya çalıştığını ifade ettiler. Bu ülkeler, diğer AB ülkeleriyle birlikte hareket ederek USSM sözleşmesini onaylamışlardı.

Afrika'da aşırı yoksulluğun giderek arttığı, kıtanın en yoksul ülkelerindeki halkın yaklaşık yüzde 65'inin, günde bir dolardan az parayla geçinmeye çalıştığı bildirildi. BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı'nın (UNCTAD) 285 sayfalık raporunda, 49 en yoksul ülkede günde 1 dolardan az parayla geçinenlerin sayısının, son 30 yılda iki katına çıkarak 307 milyona ulaştığı belirtildi. Afrika ülkelerindeki yoksulluk oranının , 1995-99 döneminde yüzde 64.9'a çıktığı belirtildi. Raporda, Asya'da ise son 25 yılda yoksulluğun azaldığı belirtildi. Buna göre, 1965-69'da bölge halkının yüzde 35.5'i aşırı yoksulluk seviyesinde yaşarken, bu oran 1990'ların sonunda yüzde 23'e düştü.

ABD'nin BM barış misyonlarında görevli askeri ve sivil personelini Uluslararası Suç Mahkemesi'nin (ICC) yetki alanından çıkarma çabalarına ateş püsküren Avrupa ülkelerinin, Afganistan'daki kendi askerleri için sessiz sedasız 'dokunulmazlık anlaşması' yaptığı ortaya çıktı. ABD'nin Washington Post gazetesinin haberine göre, Britanya, Afganistan'daki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü'ne (ISAF) katkıda bulunan 19 ülke adına geçici Afgan hükümeti ile ISAF askerlerinin savaş suçu nedeniyle herhangi bir mahkemeye teslim edilememesini öngören bir anlaşma yaptı. Buna göre ISAF'ta görev yapan hiçbir personel, bağlı bulunduğu ülkenin açık onayı olmaksızın uluslararası veya ulusal bir yargı organına teslim veya transfer edilemeyecek. Britanyalı yetkililer Afganistan'da yapılan anlaşmanın ICC'ye duydukları güveni değiştirmediğini söylerken, Amerikalı yetkililer Avrupa ülkelerini çifte standart uygulamakla suçladı.

ABD Türkiye'yi yabancı köle ticaretini durdurmak için gerçek çabayı göstermemekle suçladı. ABD Dışişleri Bakanlığı'nca köle ticaretine ilişkin bir raporda Türkiye ile birlikte suçlanan 18 ülke arasında İran, Afganistan, Yunanistan, Rusya ve Suudi Arabistan da bulunuyor. İki yıl önce onaylanan bir yasa uyarınca hazırlanan raporda Güney Kore, Romanya ve İsrail gibi ülkelerin köle ticaretini sona erdirmeye yönelik çabaları hızlandırdıkları belirtilirken aralarında Türkiye ve Suudi Arabistan gibi ABD'nin yakın müttefiki olan ülkelerin tutumları eleştiriliyor.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Derneği (RSF), gazetecilerin "devlet himayesi altında" öldürüldüğünü belirttiği 21 ülkeden oluşan bir "kara liste" yayımladı. Son 10 yılda 523 gazetecinin öldürüldüğünü bildiren RSF'in söz konusu listesinde, Bangladeş, Birmanya, Kamboçya, Çin, İran, Irak, Nepal, Suriye, Tacikistan, Cezayir, Angola, Ruganda, Somali, Brezilya, Kolombiya, Haiti, Kosova, Ukrayna ve Rusya gibi ülkeler yer alıyor. RSF, bu ülkelerde gazetecileri öldürenlerin, "devlet himayesinden yararlandıklarını" vurguluyor.

BM Güvenlik Konseyi'nin, "terörizmle dünya çapında mücadele edilmesi" kararının ardından geçen 9 ayda 160 ülke, konuyla ilgili aldıkları önlemlerle ilgili raporlarını örgüte sundu. İngiltere'nin BM Büyükelçisi Jeremy Greenstock, BM'nin 189 üyesinin yüzde 85'inin "terörizmle mücadele için nasıl önlem aldıklarını" rapor ettiğini ve bu rakamın beklenenden yüksek olduğunu söyledi. Greenstock, "ancak diğer 29 ülkeden yanıt gelinceye kadar huzura ermeyeceklerini" söyledi.

Son 10 yılda kana bulanan Balkanları yeni savaşlardan korumak için Bosna, Kosova ve Makedonya'ya konuşlandırılan Birleşmiş Milletlere bağlı uluslar arası barış misyonları, Doğu Avrupa'da fuhşa sürüklenen yüz binlerce kadının "koruyucusu değil, müşterisi" olmakla suçlanıyor. BM Çocuk Fonu (UNESCO) BM Mülteciler Yüksek Komitesi (UNHCR) ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'nın (AGİT) ortaklaşa hazırladığı raporda, sekiz Doğu Avrupa ülkesinde yapılan beyaz kadın ticaretinin yüzde 40'ının barış gücü askerlerine yönelik olduğunu ortaya koydu. 270 sayfalık raporda, çoğu Moldova, Romanya ve Arnavutluktan getirilen kadınların Bosna, Kosova ve Makedonya'daki yabancı askerlere satıldığı kaydedildi. Bu ülkelerde yabancı askerlerin varlığının son derece canlı bir fuhuş sektörü yarattığına dikkat çekilen raporda, buralarda pazarlanan kadınların üçte birinin 18 yaşın altında olduğuna da dikkat çekildi. Rapora göre, halen Kosova'da 85, Bosna'da ise 260 ile 400 arasında randevuevi faaliyet gösteriyor. Doğu Avrupa ülkelerindeki komünist rejimlerin yıkılışının ardından seyahat kısıtlamalarının ortadan kalkması ve eski Doğu Blokunda yaşanan ekonomik bunalımın yarattığı insan ticareti ve fuhuş sektörünün, şu an dünyanın en güçlü ve yaygın üçüncü yasadışı faaliyet alanı olduğu vurgulandı. Birkaç yıl içinde Avrupa çapında geniş bir fuhuş ağı ören mafya örgütlerinin, Doğu Avrupa ülkelerinde iş vaat eden gazete ilanları yoluyla zor durumdaki kadınları kandırdığı belirtiliyor. Çalışma umuduyla evlerini terk eden kadınların yüzde 90'ı ise fuhşa sürükleniyor. Kötü yola düşmekten kurtulan kadınlar ise, cinsel istismara son derece açık olan köle koşullarında, hizmetçi olarak çalıştırılıyor.

ABD: 11 Eylül'de ABD'de düzenlenen saldırılardan sonra terörle mücadele kapsamında tüm dünyada yapılan operasyonlarda, ABD dışındaki ülkelerde 2500 kişinin gözaltına alındığı bildirildi. CIA Başkanı George Tenet, Mart ayının ortasına kadar 90 ülkede gözaltına alınan 1000'den fazla kişiyi tutuklandığını belirtti. Gözaltına alınanlardan 1300'ünün zamanla serbest bırakıldığı açıklanırken, Mart'tan sonra kaç kişinin gözaltına alındığı bilinmiyor.

Amerikan Federal Soruşturma Bürosu FBI'ın gözlem ve denetleme yetkileri, terörle savaş amacıyla genişletildi. Amerikan Yurttaşlık Hakları Birliği, Bush yönetiminin FBI'ya insanları izleme konusunda verdiği yeni yetkilerin anayasal özgürlükleri tahdit ettiği uyarısında bulundu. ABD Adalet Bakanı John Ashcroft'un yayınladığı yönerge ile FBI ajanlarına hiçbir kanıt göstermeden zanlıları izleme yetkisi veriyor. Yetki genişletme kararına göre FBI ajanları, kişiler, cami ve kilise gibi dini ve siyasi kurumlar hakkında herhangi bir kanıt göstermeden denetleme ve araştırma yapabilecek, kamusal toplantıları gözleyecek. Yeni yetki çerçevesi interneti gözlemeyi de içeriyor.

İnsanlık dışı muamelelere maruz kalan Afganistan'dan getirilen 468'den fazla savaş esiri, tel kafeslerden çıkarılarak havalandırması olmayan barakalara yerleştirildi. ABD'nin Guantanamo'daki deniz üssüne, Afganistan'da yakalanan 34 El Kaide ve Taliban tutsağı daha getirildi. 34 tutuklunun, sağlık kontrolünden geçirildikten sonra Camp Delta'ya sevk edildiği bildirildi. Son gelenlerle birlikte, Küba'da bulunan Guantanamo'daki tutuklu sayısının 502'ye ulaştığı belirtildi.

Sih dinine mensup bir polis adayı, başını açmadığı ve sakalını kesmediği için meslekten atıldığını iddia ederek New York polisine dava açtı. Dininin gereklerini yerine getirmesine izin verilmediğini ve ayrımcılığa tabi tutulduğunu öne süren Amric Singh Rathour isimli Amerikan vatandaşı, görevine devam etseydi ABD'nin ilk sakallı ve sarıklı polisi olacaktı. Rathour, gereken sınavları sakallı ve sarıklı olarak geçtikten sonra 10 Haziran 2001'de yemin ederek stajyer memur olarak göreve başladı. Bir süre sonra Rathour'dan amirleri başını açmasını ve sakalını kesmesini istedi. İnandığı dinin vücudundan kıl kesmesini yasakladığını kaydeden Rathour, emri reddetti. Bu tavrı sebebiyle işten atılan Rathour, şimdi hakkını yargıda arıyor. 1999 yılındaki benzer bir davada New Jersey'de iki Müslüman polisin sakallarını kesmeleri yönünde açılan dava Yüksek Mahkemeden dönmüştü. Şükür Mustafa ve Faruk Abdülaziz isimli polisler bu kararla görevlerine devam etmişti.

New York'ta Dünya Ticaret Merkezi'ne girişilen saldırılarla ilgili olarak ABD'nin elindeki tek zanlı olan Zekeriya Musavi yeniden çıkarıldığı mahkemede, saldırılarla hiçbir ilgisi olmadığını savundu. 34 yaşındaki Fransız vatandaşı Musavi, federal yargıca, 'uçakları kaçıranlarla hiçbir ilgisi bulunmadığını' anlattı. Zekeriya Musavi, duruşma öncesinde bölge yargıcına verdiği ifadede, savunmasını kendisinin yapmak istediğini ve savunması için federal hükümet tarafından atanan avukatların kendisini öldürmek istediklerini ileri sürdü. Bunun üzerine avukatlar da savunmadan çekilmek istediklerini bildirdiler. Bölge yargıcı, federal savcıların hakkında idam cezası isteyecekleri Musavi'nin, daha önce doktorların yaptığı muayene doğrultusunda akli yetisinin yerinde olduğuna karar verdi.

Tanınmış birçok Amerikalı yazar, aktör ve akademisyen, ABD hükümetinin 11 Eylül sonrası politikalarını eleştiren bir bildiriye imza attı. Bildiri, ABD'de yönetimin "terörist" saldırıları bahane ederek dünya gündemini kendi istediği gibi şekillendirmesine yönelik artan tepkinin bir işareti olarak yorumlandı. "Bizim adımıza savaşmayın" başlıklı imza metninde, "hükümetin sınırı olmayan bir savaş başlattığını ve bunun hak ihlalinin yeni yöntemi olarak kullanıldığı" söylendi. Savaş karşıtı metni imzalayanlar, medyayı da, hükümetin yaptıklarını eleştirmemekle suçladılar.

Meksika sınırındaki Sonoran çölünde, son 5 günde ABD'ye girmeye çalışan 15 Meksikalı göçmen susuzluktan öldü. Sınır polisinin açıklamasında, çölde son bir hafta içinde susuzluktan ölmüş 15 Meksikalının cesetlerinin bulunduğu, bu süre içinde 100 Meksikalının de yetkililer tarafından kurtarıldığı belirtildi. Meksikalıların insan kaçakçıları tarafından çöle getirildiği ve burada bırakıldığı belirtiliyor.

Washington'a radyoaktif saldırı planladığı iddiasıyla tutuklanan Abdullah El Muhacir'in avukatı, müvekkilinin tutuklanma koşullarının anayasaya aykırı olduğunu söyledi. El Muhacir'in avukatı Donna Newman, müvekkilinin sınırsız süreyle gözaltında tutulduğuna, avukatıyla görüştürülmediğine, üstelik hakkında yapılan resmi bir suçlama da bulunmadığına dikkat çekti. Newman, ABD'nin müvekkilini 'düşman askeri' kategorisine sokmasına itiraz eden bir dilekçe sundu ve Muhacir'in tahliyesini istedi. New York'taki bir mahkeme Muhacir'in tahliye isteğini incelemeyi kabul etti. İnsan hakları örgütleri ABD'yi, Muhacir'i resmi suçlama olmaksızın süresiz gözaltında tutmak amacıyla sanığın hukuki statüsünü değiştirmekle suçluyor. İnsan Haklarını İzleme Komitesi ( Human Rights Watch ) yetkililerinden Kenneth Ross, "dünyanın bir bölgesinde savaşa giren hükümete, insanları yargılamadan ve silahlı çatışmaya katıldıklarına ilişkin kanıt göstermeden dünyanın başka bir yerinde askeri cezaevine atma izni verirseniz, insan hakları büyük yara alır. Terörist olmakla suçlanmak ayrı, düşman olmakla suçlanmak ayrı"dedi. ABD, esirlerin elleri ve gözleri bağlı şekilde Guantanamo'ya götürülmesi nedeniyle şiddetle eleştirilmişti. Porto Riko kökenli ABD vatandaşı El Muhacir, Güney Carolina'daki Charleston Deniz Üssü'nde sorgulanıyor.

İrlandalı belgesel film yapımcısı Jamie Doran tarafından Afganistan'ın Mezar-ı Şerif kentinde gizlice çekilen ve "Mezarda Katliam" adı verilen 20 dakikalık video-kasette, katliam ve işkence olaylarını anlatan görgü tanıkları, öldürülmekten korktukları için kimliklerinin gizli tutulmasını istediler. Kaset, Berlin'deki Alman meclis binasında, aralarında insan hakları örgütü yetkilileri, milletvekilleri ve akademisyenlerin de bulunduğu grup tarafından izlendi. Film, Avrupa Parlamentosu'nda da seyredildi. Gazetecilere konuşan yapımcı Jamie Doran, kasetin Mezar-ı Şerif bölgesinde 3 bin kadar Taliban'ın nasıl kaybolduğu sorusuna da açıklık getirebileceğini ifade etti. Kasette konuşan bir görgü tanığı, bir Amerikan askerinin bir esirin boynunu kırarak öldürdüğünü gördüğünü söyledi. Aynı tanığa göre, bir başka asker de bir Taliban esirin üzerine asit döktü. Bir başka tanık da, yüzlerce Taliban esirin, zorla çöle götürüldüğünü ve ıssız bir yerde hepsinin kurşuna dizildiğini belirtti. Bu sırada, 30-40 kadar askerin de olayı kayıtsız bir biçimde izlediğini sözlerine ekledi. İnfazın, bir Amerikalı komutanın emri üzerine yapıldığı kasette ifade ediliyor. Kaset, Alman aşırı solcu Demokratik Sosyalizm Partisi (PDS) tarafından finanse edildi. Basın toplantısı düzenleyen PDS'nin Avrupa Parlamentosu üyesi Andre Brie, Jamie Doran'ın Afganistan'da tehlikeli bir film çektiğini bildiğini ve İrlandalı yapımcıya parasal destek verdiğini söyledi. Kaseti izleyen uluslar arası insan hakları avukatlarından Andrew McEntee, Afganistan'da Amerikan askerlerinin istediğini yaptığını söyledi. McEntee, kasetteki görüntülerin, sadece uluslar arası yasaları değil, ABD yasalarının da ihlal edildiğinin kanıtı olduğunu ve savaş suçu işlendiğini sözlerine ekledi.

ABD'li aydınlar ortak bildiri yayınlayarak, ABD'nin küresel savaşına karşı direniş çağrısı yaptılar. Bildiride, "Dışta emperyalist, içte hakları budamak için korkuları kullanan bir politikayla karşı karşıyayız" denildi.

ABD'nin 11 Eylül saldırılarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında halen en az 147 kişiyi gözaltında tuttuğu ve bunlardan 18'nin avukatının olmadığı bildirildi.

Bush yönetiminin Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'e karşı güttüğü 'kan davası' çerçevesinde CIA'ye öldürme emri verdiği öğrenildi. Washington Post'un haberine göre, yılbaşında ABD Başkanı George W. Bush, CIA'in Saddam'ın devrilmesi için geniş çaplı, gizli operasyon yürütmesi yönünde istihbarat emri imzaladı. Bu emir, CIA'ye Irak liderinin ele geçirilmesi için ölümcül kuvvet kullanılması yetkisi tanıyor.

Amerikan hükümeti, bir taksi şoförünü, "terörizm zanlısı" olmakla suçlayarak, tam 8 ay boyunca hücrede tuttu. ABD tarafından "antidemokratik" olarak nitelenen ülkelerin hiçbirinde görülmeyen bu uygulamadan yeni haberdar olundu. Washington Post gazetesine göre, Boston'da eski bir taksi şoförü olan 35 yaşındaki Nebil Elmerab, 18 Eylül 2001'de gözaltına alındı. Savcı önüne çıkarılması ise, 22 Mayıs'ta oldu. Aradan geçen sekiz ay içinde hücrede tutulan Elmerab'ın avukatla görüşmesine dahi izin verilmedi. "Maksimum tecrit" koşullarında tutulan Elmerab'ın hücresinden dışarı çıkmasına günde yarım saat izin veriliyordu. Bu çıkışlar sırasında ise elleri ve ayakları zincirlerle bağlanmaktaydı. Sekiz aylık süre içinde, FBI tarafından dört kez sorguya çekildi. Edinilen bilgiye göre Elmerab, içinde bulunduğu koşulları protesto etmek için birkaç kez açlık grevi de yaptı. Yetkililer, Elmerab'ı geçtiğimiz hafta içinde Brooklyn'deki Metropolitan Gözetim Merkezi'nden alarak mahkemeye çıkarabildiler. Elmerab burada, geçtiğimiz Haziran ayında ülkeye yasadışı girmeye teşebbüs etmekle suçlandı. Taksi şoförü, eğer suçlu bulunursa, hücrede geçirdiği süreden daha az bir cezaya çarptırılarak serbest bırakılacak.

ABD'de New Jersey eyaleti sınırları içinde "terörist eylemde bulunacakların' idam edilmesi kararlaştırıldı. Eyalet meclisi üyeleri idam yasasını kabul etmekle, "federal yasaların yetersiz kaldığı noktada eyalet yasalarının teröristlere gerekli cezayı vermesini amaçladıklarını" ifade ettiler. Yeni yasaya göre, bir teröriste yataklık eden ya da mali olanak sağlayan kişiler de, saldırıda bulunan kişiyle aynı cezaya çarptırılacak.

ABD'nin Iraklı üç yetkiliye, ABD'den sığınma talebinde bulunmaları için baskı yaptığı öne sürüldü. Iraklı bir diplomat, Amerikalıların, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la görüşmelerde bulunmak üzere geçen ay New York'a gelen Dışişleri Bakanı Naci Sabri başkanlığındaki heyette bulunan 3 görevliye, "ABD'den sığınma talebinde bulunmaları" için baskı yaptığını öne sürdü. Irak'ın BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Muhammed El-Duri, "Iraklı görevlilerin talebi reddettiklerini ve durumu Annan'a şikayet ettiklerini" belirtti. El-Duri, olayın açıklanmasına kızan ABD'nin, BM'de görevli Iraklı bir diplomatı casuslukla suçlayarak ülkeyi terk etmesini istediğini de söyledi.

FBI, ekonomik casusluk yaptıkları gerekçesiyle bir Japon ve bir Çinli bilimciyi tutukladı. FBI, 30 yaşındaki Jiangyu Zu ile 32 yaşındaki Kayoko Kimbara'nın Harvard Tıp Okulu'ndan bazı gizli bilgileri çaldıkları için San Diego'da tutuklandıklarını açıkladı.

Dünya Göçmenler Günü kutlanırken AB, yasadışı göçle yeteri kadar mücadele etmeyen ülkelere müeyyide uygulanması konusunda uzlaşamadı. İngiltere ve İspanya'nın hararetle savundukları, yasadışı göçe izin veren ülkelere müeyyideler uygulanması teklifi, başta Fransa olmak üzere İsveç ve Lüksembourg'un itirazları sonucunda reddedildi.

Dışişleri Bakanı İsmail Cem, 11 Eylül saldırısının ardından, ABD'de gözaltına alınan Türk vatandaşlarından 6'sının halen cezaevinde bulunduğu, sınır dışı edilmesi kararlaştırılan 3 vatandaşın ise itirazları nedeniyle davalarının sürdüğünü kaybetti. Cem, ABD operasyonları çerçevesinde, 1200 yabancı uyruklu kişinin gözaltına alındığını ve bunlardan 63'ünün Türk vatandaşı olduğunu bildirdi. Cem, bu vatandaşların yakınlarının bakanlığına başvurmaları halinde gerekli bilginin verildiğini belirtti.

Amerika'da 11 Eylül soruşturmalarının başına getirilen kişinin; FBI'ın 1993 yılında Waco tarikatı mensuplarının ölümündeki rolünün araştırılmasını engelleyen Thomas Kelley adlı FBI müfettişi olduğu ortaya çıktı. Kelley, 1993 yılında Davidian tarikatına mensup 75 kişinin öldüğü "toplu intihar" eylemiyle FBI'ın ilişkisini araştıran jüri heyetinin soruşturma girişimlerini tıkamakla suçlanıyor. 1993 yılındaki olay, FBI tarafından "toplu intihar" olarak lanse edilmiş, ancak olay sonrası tarikat mensuplarını FBI görevlilerinin yakarak öldürdüğü iddiaları yayılmıştı. Olaydan sonra FBI'dan emekli olan Müfettiş Kelley, yakın zamanda, 11 Eylül saldırılarıyla istihbarat birimlerinin ilişkisi üzerine devam eden soruşturmaların başına getirildi.

Amerikan polisi, terörün parasal kaynaklarını kurutma operasyonu adı altında, New York'tan Yemen'e kaçak yoldan para transferi yaptıkları ileri sürülen 16 bakkalı tutukladı. Haklarında Brooklyn mahkemesinde dava açılan ve Yemenli oldukları bildirilen bu kişilerin geçen yıl ABD dışına 100 bin dolar transfer ettikleri öne sürülüyor.

ABD'nin San Francisco kentindeki federal mahkeme, ilkokul çocuklarının her gün tekrarladığı Bağlılık Yeminini, içinde 'Tanrı'nın emrinde' sözü geçtiği için anayasanın laiklik maddesine aykırı bulunca ortalık karıştı. 5-11 yaşlarında Amerikalı çocuklar her sabah 'Tanrı'nın emrinde tek bir millete' bağlı kalacaklarına yemin ediyor. Federal Temyiz Mahkemesi bire karşı iki oyla aldığı kararda, 'Tanrı'nın emrinde' sözünün Tanrı'nın varlığı ve kimliği gibi tamamen dini bir konuda görüş belirttiğini, bunun anayasanın kilise ile devletin ayrılması ilkesine aykırı olduğuna hükmetti. İki yıl önce dava açan Kaliforniyalı ateist doktor Michael Newdow, 'devletin görevlendirdiği bir öğretmenin, devlet okulunda öğrencilere her gün Tanrı'nın olduğunu ilan ettirmesini dinlemek zorunda kalmasının' kızını kötü etkilediğini savunuyor. Amacının ulusu ayaklandırmak olmadığını belirten Newdow yeminin 1954'ten önceki haline getirilmesini talep ediyor. Haber kanalları mahkemeye tepkili insanları ekrana taşırken, davayı açan Newdow'a tehdit telefonları yağıyor.

Amerika'nın Guantanamo askeri üssünde tuttuğu Müslüman esirlerin 15'inin avukatları, Washington'da mahkemeye başvurarak, Amerika'dan müvekkillerini niçin alıkoyduğunu açıklamasını istedi. Avukatlar Amerika'nın hem yargıç hem gardiyan gibi hareket ettiğini belirttiler. Esirler, avukatları ile görüştürülmedi ve mahkeme başvurusundan haberdar değiller. 11 Kuveytli, 2 İngiliz ve bir Avustralyalı esirin avukatları, müvekkillerinin haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle dava açmak istedi. ABD Adalet Bakanlığı avukatları askeri üssün ABD topraklarında olmadığı gerekçesiyle esirlerin haklarının Amerikan mahkemelerinde aranamayacağını bildirdi. O zaman da ABD'nin hukuksuzluğu daha net ortaya çıkıyor. Zira ABD, hiçbir yargılama yetkisi olmadan vatandaşı olmayan kişileri kaçırmış durumuna düşüyor.Esirlerin avukatı Thomas Wilner ise, ABD mahkemelerinin daha önce Küba'daki Amerikan deniz üssünde bulunanların davalarını kabul ettiklerini emsal göstererek açıklamayı çürüttü. Avukatlar, müvekkillerinin avukatlarıyla görüştürülmemekte ve ABD ordusu tarafından tutuklandıkları için tarafsız bir mercie başvuramamaktadırlar.

ABD'de başörtülü olduğu gerekçesiyle kendisine sürücü ehliyeti verilmeyen kadının Florida eyalet yönetimi aleyhine açtığı dava yargıç tarafından geri çevrilmedi. Florida sakini olan Sultaana Freeman, ehliyet için başı açık fotoğraf çektirmeyi kabul etmediği için kendisine ehliyet verilmemesiyle dini haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle Ocak ayında dava açmıştı. İnsan hakları kuruluşları ve Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği, Freeman'a davasında destek veriyor.

AFGANİSTAN: Afganistan'da Amerikan güçleriyle karşıtları arasındaki çatışmalar halen devam ediyor. Amerikan özel birliklerine bağlı askerlerin, Afganistan'ın Kandahar kentinin kuzeyinde iki kişiyi öldürdüğü bildirildi. ABD askeri sözcüsü Frank Merriman, bölgede "devriye gezen" Amerikan askerlerinin, iki kişiyle silahlı çatışmaya girdiklerini ve bu kişileri öldürdüklerini belirtti. Yine sözcünün belirttiğine göre, Pakistan sınırındaki Shkin köyünde de, Amerikan askerlerine ateş açıldı. Bunun üzerine AC-130 tipi bir savaş uçağı, bu köydeki binaları bombardımana tuttu. Ülkenin diğer yerlerine göre sakin olduğu iddia edilen başkent Kabil'de de, yabancı güçler hedef oluyor. Kabil'deki Amerikan Büyükelçiliği yakınlarına, en az 2 roket düştüğü bildirildi. Görgü tanıklarına göre, roketlerden biri elçiliğin 800 metre uzağına düşerken, diğeri daha yakında patladı. Macroyan-3 sistemindeki patlamalar sonucu, şans eseri ölen ya da yaralanan olmadı.

Afganistan'ın güneyinde bir klinik yakınında meydana gelen patlamada, 9 yaşındaki bir çocuk öldü, 6 yaşındaki kardeşi yaralandı. Doktorlar patlamanın, Afgan Tabipler Birliği tarafından işletilen kliniğin dışında annelerini bekleyen çocukların oyun oynadığı sırada meydana geldiğini bildirdi.

Taliban ve el-Kaide üyelerinin, Afganistan'ın doğusunda ABD özel kuvvetlerinden 40 askeri öldürdüğü bildirildi.

ALMANYA: Almanya Cumhurbaşkanı Johannes Rau, 22 Mart'ta Federal Eyalet Temsilciler Meclisi'nde tartışmalı şekilde kabul edilen Göç Yasası'nı dün imzaladı.

ANGOLA: Angola'daki açlık alarm verici boyutlara vardı. Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) örgütü 30 yıllık iç savaştan sonra Nisan'da barış sürecine girilen ülkede 500 bin kişinin beslenme sorunları yaşadığını belirtti. 1998'de Sudan'da görülen kıtlıktan bu yana en ciddi insani krizle karşı karşıya olduklarını aktaran MSF yetkilileri, açlıktan en çok çocukların etkilendiği belirtti.

ARJANTİN: Buenos Aires'i Avellanada'ya bağlayan Puerredon köprüsünün, hükümeti protesto eden 2 bin gösterici tarafından işgal edilmesine polis, plastik mermi atan silah kullanarak yanıt verince biri 20 diğeri 25 yaşlarında iki kişi vurularak öldürüldü, iki kişi de ağır yaralandı.

AVUSTRALYA: Avustralya'nın güneyindeki Woomera Gözetim Merkezi'nde en az 100 kaçak göçmenin açlık grevine başladığı bildirildi. Bir göçmen departmanı sözcüsünden alınan bilgiye göre 13'ü çocuk 127 tutuklu göçmenin yemek yemeyi reddettiği ve 2 yetişkinin ise dudaklarını diktikleri öğrenildi. Zorunlu gözaltına alındıklarını ve hayvan muamelesi gördüklerini iddia eden kaçak göçmenlerin Avustralya'nın keyfi tutuklamalarından yakındıkları kaydedildi. Woomera mülteci kampından 34 kişinin kaçtığı, bunlardan 5'inin yakalandığı bildirildi.

AZERBAYCAN: Azerbaycan'da liderliğini sürgünde yaşayan Resul Guliyev'in yaptığı muhalif Azerbaycan Demokratik Partisi Genel Sekreteri Serdar Celaloğlu, hükümet karşıtı faaliyetleri gerekçesiyle beş yıl hapis cezasına çarptırıldı. Polisin, Celaloğlu'nu Bakü'nün dış mahallelerinden Nardaran'daki evine döndüğü sırada gözaltına aldığı kaydedildi.

BAĞDAT: Amerikan ve İngiliz uçaklarının ülkenin güneyine düzenledikleri bombardımanda 4 kişinin öldüğü, 10 kişinin yaralandığı ileri sürüldü. Iraklı askeri sözcü, resmi INA ajansına yaptığı açıklamada, Amerikan ve İngiliz uçaklarının Missan'daki sivil yerleşim birimlerine düzenlediği bombardımanda 4 Iraklının öldüğünü ve 10'unun yaralandığını belirtti.

BELÇİKA: Brüksel mahkemesi, Belçika adaletinin, Sabra ve Şatilla katliamlarının sorumlusu İsrail Başkanı Ariel Şaron'u yargılama yetkisine sahip olmadığına karar verdi. Şaron'a karşı sürdürülen tüm adli takibat da durduruldu. İsrail ve Amerika'nın Belçika yönetimine uyguladığı yoğun baskılar mahkemenin kararını etkiledi. Mahkeme, kararına gerekçe olarak, Belçika dışında işlenen bir suçun sanığının Belçika'da yargılanabilmesi için bu ülkede yakalanmış olması gerekliliğini gösterdi. Buna göre Şaron, eğer Belçika'ya giderse tutuklanıp yargılanabilecek.

BOSNA HERSEK: Bosna-Hersek'te, biri savaş suçlusu şüphelisi 2 Bosnalı Hırvat tutuklandı. Devlet televizyonunun polis tarafından doğrulanan haberinde, Ivan Bakoviç (30) ve Drazen Gadza (28), başkent Saraybosna'nın yaklaşık 80 kilometre güneybatısındaki Tomislavrad kasabası yakınlarında yakalandığı bildirildi. Bakoviç'in 1992-1995 yıllarında Bosna savaşı sırasında Mokronoge köyünde 9 Müslüman Boşnak'ı katletmek, Gadza'nın ise Hırvatistan'ın başkenti Zagreb'de 2 kişiyi öldürmekle suçlandığı belirtildi.

CEZAYİR: Cezayir'in Kabiliye bölgesinde parlamento seçimlerini boykot eden gruplarla güvenlik güçleri arasında meydana gelen çatışmalarda 1 kişi öldü, 3 kişi yaralandı.

Milisler, ikisi çocuk 11 kişiyi katletti. Güvenlik ve hastane kaynakları, olayın, başkent Cezayir'in 15 kilometre güneybatısındaki Hireysiya kasabasının gecekondu mahallesi Hay Makam'da meydana geldiğini belirtti. Cezayir'in başkenti Cezayir yakınlarında, bir otobüs tarandı, 13 kişi öldü, 9 kişi yaralandı.

Tehditler alan Efrain Berto Valera adlı gazeteci, akrabalarının gözü önünde kontralar tarafından öldürüldü.

ÇEÇENİSTAN: Çeçenlerin düzenlediği saldırılarda biri araştırma görevlisi 7 Rus hayatını kaybetti. Çeçenistan'ın başkenti Grozni'de bir Çeçen'in düzenlediği intihar saldırısında, 4 Rus askeri ve intihar komandosunun öldüğü bildirildi.

Rusya'nın Çeçen sivillere yönelik saldırıları aralıksız sürüyor. Rus askeri kaynakları düzenlenen saldırılarda 93 Çeçen'in öldürüldüğünü açıkladı. Aynı kaynaklar bu sürede 19 Çeçen mevziine 105 'özel saldırı' düzenlediğini, saldırılarda 100 civarında kişinin de gözaltına alındığını bildirdi. Çeçenistan'dan gelen haberlerde ise ölenlerin hemen hepsinin sivil olduğunu belirtiliyor.

Çeçenya'da süren savaşın çocukların yaşamını kabusa çevirdiğine dair korkunç rakamlar ortaya atıldı. Rusya'yı ziyaret eden BM Genel Sekreter Yardımcısı Olara Otunnu, savaş yüzünden yerinden olan 150 binden fazla mültecinin yarısından fazlasının anne ve çocuklardan oluştuğunu aktardı. Otunnu, Çeçenya'daki mayın sorununun dünyanın geri kalan bölgelerindekinden çok daha ağır olduğunu ve 1994'te başlayan ilk Çeçen savaşından bu yana 3500-5000 çocuğun mayınlar yüzünden hayatını yitirdiğini ekledi.

Çeçenistan'nın doğusundaki Baçiyurt köyü yakınlarında, Rus ordusunun düzenlediği saldırıda 25 Çeçen sivilin öldürüldüğü bildirildi.

Çeçenistan'ın Cahar Kale, Argun ve Şali bölgelerinde Rus birliklerini pusuya düşüren Çeçenler 20 Rus askerini öldürdüklerini belirttiler.

Rusların saldırılarında, Çeçenistan'ın başkenti Caharkale'nin çok yakınlarında bulunan Çeçen-Aul'da kimi kaynaklara göre 8, bazılarına göre de 17 kişiyi öldürüldü. Tutuklanan insan sayısının ise 120, kendisinden hiçbir şekilde haber alınamayanların sayısının da 20'ye ulaştığı ifade ediliyor.

Fransa'da yayınlanan Le Nouvel Observatuer adlı gazete, Çeçenistan'da yaşanan vahşeti gözler önüne seren bir dosya yayınlandı. Fransız gazeteci John Poptouezi ve fotoğrafçı Stanly Joerin'in hazırladığı haber, Rus askerlerinin Çeçen halkına uyguladığı savaşın sonuçlarını ve insan hakları ihlallerini bir bir ortaya koyuyor. İnsaf sahiplerini ve insan haklarına önem veren herkesi Rusya'nın Çeçenistan'da uyguladığı vahşeti unutmamaya çağıran gazete şu ifadeyi kullandı: "Hiç kimse Rusların Çeçenistan halkı üzerinde uyguladığı işkence ve vahşeti görmezden gelemez. Bu öyle bir işkence ki, ya vücuda yüksek dozda elektrik veriliyor ya da dayaktan öldürecek boyutlara varılıyor. Parmaklar ve vücudun diğer azaları bıçakla koparılıyor." 1994-1999 savaşları arasında 50 ila 100 bin civarında kişinin öldüğüne dikkat çeken gazete, Rus ordusunun kadın, çocuk ve bağımsızlık savaşçılarına yönelik uygulamalarını soykırım olarak niteledi. Gazete şu görüşlere yer verdi: "Çeçen savaşçıların bir tek hedefi var, o da bağımsızlık ve Rus askerlerinin ülkelerini terk etmelerini sağlamak. İşte bu yüzden Rus askerlerine karşı operasyonlar düzenliyorlar. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin onları teröristler olarak nitelese de Avrupa bu sıfatı onlar için kullanmıyor."

FİLİPİNLER: Filipinlerde askerler, bir gerilla kampına düzenledikleri baskında 11 Maocu gerillayı öldürdü. Filipinler'de polisin bir tarikat liderini yakalamaya çalıştığı sırada çıkan çatışmada 23 kişi öldü.

FİLİSTİN: Filistinli gerillalar, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yasadışı bir Yahudi yerleşimine saldırı düzenlediler. Saldırıda, Filistinlilerden biri yaşamını yitirirken, 2 İsrail askerinin öldüğü, 4'ünün de yaralandığı açıklandı. 11 Eylül saldırılarını gerçekleştiren hava korsanlarını "cesur" diye nitelediği için tepki alan CNN'in kurucusu Ted Turner, İsrail'i Filistinlilere "terör" uygulamakla suçladı. The Guardian'a konuşan Turner, intihar saldırılarını yorumlarken, Filistinlilerin dünyanın en güçlü ordularına karşı vücutlarından başka direnme araçlarının olmadığını savundu. Turner, İsrailliler dünyanın en güçlü askeri aygıtlarından birine sahip, Filistinlilerin hiçbir şeyi yok. Öyleyse terörist olan kim? Her iki taraf da birbirlerine karşı terörü kullanıyor" diye konuştu. Turner, zengin ve güçlü olanın terörü kullanmaması gerektiğini söylerken, 11 Eylül'e dair yorumunu "Talihsiz kelime seçimi" diye değerlendirdi.

Filistin lideri Yaser Arafat, İsrailli sivilleri hedef alan saldırıları kınadı ve bunlara son verilmesi çağrısında bulundu. Arafat şunları kaydetti: "Filistin Yönetimi'nin defalarca kınadığı bu saldırılara tamamen son verilmesi gerekiyor, aksi halde topraklarımız tamamen İsrail işgali altına girebilir. Filistinli ya da İsrailli hiç fark etmez, sivilleri hedef almak, Filistin Yönetimi, bizzat ben ve uluslararası toplum tarafından kınanan ve reddedilen bir eylemdir. İsrail hükümeti bu saldırıları, topraklarımıza saldırmak ve binlerce insanımızı öldürmek ve yaralamak için bir bahane olarak kullanıyor."

Kudüs'te bir intihar eyleminde 7 kişi öldü, 40 civarında İsrailli ise yaralandı.

İsrail askerleriyle silahlı Filistinliler arasındaki Cenin'de patlak veren çatışmada 12 yaşındaki Cemil Gavazi, 6 yaşındaki kardeşi Ahmed ve 6 yaşındaki kız çocuğu Sacide Fehmavi, 50 yaşındaki Hila Şita'nın öldüğü belirlendi.

Filistin Esir Kulübü'nün hazırladığı son raporlara göre İsrail zindanlarındaki Filistinli esirlerin sayısı 7500'e ulaştı. Bunların büyük çoğunluğunu son dönemdeki saldırılarda tutuklananlar oluşturuyor. Bunların büyük bir çoğunluğu ise son dönemde tutuklananların sığdırabilmesi için yeni inşa edilen özel tutuklama kamplarında "esir kamplarında" tutuluyorlar.

GÜNEY AFRİKA: Güney Afrika'daki bir cezaevindeki dört mahkum tarafından gizlice çekilen ve gardiyanları uyuşturucu ve silah satarken, genç mahkumları fuhşa zorlarken gösteren bir video, devlet televizyonunda yayınlandı.

HİNDİSTAN: Hindistan'ın işgali altındaki Camnu Keşmir'de meydana gelen şiddet olaylarında, aralarında, Ceyş-i Muhammed örgütünün üst düzey yetkilisi de bulunan 5 kişi öldürüldü.

Hindistan ve Pakistan'ın Keşmir sınırında açılan karşılıklı ateşte 8 kişi öldü. Sınırda iki taraftan yetkililerin yaptığı açıklamalara göre, Keşmir'in Pakistan denetimindeki kesiminde 6 kişi öldü, 11 kişi yaralandı. Hint yönetimi altındaki bölümünde ise 2 kişi öldü.

HOLLANDA: İki yıl önce İngiltere'ye kaçak girmeye çalışan 58 Çinlinin bir TIR'da havasızlıktan boğularak ölmeleriyle ilgili olarak Hollanda'da düzenlenen operasyonlarda ele geçirilen 7 kişilik şebekenin beyni Gürsel Özcan, Lahey Temyiz Mahkemesi tarafından 10,5 yıl cezaya çarptırıldı.

İNGİLTERE: İngiltere hükümeti, haberleşme kayıtlarının dinlenmesi yönünde aldığı kararı genişletmeyi planlıyor. İngiliz Polis Birliği'nin hazırladığı bir taslakta, internet ve telefon kayıtlarına ulaşmak için kullanılan tekniklerin gizli tutulmasını sağlayacak kararlar bulunduğu açıklandı. Böylece mahkemelerde kanıt sunan kişinin kimliği ve kanıtların içeriği, gizli tutulacak. İngiliz gazetesi The Guardian'ın ele geçirdiği "Taslak-Kamuoyuna Açıklanamaz" işaretli kılavuzda, yürütme organlarının, söz konusu bilgilerin mahkemelerde açıklanmasını önlemek için, PII adı verilen "kamu çıkarı dokunulmazlığı" statüsü almaya çalışacağı belirtiliyor. Kamuoyunun, haberleşme hakkında getirilen kısıtlamalara tepkisinin artması üzerine İçişleri Bakanı David Blunkett, hükümetin bu konuda "yanlış bir adım attığını" söyledi ve önerinin "daha fazla düşünmek üzere" sonbahar başlarına kadar rafa kaldırıldığını açıkladı.

İRAN: Anayasayı Koruyucular Konseyi, meclisten geçen işkenceyle ilgili yasayı geri çevirdi. Konsey, yasaya İslam ve Anayasaya ters düştüğü gerekçesiyle onay vermedi. Konseyin kararında İslam'ın mahkumlara fiziksel zarar verilmesini kabul etmediği, yasanın işkence örneklerini açıkça tanımlamada yetersiz kaldığı savunuldu. Meclisin 8 Mayıs'ta onayladığı yasa, mahkumların gözlerinin bağlanması, gece sorgulanması, uyanık kalmaya zorlanması, hakaret ve her tür fiziksel baskıyı yasaklıyordu. Mahkumların temel sağlık hizmetinden mahrum bırakılması, gürültülü bir yerde toplanması, yiyecek ve içecek verilmemesinin anayasaya aykırı olduğu belirtiliyordu. Ailelere baskı ile mahkumlar üzerinde psikolojik baskı kurulması da işkence sayılıyordu.

İRLANDA: Kuzey İrlanda'nın başkenti Belfast'ın doğusunda Katolik ve Protestan gruplar arasında çatışma çıktığı, olaylarda 10 polisin yaralandığı bildirildi.

İSRAİL: Kudüs'ün doğusunda yaşayan bir Filistinli, İsrail sınır muhafızlarının kendisini dövdüklerini ve bıçakla koluna Davud Yıldızı 'çizdiklerini' söyledi. Filistinli insan hakları örgütü LAW'ın açıklamasına göre, 4 İsrailli sınır muhafızı, sabah işine giden 19 yaşındaki Bekir Naci Allan'ı yakaladı ve dövmeye başladı. Law'a göre, Allan kendisini bir tepeye götüren İsrail polislerinin koluna bir bıçakla Davud Yıldızı 'çizdiklerini' anlattı.

İsrail'in Hayfa kentinde, patlayıcı yüklü bir aracın, içi yolcularla dolu bir otobüse yanaştırılarak havaya uçurulması sonucu 13'ü İsrail askeri 17 kişi öldü; çok sayıda kişi de yaralandı.

Filistinli milisler; Batı Şeria kentlerinden El Halil'deki bir işgalci Yahudi yerleşim birimine baskın düzenlediler, çıkan çatışmada 2 İsrailli ve bir Filistinli öldü. 4 Yahudi yerleşimci de yaralandı.

İsrail'in Tel Aviv kentindeki bir lokantaya düzenlenen intihar saldırısında Filistinli saldırgan ve bir genç kız öldü; 8 kişi yaralandı.

Amerika'dan sonra İsrail de Uluslararası Ceza Mahkemesini (UCM) kuran sözleşmeyi onaylamayacak. Adalet Bakanlığı sözcüsü Yakup Galanti 'UCM sözleşmesini onaylamak istemiyoruz. Çünkü siyasete alet edilme riski çok yüksek olan bu mahkeme (işgal) topraklarına İsraillileri yerleştirmemizi savaş suçu sayabilir' dedi. İsrail hükümeti UCM'yi kuran 1998 Roma Antlaşması'nı 31 Aralık 2002'de imzalamıştı.

Netzarim Yahudi yerleşkesinden açılan tank ateşi sonucu biri 8 yaşındaki çocuk olmak üzere 4 Filistinli hayatını kaybederken, 2 çocuk da yaralandı. Ayrıca El Halil kentinin bir köyünde arama yapan İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu 1'i ağır 3 Filistinli yaralandı.

BM'nın İnsan Hakları Komisyonu uzmanlarından Miloon Kothari, İsrail'in Filistin topraklarında Yahudi yerleşim birimi inşa etme ve Filistin evlerini yıkma politikasının savaş suçu olduğunu söyledi. Miloon Kothari, İsrail'in bölgede devam eden krizi, Filistin bölgelerini işgali güçlendirmek için kullandığını ifade etti. İsrail ve Filistin topraklarında bu yıl içinde temaslarda bulunan Kothari, düzenli ve kasti olarak evleri, özel mülkleri yıkmanın uluslar arası yasalarca savaş suçu olduğuna işaret etti. İsrail'in Cenevre'deki BM kuruluşlarındaki büyükelçisi Yakuv Levi ise Kothari'nin iddialarını reddederek, bunların tek yanlı suçlamalar olduğunu öne sürdü. İsrail, Batı Şeria'yı Filistin topraklarından ayıracak olan 360 kilometrelik duvarın inşasına başladı. 1967 sınırlarında çok fazla değişikliğe gidilmeden örülen duvar, İsrail sağcıları tarafından ileride kalıcı bir sınıra dönüşeceği fikriyle engellenmeye çalışıyordu.

İsrail kuvvetlerinin, Ebu Kebir civarında katledilen 21 Filistinlinin cesetlerini ailelerine vermediği öğrenildi. Cesetler üzerinde "keyfi otopsiler" gerçekleştirildiği ve parçalandıkları kaydediliyor. İsrail'de yayımlanan Ha'aretz gazetesinin haberine göre, adli makamlara bağlı bir enstitüde tutulan cesetlerin, gömülmesine ya da yakınlarına teslim edilmesine izin verilmiyor. Çoğu intihar eylemcileri veya askerler tarafından vurulan Filistinlilere ait olduğu belirtilen cesetlerin aylardır burada saklı tutulduğu kaydedildi. Ölümlerin nedenlerini belirleyip bu bilgileri polise ve savcılığa bildiren Ebu Kebir Enstitüsü'nün kullandığı yöntemler arasında, DNA analizleri de bulunuyor.

İsrail hükümeti, Filistin topraklarını yeniden işgal etme kararını almasının ardından İsrail ordusu Filistin topraklarına girdi. İsrail saldırısında 1200 Filistinli tutuklandı.

Filistinli canlı bomba, Audi marka kırmızı bir arabayla Kudüs'ün kuzeyindeki "Fransız Tepesi Mahallesi'ne" geldi, araçtan indikten sonra da koşarak kalabalık bir kavşakta bulunan otobüs durağı yakınında kendini havaya uçurdu. Bölgeyi savaş alanına çeviren eylemciyle birlikte 8 kişi ölürken, 35 kişi de yaralandı. Eylem sırasında saldırganı durdurmaya çalışan 2 polisin müdahalesinin ise başarısız kaldığı öğrenildi. Saldırıyı, Arafat'ın El Fetih Örgütüne bağlı El Aksa Şehitleri Tugayları üstlendi.

Cenin kenti yakınlarında bulunan Birkin köyünde yaşları 15 ila 50 arasındaki 400 kadar Filistinlinin gözaltına alındığı bildirildi.

130 İsrail tankı Ramallah'ı işgal etti, 70 tank Arafat'ın karargahını kuşattı. Arafat ve kurmayları rehin. İsrail helikopterleri iki taksiye 6 füze attı, 6 Filistinli öldü. Şeyh Ahmed Yasin göz hapsine alındı.

Batı Şeria'da Filistinlilere ait bütün bölgelerin denetimini ele geçiren İsrail askerleri Cenin'de 6 yaşındaki bir Filistinli çocuğu öldürdüler.

İsrail ordusu art arda iki patlama ile Filistin Yönetiminin El Halil'deki dev karargahını havaya uçurdu. Binada direnen 15 Filistinli militanın cesetleri bile bulunamadı. İsrailli yetkililer, "Bush, Filistin'in teröre destek verdiğini açıkladı. Bizde terörle mücadeleyi böyle yaparız" dediler.

İSPANYA: ETA'nın iki üyesi, iki yıl önce Sosyalist Parti liderlerinden Fernando Buesa ile Jorge Diez'in öldürüldüğü suikasttan suçlu bulunarak 100 yıldan fazla hapse mahkum edildi. Ancak yasalar uyarınca mahkumlar en fazla 30 yıl hapis yatacak. Mahkeme, Vitoria'daki olayda Buesa ve Diez'in ölümüne sebep olan patlayıcıları uzaktan kumanda ile patlatmakla suçlanan Asier Carrera'yı beşi terör, biri yolsuzluk olmak üzere altı ayrı suçtan 100 yıl dokuz ay hapse mahkum etti. Diğer ETA üyesi Luis Marinelarena'nın olay yerinde olmasa da, aynı cezayı almasını, 'iki örgüt üyesinin suikast konusunda bir yılı aşkın süredir bir ortak arzu beslemesi' gerekçesine dayandırdı.

İTALYA: 11 Eylül saldırılarının ardından İtalya'da bugüne kadar İslami terör gruplarına destek verdiği şüphesiyle 547 kişinin soruşturulduğu bildirildi. İtalya'nın Adriyatik kıyılarında insan kaçakçılarının tekneden denize attığı kaçaklardan birinin öldüğü, 3 kişinin de kaybolduğu bildirildi. İtalyan ajanslarının haberine göre, Lecce açıklarında Kürt asıllı olduğu belirtilen 39 kaçak ile kendilerini İtalya'ya getiren insan kaçakçıları arasında teknede kavga çıktı ve kaçakçılar kaçakları denize attılar.

KARADAĞ: Karadağ meclisi, idam cezasını kaldırdı. Meclis, idamı kaldıran ve "bilgisayar suçu" ile "evlilikte cinsel taciz" kavramlarını içeren yeni ceza yasasını kabul etti. Yeni yasada idamın yerine 40 yıl hapis cezası getirildi. Federal Yugoslav parlamentosuyla Sırbistan meclisi, idamı daha önce kaldırmıştı.

KANADA: Kanada Başkanı Jean Chetien'i eleştiren ve görevinden istifa etmesi çağrısında bulunan bir makalesi Ottawa Citizen gazetesinde yayımlanan ödüllü gazeteci Rusell Mills görevden alındı.

KEŞMİR: Keşmir'deki Kontrol Hattı'nda karşılıklı açılan top ateşinde bir Hintli öldü, dört Hintli ağır yaralandı. Cammu Keşmir'de, bağımsızlık yanlısı milislerin bir köye düzenledikleri saldırıda, 5 sivilin öldüğü bildirildi. Keşmir bölgesinde, 1 Hintli siyasi parti yetkilisinin silahlı saldırıya uğradığı ve 10 Müslüman'ın Hintli askerlerce öldürüldüğü bildirildi.

Hindistan'ın Cammu Keşmir eyaletinde bir polis devriyesine el bombası atıldı, bir sivil öldü, 7 kişi yaralandı. Polis, Şopian yakınındaki bir polis devriyesine el bombası atıldığını ve yaralananlardan ikisinin polis olduğunu bildirdi. Saldırının sorumluluğunu üstlenen olmadı.

Hindistan'ın Cammu Keşmir eyaletinde meydana gelen saldırılarda 19 kişi öldü, 26 kişi de yaralandı.

NEPAL: Nepal'da kraliyet güçleriyle Maocu gerillalar arasında süren çatışmalarda 60 gerilla öldürüldü.

PAKİSTAN: Karaçi kentindeki ABD Konsolosluğu önünde meydana gelen patlamada 4'ü güvenlik görevlisi 11 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı.

Uluslararası Af Örgütü'nün İslambad'da yayınladığı raporda, Pakistan'ın "terörle mücadele" çerçevesinde keyfi olarak yüzlerce kişiyi gözaltına alarak insan hakları ihlallerinde bulunduğu belirtildi. Raporda, "Pakistan'ın tutuklulara, kendi kanunlarına ve uluslararası kanunlara uygun olarak davranmadığı" kaydedilerek, "Pakistan, bu tutumuyla insan haklarını çöpe atmıştır. 11 Eylül'deki terörist saldırılardan sonra insan haklarını güvenliğe kurban eden ülkelerden biridir" yorumunda bulundu.

Pakistan'ın Afganistan sınırında saldırıya uğrayan Pakistanlı 10 askerin öldüğü bildirildi.

RUSYA: Moskova Times sitesinde yayımlanan haberde, Rus generallerin Rus ordusunda askerlik yapan Müslüman askerlerin dini şiarlarını alaya aldıklarını ve askerleri domuz eti yemeye, namazlarına engel olma ve Ortodoks kiliselerine gitmeye zorladıkları kaydedildi.

Kafkasya kökenlilerin sık sık saldırıya uğradığı Rusya'nın başkenti Moskova'da bir Azeri vatandaşı dövülerek öldürüldü. Sahibi olduğu dükkanda saldırıya uğrayan 61 yaşındaki Fuad Mamedov adlı Azeri başına çekiçle defalarca vurulması sonucu öldürüldü.

Uğradığı silahlı saldırıdan 2 yıl önce ağır yaralı olarak kurtulan Moskova Belediye Başkanı Yardımcısı Josef Orjonikidze yeniden saldırıya uğradı. Orjonikidze'nin seyir halindeki aracına, kentin batı kesiminde ateş açıldı.

Rusya'nın Krasnodar bölgesinde yaşayan ve Rus yetkililerin çalışma, mülk satın alma ve öğrenim haklarını ellerinden aldığı Meshet Türklerinden 200'ü açlık grevine başladı. Meshet Türkleri, Krasnodar yetkililerinin tutumunu protesto etmek için bu eyleme başvurdu.

SUDAN: Sudan'dan iş aramak için Libya'ya gitmeye çalışırken çölde yollarını kaybeden 45 kişi öldü.

TAYLAND: Kimliği belirsiz silahlı kişilerin Birmanya sınırında bir okul otobüsüne ateş açmaları sonucu 6 öğrenci öldü, 11'i ağır 15 kişi yaralandı.

YUNANİSTAN: Yunanistan'ın başkenti Atina yakınlarındaki Sunyo bölgesinde, ülkeye yasadışı yollardan girdikleri belirlenen 43 kişi yakalandı. Yunan Deniz Ticaret Bakanlığı, kaçakların Sunyo yakınlarında tespit edilen tekneyle bölgeden getirildiklerini açıkladı.

Yunanistan, Türkiye üzerinden Avrupa'ya geçen kaçakların büyük bölümünün kullandığı Meriç Nehri'ne engeller yerleştirmeye karar verdi. Meriç (Evros) Valisi Yorgos Dolisi, yasadışı göç konusuyla ilgili bir dizi önlem alınmasının kararlaştırıldığını açıkladı. Önlemler arasında, Türkiye'den Yunanistan'a kaçakların geçişini önlemek için Meriç Nehri'nde "geçiş noktaları" olarak bilinen bazı yerlere fiziki engeller konulmasının da olduğunu belirten Dolios, "Kaçakları dinamik şekilde geri çevirmek için bakanlardan emir geldi. Bu görevi sınır polisleriyle bölgedeki askeri birlikler üstlenecek" dedi.

____________________

(*) MAZLUMDER İnsan Hakları İhlallerini İzleme Komisyonu'nca hazırlanmıştır.